DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2022/1223 E. , 2022/2703 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2022/1223
Karar No : 2022/2703
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Kurulu
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU :Danıştay Onüçüncü Dairesinin 27/12/2021 tarih ve E:2015/3553, K:2021/5351 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 12/11/2014 tarih ve 29173 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan II-27.2 sayılı Ortaklıktan Çıkarma ve Satma Hakları Tebliği’nin iptali ile ortaklıktan çıkarma hakkı kapsamında davacıdan alınan … A.Ş. paylarının iadesine karar verilmesi istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Onüçüncü Dairesinin 27/12/2021 tarih ve E:2015/3553, K:2021/5351 sayılı kararıyla;
Davalı idarenin usule ilişkin iddiaları yerinde görülmemiş,
Öte yandan, 31/12/2020 tarih ve 31351 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren II-27.3 sayılı Ortaklıktan Çıkarma ve Satma Hakları Tebliği’nin 10. maddesi ile dava konusu Tebliğ yürürlükten kaldırılmış ise de, davacı tarafından hukuka aykırı olduğu ileri sürülen hususlara ve kurallara yürürlükteki II-27.3 sayılı Tebliğ’de de yer verildiği anlaşıldığından uyuşmazlığın esasının incelenmesi gerektiği sonucuna varılmış,
6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nun “Ortaklıktan çıkarma hakkı ve satma hakkı” başlıklı 27. maddesi ile 12/11/2014 tarih ve 29173 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan II-27.2 sayılı Ortaklıktan Çıkarma ve Satma Hakları Tebliği’nin 1. ve 2. maddelerine yer verilerek,
Davacı tarafından, 6362 sayılı Kanun’un 27. maddesinin Anayasa’ya aykırı olduğunun ileri sürüldüğü,
6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nun 27. maddesinin gerekçesinde, “Madde ile AB mevzuatına uyum sağlanabilmesi ve pay sahiplerinin haklarının korunması amacıyla ilk kez “ortaklıktan çıkarma hakkı” ve “satma hakkı” kavramları düzenlenmiştir. Pek çok ülkede pay alım teklifinin uzantısı şeklinde düzenlenen “ortaklıktan çıkarma hakkı” ile pay alım teklifi sonrası belirli bir pay oranına ulaşan kişi ya da grubun, şirketin yapısını değiştirme, halka açıklık statüsünden çıkma gibi niyetlerini küçük yatırımcının haklarını da koruyacak şekilde hayata geçirmesi amaçlanırken; devamında düzenlenen “satma hakkı” ile teklif sonrasında azınlık haline gelen pay sahiplerine, ortaklıkta kalma tercihlerini bir kez daha gözden geçirme imkânı verilerek azınlık pay sahiplerinin korunması amaçlanmıştır. Diğer yandan, benzer bir düzenleme 6102 sayılı Kanun’un 208’inci maddesinde yer almakta olup, halka açık ortaklıklara ilişkin özel düzenlemelerin yapılması ihtiyacı üzerine istisna hükmü konmuştur.” açıklamalarına yer verildiği,
Anılan Kanun hükmünün incelenmesinden; halka açık ortaklıklarda sahip olunan payların ortaklığın oy haklarının Kurulca belirlenen orana veya daha fazlasına ulaşması durumunda belirli bir pay oranına ulaşan kişi ya da gruba azınlıkta kalan pay sahiplerini ortaklıktan çıkarma hakkı tanınmasının, hâkim ortağın şirketin yapısını değiştirme, ortaklığı halka açıklık statüsünden çıkarma gibi niyetlerini küçük yatırımcının haklarını da koruyacak şekilde hayata geçirmesini sağlama, aynı şartlar oluştuğunda azınlıkta kalan pay sahipleri açısından satma hakkı öngörülmesinin ise azınlık hâline gelen pay sahiplerine, ortaklıkta kalma tercihlerini bir kez daha gözden geçirme imkânı verilmek suretiyle yatırımcıların hak ve menfaatlerinin korunmasını sağlama yönünde meşru bir amaca sahip olduğu; öngörülen kuralın ulaşılmak istenen amaç yönünden elverişsiz ve gereksiz olmadığı; söz konusu kural ile halka açık anonim ortaklığın, ortaklıktaki sermaye ve oy haklarının çoğunluğunu elinde