Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2019/21517 E. , 2022/8157 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2019/21517
Karar No : 2022/8157
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALILAR) : 1- … Büyükşehir Belediye Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …
2- … Belediye Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: İstanbul ili, Başakşehir ilçesi, …Mahallesi, … pafta, … sayılı parselin kamulaştırılmasına ilişkin … tarihli, … sayılı Başakşehir Belediye Encümeni kararı ile dayanağı 1/1000 ölçekli uygulama ve 1/5000 ölçekli nazım imar planının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; dosyanın incelenmesinden dava konusu taşınmazın … tarih ve … sayılı İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi kararı ile kabul edilen 15/11/1995 tasdik tarihli 1/5000 ölçekli İstanbul Metropoliten Alan Alt Bölge Nazım Planı kapsamında “olimpiyat alanları” olarak planlandığı, bu tarihten sonra bütün üst ve alt ölçekli planlarda bahse konu parsellerin bulunduğu bölgenin “olimpiyat alanları” olarak kurgulandığı, dava konusu parsele “olimpiyat parkı alanı” kullanım kararının getirilmesinin, plan kararı olarak İstanbul Metropoliten Alanı bütününde ve ülkesel anlamda önemli bir kentsel hizmet sunacağının açık olduğu, Türkiye uluslararası olimpiyat organizasyonunun yapılabilmesi için söz konusu alanda yeterli kapasitede spor tesislerinin oluşturulmasının ve bu anlamda “olimpiyat park alanının” alansal büyüklüğünün sağlanmasının gerektiği, 08/02/2017 tarih ve 99 sayılı protokolde de “Türkiye’ye uluslararası olimpiyat oyunlarına ev sahipliği yapma hakkı verilmesi halinde olimpiyatlara hazırlık için yapılması gerekli tesislerin kamuya daha yararlı şekilde yapılabilmesinin temini için acilen çözüme kavuşturulması gerektiği” nin belirtildiği, dava konusu planlar bütüncül olarak değerlendirildiğinde 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planının üst ölçekli çevre düzeni planı doğrultusunda ve kamu yararı gözetilerek hazırlandığı, ölçeği itibari ile de planlama esasları ve tekniklerine uygun olduğu, kaldı ki davacının talebinin kabulü halinde plan bütünlüğünün de bozulacağı anlaşıldığından dava konusu 1/1000 ölçekli uygulama ve 1/5000 ölçekli nazım imar planı ile bu planlara istinaden taşınmazın kamulaştırılmasına ilişkin alınan belediye encümeni kararında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle, dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve istinaf dilekçelerinde ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Kamulaştırma Kanunu’nun ilgili hükümleri uyarınca idarelerce yeterli ödenek temin edilmeden kamulaştırma işlemlerine başlayamayacağı açık olduğu halde dava konusu taşınmaza yönelik olarak açılan kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil davasının kamulaştırma bedelinin yatırılmaması nedeniyle ret ile sonuçlandığı, bu bakımdan kamulaştırma kararının iptaline karar verilmesi gerektiği, … Belediyesinin dava konusu alanda kamulaştırma yapma yetkisinin bulunmadığı, dava konusu parselle aynı konumda bulunan birçok parselin çevre düzeni planında ulusal ve uluslararası spor alanı lejantında kalmasına rağmen imara açılarak toplu konut projelerinin inşa edildiği, İstanbul Olimpiyat Oyunları Hazırlık ve Düzenleme Kurulunun, İstanbul Büyükşehir Belediyesine, Küçükçekmece Belediyesine ve Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğüne yazılar yazarak bölgedeki kamulaştırılmasına karar verilen taşınmazların “olimpik park alanı”ndan çıkartılmasını istediği, bu bakımdan dava konusu imar planlarında kamu yararının bulunmadığı, ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI :
… Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından; dava konusu imar planlarının şehircilik ilkelerine ve planlama esaslarına uygun olduğunun bilirkişi raporu ile ortaya konulduğu, kamulaştırma kararının mevzuata uygun şekilde tesis edildiği, hukuka uygun olarak verilen kararın onanmasına karar verilmesi gerektiği belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
… Belediye Başkanlığı tarafından; idarelerin protokol uyarınca kamulaştırma yapma yetkisinin bulunduğu, yeterli ödenek temin edilerek kamulaştırma işlemlerine başlanıldığı ancak aşırı kur ve fiyat artışı nedeniyle kamulaştırma bütçesi dengesinin bozulduğu, işlemin tek amacının kamu yararı olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY : Dosyanın ve Danıştay Altıncı Dairesinin 28/06/2022 tarihli, E:2019/20051, K:2022/7503 sayılı kararının birlikte incelenmesinden,
