Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2019/10319 E. , 2022/4133 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2019/10319
Karar No : 2022/4133
DAVACI : …
VEKİLİ : Av. …
DAVALI : … Bakanlığı
VEKİLİ : Av. …
DAVANIN_KONUSU : Davacı tarafından, 01/07/1992 tarih ve 21271 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Sanık Asker Kişiler İçin Avukatlık Ücretinin Ödeme Usul ve Esasları Hakkında Yönetmeliğin, 25/06/2019 tarih ve 30812 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Yönetmeliğin 5. maddesi ile değişik 6. maddesinin 3. fıkrasının iptali istenilmektedir.
DAVACININ_İDDİALARI : Vekalet ücretinin, mahkeme kararıyla Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hükmedilen yargılama gideri olduğu, 1136 sayılı Avukatlık Kanun’un 164. maddesinin 4. fıkrasına göre, vekalet ücretinin Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin altında kararlaştırılamayacağı, Anayasanın 138. maddesi uyarınca mahkeme kararlarına yasama ve yürütme organları ile idarenin uymak zorunda olduğu, dolayısıyla mahkeme kararında belirlenen vekalet ücretinin kısmen ya da tamamen ödenip ödenmeyeceğine ilişkin idareye takdir yetkisi tanıyan dava konusu düzenlemenin hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
DAVALILARIN_SAVUNMALARI : Davalı … Savunma Bakanlığı tarafından, dava konusu Yönetmeliğin “Avukatlık Ücretinin Miktarı” başlıklı 8. maddesinde, avukatlık ücretinin tesbitinin, avukatlık sözleşmesinin yapıldığı tarihteki Avukatlık Asgarî Ücret Tarifesi esas alınarak yapılacağının, ancak ödenecek miktarın tarifede belirtilen ücretlerin 20 katını geçemeyeceğinin öngörüldüğü, dolayısıyla avukatlık ücreti miktarının bu madde hükmü doğrultusunda değerlendirildiği, normlar hiyerarşisine uygun düzenleme yapıldığı, dava konusu düzenleyici işlemin tüm unsurlarıyla hukuka uygun olduğu; davalı İçişleri Bakanlığı tarafından ise, usule ilişkin olarak Bakanlıklarının hasım mevkiinden çıkarılması gerektiği,
Esasa ilişkin olarak davacı vekili tarafından, esasa yönelik hatalı değerlendirmelerde bulunulduğu, Yönetmelikte kastedilen avukatlık ücretinin, sanık durumuna düşen personelin vekalet verdikleri avukatın ücreti ile ilgili olduğu, mahkemece haklı bulunan taraf vekili için hükmedilen avukatlık ücreti ile ilgisi olmadığı savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI : …
DÜŞÜNCESİ : Dava, 25/06/2019 günlü 30812 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Sanık Asker Kişiler İçin Avukatlık Ücretinin Ödeme Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik’in 5. maddesinde “Komisyonun değerlendirmesi neticesinde avukatlık ücretinin ödenip ödenmeyeceği ile ücret miktarına dair verilen karar Milli Savunma Bakanı onayı ile kesinleşir.” hükmünün iptali istemiyle açılmıştır.
6100 sayılı Kanun’un 71. maddesine göre dava ehliyeti bulunan herkes, davasını kendisi veya tayin ettiği vekil aracılığıyla açabilir ve takip edebilir.
1136 sayılı Kanun’un 35. maddesinin 23/1/2008-5728/329 Kanunla değişik üçüncü fıkrasına göre de, dava açmaya yeteneği olan herkes kendi davasına ait evrakı düzenleyebilir, davasını bizzat açabilir ve işini takip edebilir.
