Danıştay Kararı 2. Daire 2021/3544 E. 2022/4520 K. 27.09.2022 T.

Danıştay 2. Daire Başkanlığı         2021/3544 E.  ,  2022/4520 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İKİNCİ DAİRE
Esas No : 2021/3544
Karar No : 2022/4520

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : …
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : … İdare Mahkemesince verilen … günlü, E:…, K:… sayılı kararın, dilekçede yazılı nedenlerle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması isteminden ibarettir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava Konusu İstem : Dava; Bursa ili, … ilçesinde polis memuru olarak görev yapmakta iken … günlü, … sayılı Emniyet Genel Müdürlüğü Yüksek Disiplin Kurulu Kararı ile hakında meslekten çıkarma cezası verilen davacının, anılan kararın iptali istemiyle açılan davanın reddi yolunda verilen …günlü, E:…, K:… sayılı … İdare Mahkemesi kararının yargılamanın yenilenmesi suretiyle kaldırılarak, bahsi geçen işlemin iptali ile özlük haklarının ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.

Uyuşmazlık Hakkında Verilen Kararlar:
… İdare Mahkemesince verilen … günlü, E:…, K:… sayılı kararla; davacının fuhuş yaptığı belirlenen bayanla ilişki kurmak eylemi nedeniyle meslekten çıkarma cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin … günlü, … sayılı Emniyet Genel Müdürlüğü Yüksek Disiplin Kurulu kararında hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle davanın reddine hükmedilmiştir.

Kararın davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Danıştay Onikinci Dairesinin 05/04/2010 günlü, E:2008/5789, K:2010/1829 sayılı kararı ile Mahkeme kararının onanmasına hükmedilmiş, davacının karar düzeltme istemi de yine aynı Dairenin 04/11/2011 günlü, E.2010/5919, K:2011/5738 sayılı kararı ile reddededilmiş ve böylelikle Mahkeme kararı kesinleşmiştir.
Davacı, 27/11/2017 tarihinde Mahkeme kayıtlarına giren dilekçe ile; hakkında disiplin soruşturması yapan, ceza veren ve verilen cezayı onaylayan emniyet personeli ile iptal davasına bakan idari yargı hakiminin FETÖ terör örgütü ile bağlantıları sebebiyle meslekten çıkarıldığını, bu örgüte mensup kişilerin kendilerinden olmayan ve örgütleri için sakıncalı gördükleri memurları soruşturmalar uydurarak ve bu soruşturmalarda her türlü hileyi kullanarak ihraç ettiklerini, yargıda da güçlü oldukları için o dönemde ihraç edilen emniyet mensuplarının hukuki haklarını etkin olarak kullanamadıklarını; eşi ile arasının açık olduğu dönemde … (…) isimli bayanla platonik bir birliktelik yaşadığını, kadın satıcısı damgası vurularak polislikten atıldığını, disiplin cezasına konu fuhuşa aracılık fiilini kesinlikle işlemediğini, hakkında yürütülen soruşturmada alınan tanık beyanlarının gerçeği yansıtmadığını, dinlenen tanıklardan … ve … isimli şahısların okuma yazma bilmedikleri halde, önceden hazırlanan ve iradelerini yansıtmayan ifadelerin kendilerine imzalatıldığını iddia ederek, yargılamanın yenilenmesi isteminde bulunmuştur.
… İdare Mahkemesince verilen … günlü, E:…, K:…. sayılı kararla; 2577 sayılı Yasanın 53/1 maddesinde yazılı sebeplerin uyuşmazlık konusu olayda bulunmadığı gerekçesiyle davacının yargılamanın yenilenmesi isteminin reddine hükmedilmiştir.
