Danıştay Kararı 4. Daire 2019/9805 E. 2022/5253 K. 28.09.2022 T.

Danıştay 4. Daire Başkanlığı         2019/9805 E.  ,  2022/5253 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2019/9805
Karar No : 2022/5253

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı
(… Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : …

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı adına, … İnşaat Kuyumculuk Sanayi Limited Şirketi’nin vergi borçlarının tahsili amacıyla kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen … tarih ve … ,… sayılı ödeme emirlerinin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesince verilen … tarih ve E:… , K:.. sayılı kararda; davacı adına düzenlenen … tarih ve … sayılı ödeme emri yönünden, davacının ortaklıktan ayrıldığı, 14/10/2010 tarihli ortaklar kurulu kararıyla da temsil yetkisinin sona erdiği anlaşıldığından, söz konusu tarihten sonraki dönem borçları ile ilgili olarak sorumlu tutulması mümkün bulunmadığından ilgili dönemlere ilişkin şirket vergi borçlarından herhangi bir sorumluluğu bulunmadığı, dolayısıyla ödeme emri içeriğinde yer alan 2011/1-12 dönemlerine ait vergi borçlarının davacıdan kanuni temsilci sıfatıyla takibi amacıyla düzenlenen ödeme emrinde hukuka uyarlık bulunmadığı; … sayılı ödeme emri yönünden de, içeriğinde yer alan vergi ve cezaların davacının şirketteki temsil yetkisinin sona erdiği 14/10/2010 tarihinden sonraki dönemi kapsayan kısmında sorumluluğu bulunmadığından, ödeme emri içeriğinde yer alan vergi ve cezaların 14/10/2010 tarihinden önceki dönemi kapsayan kısmında ise, davacı adına ödeme emri düzenlenmeden bir gün önce asıl amme borçlusu hakkında yapılan mal varlığı araştırmasında şirket adına kayıtlı tapu bilgisine rastlanılmasına rağmen, bu taşınmaza ilişkin olarak haciz ve satış işlemleri gerçekleştirilmeden bir gün sonra davacı adına dava konusu ödeme emrinin düzenlendiği anlaşıldığından, asıl amme borçlusu şirket mal varlığından amme alacağının kısmen ya da tamamen tahsil imkanının bulunmadığı ortaya konulmadan kanunu temsilci sıfatıyla davacı adına ödeme emri düzenlendiğinden hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; istinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davalı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, asıl amme borçlusu şirketten tahsil edilemeyen amme alacaklarının takip ve tahsili amacıyla dava konusu ödeme emrinin düzenlendiği, yapılan işlemlerin yasal ve yerinde olduğu belirtilerek temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.

TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
Davalı idarenin temyiz dilekçesinde, kararın … tarih ve … sayılı ödeme emri ile … tarih ve … sayılı ödeme emrinin, davacının temsil yetkisinin sona erdiği 14/10/2010 tarihi sonrası sonrası dönemlere ait vergi ve cezalara ilişkin hüküm fıkraları yönünden ileri sürdüğü iddialar kararın bu kısımlarının bozulmasını sağlayacak nitelikte görülmemiştir.
Kararın … tarih ve … sayılı ödeme emrinin geriye kalan kısmına ilişkin temyiz istemi yönünden;
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun “Kanuni Temsilcilerin Ödevi” başlıklı 10. maddesinde, tüzel kişilerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları halinde bunlara düşen ödevlerin kanuni temsilcileri tarafından yerine getirileceği, temsilcilerin bu ödevleri yerine getirmemeleri yüzünden tüzel kişiden tamamen veya kısmen alınamayan vergi ve buna bağlı alacakların kanuni ödevlerini yerine getirmeyenlerin varlıklarından alınacağı öngörülmüştür.
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un uyuşmazlık döneminde yürürlükte bulunan 55. maddesinde, amme alacağını vadesinde ödemeyenlere, yedi gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumunun bir “ödeme emri” ile tebliğ olunacağı; 62. maddesinde ise borçlunun mal bildiriminde gösterilen veya tahsil dairesince tespit edilen borçlu veya üçüncü şahıslar elindeki menkul malları ile gayrimenkullerinden, alacak ve haklarından amme alacağına yetecek miktarının tahsil dairesince haczolunacağı hüküm altına alınmıştır.
Öte yandan, 6183 sayılı Kanun’un “Kanundaki terimler” başlıklı 3. maddesinde, “tahsil edilemeyen amme alacağı” teriminin, amme borçlusunun bu Kanun hükümlerine göre yapılan mal varlığı araştırması sonucunda haczi kabil herhangi bir mal varlığının bulunmaması, haczedilen mal varlığının satılarak paraya çevrilmesine rağmen satış bedelinin amme alacağını karşılamaması gibi nedenlerle tahsil edilemeyen amme alacaklarını; “tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağı” teriminin, amme borçlusunun haczedilen mal varlığına bu Kanun hükümlerine göre biçilen değerlerin amme alacağını karşılayamayacağının veya hakkında iflas kararı verilen amme borçlusundan aranılan amme alacağının iflas masasından tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması gibi nedenlerle tahsil dairelerince yürütülen takip muamelelerinin herhangi bir aşamasında amme borçlusundan tahsil edilemeyeceği ortaya çıkan amme alacaklarını ifade ettiği belirtilmiştir.
Bu çerçevede, şirket borçlarından dolayı kanuni temsilcilere başvurulabilmesi için öncelikle şirket adına kesinleştirilmesi ve usulüne uygun tüm takip yollarının tüketilmesine karşın, borcun şirketin malvarlığından kısmen ya da tamamen tahsil edilememesi veya edilemeyeceğinin ortaya konulması gerektiği sonucuna ulaşılmaktadır.
Dosyanın incelenmesinden; asıl borçlu … İnşaat Kuyumculuk Sanayi Limited Şirketi hakkında yapılan malvarlığı araştırması neticesinde, şirket adına kayıtlı tapu bilgisi bulunduğu, bu taşınmaz üzerine haciz konulmadığı, sonrasında borcun şirketin mal varlığından tahsil edilemeyeceğinin anlaşıldığı gerekçesi ile davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla ödeme emri düzenlendiği anlaşılmıştır.
Mahkemece her ne kadar asıl borçlu şirkete ait İstanbul İli Tuzla İlçesi … Köy/Mahallesi … Ada … parselde bulunan taşınmaza ilişkin olarak haciz ve satış işlemleri gerçekleştirilmeden, dolayısıyla asıl amme borçlusu şirket mal varlığından amme alacağının kısmen yada tamamen tahsil imkanının bulunmadığı ortaya konulmadan, kanunu temsilci sıfatıyla davacı adına ödeme emri düzenlenmesinde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş ise de; tahsil edilmek istenen vergi borcu için asıl mükellefin var olan tespitli taşınmaz varlığına haciz konulup satılması halinde elde edilecek tutarın amme alacağını karşılayamayacağının anlaşılması yeterli olduğundan, anılan şirketin tüm borçları açısından kamu alacağının tahsil edilemeyeceği açık olup, asıl borçlu vergi mükellefinin mal varlığından kısmen veya tamamen tahsil edilme imkanının bulunmadığının vergi dairesi tarafından ispatlandığı anlaşılmıştır.
Dosyanın bir bütün halinde değerlendirilmesinden, amme alacağının tutarı göz önünde bulundurulduğunda, taşınmazın satışı gerçekleştiğinde dahi davalı idarece elde edilecek tutarın amme alacağını karşılamayacağı açık olup, şirketin borçlarını ödeyecek mal varlığı bulunmadığı ve tahsil edilemeyeceği anlaşıldığından, davacı adına düzenlenen ödeme emrinin 14/10/2010 tarihinden önceki dönemi kapsayan kısmında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmış olup, vergi mahkemesi kararının kaldırılması isteminin reddine dair Bölge İdare Mahkemesi kararının bu kısmında isabet görülmemiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin kısmen kabul, kısmen reddine,
2. … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının, … tarih ve … sayılı ödeme emri ile … tarih ve … sayılı ödeme emrinin, davacının temsil yetkisinin sona erdiği 14/10/2010 tarihi sonrası dönemlere ait vergi ve cezalara ilişkin kısmının ONANMASINA,
3. Anılan Vergi Dava Dairesi kararının, … tarih ve … sayılı ödeme emrinin diğer kısmına ilişkin hüküm fıkrasının BOZULMASINA,
4. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın Vergi Dava Dairesine gönderilmesine, 28/09/2022 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

(X) KARŞI OY :
Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, temyize konu Vergi Dava Dairesi kararının bozulmasını sağlayacak nitelikte bulunmadığından temyiz isteminin reddi gerektiği görüşüyle Dairemiz kararına katılmıyorum.