DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2021/2659 E. , 2022/2678 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2021/2659
Karar No : 2022/2678
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Kurulu
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU: Danıştay Beşinci Dairesinin 15/03/2021 tarih ve E:2018/5238, K:2021/654 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Kurulun … tarih ve … sayılı kararının iptali, bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesi ile parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve 667 sayılı KHK’nın 3. maddesinin Anayasa’ya aykırı olduğundan bahisle iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulmasına karar verilmesi istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 15/03/2021 tarih ve E:2018/5238, K:2021/654 sayılı kararıyla;
Davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde, davacının Anayasa’ya aykırılık iddiası ise ciddi görülmeyerek işin esasına geçilmiş,
“Maddi Olay ve Hukuki Süreç” ile “İlgili Mevzuat”a yer verilmiş; “Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç”, “FETÖ’ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler”, “Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü”, “Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği” başlıkları altında genel; “Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi” başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,
Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
Davacının, ceza yargılaması sonucunda Yargıtay … Ceza Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, Dairelerinin karar verdiği tarih itibarıyla UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu anılan mahkumiyet kararının kesinleşmediğinin görüldüğü,
ByLock delili yönünden, davacı hakkında düzenlenen, “ByLock Tepit Tutanağı”nın incelenmesinden; davacı tarafından … GSM numarasından, … … IMEI numaralı cihazla ByLock uygulamasının yüklendiği, “ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanakları”nın incelenmesinden de; davacının … ve … ID numaralarıyla bir kullanıcı adı ve şifre almak suretiyle bu ağa dâhil olduğunun anlaşıldığı,
Davacının adının geçtiği ByLock yazışma içeriklerinin de davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatını ortaya koyan bir unsur olarak değerlendirildiği,
Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden,davacının hakim adaylığı döneminden itibaren FETÖ/PDY terör örgütü yapılanması içinde yer aldığına, 2004-2006 yıllarında Ankara’da örgüte mensup hakim-savcı stajyerlerinden sorumlu olduğuna ve onlara örgütün tedbir adı altındaki gizlenme metodları ve mesleki konularla ilgili bilgilendirmelerde bulunduğuna, örgüt içerisinde dönem abiliği yaptığına, Danıştay üyeliğine örgüt kontenjanından seçildiğine, örgüt toplantılarına katıldığına, bu toplantılarda örgüt adına siyasi konuşmalar yaptığına, YARSAV derneğinin örgüt adına ele geçirilmesinde ve 2014 yılı HSK seçimlerinde örgütün seçim stratejisini YARSAV üzerinden gerçekleştirmeye çalıştığına, 2013 sonrası dönemde örgütün sol-sosyal demokrat görünen mensupları için oluşturulan “Sivaslılar” adıyla bilinen birimin sorumlusu olduğuna, ByLock kullandığına ve diğer hususlara yönelik ifadelerin değerlendirilmesi sonucunda, davacının FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varıldığı,
YARSAV üyeliği yönünden, üyeliğinin ve görevinin FETÖ ile iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğunun değerlendirildiği,
Diğer hususlardan unvanlı görev yönünden, davacının, FETÖ/PDY terör örgütünün Hakimler ve Savcılar Kurulunda etkin olduğu dönemde yargı içerisinde önemli ve etkin bir görev olan Danıştay üyesi olarak seçilmesinin, diğer tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde anılan örgütle iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu sonucuna varıldığı,
Örgüt içi motivasyonu arttırmak amacıyla, 2012 yılında son derece hassas gizlilik kuralları uygulanarak gerçekleştirilen örgüt liderinin bir dönem kaldığı Çamlıca FEM Dersanesi ziyaretine davacının da, ifadesine yer verilen tanık V.B. ile katılmış olması hususunun, davacının anılan örgütle iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olarak değerlendirildiği,
Davacının, FETÖ/PDY terör örgütünün yargıda etkin olduğu dönemde 2006-2007 yılları arasında Yeditepe Üniversitesine yabancı dil eğitimine gönderildiğine ilişkin tespitin, davacı hakkındaki diğer tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde anılan örgütle iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu,
FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütünün sivil imamı olmaktan hakkında soruşturma yürütülen … ile 11/08/2014 tarihinde yurt dışı çıkış kaydının bulunmasının, davacı hakkında diğer tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu,
Davacı hakkında diğer tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde, davacıya ait bilgisayar belleğinde ele geçen bir kısım dijital materyallerden elde edilen verilerin, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu sonucuna varıldığı belirtilerek,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararlarla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediği,
Dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediğinden, davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesi ile parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi isteminin de reddi gerektiği gerekçesiyle,
davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte, suçlamaya esas somut nitelikte bilgi-belge olmaması nedeniyle işlemin savunma alınmaksızın tesis edildiği, işlemin tesisinden sonra hukuka aykırı deliller üretildiği; mesleğe dönme vaadi, ceza tehdidi ile iradeleri fesada uğramış kişilerin iftira niteliğindeki beyanlarının esas alındığı; işlemin savunma alınmaksızın tesis edildiği ve yeniden inceleme müessesinin bu eksikliği ortadan kaldırdığından söz edilemeyeceği; silahların eşitliği ve bu kapsamda adil yargılanma hakkının ihlal edildiği; ByLock verileri ve tanık beyanlarının hukuka aykırı yollarla elde edilmiş olmaları nedeniyle hukuki delil niteliklerinin bulunmadığı; suç ve cezaların kanuniliği ile geri yürümezlik ilkerinin ihlal edildiği; Danıştay üyesi seçilmek, dil kursuna gitmek, dernek üyeliği gibi hukuka uygun hak kullanımlarına dair etkinliklerin örgütsel amaçla gerçekleştirildiğinin kabul edilemeyeceği; henüz kesinleşmemiş bir mahkumiyet hükmünün esas alınmasının masumiyet karinesinin ihlali niteliğinde olduğu; internet trafiği bilgileri, HTS kayıtları, bilgisayar belleğindeki bilgilerin yasak deliller olduğu, bunların dosyaya konulması ile özel hayata saygı hakkının ihlal edildiği; bir kişi aynı suçlamaya dayalı olarak iki ayrı cezaya mahkum edilmeyeceğinden non bis in idem ilkesinin ihlal edildiği; dava konusu işlemle Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesinde belirtilen bağımsız mahkeme ilkesinin, masumiyet karinesinin, 8. maddesindeki özel hayata saygı hakkının; öte yandan mülkiyet hakkının ihlal edildiği; 667 sayılı KHK’nın 3. maddesinin 1. fıkrasının Anayasa’ya aykırı olduğu ve iptali istemiyle Anayasa Mahkemesine başvurulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’UN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, davacının Anayasa’ya aykırılık iddiası ciddi görülmeyerek, gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan;
“a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması” sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Öte yandan, UYAP kayıtlarının incelenmesinden, davacının, ceza yargılaması sonucunda silahlı terör örgütüne üyelik suçundan hapis cezası ile cezalandırılmasına yönelik Yargıtay … Ceza Dairesinin … tarih ve E:… K:… sayılı kararının, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla onanarak kesinleştiği anlaşılmaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1.Davacının temyiz isteminin reddine,
2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 15/03/2021 tarih ve E:2018/5238, K:2021/654 sayılı kararının ONANMASINA,
3.Adli yardım kararından dolayı ertelenmiş olan temyiz aşamasına ilişkin yargılama giderlerinin, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 339. maddesinin 1. fıkrası uyarınca davacıdan tahsili için Dairesince müzekkere yazılmasına,
4.Kesin olarak, 03/10/2022 tarihinde oybirliği ile karar verildi.