Mahkeme kararı davalı İdarece vekalet ücreti yönünden, davacı tarafından ise esas yönünden temyiz edilmiş, Danıştay Beşinci Dairesinin 13/02/2019 günlü, E:2018/2124, K:2019/1061 sayılı kararıyla; davacının meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin kararda esas alınan ve olayın aydınlatılmasında bilgi ve görgülerine başvurulan tanık ifadelerinin bu noktada hukuken itibar edilebilir nitelikte olup olmadığının ve bu kapsamda Mahkeme kararına etkili hileli eylemde bulunulup bulunulmadığı hususunun, bir başka deyişle, yargılamanın yenilenmesi istemi şartlarının, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 53. maddesinin (e) bendinde yer alan hüküm kapsamında gerçekleşip gerçekleşmediğinin Mahkemece açıklığa kavuşturulması suretiyle davacının meslekten çıkarılmasına ilişkin işleme karşı açtığı dava hakkında yeniden bir karar verilmesi gerekirken, yargılamanın yenilenmesi yönündeki talebini reddeden Mahkeme kararında hukuki isabet görülmediği gerekçesiyle Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiş; bu karara karşı davalı idare tarafından yapılan karar düzeltme istemi ise yine aynı Dairenin 23/01/2020 günlü, E:2019/3128, K:2020/236 sayılı kararı ile reddedilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti : … İdare Mahkemesince, Danıştay Beşinci Dairesinin anılan bozma kararına uyularak verilen temyize konu kararla; …’in okuma yazma biliyormuş gibi alınan ve kendisine imzalatılan 16/06/2006 tarihli “Tanık İfade Tutanağı”nın yasal koşullara uygun olarak düzenlenmemiş olması nedeniyle bu tutanakta yer alan hususların davacı aleyhine delil olarak kabul edilmesinin olanaksız olduğu, işbu davada verilen hükme esas alınan 16/06/2006 tarihli “Tanık İfade Tutanağı”nın içeriğinin gerçeği yansıtmadığına ilişkin başka bir mahkeme kararı bulunmasa dahi yargılamayı yapan Mahkemece, hükme doğrudan etki ettiği kuşkusuz olan bu tutanağın dikkate alınmasının (özel bir kasıt olmasa bile) hileli bir durumu yarattığının kabul edilmesi gerektiği, dolayısıyla 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 53. maddesinde öngörülen yargılamanın yenilenmesi koşullarının oluştuğu sonucuna varıldığı gerekçesiyle davacının yargılamanın yenilenmesi talebinin kabulüne;
Soruşturma kapsamında davacının fuhuş yapan kadınlarla birlikte olduğu kanısına ulaştıran ve sonradan okuma yazma bilmediği mahkeme ve noter kaydına geçen …’in ifadesinin delil olarak kullanılamayacak olmasının, soruşturma kapsamında ifadesine başvurulan ve para karşılığı davacı ile birlikte olduğu (fuhuş yaptığı) iddia edilen …’ün ifadesinde ise “davacıyı hiç görmediği, hiçbir münasebetinin bulunmadığı, evine hiç gelmediği” yolunda beyanda bulunulduğu dikkate alındığında, davacının “genelev ya da tek başına fuhuş yapılan yerlerde, bar, pavyon, gazino vb. yerlerde çalışan kadınlarla ya da çevresinde iffetsizlikle tanınan kadın ya da erkeklerle karı – koca gibi yaşamak ya da ilişki kurmak” eylemini işlediği sonucuna varılamayacağı; davacının üzerine atılı olan ve mülga Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğü’nün 8. maddesinin 16. bendi uyarınca “meslekten çıkarma” cezasını gerektiren “genelev ya da tek başına fuhuş yapılan yerlerde, bar, pavyon, gazino vb. yerlerde çalışan kadınlarla ya da çevresinde iffetsizlikle tanınan kadın ya da erkeklerle karı – koca gibi yaşamak ya da ilişki kurmak” eyleminin daha sonra 23/01/2017 günlü, 29957 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 682 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (7068 sayılı Kanunu) kapsamında “meslekten çıkarma” cezası gerektiren fiiller arasında sayılmadığı gibi, başka bir cezayı gerektiren bir durum olarak da belirtilmediği, bu nedenle fiilin işlendiği tarih itibarıyla yürürlükte bulunan mevzuat ile daha sonra yürürlüğe giren mevzuat hükümleri farklı ise disiplin cezası ile cezalandırılacak olan kişilerin lehine olan mevzuat hükmünün dikkate alınması gerektiği, bu durumda davacının meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Emniyet Genel Müdürlüğü Yüksek Disiplin Kurulunun dava konusu 12/12/2006 günlü, 2006/343 sayılı kararında hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle anılan işlemin