1136 sayılı Avukatlık Kanununun 163. maddesine göre; Avukatlık sözleşmesi serbestçe düzenlenir. Avukatlık sözleşmesinin belli bir hukukî yardımı ve meblâğı yahut değeri kapsaması gerekir. Yazılı olmayan anlaşmalar, genel hükümlere göre ispatlanır. Yasaya aykırı olmayan şarta bağlı sözleşmeler geçerlidir. Avukatlık ücret tavanını aşan sözleşmeler, bu Kanunda belirtilen tavan miktarında geçerlidir. İfa edilmiş sözleşmenin geçersizliği ileri sürülemez. Yokluk halleri hariç, avukatlık sözleşmesinin bir hükmünün geçersizliği, bu sözleşmenin tümünü geçersiz kılmaz. Kanun’un 164. maddesinin birinci fıkrasına göre avukatlık ücreti, avukatın hukuki yardımının karşılığı olan meblağı veya değeri ifade eder ve yüzde yirmi beşi aşmamak üzere dava veya hükmolunacak şeyin değeri yahut paranın belli bir yüzdesi olarak kararlaştırılabilir. Bu sözleşmeler, dava konusu para dışındaki mal ve haklardan bir kısmının aynen avukata ait olacağı hükmünü taşıyamaz, aynı maddenin dördüncü fıkrasına göre vekâlet ücreti avukatlık asgari ücret tarifesinin altında kararlaştırılamaz.
04.01.1961 tarih ve 211 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanununun Askerlerin Silah Kullanma Yetkileri başlıklı 87. maddesinin, Soruşturma usulü ve adli yardım (Ek : 22/11/1990 – 3683/5 md.) başlıklı VII. bendinde “Silah kullanmak zorunda kalan asker kişiler hakkında, hazırlık soruşturması Askeri Savcı, Cumhuriyet Savcısı veya yardımcıları tarafından yapılır. Haklarında dava açılan sanık asker kişiler duruşmadan vareste tutulabilir. Olayın mahiyetine ve kusurun derecesine göre sanığın mensup olduğu Bakanlıkça durumu uygun görülenlerin vekalet verdiği avukatın ücreti, bu bakanlıkların bütçesine konulacak ödenekten karşılanır. Avukat tutma ve avukatlık ücretinin ödeme usul ve esasları, Milli Savunma ve İçişleri bakanlıklarınca bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç ay içinde çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.” hükmüne yer verilmiştir.
Düzenleyici işlem niteliğindeki Yönetmelikler, dayanağı üst hukuk normlarını açıklamak ve uygulanmasını sağlamak üzere yayımlanmakta olup, yasa koyucunun amacına aykırı olmamak şartıyla uygulama alanı bulacaktır.
Anılan Yasa hükme dayanılarak 01/07/1992 tarih ve 21271 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Sanık Asker Kişiler İçin Avukatlık Ücretinin Ödeme Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelikte; dayanak kanunlar diğer kanunlarla verilen karakol, karakol nöbetçisi, devriye, nakliyat muhafazası hizmetlerinde veya asayişi temin ve kaçakçılığın men, takip ve tahkiki için görevlendirildiklerinde ya da önleyici, caydırıcı, düzenleyici, koruyucu görev ve hizmetlerin yerine getirilmesi sırasında veya bu görevlerinden dolayı sanık durumuna düşen asker kişilerin, vekâlet verdikleri avukatın ücretinin ödenmesi amaçlanmış, Kara, Deniz ve Hava Kuvvetleri Komutanlıklarına mensup sanık asker kişiler ile görevinden ayrılmış olup da hakkındaki dava henüz sonuçlanmamış veya görevde iken işlemiş olduğu suçtan dolayı görevinden ayrıldıktan sonra hakkında soruşturma açılan, ihzar veya tutuklama müzekkeresi çıkarılan, gözaltına alınan veya kamu davası açılmış olan asker kişiler için avukat tutulması ve vekalet ücretlerinin ödenmesiyle ilgili esas ve usuller ile gerekli işlemlere ait hükümler belirlenmiştir.
Karakol, karakol nöbetçisi, devriye, nakliyat muhafazası hizmetlerinde veya asayişi temin ve kaçakçılığın men, takip ve tahkiki için görevlendirildiklerinde ya da önleyici, caydırıcı, düzenleyici, koruyucu görev ve hizmetlerin yerine getirilmesi sırasında veya bu görevlerinden dolayı sanık durumuna düşen asker kişilerin hakkında soruşturma açılmış, ihzar müzekkeresi veya tutuklama müzekkeresi çıkarılmış, gözaltına alınmış ya da kamu davası açılmış olmaları isnat edilen suçla ilgili olarak bir avukata usulüne uygun vekâletname vermeleri, olayın niteliği ve kusur derecesine göre sanık asker kişinin durumunun uygun görülmesi halinde olayın meydana geldiği tarihte görevli bulunduğu Komutanlığa müracaat etmesi, komutanlıkça olayla ilgili bilgi ve belgelerin temin edilerek, Komutanlık görüşü ile birlikte bağlı bulunduğu Kuvvet Komutanlığına ardından bu bilgi ve belgeler ile sanık asker kişinin özlük ve sicil dosyalarının Millî Savunma Bakanlığına gönderilmesi Milli Savunma Bakanlığında avukatlık ücretine ilişkin verilecek karar için bir komisyon kurulması öngörülmüştür.
