Danıştay Kararı 10. Daire 2022/4608 E. 2022/4137 K. 27.09.2022 T.

Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2022/4608 E.  ,  2022/4137 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2022/4608
Karar No : 2022/4137

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … İnş. Turz. Elektrik Petrol
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVALI) : … Bakanlığı
(Mülga … Bakanlığı)
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN_KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı şirket tarafından, aralarında organik bağ bulunan … Sanayi Ticaret Limited Şirketi’nden 02/02/2012 tarihinde satın alınarak adına tescil edilen … plakalı, 2011 model, … marka, … tipi aracın yurt dışında tescil kaydı yapılmasına karşın sıfır araç gibi beyan edilmek suretiyle düzenlenen belgelerle ithal edildiğinin tespit edildiği gerekçesiyle Mahkeme kararıyla el konulduktan sonra gümrük idaresi tarafından tasfiye edilmek suretiyle satıldığından bahisle uğranılan zararlara karşılık olmak üzere 3.000,00 TL maddi (miktar artırımı dilekçesi ile 700.000,00 TL) ve 5.000,00 TL manevi tazminatın davalı idareye başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin davanın görev yönünden reddi yolundaki kararının kaldırılmasına ilişkin Bölge İdare Mahkemesi kararı uyarınca yeniden yapılan inceleme sonucunda, … tarih ve E:…, K:… sayılı kararla; davacının satın aldığı … plakalı, 2011 model, … marka, … tipi araca yargı kararı ile el konulması nedeniyle uğranılan zararın kusurlu sorumluluk ilkesi gereğince tazmin edilmesi gerektiği, araç üzerindeki mülkiyet hakkından yoksun kalması nedeniyle davacının maddi zararının oluştuğu, aracın kesin satış (ihale) bedeli karşılığı olan 300.483,61 TL’nin davacıya ödenmesi gerektiği sonucuna varıldığı, dava konusu olayın davacının ağır bir elem ve acı duymasına neden olmadığı gerekçesiyle maddi tazminat isteminin kısmen kabulüne, 300.483,61 TL’nin 3.000,00 TL’sinin davalı idareye başvuru tarihi olan 21/10/2019 tarihinden, 297.483,61 TL’sinin miktar artırımı dilekçesinin davalı idareye tebliğ tarihi olan 07/08/2021 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin maddi tazminat ile manevi tazminat istemlerinin ise reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince; davaya konu zarardan doğan sorumluluğun 2918 sayılı Kanun’un ve bu Kanun’un uygulanmasına yönelik Karayolları Trafik Yönetmeliği’nin araçların tesciline ilişkin hükümlerine aykırı hareket edilmesinden kaynaklandığı, 2918 sayılı Kanun’un 110. maddesinde de, madde ayrımı yapılmaksızın 2918 sayılı Kanun’dan kaynaklanan sorumluluk davalarının adli yargı yerinde çözümleneceğinin açıkça belirtildiği, dolayısıyla uyuşmazlığın görüm ve çözümünün, adli yargının görevine girdiği gerekçesiyle tarafların istinaf başvurularının kabulü ile İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın görev yönünden reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI : Davacı tarafından, uyuşmazlığın gümrük idaresinin kusurlu davranışından, diğer bir deyişle ülkeye kaçak eşya sokulmasını önleme, izleme ve araştırmakla yükümlü olan, aracın yurt dışından ithal edilerek trafik siciline tescilinin yapılması öncesinde üzerine düşen dikkat ve özeni göstermeyen gümrük idaresinin kusurundan kaynaklandığı, bakılmakta olan davanın 2918 sayılı Kanun’dan kaynaklanmadığı, dolayısıyla davanın idari yargı yerinde görülmesi gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davalı idare tarafından temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Dava konusu … plakalı, 2011 model, … marka, … tipi araç, … Oto İnşaat firmasınca 18/06/2010 tarihinde … Oto Gümrük Müdürlüğüne … numaralı beyanname verilmek suretiyle ithal edilmiştir.