iptaline, davacının bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının davacıya ödenmesine hükmedilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından; dava dilekçesinde belirtilenin aksine davacının “fuhuşa aracılık etmek” suçundan değil, “Genelev ya da tek başına fuhuş yapılan yerlerde, bar, pavyon, gazino vb. yerlerde çalışan kadınlarla ya da çevresinde iffetsizlikle tanınan kadınlarla karı-koca gibi yaşamak ya da ilişki kurmak” suçundan dolayı tecziye edildiği, bir eylem ya da davranışta bulunan memur hakkında ceza kovuşturması yapılması veya yapılmaması durumunda ayrıca disiplin soruşturması yapılmasına hukuki bir engel bulunmadığı, disiplin cezası uygulaması için mutlaka ceza yargılamasında da mahkum olunması gerekmediği, dava konusu işlemin öncelikle disiplin hukukuna ilişkin usul kuralları bakımından hukuka uygunluğunun denetlenmesi, sonrasında da disiplin soruşturması kapsamında düzenlenen soruşturma raporu ve eki ifadelerin, diğer bilgi ve belgelerin değerlendirilmesi suretiyle fiilin sübuta erip ermediği hususunun irdelenerek bir karar verilmesi gerektiği, dava konusu işlemde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN CEVABI : Cevap verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Bursa ili, Mudanya ilçesinde polis memuru olarak görev yapan davacı “Genelev ya da tek başına fuhuş yapılan yerlerde, bar, pavyon, gazino vb. yerlerde çalışan kadınlarla ya da çevresinde iffetsizlikle tanınan kadın ya da erkeklerle karı-koca gibi yaşamak ya da ilişki kurmak” fiilini işlediğinden bahisle Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü’nün 8/16. maddesi uyarınca …. günlü, … sayılı … Genel Müdürlüğü Yüksek Disiplin Kurulu Kararı ile meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmıştır.
Meslekten çıkarma cezası ile tecziyesine ilişkin işleme karşı açtığı davada … İdare Mahkemesinin … günlü, E…, K:.. sayılı kararıyla davanın reddine hükmedilmiş, bu karar temyiz ve karar düzeltme aşamalarından geçerek kesinleşmiştir.
Davacı, 27/11/2017 tarihinde Mahkeme kayıtlarına giren dilekçesi ile FETÖ terör örgütüne mensup kişilerin hile ile kendisini meslekten çıkardıklarını, Mahkeme kararına ifadeleri esas alınan … ve …’ün okuma yazma bilmedikleri halde önceden hazırlanan ve iradelerini yansıtmayan ifadelerin kendilerine imzalatıldığı iddialarıyla yargılamanın yenilenmesi isteminde bulunmuştur.
İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “Yargılamanın yenilenmesi” başlıklı 53. maddesinde “Danıştay ile bölge idare, idare ve vergi mahkemelerinden verilen kararlar hakkında, aşağıda yazılı sebepler dolayısıyla yargılamanın yenilenmesi istenebilir.
a) Zorlayıcı sebepler dolayısıyla veya lehine karar verilen tarafın eyleminden doğan bir
sebeple elde edilemeyen bir belgenin kararın verilmesinden sonra ele geçirilmiş olması,
b) Karara esas olarak alınan belgenin, sahteliğine hükmedilmiş veya sahte olduğu mahkeme veya resmi bir makam huzurunda ikrar olunmuş veya sahtelik hakkındaki hüküm karardan evvel verilmiş olup da, yargılamanın yenilenmesini isteyen kimsenin karar zamanında bundan haberi bulunmamış olması,
c) Karara esas olarak alınan bir ilam hükmünün, kesinleşen bir mahkeme kararıyla bozularak ortadan kalkması,
d) Bilirkişinin kasıtla gerçeğe aykırı beyanda bulunduğunun mahkeme kararıyla belirlenmesi,
e) Lehine karar verilen tarafın, karara etkisi olan bir hile kullanmış olması,
f) Vekil veya kanuni temsilci olmayan kimseler ile davanın görülüp karara bağlanmış bulunması,
g) Çekinmeye mecbur olan başkan, üye veya hakimin katılmasıyla karar verilmiş olması,
h) Tarafları, konusu ve sebebi aynı olan bir dava hakkında verilen karara aykırı yeni bir kararın verilmesine neden olabilecek kanuni bir dayanak yokken, aynı mahkeme yahut başka bir mahkeme tarafından önceki ilamın hükmüne aykırı bir karar verilmiş bulunması.
ı) Hükmün, İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmenin veya eki protokollerin ihlâli suretiyle verildiğinin, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmiş olması veya hüküm aleyhine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvuru hakkında dostane çözüm ya da tek taraflı deklarasyon sonucunda düşme kararı verilmesi.