– Uyuşmazlığa konu İstanbul ili, Başakşehir ilçesi, … Mahallesi, … pafta, … sayılı parselin İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisinin … tarihli, … sayılı kararı ile kabul edilen 1/50.000 ölçekli İstanbul Metropoliten Alan Alt Bölge Nazım İmar Planında “olimpiyat alanları” olarak planlandığı, parsellerin bulunduğu bölgenin bu tarihten sonra bütün üst ve alt ölçekli imar planlarında “olimpiyat alanları” olarak kurgulandığı, dava konusu parsellerin 02/02/2001 onay tarihli 1/5000 ölçekli İkitelli-Atatürk Olimpiyat Parkı Nazım İmar Planında ve 23/09/2005 onay tarihli 1/1000 ölçekli Küçükçekmece, İkitelli Atatürk Olimpiyat Parkı Uygulama İmar Planında “olimpiyat parkı alanı” lejantında, 15/06/2009 onay tarihli 1/100.000 ölçekli İstanbul Çevre Düzeni Planında ise “ulusal ve uluslararası spor alanı” ve “doğal afetler açısından riskli alan” lejantında kaldığı,
– Başbakanlık Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü’nün … tarihli, … sayılı yazısı ile; dava konusu taşınmazı kapsayan alanın İstanbul Olimpiyat Oyunları Hazırlık ve Düzenleme Kurulu’nca kamulaştırılmasının uygun görüldüğü, 27/03/1998 tarihli Bakanlık oluru ile de kamulaştırma kararı alındığı ve kamulaştırma çalışmalarına başlanıldığı,
– Ancak Başbakanlık Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü’nce alınan … tarihli, … sayılı karar ile aralarında dava konusu parselin de bulunduğu Atatürk Olimpik Park Alanı içerisinde bulunan 1466 adet parselin kamulaştırmasından vazgeçildiği,
– İstanbul Olimpiyat Oyunları Hazırlık ve Düzenleme Kurulu’nun 05/11/2004 tarihinde yapılan 150. toplantısında da; alanda bulunan toplam 1862 adet parselin 1/50.000 ve 1/5000 ölçekli nazım imar planlarında “olimpik park alanı”ndan çıkarılması hususunun İstanbul Büyükşehir Belediyesine, Küçükçekmece Belediyesine ve Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü’ne bildirilmesine karar verildiği ve bu kapsamda Kurul tarafından yazılan … tarihli, … ve … sayılı yazılar ile; anılan taşınmazların 1/50.000 ve 1/5000 ölçekli nazım imar planlarında “olimpik park alanı”ndan çıkartılması yönünde gerekli çalışmaların yapılmasının İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’ndan ve Küçükçekmece Belediye Başkanlığı’ndan istenildiği, yine Başbakanlık Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü’nce İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na ve Küçükçekmece Belediye Başkanlığı’na bu karardan da bahsedilerek aynı mahiyetteki 15/12/2004 tarihli, 9929 ve 9930 sayılı yazılar yazılarak söz konusu taşınmazların “olimpik park alanı”ndan çıkartılmasının istenildiği, sonrasında Başbakanlık Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü tarafından İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na ve Başakşehir Belediye Başkanlığı’na yazılan … tarihli, … ve … sayılı yazılarla; İstanbul Olimpiyat Oyunları Hazırlık ve Düzenleme Kurulu kararı ile önceki yazışmalar da ilgi tutularak, kamulaştırılmasından vazgeçilen söz konusu taşınmazların gerek 1/50.000 ölçekli, gerekse 1/5000 ölçekli nazım imar planlarında olimpik park alanından çıkarılması için imar planı tadilatının ivedilikle yapılması, aksi halde sorumluluğun belediyesine ait olacağı hususunun bildirildiği,
– Gençlik ve Spor Bakanlığı Spor Genel Müdürlüğü tarafından İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na yazılan … tarihli, … sayılı yazıda; “…Genel Müdürlüğümüz ve İstanbul Olimpiyat Oyunları Hazırlık ve Düzenleme Kurulu yetkilileriyle yapılan istişareler neticesinde, 2000 yılı olimpiyat adaylığı ile başlayan ve 2004, 2008, 2012 ve 2020 olimpiyat adaylıkları ile devam eden süreçte, mevcut ‘Olimpiyat Parkı Alanı’ndan çıkarılmasına karar verilen yaklaşık 1.900 adet parselin de yer aldığı .., …, … ve … paftalardaki taşınmazlar da dahil olmak üzere, mevcut alanda olimpiyat oyunları ihtiyacına yönelik birçok tesis planlanmış ve bu alan içine yapımı taahhüt edilen tesislere ilişkin vaziyet planları Uluslararası Olimpiyat Komitesi’ne (IOC) sunulmuştur. Ancak gelinen süreçte, mezkur paftalarda yer alan yaklaşık 1.900 adet parselin kamulaştırmasından vazgeçilmesi nedeniyle, bu alan üzerinde yapımı öngörülen tesisler, Hazine’den tahsisli … ve … parsel nolu taşınmazlar üzerinde planlanmış, bilahare … parsel nolu taşınmazın tahsisinin de iptal edilerek kullanım hakkının Sağlık Bakanlığı’na devredilmesiyle, büyük bölümünü … parselin oluşturduğu mevcut Olimpiyat Parkı, Olimpiyat adaylık süreçlerinde yapımı taahhüt edilen tesislere yeterli sayılabilecek kadar küçülmüştür.
