Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2022/51 E. , 2022/5200 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2022/51
Karar No : 2022/5200
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : …Vergi Dairesi Başkanlığı
(…Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : … Mühendislik Limited Şirketi
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : …Vergi Mahkemesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı adına 2010/12. dönemine ilişkin resen tarh eden tekerrür uygulamalı 3 kat vergi ziyaı cezalı katma değer vergisinin ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 355/1-1. maddesi uyarınca kesilen özel usulsüzlük cezasının kaldırılması istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Danıştay bozma kararı üzerine Vergi Mahkemesince verilen kararda; defter ve belgelerin incelemeye ibraz edilmediği gerekçesiyle dava konusu tarhiyatın yapıldığı ve özel usulsüzlük cezasının kesildiği, davacılar tarafından, mücbir sebep olmaksızın inceleme elemanına ibraz edilmeyen yasal defterler ve belgelerin mahkemeye sunulabileceğinin bildirilmesi üzerine ilgili defter ve belgelerin temin edilerek incelenmek üzere davalı idareye gönderildiği ve yapılan inceleme neticesinde görüş ve öneri raporunun tanzim edildiği, davacının 2010 yılında yasal kayıtlarına intikal ettirdiği ve indirim konusu yaptığı faturaları düzenleyen … Petrol ve Petrol Ürünleri San. ve Tic. Ltd. Şti. ve … Nak. İnş. Taah. Gıda Mad. San. ve Tic. Ltd. Şti. tarafından davacı adına düzenlenen faturaların sahte olduğu sonucuna varıldığından, sahte faturalar içeriğindeki katma değer vergisi indirimlerinin reddi sonucu yapılan katma değer vergisi tarhiyatında hukuka aykırılık bulunmadığı, davacı adına kesilen vergi ziyaı cezasının miktar itibarıyla daha ağır olduğu anlaşıldığından 213 sayılı Kanun’un mükerrer 355. maddesine istinaden kesilen dava konusu özel usulsüzlük cezasında hukuka uyarlık bulunmadığı, tekerrüre dayanak alınan ilgili vergi ziyaı cezalarının dava konusu vergi ziyaı cezası ile aynı döneme ilişkin olduğu anlaşıldığından davacı adına kesilen vergi ziyaı cezasına tekerrür uygulanmasında hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabul, kısmen reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Kararın aleyhe olan kısımlarının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.
TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Vergi Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin reddine,
2. Temyize konu …Vergi Mahkemesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararının tekerrüre ilişkin kısmının oybirliğiyle, özel usulsüzlük cezasına ilişkin kısmının Üye …ve Üye …’in karşı oyu ve oyçokluğuyla ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. Dosyanın anılan Vergi Mahkemesine gönderilmesine,
5. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren onbeş (15) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 27/09/2022 tarihinde karar verildi.
(X) KARŞI OY :
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun (VUK) 336. maddesinde; cezayı istilzam eden tek bir fiil ile vergi ziyaı ve usulsüzlük birlikte işlenmiş olursa bunlara ait cezalardan sadece miktar itibariyle en ağırının kesileceği; 337. maddesinde, ayrı ayrı yapılmış olan vergi ziyaı veya usulsüzlükten dolayı ayrı ayrı ceza kesileceği, şu kadar ki, 352. maddede yazılı usulsüzlüklerden, aynı takvim yılı içinde aynı neviden birden fazla yapıldığı takdirde birden fazlasının herbiri için, birincisine ait cezanın dörtte birinin esas alınacağı, aynı nevi usulsüzlükten maksatın, fiillerin 352. maddede gösterilen derece ve fıkralar itibariyle yekdiğerine mutabakatı olduğu belirtilmiştir.
Mezkur hükümlerde, 213 sayılı Kanununun 336. maddesi uyarınca, cezayı istilzam eden tek bir fiil ile hem vergi ziyaına sebebiyet verilmesi ve hem de bu fiilin usulsüzlük cezasını istilzam etmesi durumunda, bunlara ait cezalardan sadece miktar itibariyle en ağırının kesileceği, özel usulsüzlük cezası kesilmesini gerektirir fiillerin vukuu halinde ise vergi ziyaı cezası ile kesilen özel usulsüzlük cezası karşılaştırması yapılarak bunlardan en ağırının kesilebileceği konusunda herhangi bir imaya dahi yer verilmemiştir.