Uyuşmazlıkta, yukarıda amacı ve yöntemi açıklanan Yönetmeliğin 6. maddesi 25/06/2019 günlü 30812 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Sanık Asker Kişiler İçin Avukatlık Ücretinin Ödeme Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik’in 5. maddesinin son fıkrasıyla değiştirilmiş, davacı tarafından “Komisyonun değerlendirmesi neticesinde avukatlık ücretinin ödenip ödenmeyeceği ile ücret miktarına dair verilen karar Milli Savunma Bakanı onayı ile kesinleşir.” hükmünün iptali istemiyle bu dava açılmıştır.
Esasen 1992 de ilk yayımlandığı şekliyle avukatlık ücretinin ödenip ödenmeyeceği ile ücret miktarının komisyonca değerlendirileceği hükmü yine yer almış, uyuşmazlığa konu yönetmelik sadece verilen kararın onay makamını değiştirmiştir.
Aynı Yönetmeliğin 8. maddesinde ” Avukatlık ücretinin tesbiti, avukatlık sözleşmesinin yapıldığı tarihteki avukatlık asgarî ücret tarifesi esas alınarak yapılır. Ancak ödenecek miktar tarifede belirtilen ücretlerin 20 katını geçemez” hükmüne yer verilmiştir.
Dava ehliyeti olan herkes avukat aracılığı olmadan kendisini savunabilir. Tarafların bir davayı vekil aracılığıyla takip etmeleri kendi iradelerine bağlıdır. Bu bağlamda kişilerin kendi iradeleriyle avukatın hukuki yardımından yararlanmak ve davalarını vekil aracılığıyla takip etmek istemeleri hâlinde bu yardımın, hizmetin karşılığı olan meblağı veya değeri karşılamaları gerekir. Avukatlık ücreti avukat ile müvekkil arasındaki özel ilişkiye dayanan, tarafların kendi aralarında düzenleyecekleri bir sözleşme ile saptanan ücret olup mahkeme tarafından yargılama giderleri Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi kapsamında hükmedilen vekâlet ücretinden farklıdır.
Kendisine özgü işleyişi, kuralları, sosyal ve idari yapılanması olan ve amacını mutlak itaatin oluşturduğu tartışılmaz bir disiplin içerisinde Türkiye Cumhuriyeti Devletinin korunması ve kollanması için harp sanatının öğretilmesi, öğrenilmesi ve gereklerinin yerine getirilmesini içeren askerlik hizmetinin ve bu hizmeti gören asker kişilerin farklı hukuksal statü ve kurallara bağlanması hizmet gereklerine aykırılık oluşturmaz.
Asker kişilerin kamusal görev ve hizmetlerin yerine getirilmesi sırasında veya bu görevlerinden dolayı sanık durumuna düşmeleri halinde kendi iradelerine bağlı olarak davalarını vekil aracılığıyla takip etmeleri halinde uyuşmazlığa konu yönetmelikle idare adına yürütülen bir hizmetin ifası sırasında oluşan bu duruma katkı sunulabilmesi için öncelikle olayın niteliği ve kusur derecesine göre sanık asker kişinin durumunun bir komisyon değerlendirmesinden geçirilerek avukatlık ücretinin ödenip ödenmeyeceğine karar verileceği, ücretin ödenmesine karar verilmesi halinde de davacının iddiasının aksine mahkeme kararında belirlenen ve yargılama giderleri kapsamındaki vekalet ücretinin değil, vekilleri ile aralarında düzenledikleri sözleşme ile saptanan ücretin aynı Yönetmeliğin 8. maddesinde öngörülen şekilde ödenmesine ilişkin usul ve esasları belirlediği görüldüğünden söz konusu düzenlemede hukuka, üst hukuk normlarına aykırılık bulunmamıştır.