Hal böyle iken, Büyükşehir Belediyemizden beklentimiz,
a) İlgi (b) sayılı yazımızın ekinde sunulan öneri krokide belirtilen ‘Olimpiyat Park Alanı”nın muhafaza edilmesi,
b) Maliklerin büyük çoğunluğunu özel şahısların oluşturduğu …, …, … ve … paftalarda yer alan yaklaşık 1.900 adet parselle ilgili plan tasarrufu Belediyenize ait olmak üzere, bu alandaki taşınmazların “Olimpiyat Parkı Alanı”ndan çıkarılması,…bilgilerinizi ve gereğini arz ederim.” hususlarına yer verildiği,
– Başakşehir Belediye Başkanlığı, Gençlik ve Spor Bakanlığı Spor Genel Müdürlüğü, Maliye Bakanlığı ve İstanbul Olimpiyat Oyunları Hazırlık ve Düzenleme Kurulu arasında, Olimpiyat Parkı Alanı’nda yer alan ve ihtilafa konu olan özel şahıs parselleri ve hisselerinin Başakşehir Belediye Başkanlığı tarafından kamulaştırılmak suretiyle Gençlik ve Spor Bakanlığı Spor Genel Müdürlüğü’ne tahsis edilmek üzere Hazineye devri amacıyla 17/10/2016 tarihli “İstanbul Olimpiyat Parkı Alanındaki Mülkiyet ve İmar Problemlerinin Çözümüne Dair Protokol”ün imzalandığı,
– Anılan protokole dayanılarak Başakşehir Belediye Encümeninin … tarihli … sayılı kararı ile İstanbul Olimpiyat Parkı Alanı sınırları içerisinde bulunan 1700 adet parselin kamulaştırılmasının kabul edildiği,
– Söz konusu kamulaştırma kararı kapsamında, dava konusu taşınmazın kamulaştırılması amacıyla açılan bedel tespiti ve tescil davasının, davacı … Belediye Başkanlığı’nca kamulaştırma bedelinin yatırılmaması nedeniyle … Asliye Hukuk Mahkemesinin … tarihli, E:…, K:… sayılı kararı ile reddine karar verildiği,
– İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nca Atatürk Olimpiyat Parkı bölgesinde … tarihli, … sayılı Başkanlık oluru ile 1/5000 ölçekli plan çalışmalarına başlandığı ve toplamda yaklaşık 445 hektarlık söz konusu alanın yaklaşık olarak 60 hektarlık kısmına denk gelen ve Hazine ve kamu kurum ve kuruluşlarının mülkiyetinde kalan taşınmazlara yönelik olarak İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisinin … tarihli, … sayılı kararı ile 1/5000 ölçekli Atatürk Olimpiyat Parkı Nazım İmar Planı 1. Etabının onaylandığı, bu kapsamda planlama alanının “Yüksek Yoğunluklu Gelişme Konut Alanı” ve çeşitli donatı alanları olarak belirlendiği, şahıs parsellerinin ise bu nazım imar planı kapsamı dışında bırakıldığı,
– Uyuşmazlık konusu parselin kamulaştırılması amacıyla açılan kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil davasında meşruhatlı davetiyenin tebliği üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı,
anlaşılmaktadır.
