Danıştay Kararı 5. Daire 2021/10572 E. 2022/5987 K. 27.09.2022 T.

Danıştay 5. Daire Başkanlığı         2021/10572 E.  ,  2022/5987 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2021/10572
Karar No : 2022/5987

Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı): …

Karşı Taraf (Davalı) : … Bakanlığı /ANKARA
Vekili : Av. …

İstemin Özeti : Davalı idare bünyesinde görev yapmakta iken, 677 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yapılan başvurunun reddine dair … tarihli ve … sayılı işlemin iptali ile işlem nedeniyle yoksun kaldığını öne sürdüğü parasal haklarının ödenmesi istemiyle açılan davanın reddi yolunda verilen … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin … Bölge İdare Mahkemesi … İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:… K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

Temyiz İsteminde Bulunan Davacının İddialarının Özeti: Davacı tarafından; savunma hakkı tanınmadan tesis edilen kamu görevinden ihraç işleminin hukuka aykırı olduğu, hakkında kesinleşmiş bir mahkumiyet kararının bulunmadığı, masumiyet karinesinin ve suç ve cezaların kanuniliği ilkesinin ihlal edildiği, Anayasa’nın 15 ve 121.maddeleri uyarınca, OHAL döneminde sadece OHAL’in gerektirdiği ölçüde, OHAL’e neden olan konularda ve OHAL süresiyle sınırlı olarak, geçici tedbirler alınabileceği, kamu görevlisi olduğu dönemdeki tüm faaliyetlerini yasalara uygun olarak gerçekleştirdiği, demokratik olarak seçilmiş Hükümete icra işlevinde yardımdan başka yasa dışı hiçbir faaliyetinin olmadığı, “terör örgütü suçunun” kasten işlenebilen bir suç olduğu, kastın bu suçun kurucu unsurlarından birisi olduğu, kast olmazsa bu suçun oluşmayacağı, 19 Temmuz 2018 tarihinde OHAL uygulamasına son verildiği, şahsına karşı uygulanan kamu görevinden çıkarma işleminin Anayasal dayanağının kalmadığı, sadakat yükümlülüğü olduğunu bildiği ve bu yükümlülüğe aykırı hareket ettiğini gösteren hiçbir somut delil bulunmadığı, ByLock verilerinin yasa dışı delil olduğu ve hiçbir yargılamada kullanılamayacağı, Türkiye’deki tüm mahkemelerin ByLock konusunda sadece MİT, Emniyet, BTK ve Cumhuriyet Savcılıklarının gönderdiği yazılara dayalı olarak ve bu yazıların mutlak doğruyu yansıttığını değerlendirerek kararlar verdiği, Temmuz 2016 öncesi yapılmış hiçbir suçlamanın dahi bulunmadığı, AİHM’ye göre, bir temel hakka yönelik müdahalenin yasal dayanağı olabilmesi için bu yasanın önceden kabul edilmiş, ilan edilmiş, erişilebilir ve uygulaması öngörülebilir olması gerektiği, sonradan çıkarılan bir KHK ile öngörülen yükümlülük ve yaptırımın uygulamasının öngörülebilir olmadığı, hakkında tanıklık yapan kişilerin şahsına komiser yardımcılığı sınav sorularının 80 tanesinin verildiği yönündeki iddiası olduğu, … isimli şahsın 27/01/2017 tarihinde KOM Şube Müdürlüğünde ilk kez ifade verdiği, aynı gün Cumhuriyet Başsavcılığında benzer şekilde ifade verdiği, bu iki ifadede isminin geçmediği, hatta bu şahsın 03/02/2017 tarihinde hatırladığı bazı şahıslar ile ilgili olarak ifade verdiği ve bu ifade de isminin geçmediği, bu şahsa yaptırılan teşhis ve tespit tutanağında 2 polis memurunun sicili olup bir polis memurunun imzasının olduğu, diğer polis memurunun imzasının olmadığı, teşhis tutanağının usulüne uygun olarak tutulmadığı, bu tutanaktaki ifadelere dayanılmasının hukuka aykırı olduğu, Bylock programını hiçbir şekilde telefonuna indirmediği ve de kullanmadığı, elde olmayan bir telefonun IMEİ üzerinden tespit yapıldığı, zira bu IMEİ’nin internet kullanımını yapamayan 3310 Nokia marka cep telefona ait olduğunun bilirkişi raporundan da anlaşıldığı iddia edilmektedir.
Davalı İdarenin Savunmasının Özeti: Davalı idare tarafından temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

Danıştay Tetkik Hakimi : …
Düşüncesi : İdare Dava Dairesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 334. maddesi uyarınca adli yardım talebi İdare Mahkemesince kabul edilmiş olan davacının, aynı Kanun’un 335. maddesinin 3. fıkrasında yer alan “adli yardım, hükmün kesinleşmesine kadar devam eder.” düzenlemesi gereğince temyiz aşamasındaki adli yardım talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilerek gereği görüşüldü:
Bölge idare mahkemesi idare dava daireleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkün olup, davacı tarafından ileri sürülen hususlar bunlardan hiçbirisine uymamaktadır.
… Bölge İdare Mahkemesi … İdare Dava Dairesinin yukarıda belirtilen kararı ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir sebep bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın ONANMASINA, temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, adli yardım talebinin daha önce kabul edilmiş olması nedeniyle temyiz aşamasında tahsil edilmeyen yargılama giderlerinin, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 339. maddesinin 1. fıkrası uyarınca davacıdan tahsili için Mahkemesince ilgili merciine müzekkere yazılmasına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 27/09//2022 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.