Açıklanan nedenlerle, davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :
Davacı tarafından, 01/07/1992 tarih ve 21271 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Sanık Asker Kişiler İçin Avukatlık Ücretinin Ödeme Usul ve Esasları Hakkında Yönetmeliğin, 25/06/2019 tarih ve 30812 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Yönetmeliğin 5. maddesi ile değişik 6. maddesinin 3. fıkrasının iptali istenilmektedir.
İNCELEME VE GEREKÇE:
USUL YÖNÜNDEN:
25/06/2019 tarih ve 30812 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan, Sanık Asker Kişiler İçin Avukatlık Ücretinin Ödeme Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ile Ana Yönetmeliğin amaç ve kapsamı dahil olmak üsere önemli değişiklikler yapılmış, bu çerçevede İçişleri Bakanlığına bağlı olan Jandarma Genel Komutanlığı ile Sahil Güvenlik Komutanlığında görevli bulunan asker kişiler Yönetmelik kapsamından çıkarılarak Yönetmeliğin 7. maddesi ile Ana Yönetmeliğin “Yürütme” başlıklı 10. maddesinin 1. fıkrasında yer alan “ve İçişleri Bakanı” ibaresi yürürlükten kaldırılmış, dolayısıyla Ana Yönetmelik hükümlerinin sadece Milli Savunma Bakanı tarafından yürütüleceği öngörülmüştür.
Bilahare İçişleri Bakanlığının bağlı kuruluşu olan Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı emrinde çalışan personeli kapsayan Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı Mensubu Sanık Personelin Avukatlık Ücretinin Ödenme Usul ve Esaslarına Dair Yönetmelik, 03/08/2019 tarihli ve 30851 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Bu haliyle, dava konusu Yönetmelik kapsamından İçişleri Bakanlığı’nın bağlı kuruluşu olan Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı emrinde çalışan personelin çıkarıldığı anlaşıldığından, işbu davada, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 15. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendi uyarınca İçişleri Bakanlığının hasım mevkiinden çıkarılması gerektiği sonucuna varılmıştır.
ESAS YÖNÜNDEN:
İlgili Mevzuat:
211 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanunu’nun “Askerlerin Silah Kullanma Yetkileri” başlıklı 87. maddesinin 1. fıkrasında, karakol, karakol nöbetçisi, devriye, nakliyat muhafazası hizmetlerinde veya asayişi temin için görevlendirilen askerlerin hangi hallerde silah kullanmaya yetkili oldukları, silah kullanma yetkisinin derecesi, silah kullanma tarzı, ateş emri ve kendiliğinden ateş etme yetkisi, ateş emri vermeye yetkili makamlar düzenlendikten sonra, “Sorumluluk” başlıklı VI numaralı bendinde, “Her olayın cereyan ettiği haller ve şartlar göz önünde tutulmak kaydiyle bu madde hükümlerine göre silahını kullanan askere ve silah kullanma emrini veren birlik komutanına sorumluluk yüklenemez.” hükmüne; 22/11/1990 tarihli ve 3683 sayılı Kanunla değişik “Soruşturma usulü ve adli yardım” başlıklı VII numaralı bendinde ise, “Silah kullanmak zorunda kalan asker kişiler hakkında, hazırlık soruşturması Askeri Savcı, Cumhuriyet Savcısı veya yardımcıları tarafından yapılır. Haklarında dava açılan sanık asker kişiler duruşmadan vareste tutulabilir. Olayın mahiyetine ve kusurun derecesine göre sanığın mensup olduğu Bakanlıkça durumu uygun görülenlerin vekalet verdiği avukatın ücreti, bu bakanlıkların bütçesine konulacak ödenekten karşılanır. Avukat tutma ve avukatlık ücretinin ödeme usul ve esasları, Milli Savunma ve İçişleri bakanlıklarınca bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç ay içinde çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.
” hükmüne yer verilmiştir.