İLGİLİ MEVZUAT: 3194 sayılı İmar Kanununun 5. maddesinin işlem tarihinde yürürlükte olan halinde, nazım imar planı; varsa bölge veya çevre düzeni planlarına uygun olarak halihazır haritalar üzerine, yine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak çizilen ve arazi parçalarının; genel kullanış biçimlerini, başlıca bölge tiplerini, bölgelerin gelecekteki nüfus yoğunluklarını, gerektiğinde yapı yoğunluğunu, çeşitli yerleşme alanlarının gelişme yön ve büyüklükleri ile ilkelerini, ulaşım sistemlerini ve problemlerinin çözümü gibi hususları göstermek ve uygulama imar planlarının hazırlanmasına esas olmak üzere düzenlenen, detaylı bir raporla açıklanan ve raporuyla beraber bütün olan plan olarak, uygulama imar planı ise; tasdikli halihazır haritalar üzerine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak nazım imar planı esaslarına göre çizilen ve çeşitli bölgelerin yapı adalarını, bunların yoğunluk ve düzenini, yolları ve uygulama için gerekli imar uygulama programlarına esas olacak uygulama etaplarını ve diğer bilgileri ayrıntıları ile gösteren plan olarak tanımlanmıştır.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın; ”Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması” başlıklı 13. maddesinde; “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.” hükmüne,
”’Mülkiyet hakkı” başlıklı 35. maddesinde; ”Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.” hükmüne,
”Kamulaştırma” başlıklı 46. maddesinde; “Devlet ve kamu tüzelkişileri; kamu yararının gerektirdiği hallerde, gerçek karşılıklarını peşin ödemek şartıyla, özel mülkiyette bulunan taşınmaz malların tamamını veya bir kısmını, kanunla gösterilen esas ve usullere göre, kamulaştırmaya ve bunlar üzerinde idarî irtifaklar kurmaya yetkilidir. Kamulaştırma bedeli ile kesin hükme bağlanan artırım bedeli nakden ve peşin olarak ödenir. Kanunun taksitle ödemeyi öngörebileceği bu hallerde, taksitlendirme süresi beş yılı aşamaz; bu takdirde taksitler eşit olarak ödenir. İkinci fıkrada öngörülen taksitlendirmelerde ve herhangi bir sebeple ödenmemiş kamulaştırma bedellerinde kamu alacakları için öngörülen en yüksek faiz uygulanır.” hükmüne yer verilmiştir.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne (Sözleşme) Ek 1 No.lu Protokol’ün “Mülkiyetin korunması” kenar başlıklı 1. maddesinde; “Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir.
Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez.” düzenlemesine yer verilmiştir.
3194 sayılı İmar Kanunu’nun ”İmar programları, kamulaştırma ve kısıtlılık hali” başlıklı 10. maddesinde; ”Belediyeler; imar planlarının yürürlüğe girmesinden en geç 3 ay içinde, bu planı tatbik etmek üzere 5 yıllık imar programlarını hazırlarlar. Beş yıllık imar programlarının görüşülmesi sırasında ilgili yatırımcı kamu kuruluşlarının temsilcileri görüşleri esas alınmak üzere Meclis toplantısına katılır. Bu programlar, belediye meclisinde kabul edildikten sonra kesinleşir. Bu program içinde bulunan kamu kuruluşlarına tahsis edilen alanlar, ilgili kamu kuruluşlarına bildirilir. Beş yıllık imar programları sınırları içinde kalan alanlardaki kamu hizmet tesislerine tahsis edilmiş olan yerleri ilgili kamu kuruluşları, bu program süresi içinde kamulaştırırlar. Bu amaçla gerekli ödenek, kamu kuruluşlarının yıllık bütçelerine konulur. İmar programlarında, umumi hizmetlere ayrılan yerler ile özel kanunları gereğince kısıtlama konulan gayrimenkuller kamulaştırılıncaya veya umumi hizmetlerle ilgili projeler gerçekleştirilinceye kadar bu yerlerle ilgili olarak diğer kanunlarla verilen haklar devam eder.” hükmüne yer verilmiştir.
2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun dava konusu işlem tarihinde yürürlükte olan halinde, ”Kamulaştırma şartları” başlıklı 3. maddesinin ilk fıkrasında; “İdareler, kanunlarla yapmak yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin veya teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları, kaynakları ve irtifak haklarını; bedellerini nakden ve peşin olarak veya aşağıda belirtilen hallerde eşit taksitlerle ödemek suretiyle kamulaştırma yapabilirler.” hükmüne, aynı maddenin son fıkrasında; ”İdarelerce yeterli ödenek temin edilmeden kamulaştırma işlemlerine başlanılamaz.” hükmüne, aynı Kanunun “Onay mercii” başlıklı 6. maddesinin son fıkrasında; “Onaylı imar planına veya ilgili bakanlıklarca onaylı özel plan ve projesine göre yapılacak hizmetler için ayrıca kamu yararı kararı alınmasına ve onaylanmasına gerek yoktur. Bu durumlarda yetkili icra organınca kamulaştırma işlemine başlanıldığını gösteren bir karar alınır.” hükmüne,
Aynı Kanunun ”Kamulaştırma bedelinin mahkemece tespiti ve taşınmaz malın idare adına tescili” başlıklı 10. maddesinde; ”Kamulaştırmanın satın alma usulü ile yapılamaması halinde idare, 7 nci maddeye göre topladığı bilgi ve belgelerle 8 inci madde uyarınca yaptırmış olduğu bedel tespiti ve bu husustaki diğer bilgi ve belgeleri bir dilekçeye ekleyerek taşınmaz malın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesine müracaat eder ve taşınmaz malın kamulaştırma bedelinin tespitiyle, bu bedelin, peşin veya kamulaştırma 3 üncü maddenin ikinci fıkrasına göre yapılmış ise taksitle ödenmesi karşılığında, idare adına tesciline karar verilmesini ister.