Davacı şirket ile organik bağı bulunan … Sanayi Ticaret Limited Şirketi de, söz konusu aracı, … Akın Oto İnşaat firmasından 26/08/2010 tarihinde satın almış ve araç şirket adına tescil edilmiş, akabinde bu şirketten 02/02/2012 tarihinde davacı tarafından satın alınmıştır.
Serbest dolaşıma giriş beyannamesi ile ithal edilen aracın eski ve kullanılmış olmasına rağmen, yeni ve kullanılmamış olarak beyan edildiği, dolayısıyla yapılan araştırmalar sonucunda sahte ve yanıltıcı belgeler kullanılmak suretiyle ithal edildiğinden bahisle araca … Sulh Ceza Hakimliği’nin … tarih ve Değişik İş No:… sayılı kararı ile el konulmuştur.
… Ağır Ceza Mahkemesi’nin E:… sayılı dosyasında dava açılmış, 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’nun 16. maddesine istinaden aracın tasfiyesine karar verilmiş, dava devam ederken araç 13/03/2018 tarihinde ihale ile satılmıştır.
Davacı tarafından, yurt dışından ülkeye düşük bedelle veya kaçak olarak eşya sokulmasını önleme, izleme ve araştırmakla yükümlü olan davalı idarenin, aracın yurt dışından ithal edilerek trafik siciline tescilinin yapılması öncesinde üzerine düşen dikkat ve özeni göstermeyerek ithalatı gerçekleştiren kişilerin sahte ve yanıltıcı belgeler kullanması suretiyle bu aracın ithal edildiğinden bahisle aracına yargı kararıyla el konulması nedeniyle uğradığı zararların kusurlu sorumluluk ilkesi gereğince tazmin edilmesi gerektiği ileri sürülerek bakılan dava açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT:
2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 125. maddesinde, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararları ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış, 129. maddesinin 1. fıkrasında, memurlar ve diğer kamu görevlilerinin Anayasa ve kanunlara sadık kalarak faaliyette bulunmakla yükümlü olduklarına, 5. fıkrasında ise, memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlarından doğan tazminat davalarının kendilerine rücu edilmek kaydıyla ve kanunun gösterdiği şekil ve şartlara uygun olarak ancak idare aleyhine açılabileceğine işaret edilmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “İdari dava türleri ve idari yargı yetkisinin sınırı” başlıklı 2. maddesinin 1. fıkrasında, idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan iptal davaları; idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları ile tahkim yolu öngörülen imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar hariç, kamu hizmetlerinden birinin yürütülmesi için yapılan her türlü idari sözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davalar, idari dava türleri olarak sayılmıştır.
İdari işlemler, idari makam ve mercilerin idari faaliyet alanında idare hukuku çerçevesinde, tek taraflı irade açıklamasıyla hukuk aleminde sonuç doğuran kesin ve yürütülmesi zorunlu nitelikte tasarruflardır. İdarenin, temelinde bir idari karar, işlem olmayan veya bir idari sözleşmeye dayanmayan her türlü faaliyeti (fizik alanında görülen iş, hareket, ameliye ve çalışmalar) ya da hareketsiz kalması ise idari eylem olarak tanımlanmaktadır. İdari işlemler, hukuk aleminde değişiklik, yenilik doğuran irade açıklamaları olmalarına karşın; idari eylemler, sadece ilgililerin hak ve yetkilerini kullanmaları koşuluyla hukuki etki ve sonuç doğurmaktadırlar.
İdare, kural olarak yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
Tam yargı davalarında, öncelikle zarara yol açtığı öne sürülen idari işlem veya eylemin hukuka uygunluğunun denetlenmesi esas alındığından, olayın oluşumu ve zararın niteliği sorumluluk ilkelerinin uygulanıp uygulanmayacağının incelenmesi, tazminata hükmedilirken de sorumluluk sebebinin açıkça belirtilmesi gerekmektedir.
İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır. Bu bağlamda hizmet kusuru, özel hukuktaki anlamından uzaklaşarak nesnelleşen, anonim bir niteliğe sahip, bağımsız karakteri olan bir kusurdur. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır.