2. Yargılamanın yenilenmesi istekleri esas kararı vermiş olan mahkemece karara bağlanır.
3. Yargılamanın yenilenmesi süresi, (1) numaralı fıkranın (h) bendinde yazılı sebep için on yıl, (1) numaralı fıkranın (ı) bendinde yazılı sebep için Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararının kesinleştiği tarihten itibaren bir yıl ve diğer sebepler için altmış gündür. Bu süreler,dayanılan sebebin istemde bulunan yönünden gerçekleştiği tarihi izleyen günden başlatılarak hesaplanır.” hükmüne yer verilmiştir.
Davacı, yukarıda sayılan yargılamanın yenilenmesi sebeplerinden (e) bendinde yer alan sebebe dayanmakta, yapılan soruşturma sırasında ifadeleri alınan … ile …’ün okuma yazma bilmediklerini, idare tarafından önceden hazırlanan ve gerçek iradelerini yansıtmayan ifadelerin anılan kişilere idare tarafından imzalatıldığını ileri sürmektedir.
İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 53. maddesinin (e) bendinde yer alan “Lehine karar verilen tarafın, karara etkisi olan bir hile kullanmış olması” hükmüne istinaden yargılamanın yenilenmesi yoluna gidilebilmesi için üç şartın birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir. Bu şartlar; hilenin var olması, hilenin lehine karar veren tarafça yani hileden yararlanan tarafça yapılması ve yapılan hilenin karara etki etmesidir.
Doktrinde hilenin bir kişinin davranışları ile başka birinin, bir durum ya da olay hakkında yanlış kanaat edinmesine bilerek sebep olması hile olarak tanımlanmaktadır. Hilenin varlığı tek başına yargılamanın yenilenmesi isteminin kabul edilmesi için yeterli olmamakta, bunun yanında hileyi lehine karar verilen tarafın yapması, en önemlisi de hile teşkil eden durumun mahkemeyi hataya götürmesi şartlarının da gerçekleşmesi gerekmektedir. Hile olmasaydı dahi mahkemece aynı hükmün verileceği söylenebiliyorsa, hilenin karara etkisi olduğundan bahsedilemez.
Dava dosyası ve soruşturma raporunun incelenmesinden; davacının fuhuş yapan kadınlara aracılık ettiği ve kendi üzerine kayıtlı telefonu onlara kullandırdığından bahisle gelen ihbar üzerine, ihbarcı tarafından verilen ve davacının üzerine kayıtlı olan telefon numarasının asayiş büro ekiplerince arandığı, telefonu açan … ile belli bir ücret karşılığında fuhuş yapma konusunda anlaşıldığı, ekibin buluşma noktasında beklerken yanlarına davacının gelerek aracı incelediği ve biraz ilerledikten sonra telefonla konuşmaya başladığı, anılan bayanın buluşma noktasına gelmemesi üzerine ekiplerce arandığında bayanın tanımadığı kişilerle çıkmayacağını söyleyerek telefonu kapadığı, bunun üzerine ihbarcının verdiği adrese baskın yapılarak …’ün ifadeye çağrıldığı, binadan ayrılınırken davacının da dairenin arka kapısından çıkarken görüldüğü;
…’ün ifadesinde evli olduğunu, eşinin olmadığı zamanlarda fuhuş yaptığını, yaptığı iş karşılığında aldığı ücreti söylediği, davacıya ait olan ve daha önce arandığında kendisinin açtığı telefonu hiç kullanmadığını, davacıyı hiç tanımadığını, davacının da evine gelmediğini beyan ettiği,
Davacının alınan ilk ifadesinde bayan ile daha önceden tanışmış olduğunu, kendisine acıdığı için ara sıra dertleşmek üzere kendisine ait telefon hattını davacıya verdiğini, olay günü Nato’nun kendisini arayarak kahve içmeye davet ettiğini, içeride iken zilin çalması üzerine paniklediğini, bir süre kapıyı açtırmadığını, sonra da arka kapıdan çıktığını, bayanla cinsel yahut duygusal manada birlikteliğinin bulunmadığını, daha sonra alınan ifadesinde ise bayanla telefon arkadaşlığı yaptığını, onun fuhuş yaptığını bilmediğini belirttiği,