Mahkeme, idarenin başvuru tarihinden itibaren en geç otuz gün sonrası için belirlediği duruşma gününü, dava dilekçesi ve idare tarafından verilen belgelerin birer örneği de eklenerek taşınmaz malın malikine meşruhatlı davetiye ile veya idarece yapılan araştırmalar sonucunda adresleri bulunamayanlara, 11.2.1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanununun 28 inci maddesi gereğince ilan yoluyla tebligat suretiyle bildirerek duruşmaya katılmaya çağırır. Duruşma günü idareye de tebliğ olunur.
Mahkemece malike doğrudan çıkarılacak meşruhatlı davetiyede veya ilan yolu ile yapılacak tebligatta;
a)Kamulaştırılacak taşınmaz malın tapuda kayıtlı bulunduğu yer, mevkii, pafta, ada, parsel numarası, vasfı, yüzölçümü.
b)Malik veya maliklerin ad ve soyadları,
c) Kamulaştırmayı yapan idarenin adı,
d) 14 üncü maddede öngörülen süre içerisinde, tebligat veya ilan tarihinden itibaren kamulaştırma işlemine idari yargıda iptal veya adli yargıda maddi hatalara karşı düzeltim davası açabilecekleri,
e) Açılacak davalarda husumetin kime yöneltileceği,
f) 14 üncü maddede öngörülen süre içerisinde, kamulaştırma işlemine karşı idari yargıda iptal davası açanların, dava açtıklarını ve yürütmenin durdurulması kararı aldıklarını belgelendirmedikleri takdirde, kamulaştırma işleminin kesinleşeceği ve mahkemece tespit edilen kamulaştırma bedeli üzerinden taşınmaz malın kamulaştırma yapan idare adına tescil edileceği,
g) Mahkemece tespit edilen kamulaştırma bedelinin hak sahibi adına hangi bankaya yatırılacağı,
h) Konuya ve taşınmaz malın değerine ilişkin tüm savunma ve delilleri, tebliğ tarihinden itibaren on gün içinde mahkemeye yazılı olarak bildirmeleri gerektiği,
Belirtilir.
Mahkemece, kamulaştırılacak taşınmaz malın bulunduğu yerde mahalli gazete çıkıyor ise, bu mahalli gazetelerden birisinde ve Türkiye genelinde yayımlanan gazetelerin birisinde kamulaştırmanın ve belgelerin özeti en az bir defa yayımlanır.
Mahkemece belirlenen günde yapılacak duruşmada hakim, taşınmaz malın bedeli konusunda tarafları anlaşmaya davet eder. Tarafların bedelde anlaşması halinde hakim, taraflarca anlaşılan bu bedeli kamulaştırma bedeli olarak kabul eder ve sekizinci fıkrının ikinci ve devamı cümleleri uyarınca işlem yapar.
Mahkemece yapılan duruşmada tarafların bedelde anlaşamamaları halinde hakim, en geç on gün içinde keşif ve otuz gün sonrası için de duruşma günü tayin ederek, 15 inci maddede sayılan bilirkişiler marifetiyle ve tüm ilgililerin huzurunda taşınmaz malın değerini tespit için mahallinde keşif yapar. Yapılacak keşifte, taşınmaz malın bulunduğu yerin bağlı olduğu köy veya mahalle muhtarının da hazır bulunması amacıyla, muhtara da davetiye çıkartılır ve keşifte hazır bulunması temin edilerek, muhtarın beyanı da alınır.
Bilirkişiler, taraflar ve diğer ilgililerin beyanını da dikkate alarak, 11 inci maddedeki esaslar doğrultusunda taşınmaz malın değerini belirten raporlarını onbeş gün içinde mahkemeye verirler. Mahkeme bu raporu, duruşma günü beklenmeksizin taraflara tebliğ eder. Yapılacak duruşmaya hakim, taraflar veya vekillerini ve bilirkişileri çağırır. Bu duruşmada tarafların bilirkişi raporlarına varsa itirazları dinlenir ve bilirkişilerin bu itirazlara karşı beyanları alınır.
