Danıştay Kararı 10. Daire 2019/4050 E. 2022/4170 K. 27.09.2022 T.

Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2019/4050 E.  ,  2022/4170 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2019/4050
Karar No : 2022/4170

KARARIN DÜZELTİLMESİNİ
İSTEYEN (DAVALI) : … Valiliği

KARŞI TARAF (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN_KONUSU: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının açıklama ile onanmasına dair Danıştay (Kapatılan) Onbeşinci Dairesinin 29/05/2018 tarih ve E:2015/6824, K:2018/5360 sayılı kararının; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen 3622 sayılı Kanun ile değişik 54. maddesi uyarınca düzeltilmesi istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, Siirt ili, Pervari ilçesi, … köyünde ikamet etmekte iken, terör olayları nedeniyle göç etmek zorunda kaldığından bahisle, mal varlığına ulaşamaması sebebiyle uğranıldığı iddia olunan zararların 5233 sayılı Kanun kapsamında karşılanması istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin Siirt Valiliği Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zarar Tespit Komisyonu Başkanlığı … No’lu Zarar Tespit Komisyonunun … tarih ve … sayılı işleminin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; 5233 sayılı Kanun kapsamında başvurucuların zarara uğramaları için mutlaka kendi üzerine kayıtlı ve tapulu taşınmazların bulunmasının gerekmediği, uyuşmazlık konusu olan yer bir köy/mezra yeri olup kadastro çalışmaları tamamlanmadan önce burada yaşayan kişilerin tapuları olmadan da mal varlıklarının bulunacağını kabul etmenin hakkaniyet gereği olduğu, yapılan keşif sonucunda davacı adına zarar tespitlerinin yapıldığı, davacının anılan köyü boşalttığı tarihten çok sonra yapılan kadastro çalışması verilerine dayanılarak davalı idarece karar verilmesinin tutarlı olmadığı, salt adına tapu kaydı bulunmadığı gerekçesiyle başvurunun reddine yönelik, eksik incelemeye dayalı olarak tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı, ayrıca keşif sonucu düzenlenen inşaat bilirkişi raporunda “Ahır” olduğu belirtilen yapının, 1. Sınıf B Grubu yapılardan olduğunun kabulü gerektiğinden, inşaat bilirkişi raporuna göre yapılacak hesabın anılan yapı grubu baz alınarak yapılması gerektiği gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Daire kararının özeti:Davalının temyiz başvurusu üzerine Danıştay (Kapatılan) Onbeşinci Dairesince, temyize konu karar hukuka ve usule uygun bulunarak, keşif sonucu düzenlenen inşaat bilirkişi raporunda davacı adına tespit edilen ahırın 1. Sınıf A Grubu yapı olduğu belirlendiği, keşif sonucu tespit edilen yapı sınıf ve grupları temel alınarak hesaplama yapılması gerektiği açıklaması ile kararın onanmasına karar verilmiştir.

KARAR DÜZELTME
TALEP EDENİN İDDİALARI : Davalı tarafından, kadastro çalışması yapılmış olan bir yerde mülkiyetin ispatının tapu kayıtları ile mümkün olduğu, dava konusu köye ilişkin yapılan kadastro işleminden sonra adına herhangi bir tespit yapılmayan, tapu iptal ve tescili gibi hukuki yollarla da bu kadastro tespitine itiraz etmeyen davacının davasının kabulünün hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ :Karar düzeltme istemi kabul edilerek, mahkeme kararının gerekçeli onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
Kararın düzeltilmesi dilekçesinde ileri sürülen nedenler, 2577 sayılı Kanun’un Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen 3622 sayılı Kanun ile değişik 54. maddesi hükmüne uygun bulunduğundan, karar düzeltme isteminin kabulü ile Danıştay (Kapatılan) Onbeşinci Dairesinin 29/05/2018 tarih ve E:2015/6824, K:2018/5360 sayılı kararı kaldırılarak davalının temyiz istemi yeniden incelendi:

İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Davacı tarafından, Siirt ili, Pervari ilçesi, … köyünde ikamet etmekte iken, terör olayları nedeniyle göç etmek zorunda kaldığından bahisle, mal varlığına ulaşamaması sebebiyle uğranıldığı iddia olunan zararların 5233 sayılı Kanun kapsamında karşılanması istemiyle 30/05/2008 tarihinde yapılan başvurunun, Siirt Valiliği … No’lu Zarar Tespit Komisyonu Başkanlığının … tarih ve … sayılı işlemi ile başvurucuya ait tapu kaydı bulunmadığı, başvurucunun köyünün kadastro çalışmalarının kesinleşmiş olduğu ve keşif esnasında başvurucunun zilyetliğinde olduğu tespit edilen ve zarar görüldüğü iddia edilen taşınmazların kadastro çalışmalarından sonra tapu kayıtlarıyla doğrulanmadığı ve yapılan araştırmada başvurucunun zarar gördüğü iddia ettiği taşınmazlara yönelik zilyetlik hakkına istinaden kadastro tespitine itiraz veya tapu iptal tescil davası açmamış olduğundan dolayı bir zararın oluşmadığı belirtilerek reddedilmesi üzerine, söz konusu işlemin iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun’un 1. maddesinde, bu Kanunun amacının, terör eylemleri veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle maddî zarara uğrayan kişilerin, bu zararlarının karşılanmasına ilişkin esas ve usulleri belirlemek olduğu; 7. maddesinde ise, hayvanlara, ağaçlara, ürünlere ve diğer taşınır ve taşınmazlara verilen her türlü zararlar, yaralanma, engelli hale gelme ve ölüm hâllerinde uğranılan zararlar ile tedavi ve cenaze giderleri, terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle kişilerin mal varlıklarına ulaşamamalarından kaynaklanan maddi zararlar, bu Kanun hükümlerine göre sulh yoluyla idarece karşılanabilecek zararlar arasında sayılmıştır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Dosyada bulunan keşif sonrası düzenlenen bilirkişi raporlarında, davacının zilyetliğinde ahır ile bağ ve meyve arazisi bulunduğu tespit edilip hesaplama yapılmışsa da; Komisyon tarafından yapılan araştırmada, köyün kadastro çalışmalarının tamamlandığı ve davacının tapulu arazisinin bulunmadığının tespit edildiğinden bahisle davacının başvurusu reddedilmiştir.
Bu durumda, davacının mal varlığına ilişkin araştırma yapılarak, kadastrosu tamamlanan yerlerde mülkiyet durumunun esas alınması, bu bakımdan zilyetlik iddiasında bulunulan yerlerin ya da daha önce yapılmış olan keşiflerde başvurucu lehine tespit edilmiş olan taşınmazların, tapu kayıtlarının gerek davacıdan (başvurucudan) istenilmesi, gerekse davalı idarece araştırılması, zilyetlik iddiası ile kadastro tespiti arasında var olabilecek farklı durumların nedeninin davacıdan (başvurucudan) (belge, sözleşme, dava vs. ile) ispatlanmasının istenmesi gerekmektedir. Bu ispatın gerçekleştirilemediği ve tapusu bulunmayan taşınmazlar hakkındaki zilyetlik iddialarının ise dinlenmesi mümkün değildir. Bu anlamda davacının 5233 sayılı Kanun kapsamında karşılanması gereken bir zararın bulunup bulunmadığının Komisyonca belirtilen şekilde tespit edilmesi gerekmekte olup, zararın varlığının tespit edilmesi halinde ise aynı yere ilişkin daha önce ödeme yapılıp yapılmadığı araştırılarak mükerrer ödemeye yol açmamak suretiyle bir karar verilmesi gerekmektedir.
Bu durumda, dava konusu işlemin iptali yolunda verilen İdare Mahkemesi kararında sonucu itibarıyla hukuki isabetsizlik bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalı idarenin temyiz isteminin REDDİNE,
2. Dava konusu işlemin iptaline ilişkin … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçeyle ONANMASINA,
3. Temyiz ve karar düzeltme aşamasında davalı idare tarafından yapılan yargılama giderleri üzerinde bırakılmasına, artan posta ücretinin iadesine,
4. Dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine, 27/09/2022 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.