Kamu görevlilerinin hizmetin yürütülmesi sırasındaki kusurlu eylemleri, idare yönünden nesnel nitelik taşıyan ”hizmet kusuru”nu oluşturmakta, bunun yargısal denetimi ise, kamu hizmetlerinin işleyişinin ve gereklerinin değerlendirilmesinde uzman olan idari yargı yerine ait bulunmaktadır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bakılan dava; yurt dışından ülkeye kaçak eşya sokulmasını önleme, izleme ve araştırmakla yükümlü idarenin aracın yurt dışından ithal edilerek trafik siciline kaydının yapılması öncesinde üzerine düşen dikkat ve özeni göstermeyerek, hizmeti kusurlu işlettiği, davacının aracın kaçak olarak yurda getirilmesinde bir ilgisi ve kusuru bulunmadığı, gümrük idaresince işlemler tamamlanarak ithal edilen aracı satın alıp trafik siciline tescil ettiren iyi niyetli üçüncü kişi durumunda bulunduğu, ithalatı gerçekleştiren firmanın sahte belgelerle bu aracı ithal ettiğinden bahisle aracına el konulması nedeniyle uğradığı zararın tazmin edilmesi gerektiği ileri sürülerek tazminat talebinde bulunulmasından kaynaklanmakta olup, tazminat talebinin temelinde, davalı idarenin mevzuatla kendisine verilen denetim görevini gereği gibi yerine getirmemesi sonucunda, idarenin kayıtlarına güvenerek tasarrufta bulunan kişilerin zarara uğramasına sebebiyet verildiği iddiası bulunduğundan ve bu durum ancak idare hukuku ilke ve kurallarına göre belirlenebileceğinden, bu sebeple açılacak tam yargı davalarının idari yargı yerinde çözümlenmesi gerekmektedir.
Uyuşmazlık konusu olayda, davalı Ticaret Bakanlığı’nın kanun ile kendisine verilmiş olan görevleri gereği gibi yerine getirmediği ileri sürülmekte olup; görevin hiç veya gereği gibi yerine getirilmemesi hizmet kusuru niteliğindedir. İdarenin hizmet kusurundan doğan zararlardan dolayı, İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi gereğince davalı idareye karşı idari yargı yerinde tam yargı davası açılması gerekmektedir.
Nitekim, benzer bir uyuşmazlıkta, Uyuşmazlık Mahkemesinin 18/04/2022 tarih ve E:2022/16, K:2022/239 sayılı kararı da bu yöndedir.
Bu durumda, davalı idarenin hizmet kusuru ya da başka bir nedenle hukuki sorumluluğunun bulunup bulunmadığının yargısal denetimi, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2. maddesi uyarınca idari yargı yerlerine ait olduğundan, davanın İdari Yargı yerinde görülmesi gerektiği açıktır.
Diğer taraftan, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 11/01/2011 tarih ve 6099 sayılı Kanun’un 14. maddesi ile değişik “Görevli ve Yetkili Mahkeme” başlıklı 110. maddesinin 1. fıkrasında “İşleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamu kuruluşları olan araçların sebebiyet verdiği zararlara ilişkin olanları dâhil, bu Kanundan doğan sorumluluk davaları, adli yargıda görülür. Zarar görenin kamu görevlisi olması, bu fıkra hükmünün uygulanmasını önlemez. Hemzemin geçitte meydana gelen tren-trafik kazalarında da bu Kanun hükümleri uygulanır” hükmü yer almaktadır.
Anılan Yasa kuralında, bu Kanundan doğan sorumluluk davalarının görüm ve çözümünün adli yargı düzenine ait olduğu belirtildiğinden, hangi sorumluluk davalarının 2918 sayılı Kanun’dan kaynaklandığı sorusunun cevabı görevli yargı yerinin tesbiti bakımından önem arz etmekte olup; söz konusu Yasa hükmünde geçen ve adli yargıda görülmesi gereken sorumluluk davalarının, 2918 sayılı Kanun’un 85. maddesinde düzenlenen motorlu araçların işletilmesi nedeniyle verilen zararlardan dolayı araç işletenin hukuki sorumluluğuna ilişkin davalar olduğu sonucuna varılmıştır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin KABULÜNE,
2. Davanın görev yönünden reddine dair temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 27/09/2022 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.