Tarafların bedelde anlaşamamaları halinde gerektiğinde hakim tarafından onbeş gün içinde sonuçlandırılmak üzere yeni bir bilirkişi kurulu tayin edilir ve hakim, tarafların ve bilirkişilerin rapor veya raporları ile beyanlarından yararlanarak adil ve hakkaniyete uygun bir kamulaştırma bedeli tespit eder. Mahkemece tespit edilen bu bedel, taşınmaz mal, kaynak veya irtifak hakkının kamulaştırılma bedelidir. Tarafların anlaştığı veya tarafların anlaşamaması halinde hakim tarafından kamulaştırma bedeli olarak tespit edilen miktarın, peşin ve nakit olarak veya kamulaştırma bu Kanunun 3 üncü maddesinin ikinci fıkrasına göre yapılmış ise, ilk taksitin yine peşin ve nakit olarak hak sahibi adına, hak sahibi tespit edilememiş ise ileride ortaya çıkacak hak sahibine verilmek üzere 10 uncu maddeye göre mahkemece yapılacak davetiye ve ilanda belirtilen bankaya yatırılması ve yatırıldığına dair makbuzun ibraz edilmesi için idareye onbeş gün süre verilir. Gereken hallerde bu süre bir defaya mahsus olmak üzere mahkemece uzatılabilir. İdarece, kamulaştırma bedelinin hak sahibi adına yatırıldığına veya hak sahibinin tespit edilemediği durumlarda, ileride ortaya çıkacak hak sahibine verilmek üzere bloke edildiğine dair makbuzun ibrazı halinde mahkemece, taşınmaz malın idare adına tesciline ve kamulaştırma bedelinin hak sahibine ödenmesine karar verilir ve bu karar, tapu dairesine ve paranın yatırıldığı bankaya bildirilir. Tescil hükmü kesin olup tarafların bedele ilişkin temyiz hakları saklıdır.
Kamulaştırma bedelinin tespiti için açılan davanın dört ay içinde sonuçlandırılamaması hâlinde, tespit edilen bedele bu sürenin bitiminden itibaren kanuni faiz işletilir.
Bu maddede öngörülen işlemler, mahkemenin davetine uymayanlar olduğu takdirde ilgilinin yokluğunda yapılır.
Hak sahibinin tespit edilemediği durmlarda mahkemece, kamulaştırma bedelinin üçer aylık vadeli hesaba dönüştürülerek nemalandırılması amacıyla gerekli tedbirler alınır. Kamulaştırılması yapılan taşınmaz mal, tahsis edildiği kamu hizmeti itibariyle sicile kaydı gerekmeyen bir niteliğe dönüşmüş ise, istek halinde mahkemece sicil kaydının terkinine karar verilir.
Bu tescil ve terkin işlemi sırasında mal sahiplerinin bu taşınmaz mal nedeniyle vergi ilişiksi aranmaz. Ancak, tapu dairesi durumu ilgili vergi dairesine bildirir.
14 üncü maddede belirtilen süre içinde, kamulaştırma işlemine karşı hak sahipleri tarafından idari yargıda iptal davası açılması ve idari yargı mahkemelerince de yürütmenin durdurulması kararı verilmesi halinde mahkemece, idari yargıda açılan dava bekletici mesele kabul edilerek bunun sonucuna göre işlem yapılır.