bulunduran pay sahiplerinin ve azınlık pay sahiplerinin sahip olduğu çıkar ve menfaatlerin dengelendiği, itiraza konu maddenin birinci fıkrasında ortaklıktan çıkarma hakkının Kurulca belirlenen süre içinde kullanılabileceği belirtilerek satım bedelinin Kanun’un 24. maddesi çerçevesinde belirleneceğinin kurala bağlandığı, atıfta bulunulan maddede ise adil bir bedel üzerinden satın alma yükümlülüğü öngörüldüğü, itiraza konu 27. maddenin ikinci fıkrasında satma hakkının yine Kurulca belirlenen süre içinde ve adil bir bedel karşılığında kullanılacağının kurala bağlandığı, dolayısıyla azınlıkta kalan ortakların satmayı talep ettikleri veya satmak zorunda kaldıkları payların karşılığı olan adil bir bedeli almalarını öngören kuralın yatırımcıların mülkiyet haklarının korunması bakımından orantısız olduğundan da bahsedilemeyeceği; sermaye piyasasının hareketli yapısı ve yeni gelişmelere açık olması, kanun hükümlerinin ise esas itibarıyla durağan ve genel mahiyette olması sebepleriyle maddenin uygulanmasına ilişkin usûl ve esasların belirlenmesinin Kurulca tesis edilecek düzenleyici işlemlere bırakıldığının anlaşıldığı,
Bu itibarla, davacının Anayasa’ya aykırılık iddiasının ciddi görülmediği,
Sözlük anlamı ile “düzenli hâle koymak, düzen vermek, tanzim ve tertip etmek” olarak tanımlanan “düzenleme”nin, kamu hukukunda kural koyma ile eş anlamlı olduğu; “kural”ın ise; sürekli, soyut, nesnel, genel (kişilik dışı) durumları belirleyen ve gösteren bir içeriğe sahip olduğu; yasama organının yasama tasarrufları dışında, idare, Anayasa ve kanunlardan aldığı yetki ile, kural koyma (düzenleme yapma) yetkisine sahip olduğu, “Kural işlemler”in (ya da diğer adıyla “genel düzenleyici işlemler”), üst hukuk kurallarına uygun olarak hukuk düzenine yeni kural getiren ya da mevcut bir kuralı değiştiren veya kaldıran tek yanlı idarî işlemler olduğu; düzenleme yetkisini kullanarak yönetmelik, tebliğ, genelge gibi genel düzenleyici işlemleri yapan idarenin bir işleminin düzenleyici nitelik taşıdığının kabul edilebilmesi için, söz konusu işlemin sürekli, soyut, nesnel, genel durumları belirleyen ve gösteren hükümler içermesi, başka bir anlatımla, belirtilen nitelikte kurallar konulmuş olmasının zorunlu olduğu, bu genel düzenlemelerin üst hukuk kurallarına aykırı hükümler içermemesi gerektiği,
Düzenleyici ve denetleyici kurumların, ilgili bulundukları piyasada düzenleme ve denetleme görevi üstlenmekte olduğu, bu kurumların temel işlevinin, toplumsal ve ekonomik hayatın temel hak ve özgürlükler ile yakından ilişkili alanlarındaki kamusal ve özel kesim etkinliklerini, birtakım kurallar koyarak düzenlemek, konulan kurallara uyulup uyulmadığını izlemek ve denetlemek olduğu; sermaye piyasası ile ilgili olarak kanuna aykırı olmayan düzenlemeler yapma yetkisine sahip olan davalı Kurulun, ilgili bulunduğu piyasada, 6362 sayılı Kanun’la kendisine tanınan yetkiyi dava konusu Tebliği çıkarmak suretiyle kullandığı,
İdarenin düzenleme yapma yetkisine sahip olduğu alanları düzenleyici işlemler ile objektif bir şekilde düzenlemesi gerektiği; idarenin, işlem tesis ederken kendisine Anayasa ve kanunlarla çizilen çerçeve içinde takdir yetkisini kullanması ve bu yetkisini kullanırken kamu hizmetinin gereklerini ve kamu yararını göz önünde bulundurması gerektiği; bu itibarla, kamu hizmetinin etkin ve düzenli bir şekilde yürütülmesi açısından, davalı idare tarafından düzenleme yapılırken 6362 sayılı Kanun’un 1. maddesinde öngörülen sermaye piyasasının güvenilir, şeffaf, etkin, istikrarlı, âdil ve rekabetçi bir ortamda işleyişinin ve gelişmesinin sağlanması, yatırımcıların hak ve menfaatlerinin korunması için sermaye piyasasının düzenlenmesi ve denetlenmesine yönelik kurallara yer verilmesi gerektiği,
