Danıştay 7. Daire Başkanlığı 2022/3312 E. , 2022/3472 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
YEDİNCİ DAİRE
Esas No : 2022/3312
Karar No : 2022/3472
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : Tasfiye Halinde … Plastik Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Bakanlığı adına … Serbest Bölge Gümrük Müdürlüğü
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava Konusu İstem: Davacı tarafından, serbest bölge faaliyet ruhsatının iptal edilerek, serbest bölgede bulunan deposunda yer alan mallarının çıkışına izin verilmeyip, söz konusu malların haczedilerek satılması işlemi dolayısıyla uğranıldığı iddia olunan maddi zarar nedeniyle fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak maddi tazminatın faiziyle birlikte iadesi istemiyle dava açılmıştır.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; Mersin Serbest Bölge Müdürlüğünce davacıya ait depoda bulunan eşyaya bloke konularak firmanın faaliyet ruhsatının 25/01/2007 tarihinde iptal edildiği, Serbest Bölge Gümrük Müdürlüğünce 06/07/2007 tarihinde bu mallar üzerine ihtiyati haciz işlemi uygulandığı, serbest bölge işlem formunun 16/07/2007 tarihinde iptal edildiği, … tarih ve … sayılı işlem ile ihtiyati haczin kesin hacze çevrildiği, eşyanın tasfiyesine ilişkin usulun sorulduğu, Gümrükler Genel Müdürlüğünün … tarih ve … sayılı işlemiyle tasfiye edilmesi istenilen eşyanın 4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun 177. maddesi uyarınca tasfiyesinin yapılması gerektiğinin bildirildiği, davacının eşyaların teslimi amacıyla yaptığı başvurunun … tarih ve … sayılı işlem gerekçe gösterilerek Mersin Serbest Bölge Gümrük Müdürlüğünün … tarih ve … sayılı işlemiyle reddedilmesi üzerine … İdare Mahkemesinde dava açıldığı, anılan dosyada … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile işlemin iptaline karar verildiği, kararın Danıştay 10. Dairesinin 21/01/2015 tarih ve E:2010/10791, K:2015/94 sayılı kararı ile onandığı ve onama kararına karşı yapılan karar düzeltme talebinin de reddedildiği, anılan kararın 26/07/2016 tarihinde davacıya tebliğ edildiği, akabinde davacının serbest bölgede bulunan malların kendilerine teslimi istemiyle 02/08/2021 tarihinde Serbest Bölge Gümrük ve Muhafaza Müdürlüğüne yaptığı başvurunun … tarih ve … sayılı işlem ile reddi üzerine uğranıldığı iddia olunan zararın tazmini amacıyla işbu tam yargı davasının açıldığının anlaşıldığı olayda, 06/07/2007 tarihli ihtiyati haciz işlemi ve 16/07/2007 tarihinde serbest bölge işlem formunun iptal edilmesi üzerine dava açma süresi içinde dava açılmadığı gibi, açık artırma suretiyle yapılan satış işlemi sonrasında da dava açılmadığı, son olarak eşyaların teslim edilmesi talebiyle 20/08/2008 tarihinde yapılan başvurunun reddedilmesi işlemine karşı … İdare Mahkemesinde açılan davada verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararın Danıştay 10. Dairesinin 21/01/2015 tarih ve E:2010/10791, K:2015/94 sayılı kararı ile onanması üzerine veya bu karara karşı yapılan karar düzeltme başvurusunun reddine ilişkin kararın tebliğ edildiği 26/07/2016 tarihten itibaren dava açılması gerekirken, davacı tarafından bu süreler geçirilerek beş yıldan fazla bir süre sonra 02/08/2021 tarihli başvuru üzerine tesis edilen işleme karşı açılan işbu davanın süreaşımı nedeniyle esasının incelenemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği, öte yandan 2577 sayılı Kanunu’nun 3. maddesinin 2. fıkrasının (d) bendinde “tam yargı davalarında uyuşmazlık konusu miktarın” gösterilmesi gerektiği belirtilmesine ve 14. ve 15. maddelerde bu yöndeki eksikliğin “dilekçe ret” nedenleri arasında sayılmasına rağmen, 13/04/2013 tarihinde yürürlüğe giren 6459 sayılı Kanun’un 4. maddesi ve 2577 sayılı Kanun’un 16. maddesinin 4. fıkrasında yer alan düzenleme ile tam yargı davalarında, ilgililere yargılama sürecinde nihai karar verilinceye kadar, bir defaya özgü olarak dilekçede belirtilen tutarın artırılmasına olanak tanındığından, kısmi olarak açılan davanın tek hakim yerine mahkeme heyetince bakılmasında hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Görevli ve yetkili mahkemenin idare mahkemeleri olduğu, idarece eşyaların teslim edilmemesinin hukuki dayanağının bulunmadığı, zira, bu hususta açılan davada … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile işlemin iptal edildiği, satışı yapılan eşyalar üzerinde idarenin tasarruf yetkisinin bulunmadığı ve bu eşyalar nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği, söz konusu eşyanın idarece el konulmadan önce, 428.130,88 Amerikan Doları bedelle … Dış Ticaret Anonim Şirketine satıldığı göz önünde alındığında idarece anılan eşyaların 19.800,00 TL bedelle satılması nedeniyle uğranılan zararın tazmini gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : İstemin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan kararın onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Yedinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Davacının, … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile eşyaların teslimi istemiyle yapılan başvurunun reddi işleminin iptali yolunda verilen kararı dayanak göstererek, serbest bölgede bulunan eşyaların kendilerine teslimi istemiyle 02/08/2021 tarihinde Serbest Bölge Gümrük ve Muhafaza Müdürlüğüne yaptığı başvurunun … tarih ve … sayılı işlem ile reddi üzerine uğranıldığı iddia olunan zararın tazmini amacıyla işbu tam yargı davasını açtığı anlaşıldığından, idare mahkemesi kararının uygulanmaması sebebiyle uğranıldığı iddia olunan zararın tazmini davanın konusunu oluşturmaktadır.
Vergi mahkemeleri, İdari Yargı Düzeninin özel görevli mahkemeleridir. Bu yargı düzeninin genel görevli mahkemeleri ise, idare mahkemeleridir. Bunun anlamı; özel görevli idari mahkeme olan vergi mahkemelerinin görev alanının kanunla belli edilmiş bulunması; kanunla sınırları çizilen bu alan dışında kalan ve özel görevli başka idari yargı yerinin; örneğin, Danıştayın görev alanına da girmeyen idari uyuşmazlıkların idare mahkemelerince çözülmesinin gerekli olmasıdır. Başka anlatımla; özel görevli idari yargı yerlerinin görev alanına girmeyen idari uyuşmazlıkların “kanuni hakimi” idare mahkemeleridir.
Özel görevli idari yargı yeri olarak vergi mahkemelerinin görev alanı, 2576 sayılı Bölge İdare Mahkemeleri İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri Hakkında Kanun’un 3410 sayılı Kanun’un 2. maddesiyle değişik 6. maddesinde gösterilmiştir. Bu maddenin (a) bendine göre; vergi mahkemeleri, genel bütçeye, il özel idareleri, belediye ve köylere ait vergi, resim ve harçlar ile benzeri mali yükümler ve bunların zam ve cezaları ile tarifelere ilişkin davaların; (b) bendine göre, (a) bendindeki konularda 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un uygulanmasına ilişkin davaların; (c) bendine göre ise, diğer kanunlarla verilen işlerin çözümüyle görevlidir. Öte yandan; aynı Kanun’un 5. maddesinde de, vergi mahkemelerinin görevine giren davalarla ilk derecede Danıştayda çözümlenecek olanlar dışında, maddede belirtilen davaların idare mahkemelerince karara bağlanacağı hüküm altına alınmıştır.
Sözü edilen hükümlere göre, vergi mahkemelerinin bir uyuşmazlığın görüm ve çözümüne bakabilmeleri, sayılan davalardan birinin mevcut olması koşuluna bağlı bulunmaktadır. Olayda ise, maddede sayılan davalardan birine konu olabilecek türde tesis edilmiş herhangi bir işlem söz konusu olmayıp, idarenin idare mahkemesince verilen kararın uygulanmaması nedeniyle oluştuğu iddia olunan zararın tazminine ilişkin istem davanın konusunu oluşturmaktadır. Dolayısıyla, uyuşmazlık vergi mahkemelerinin sınırları “kanunla çizilmiş özel görev alanı”nın dışında kalmaktadır.
Bu itibarla, genel görevli idare mahkemelerinin görev alanına giren söz konusu uyuşmazlık vergi mahkemesince çözümlenemeyeceğinden mahkeme kararında görev yönünden yasal isabet görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Temyiz isteminin kabulüne,
2. … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Daireye gönderilmesine,
4. Yargılama giderlerinin yeniden verilecek kararda karşılanması gerektiğine, 27/09/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.