Kamulaştırma işlemine karşı idari yargıda iptal veya maddi hatalara karşı adli mahkemelerde açılacak düzeltim davalarında hangi idareye husumet yöneltileceğinin davetiye ve ilanda açıkça belirtilmemiş veya yanlış gösterilmiş olması nedeniyle davada husumet yanlış yöneltilmiş ise, gerçek hasma tebligat yapılmak suretiyle davaya devam olunur.” hükmüne yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Anayasa Mahkemesi’nin 17.01.2008 tarih ve E:2004/25, K:2008/42 sayılı kararında; ”Anayasa’nın 46. maddesinde öngörülen ve temel öğesinin “kamu yararı” olduğu kabul edilen kamulaştırma, bir taşınmaz üzerindeki özel mülkiyet hakkının, malikin rızası olmaksızın, kamu yararı için ve karşılığı ödenmek koşuluyla Devlet tarafından sona erdirilmesidir. Kamulaştırmayı düzenleyen 46. maddenin birinci fıkrasında; “Devlet ve kamu tüzel kişileri, kamu yararının gerektirdiği hallerde, karşılıklarını peşin ödemek şartıyla, özel mülkiyette bulunan taşınmaz malların tamamını veya bir kısmını, kanunla gösterilen esas ve usullere göre, kamulaştırmaya ve bunlar üzerinde idari irtifaklar kurmaya yetkilidir” denilmektedir. Kamu yararı bulunması, kamulaştırma kararının yasada gösterilen esas ve usullerine uyulması, gerçek karşılığın peşin ve nakden ödenmesi kamulaştırmanın anayasal öğeleridir.” ifadelerine,
Anayasa Mahkemesi’nin 10.04.2003 tarih ve E:2002/112, K:2003/33 sayılı kararında; ”Anayasa nın 46. maddesinde öngörülen ve temel öğesinin ”kamu yararı” olduğu kabul edilen kamulaştırma bir taşınmaz üzerindeki mülkiyet hakkının, kamu yararı için ve karşılığı ödenmek koşuluyla idarece kaldırılmasıdır. Kamulaştırmanın bir başka tanımlaması ise kamu yararı amacıyla, bir taşınmazın takdir edilen bedeli peşin verilmek üzere malikinin rızasına bakılmaksızın elinden alınmasıdır…
…Anayasa’nın 46. maddesinde öngörülen kamulaştırma, Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınmış olan mülkiyet hakkına getirilmiş anayasal bir sınırlamadır. İdare kendisine Anayasa tarafından tanınan olanak ve yetkileri Yasa’ya uygun bir biçimde kullanmaksızın taşınmaza elatarak kamulaştırma ilkelerine aykırı davranamaz…
…hak düşürücü sürenin geçmesiyle taşınmaz malikinin her türlü dava açma hakkının engellenmesi ve taşınmazın hiçbir karşılık ödenmeden idareye geçmesi, mülkiyet hakkının sınırlanmasını aşan, hakkın özünü zedeleyen bir durumdur.” ifadelerine,
Anayasa Mahkemesi’nin 10.06.2015 tarih ve 2013/3667 Başvuru numaralı kararında; ”Başvurucuların taşınmazının kamulaştırılmasına karar verilmiş ve Derece Mahkemelerince kamulaştırma kararının başvuruculara tebliğ edildiği kabul edilmişse de, kamulaştırılmasına karar verilen taşınmaz bedelinin ödenmediği, bu durumda Anayasa’nın 46. maddesine uygun bir kamulaştırma işleminden söz edilemeyeceği, dolayısıyla kamulaştırmasız el atma durumunun söz konusu olduğu, bu şekilde başvurucuların mülkiyet haklarına müdahale edildiği, yapılan bu müdahale nedeniyle 30 günlük dava açma süresinden de söz edilemeyeceği kabul edilmiştir.” ifadelerine yer verilmiştir.
Yukarıda yazılı Anayasa Mahkemesi kararlarında yer alan ifadeler ile Kanun maddelerinin birlikte değerlendirilmesi sonucunda, kamulaştırma işlemi, Anayasada güvence altına alınmış mülkiyet hakkına yine Anayasa ile getirilmiş bir sınırlamadır. Kamulaştırma işleminde, kamu yararı kararı alınmasından taşınmazın idare adına tescil edilmesi aşamasına kadar birden çok idari işlem yapılması gerekmektedir. Hukuka uygun bir kamulaştırma işleminden söz edebilmek için kamulaştırma sürecinin tamamlanması amacıyla yapılan tüm idari işlemlerinde hukuka uygun olması gerekir. Bu nedenle, kamulaştırma kararının imar planına uygun olarak alınmış olması kamulaştırma işleminin hukuka uygun kabul edilmesi için tek başına yeterli değildir. Kamulaştırma işleminin, kamu yararına ve yasada gösterilen usul ve esaslara uygun olup olmadığı, kamulaştırma bedelinin ödenip ödenmediği yönünden de incelenmesi gerekir.
Somut olayda dava konusu taşınmaz ilk olarak 1995 tarihli 1/50.000 ölçekli İstanbul Metropoliten Alan Alt Bölge Nazım İmar Planında “olimpiyat alanları” olarak planlanmış ve bu tarihten sonraki imar planlarında da olimpiyat alanı plan kararı devam ettirilmiş olup belirtilen plan kararı uyarınca alanda 1997 yılından itibaren kamulaştırma çalışmalarına başlanılmıştır. Ancak 2001 yılında Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü’nce alandaki parsellerin büyük kısmının kamulaştırmasından vazgeçilmiştir. İstanbul Olimpiyat Oyunları Hazırlık ve Düzenleme Kurulu ve Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü tarafından söz konusu parsellerin imar planlarında “olimpik park alanı”ndan çıkartılması yönünde kararlar alınarak bu hususta gerekli çalışmaların yapılması farklı tarihlerde ilgili belediyelerden istenilmiştir.