Okuma yazma bilmediği iddia olunan …’in ifadesinde; kendisinin yıllardır genelev işletmeciliği yaptığını, davacının müşterisi olduğunu, tanıştıktan bir süre sonra davacının daha önce Artvin’de görev yaptığını, Artvin’de yaşayan ve para karşılığı erkeklerle birlikte olan bir bayanı çok sevdiğini ve yanında olmasını istediğini söyleyerek bayanın Mudanya’ya gelmesi için kendisinden yardım istediğini, arabayı kullanan dünürü Fazlı ile Bursa – Ankara yolu üzerindeki fakülte kavşağından bayanı alarak aynı sektörde çalışan …’ın yanına yerleştirdiklerini, …nin beş altı ay kendisi ile birlikte çalıştıktan sonra başka bayanlar gelince yanından ayrıldığını beyan ettiği,
…’in dünürü olan …’in ifadesinde 2005 yılı yaz ayları içerisinde dünürü olan … ile birlikte Bursa Ankara yolu Eski Fakülte Kavşağından otobüsle gelen bir bayan ve erkeği alarak …’ın ikametine götürdükleri, bayan ile erkeği tanımadığını ve daha önce hiç görmediğini belirttiği,
…’ın ifadesinde; genelevde işçi olarak çalıştığını, 2005 yılı yaz ayları içerisinde evine, daha önceden tanıdığı ve fuhuş işinde çalıştığını bildiği … ve … ile birlikte … ve davacının geldiklerini, davacıyı ve …yi kendisi ile …’in tanıştırdığını, …’den … ile davacının beş yıldır birbirlerini tanıdığını öğrendiğini, o gün …’nin kendisine bakmak üzere yanında kaldığını, diğerlerinin ise evden ayrıldığını, …’nin kendisi ile birlikte kaldığı evde fuhuş yapmadığını, … ile görüşerek piyasada onun adına çalıştığını, davacının haftanın iki üç günü evlerine geldiğini, telefonla da sık sık … ile görüştüğünü, …’nin durumunu bildiği halde onunla görüşmesinin yanlış olduğunu defalarca davacıya anlattığını, 2006 yılı başında … ile …’in aralarının açıldığını, …’in başka bayanlar bularak …’yi işe çağımadığını, bunun üzerine de …’nin kendi başına çalışmaya başladığını, bir süredir kendisinin Balıkesir genelevinde çalıştığını, bu nedenle evin anahtarını davacıya bıraktığını, …’nin kendisine davacının izne ayrıldığını, eşi ile çocuklarını memlekete götürdüğünü, kendisine ait olan evde davacı ile birlikte kaldıklarını söylediğini beyan ettiği, anlaşılmaktadır.
Her ne kadar …’in ifadesinin iradesini yansıtmadığı ve okuma yazma bilmediği için kendisine önceden hazırlanan ifadenin imzalatıldığı iddia olunmakta ise de, yukarıda ifadelerinin özetine yer verilen komiser yardımcısı ve polis memurlarından oluşan ekibin olay gününü anlatan ifadeleri ile …, … ile …’ın ifadelerinin birbirlerini destekler nitelikte olduğu; dolayısıyla …’in ifadesinin hileli bir durum yarattığının kabulüne imkan bulunmadığı görülmektedir.
Bu durumda, anılanın okuma yazma bilmemesi nedeniyle ifadesinin geçersiz sayılması durumunda dahi diğer ifadelerden yola çıkılarak Mahkemece aynı kararın verileceğinin açık olduğu, dava konusu olayda hilenin varlığından bahsedilemeyeceği gibi, hile teşkil ettiği ileri sürülen ifadenin Mahkemeyi hataya götürmesinden de bahsedilemeyeceği gerekçesiyle yargılamanın yenilenmesi isteminin kabulü ile dava konusu işlemin iptali ve davacının dava konusu işlem nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının kendisine ödenmesi yolundaki Mahkeme kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay İkinci Dairesince, Danıştay Beşinci Dairesi tarafından, Danıştay Başkanlık Kurulunun 18/12/2020 günlü, K:2020/62 sayılı kararının “Ortak Hükümler” kısmının 6. fıkrası uyarınca, ayrıca bir gönderme kararı verilmeksizin Dairemize iletilen dosyada, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. DAVALI İDARENİN TEMYİZ İSTEMİNİN REDDİNE,
2. … İdare Mahkemesince verilen … günlü, E:…, K:… sayılı kararın ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan davalı idare üzerinde bırakılmasına,
4. Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
5. 2577 sayılı Kanun’un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren (15) onbeş gün içinde Danıştayda karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 20/09/2022 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

(X) KARŞI OY :

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde; Danıştay’ın, temyiz incelemesi sonucu kararın hukuka aykırı olduğu sonucuna varır ise kararı bozacağı belirtilmiştir.