6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nun 27. maddesine dayanılarak ve ortaklıklarda hâkim ortağın diğer ortakları ortaklıktan çıkarma hakkı ile diğer ortakların paylarını hâkim ortağa satma hakkının uygulanmasına ilişkin usul ve esasları düzenlemek amacıyla hazırlanan dava konusu Tebliğ’in 4. maddesi ile, pay alım teklifi sonucunda veya birlikte hareket etmek de dahil olmak üzere herhangi bir şekilde sahip olunan paylara ilişkin oy haklarının, ortaklığın oy haklarının %98’ine ulaşması veya bu konumda iken ek pay alınması durumunda, hâkim ortak açısından sahip oldukları payların imtiyazlı olup olmadığı dikkate alınmaksızın diğer pay sahiplerinin tamamını ortaklıktan çıkarma hakkı, diğer ortaklar açısından da paylarını hâkim ortağa satma hakkı doğacağının öngörüldüğü; 5. maddesinde hakların kullanımına ilişkin usûlün düzenlendiği; 6. maddesinde ise, ortaklıktan çıkarma ve satma hakkında kullanım bedelinin nasıl hesaplanacağı ve ödeneceğine ilişkin düzenlemelere yer verildiği, ortaklıktan çıkarma hakkının kullanılmasında satım bedeli olarak payları borsada işlem gören ortaklıkların borsada işlem gören pay gruplarının her biri için, hâkim ortak konumunun kazanıldığının veya hâkim ortak konumunda bulunup ek pay alındığının kamuya açıklandığı tarihten önceki otuz gün içinde borsada oluşan ağırlıklı ortalama fiyatların aritmetik ortalamasının dikkate alınacağının belirtildiği; böylelikle, Kanun’da belirlenmesi Kurula bırakılan oran tespit edilip ortaklıktan çıkarma hakkı ve satma hakkının kullanılmasına ilişkin süreç ve bu hakların kullanıma ilişkin bedellerin âdil bir şekilde hesaplanmasına yönelik usûl ayrıntılarıyla düzenlenmek suretiyle, gerek halka açık ortaklığın gerek yatırımcıların menfaatlerinin korunması ve sermaye piyasasının güvenilir, şeffaf, etkin, istikrarlı, âdil ve rekabetçi bir ortamda işleyişinin ve gelişmesinin sağlanmasına yönelik kurallara yer verildiğinden, Kanun’un 27. maddesinin uygulanmasına ilişkin usûl ve esasların belirlenmesi için, Kanun ile idareye verilen görev ve yetki çerçevesinde ve Kanun’un amacına uygun olarak hazırlanan dava konusu Tebliğ’de hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşıldığı,
Bu itibarla, davacının elinde bulunan … A.Ş. paylarının hukuka uygun bulunan Tebliğ düzenlemeleri çerçevesinde ortaklıktan çıkarma hakkının kullanılması sebebiyle 4,50-TL üzerinden satın alınmasında da hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, herhangi bir zarara uğramayacağı ve hisselerin arzının davalı idarenin denetimi altında olduğu düşüncesiyle her bir payı 7,50-TL üzerinden hisse satın alındığı, … A.Ş.’nin borsada işlem gören hisselerini 4,50-TL fiyat üzerinden borsadan geri topladığı, sahip olduğu hisselerin geri alınmasına ilişkin olarak kendisinin rızası olmadığı, izah edilen hususla ilgili davalı kuruma yapılan müracaat sonucunda anılan işlemin dayanağının 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nun 27. maddesine dayanılarak çıkarılan II-27.2 sayılı Tebliğ olduğunun belirtildiği; anılan Kanun hükmünün ve Tebliğ maddelerinin, Anayasa’da düzenlenen hukuk devleti, eşitlik ilkesi ve mülkiyet hakkını sınırladığı; kişinin mülkiyet hakkının, mülkiyet miktarının değerine bakılmaksızın korunması gerektiği; 6362 sayılı Kanun’un 27. maddesinin 3. fıkrasının halka açık şirketlere uygulanamayacağı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Onüçüncü Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan;
“a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması” sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Onüçüncü Dairesinin temyize konu 27/12/2021 tarih ve E:2015/3553, K:2021/5351 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Kesin olarak, 03/10/2022 tarihinde oybirliği ile karar verildi.