Ancak dava konusu taşınmazı da kapsayan söz konusu alanın “olimpik park alanı”ndan çıkartılmasına ilişkin herhangi bir imar planı çalışması yapılmamış olup 17/10/2016 tarihli “İstanbul Olimpiyat Parkı Alanındaki Mülkiyet ve İmar Problemlerinin Çözümüne Dair Protokol imzalanmış ve bu protokol kapsamında İstanbul Olimpiyat Parkı Alanı sınırları içerisinde bulunan 1700 adet parselin kamulaştırılması kabul edilmiştir. Fakat aralarında dava konusu parselin de bulunduğu taşınmazlar için açılan kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil davalarının bir çoğu kamulaştırma bedeli yatırılmadığından ret ile sonuçlanmıştır.
Belirtilen bölgede bulunan Hazineye ve kamu kurum ve kuruluşlarına ait taşınmazlar ise İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisinin 12/05/2017 tarihli, 801 sayılı kararı ile onaylanan 1/5000 ölçekli Atatürk Olimpiyat Parkı Nazım İmar Planı 1. Etabı ile “Yüksek Yoğunluklu Gelişme Konut Alanı” olarak planlanmıştır.
Uyuşmazlık İstanbul Olimpiyat Parkı Alanı bütününde ele alındığında; yetkili idareler olan İstanbul Olimpiyat Oyunları Hazırlık ve Düzenleme Kurulu ile Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünce söz konusu bölgedeki birçok parselin kamulaştırmasından vazgeçilerek imar planında “olimpiyat alanları” olan kullanım kararının değiştirilmesinin ilgili belediyelerden istenildiği, belediye ile olan yazışmada, büyük bölümünü … sayılı parselin oluşturduğu mevcut Olimpiyat Parkının, olimpiyat adaylık süreçlerinde yapımı taahhüt edilen tesislere yeterli sayılabilecek kadar küçüldüğü belirtilerek, yazı ekindeki öneri krokide belirtilen ‘Olimpiyat Park Alanı”nın muhafaza edilmesinin ve maliklerin büyük çoğunluğunu özel şahısların oluşturduğu …, …, …ve … sayılı paftalarda yer alan yaklaşık 1.900 adet parselle ilgili plan tasarrufu belediyeye ait olmak üzere, bu alandaki taşınmazların “Olimpiyat Parkı Alanı”ndan çıkarılması hususlarının belirtildiği görülmektedir. Sonuç olarak imar planlarında “Olimpiyat Parkı Alanı”nda kalan çok sayıda şahıs parseline artık ihtiyaç bulunmadığı, büyük bölümünü … sayılı parselin oluşturduğu mevcut Olimpiyat Parkının korunmasının yeterli olacağı yetkili idarelerce ilgili belediyelere bildirilmiş olup ortada vazgeçilen bir proje nedeniyle yapılmak istenilen bir kamulaştırma işlemi olduğu anlaşılmaktadır.
Nitekim kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil davalarında kamulaştırma bedelinin yatırılmaması nedeniyle davaların ret ile sonuçlanması ve Olimpiyat Parkı Alanında bulunan Hazineye ve kamu kurum/kuruluşlarına ait taşınmazların “Yüksek Yoğunluklu Gelişme Konut Alanı” olarak planlanması da bu durumu açıkça ortaya koymaktadır.
Bu bakımdan, dayanağı olan imar planlarındaki kullanım kararına uygunluğun sağlanmış olması tek başına kamulaştırma işleminin hukuka uygun olduğu sonucunu doğurmamakta olup kamulaştırma işleminin ve işlemin dayanığı imar planının ayrı ayrı incelenmesi sonucunda dava konusu işlemlerde Anayasa, ilgili yasa hükümleri ve hukuka hakim olan genel ilkeler yönünden aykırılık bulunduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, 1997 yılında kamulaştırma çalışmalarına başlanılan ancak günümüze değin kamulaştırması gerçekleştirilmeyen ve kamulaştırma konusunda yetkili idarelerce kamulaştırmadan vazgeçilme iradesi açıkça ortaya konulan taşınmazların imar planı kararlarının “olimpiyat parkı alanı” olarak korunmasında ve imar planındaki kullanım kararı dayanak gösterilerek dava konusu taşınmazın kamulaştırılmasına ilişkin alınan kamulaştırma kararında hukuka uyarlık görülmemiştir.
Bu itibarla, hukuka uyarlık bulunmayan dava konusu kamulaştırma kararı ile kamulaştırma kararının dayanağı imar planlarına karşı açılan davanın reddine ilişkin Mahkeme kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine dair temyize konu Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararında isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanunun 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Mahkeme kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 28/09/2022 tarihinde, kesin olarak, oybirliğiyle karar verildi.