DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2022/1925 E. , 2022/2682 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2022/1925
Karar No : 2022/2682
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Kurulu
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 14/02/2022 tarih ve E:2017/2136, K:2022/447 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Kurulun … tarih ve … sayılı kararının iptali ve bu kararlar nedeniyle yoksun kalınan parasal hakların yasal faiziyle birlikte ödenmesine, özlük haklarının iadesine karar verilmesi istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 14/02/2022 tarih ve E:2017/2136, K:2022/447 sayılı kararıyla;
Davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde görülmeyerek işin esasına geçilmiş,
“Maddi Olay ve Hukuki Süreç” ile “İlgili Mevzuat”a yer verilmiş; “Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç”, “FETÖ’ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler”, “Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü”, “Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği” başlıkları altında genel; “Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi” başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,
Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
Davacının, ceza yargılaması sonucunda Yargıtay … Ceza Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, bu kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Ceza Genel Kurulunun … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile mahkumiyet kararının onanarak kesinleştiği,
Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, davacının örgütün içinde yer aldığına, örgüt toplantılarına katıldığına, örgüte himmet verdiğine, örgüt kontenjanından Yargıtay üyesi olarak seçildiğine ve diğer hususlara yönelik ifadelerin değerlendirilmesi sonucunda FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varıldığı,
Diğer hususlardan unvanlı görev yönünden, davacının FETÖ/PDY terör örgütünün yargıda etkin olduğu dönemde yargıda önemli bir makam olan Yargıtay üyeliğine (örgüt kontenjanından) seçilmesinin, diğer tespitlerle birlikte değerlendirilmesinden davacının anılan örgütle iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu,
Davacının kızı ile FETÖ/PDY terör örgütünün eğitim biriminin ilgilenmesi hususunun, anılan örgütle iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu sonucuna varıldığı belirtilerek,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararlarla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediği,
Dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediğinden, davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi ve özlük haklarının iadesi isteminin de reddi gerektiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, hâkimler ve savcılar hakkında meslekten çıkarma cezası verilebilecek eylemler 2802 sayılı Kanun’un 69. maddesinde, görevin sona erdirilmesini gerektiren hâller ise 53. maddesinde düzenlenmiş iken, 23/07/2016 tarihinde yürürlüğe konulan 667 sayılı KHK’nın 3/1. maddesinin geçmişe yürütülmesi suretiyle işlem tesis edilmesinin, Anayasa’nın 38. maddesi ile AİHS’nin 7. maddesine aykırı olduğu; yapılan uygulama ile adil yargılanma/savunma hakkının ihlal edildiği, bu haliyle temyize konu kararın, savunma hakkı tanınmadıkça disiplin cezası verilmeyeceğine dair Anayasa’nın 129. maddesinin 2. fıkrası ile 2802 sayılı Kanun’un 71. maddesi hükmüne ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesine aykırı olduğu; bu işlemle Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesinde belirtilen bağımsız mahkeme ilkesinin, masumiyet karinesinin, 8. maddesindeki özel hayata saygı hakkının ihlal edildiği; dava konusu kararın verildiği tarih itibarıyla FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat veya iltisakının bulunduğunu gösteren hiçbir iz, emare ya da delilin bulunmadığı, kanunlara aykırı olarak soruşturmalar açılıp tutuklamalar gerçekleştirildikten ve meslekten çıkarma kararları verildikten sonra çeşitli korkutma ya da menfaat vaadiyle iradeleri fesada uğratılan kimi yargı mensuplarının etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanıp daha az ceza almak ya da mesleğe geri dönmek umuduyla verdikleri ifadeler ile yasa dışı elde edildiği anlaşılan bazı ByLock programı kullanıcılarının yaptıkları iddia edilen yazışma içeriklerinin dava konusu işlemi meşru ve hukuka uygun hâle getirmeyeceği; dava konusu işlemler ile disiplin hukukunda da geçerli olan suç ve cezalarda kanunilik ilkesi, suç ve cezaların geçmişe yürütülemeyeceği, isnat edilen suçun işlendiği sırada uygulanabilir olan cezadan daha ağır bir ceza verilemeyeceği yolundaki kurallar ile masumiyet karinesinin ihlal edildiği; silahlı terör örgütü üyeliği suçlamasını kabul etmemekle birlikte gözaltına alınıp tutuklandığı tarihten önce ortada FETÖ/PDY isimli silahlı terör örgütü olduğuna dair kesinleşmiş ve ilan edilmiş bir yargı kararı bulunmadığı dönem için söz konusu silahlı terör örgütü ya da Devletin güvenliğine karşı faaliyette bulunan, dolayısıyla da milli güvenliğe tehdit oluşturan yapıya üyelik, mensubiyet, iltisak veya irtibattan söz edilemeyeceği; soruşturma ve kovuşturma dosyası ile idari dava dosyasında, örgüt üyesi olduğuna veya örgüt ile irtibat veya iltisak içinde bulunduğuna dair objektif bir gözlemciyi ikna edebilecek bir delil bulunmadığı; aynı suçlamaya dayalı olarak iki ayrı cezaya çarptırılması nedeniyle “non bis in idem ilkesi”nin de ihlal edildiği; 667 sayılı KHK’nın 3. maddesinin 1. fıkrasının, Anayasa’ya aykırı olup, iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’UN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, davacının Anayasa’ya aykırılık iddiası ciddi görülmeyerek gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan;
“a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması” sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1.Davacının temyiz isteminin reddine,
2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 14/02/2022 tarih ve E:2017/2136, K:2022/447 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Kesin olarak, 03/10/2022 tarihinde oybirliği ile karar verildi.