Danıştay 3. Daire Başkanlığı 2019/7446 E. , 2022/3408 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2019/7446
Karar No : 2022/3408
TEMYİZ EDENLER :
1- (DAVACI) … Deri Sanayi Ticaret
Limited Şirketi
VEKİLLERİ :
Av…
Av…
2- (DAVALI) … Vergi Dairesi Başkanlığı/…
VEKİLİ : Av…
İSTEMİN KONUSU : … … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E…., K:… sayılı kararına yöneltilen istinaf başvurularına ilişkin … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :Dava konusu istem: Davacı adına, 2012 yılında şirket çalışanı tarafından takip edilen kasa defterleri ile çek senet listelerindeki kayıtlarla yasal defter ve kayıtların karşılaştırılması neticesinde bir kısım hasılatını kayıt ve beyan dışı bıraktığı yolundaki tespitleri içeren vergi inceleme raporuna dayanılarak sonraki yıllara devreden indirilebecek katma değer vergisinin bulunmadığı gözetilerek yeniden oluşturulan beyan tablosu uyarınca 2014 yılının Kasım ve Aralık dönemleri için haksız alınan katma değer vergisinin geri alınması amacıyla re’sen salınan katma değer vergisi ile tekerrür hükümleri gereğince artırılarak kesilen üç kat vergi ziyaı cezasının kaldırılması istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Davacı adına düzenlenen vergi tekniği raporu ve vergi inceleme raporu ile dosyadaki bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesinden, şirket çalışanı tarafından takip edilen kasa defterleri ile çek senet listelerinde yer alan kayıtlar ile yasal defter ve belgelerde yer alan kayıtlar arasında fark tespit edildiği, kasa defterleri ile çek senet listelerindeki bir takım kayıtların yasal defter ve belgelerde hiç yer almadığı, bazı kayıtlar şirket/şahıs unvanı anlamında tutarlı olmasına rağmen tutar ve kayıt tarihi itibariyle uyumlu olmadığı, kasa defterleri ve çek senet listelerindeki kayıtların altında bir boşluk bırakılmak suretiyle şirket yetkililerince imzalandığı, bu farkların neden kaynaklandığı ve mahiyeti hususunda davacı şirket yetkililerine yöneltilen sorulara, genel anlamda kasa defterlerinde yer alan kayıtların şirketin faaliyeti ile ilgili olduğunun ve şirket çalışanlarınca eklemeler yapılabileceğin beyan edildiği, buna ilişkin olarak ise şirket yetkililerinin gün sonunda imzaladığı kasa defterleri sayfalarının altında bir boşluk bulunduğu, çek senet listelerinin ise bilgisayar çıktısı şeklinde olduğu, ekleme yapılmasının ticari hayatın olağan akışına aykırı düştüğü, yasal defterler dışında kasa defteri olarak adlandırılan defterler aracılığı ile beyan dışı hasılatın bulunduğu saptandığından tarhiyatta hukuka aykırılık görülmediği, 2009 yılının Aralık dönemine ait olup, 2013 yılı içerisinde kesinleşen vergi ziyaı cezasının tekerrüre esas alınamayacağı gerekçesiyle üç kat vergi ziyaı cezalı katma değer vergisi yönünden dava reddedilmiş, vergi ziyaı cezasının tekerrüre isabet kısmı ise kaldırılmıştır.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurularının, usul ve hukuka uygun olduğu sonucuna varılan Vergi Mahkemesi kararının kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI :
Davacı tarafından, re’sen tarh nedeninin oluşmadığı, tarhiyata esas alınan defterin şirkete ait olmayıp şirket çalışanının şahsi defteri olduğu, her tahsilatın tahakkuk etmiş gelir olarak değerlendirilemeyeceği, sözde kasa defterinde yer alan işlemlerin resmi defterlere intikal ettirildiği, söz konusu defterin vergi matrahını azaltmak amacıyla tutulmadığı, gelirin dönemselliği ilkesinin ihlal edildiği, tespit edilen kayıt dışı hasılat ile esas alınan karlılık oranının varsayıma dayandığı, olayda üç kat vergi ziyaı cezası kesilemeyeceği, bağışların kayıtlara işlenmesinde bir hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek kararın aleyhe olan hüküm fıkrasının bozulması istenilmektedir.
Davalı idare tarafından, vergi ziyaı cezasının tekerrür hükümleri gereğince artılmasında hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek kararın aleyhe olan hüküm fıkrasının bozulması istenilmektedir.
TARAFLARIN SAVUNMALARI : Taraflarca savunma verilmiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Üçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 17. maddesinin 2. fıkrası uyarınca davacının duruşma isteminin yerine getirilmesine gerek görülmeyerek işin gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz istemlerinin reddine,
2. Temyize konu Vergi Dava Dairesinin kararının ONANMASINA,
3. Davacıdan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı (3) sayılı Tarife uyarınca nispi harç alınmasına,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ilgili Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 28/09/2022 tarihinde oybirliğyle kesin olarak karar verildi.