Kesin hükümle sonuçlanmış bir uyuşmazlık, kural olarak yeniden yargılama konusu yapılamaz. Bu nedenle, yargılamanın yenilenmesi olağanüstü bir kanun yoludur. Olağan üstü kanun yolu olan yargılamanın yenilenmesi sebepleri; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 53 . maddesinde belirtilmiş, bu sebepler arasında, ” Lehine karar verilen tarafın, karara etkisi olan bir hile kullanmış olması,” sayılmıştır.
Madde metninden; lehine karar verilen tarafın, karar etkisi olan bir hile kullanması gerektiği anlaşılmaktadır. Dava konusu işlemi oluştururken, idarenin usule uymaması, esasa ilişkin yanlışlıklar yapması”, hukuka aykırılık” kapsamında temyiz sebebidir.
Yanlışlığın hile vasfını kazanabilmesi için; karşı tarafa zarar vermek, gerçek durumu farklılaştırmak amacını taşıması ve böylece mahkeme aşamasında kararı etkilemeye yönelik olması gerekir.
Olayda, davacı, 27/11/2017 tarihinde Mahkeme kayıtlarına giren dilekçe ile; FETÖ terör örgütüne mensup kişilerin kendilerinden olmayan ve örgütleri için sakıncalı gördükleri memurları soruşturmalar uydurarak ve bu soruşturmalarda her türlü hileyi kullanarak ihraç ettiklerini, yargıda da güçlü oldukları için o dönemde ihraç edilen emniyet mensuplarının hukuki haklarını etkin olarak kullanamadıklarını; kadın satıcısı damgası vurularak polislikten atıldığını, disiplin cezasına konu fuhuşa aracılık fiilini kesinlikle işlemediğini, hakkında yürütülen soruşturmada alınan tanık beyanlarının gerçeği yansıtmadığını, dinlenen tanıklardan … ve … isimli şahısların okuma yazma bilmedikleri halde, önceden hazırlanan ve iradelerini yansıtmayan ifadelerin kendilerine imzalatıldığını iddia ederek, yargılamanın yenilenmesi isteminde bulunmuştur.
Davacının bu iddialarının, temyiz aşamasında ileri sürülebilecek hukuka aykırılık sebepleri olduğu; yargılamanın yenilenmesi sebebi kabul edilebilmesi için, işlemi tesis eden ve kararı veren FETÖ terör örgütüne mensup kişilerin, yargılanması sırasında davacının meslekten çıkarılmasını amaçladıklarının ortaya çıkması; dinlenen tanıklardan … ve … isimli şahısların okuma yazma bilmediklerini tanıklık yaparken ifade etmeleri, buna rağmen daha önceden yazılmış ifadeleri imzalamaya zorlanmaları suretiyle işlem tesis edilmiş olması ve böylece, hile yapılmış olması gereklidir.
Olayda, davacının … ve … isimli şahısların tanıklığına baş vurulduğu, … ifadesinde; ” evli olduğunu, eşinin olmadığı zamanlarda fuhuş yaptığını, yaptığı iş karşılığında aldığı ücreti söylediği, davacıya ait olan ve daha önce arandığında kendisinin açtığı telefonu hiç kullanmadığını, davacıyı hiç tanımadığını, davacının da evine gelmediğini beyan ettiği” bu tanık ifadesinin tamamen davacının lehine olduğu, soruşturma yapan ilgililerin işlem tesis ederken hile yoluna başvurduğu ve davacı aleyhine davrandığı iddiasının maddi gerçekle bağdaşmadığı gibi idari işlemin tesisinde sadece bu kişilerin ifadesine dayanılmadığı görülmektedir.
Bu durumda, hile teşkil ettiği ileri sürülen iki ifadenin birisinin tamamen davacının lehine olduğu, maddi olayın tespiti şekli dikkate alındığında karara etkisi olan bir hilenin kullanıldığından söz edilemeyeceği; yargılamanın yenilenmesi isteminin kabulü ile dava konusu işlemin iptali ve davacının dava konusu işlem nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının kendisine ödenmesi yolundaki Mahkeme kararının bozulması gerektiği oyu ile karar katılmıyorum.