Görüldüğü üzere, esasen VUK’un 336. maddesinin özel usulsüzlük cezalarına uygulanamaması; cezaların birleşmesini gerektiren koşullardan “tek fiil” ile hem vergi ziyaı cezasına ve hem de aynı Kanunun mükerrer 355. maddesinde belirtilen özel usulsüzlük cezasına sebebiyet verilmesinin imkan dahilinde olmamasıdır.
Olayda, davacının 213 sayılı Kanunun 256. maddesinde yer verilen yükümlülüğe uymayarak usulüne uygun şekilde istenilmesine rağmen yasal defter ve belgelerini ibraz etmeyerek adına aynı Kanun’un mükerrer 355. maddesinde öngörülen cezanın kesilmesine neden olduğu, ayrıca aynı fiil ile de ilgili ödevi yerine getirmediğinden katma değer vergisi indiriminin 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 29 ve 34. maddelerinde yer verilen koşullara uygunluğunu ispat koşulunu yerine getirmeyerek verginin zamanında tahakkuk ettirilmemesine sebebiyet verdiği anlaşılmaktadır.
Her ne kadar temyize konu kararda Mahkemece, VUK’un “Ceza Hükümleri” başlıklı Dördüncü Kitabının Birinci Kısmında yer alan 331. maddesinde usulsüzlükten başka ayrıca özel usulsüzlük cezası ifadesine yer verilmediği, anılan hükümlerin kanunun sistematiğindeki yeri ve diğer maddelerle bağlantısı göz önünde tutulduğunda 4. Kitabın 2. Kısmında yer alan “İkinci Bölüm”ün başlığının usulsüzlük cezası olması ve bu başlığın altında hem usulsüzlük cezası ve hem de özel usulsüzlük cezasının düzenlenmesi nedeniyle ayrıca belirtilmediği hallerde “usulsüzlük” deyiminden hem usulsüzlük cezasının hem de özel usulsüzlük cezasının anlaşılması gerektiği vurgulanarak, aynı dava dosyasında ayrı ayrı uyuşmazlık konusu oluşturan mükerrer 355. maddeye uygun istenen “defter ve belgelerin verilmemesi” nedeniyle, verginin zamanında tahakkuk etmemesiyle kesilen vergi ziyaı cezasının, aynı nedene bağlı kesilen özel usulsüzlük cezası tutarından ağır olmasından dolayı, iş bu nedene bağlı kesilen özel usulsüzlük cezasında hukuka uyarlık bulunmadığından kaldırılmasına karar verilmiş ise de, söz konusu kararda;
– Özel usulsüzlük cezalarının kesilmesi, bizzat kanun maddelerinin içinde, hem cezayı istilzam eden fiil ve hem de bu fiilin karşılığı ceza tutarları yer verilerek belirlenmişken, genel usulsüzlük cezalarının kesilmesi nedenlerinin Kanuna Bağlı Cetvelle düzenlenmiş olması,
-Yine, özel usulsüzlük cezalarının kesilmesi, fiilin vukuu istenmese de kanunda belirtilen ihmali davranış neticesinde dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranışa bağlanmış ve sonuçta bu cezanın kesilmesi için olayda en azından “taksir”li davranış aranmışken, genel usulsüzlükte cezanın kesilmesi, taksirle ya da kasten işlenip işlenmediğine bakılmaması, bir başka ifadeyle, cezayı istilzam eden suçlardaki “manevi açıdan” farklılıkların göz ardı edilmesi nedenleriyle yasal isabet bulunmadığı dolayısıyla, açıklanan gerekçelerle temyize konu Mahkeme kararının bozulması gerektiği görüşüyle Dairemiz kararına katılmıyoruz.