1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun, 4667 sayılı Kanun ile değişik 2. maddesinde, avukatlığın amacının; hukuki münasabetlerin düzenlenmesini, her türlü hukuki mesele ve anlaşmazlıkların adalet ve hakkaniyete uygun olarak çözümlenmesini ve hukuk kurallarının tam olarak uygulanmasını her derecede yargı organları, hakemler, resmi ve özel kişi, kurul ve kurumlar nezdinde sağlamak olduğu; avukatın bu amaçla hukuki bilgi ve tecrübelerini adalet hizmetine ve kişilerin yararlanmasına tahsis edeceği; 164. maddesinde, avukatlık ücretinin, avukatın hukuki yardımının karşılığı olan meblağı veya değeri ifade edeceği, yüzde yirmibeşi aşmamak üzere, dava veya hükmolunacak şeyin değeri yahut paranın belli bir yüzdesinin avukatlık ücreti olarak kararlaştırılabileceği, avukatlık asgari ücret tarifesi altında vekalet ücreti kararlaştırılamayacağı kurala bağlanmıştır.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 502. maddesinde ise, “Vekâlet sözleşmesi, vekilin vekâlet verenin bir işini görmeyi veya işlemini yapmayı üstlendiği sözleşmedir.” kuralına yer verilmiştir.
Öte yandan, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 323. maddesinde, “vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekâlet ücreti” yargılama giderleri arasında sayılmış; 326. maddesinde, “Kanunda yazılı hâller dışında, yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verilir.
” hükmü; 330. maddesinde de, “Vekil ile takip edilen davalarda mahkemece, kanuna göre takdir olunacak vekâlet ücreti, taraf lehine hükmedilir.” hükmü yer almıştır.
211 sayılı Kanun’un 87. maddesinin 1. fıkrasının VII numaralı bendine istinaden hazırlanan Hakkında Dava Açılan Asker Kişiler İçin Avukat Tutma ve Avukatlık Ücretinin Ödeme Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik, 01/07/1992 tarihli ve 21271 sayılı Resmi gazete’de yayımlanarak yürürlüğe konulmuş; bilahare 07/08/2001 tarihli ve 24486 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Yönetmelik değişikliği ile adı Sanık Asker Kişiler İçin Avukatlık Ücretinin Ödeme Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik olarak değiştirilmiştir.
Anılan Yönetmeliğin “Amaç” başlıklı 1. maddesinde, “Bu Yönetmeliğin amacı; 4/1/1961 tarihli ve 211 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanunu, 10/6/1949 tarihli ve 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu ve diğer kanunlarla verilen karakol, karakol nöbetçisi, devriye, nakliyat muhafazası hizmetlerinde veya asayişi temin ve kaçakçılığın men, takip ve tahkiki için görevlendirildiklerinde ya da önleyici, caydırıcı, düzenleyici, koruyucu görev ve hizmetlerin yerine getirilmesi sırasında veya bu görevlerinden dolayı sanık durumuna düşen asker kişilerin, vekâlet verdikleri avukatın ücretinin ödenmesi ile ilgili usul ve esasları düzenlemektir.
” kuralına yer verilmiş;
“Komisyon Teşkili ve Onay Makamı” başlıklı 6. maddesi, “Bu Yönetmeliği uygulamak üzere;
a) Millî Savunma Bakanlığında; Personel Başkanlığının bağlı bulunduğu Müsteşar Yardımcısının Başkanlığında, Maliye Başkanı, Personel Başkanı, Hukuk Müşavirliği ve Davalar Dairesi Başkanı ile avukatlık ücreti ödenmesi talebinde bulunan sanık asker kişilerin bağlı bulunduğu Kuvvet Komutanlıklarının Harekât Başkanı ve Personel Başkanlarından,
b) Jandarma Genel Komutanlığında; Kurmay Başkanı Başkanlığında, Harekât Başkanı, Personel Başkanı, İstihbarat Başkanı, Maliye Başkanı ve Hukuk Hizmetleri Başkanı ve Adli Müşavir ile; ilgili görülen diğer birim yetkililerinden,
c) Sahil Güvenlik Komutanlığında; Kurmay Başkanı Başkanlığında, Harekât Grup Başkanı, Personel Grup Başkanı, Komptrolörlük Şubesi Müdürü, İstihbarat Şube Müdürü, Hukuk Müşavirliği ile, ilgili görülen diğer yetkililerden
oluşan bir Komisyon kurulur. Komisyonun sekretarya hizmetleri Personel Başkanlıklarınca yürütülür.
Komisyonun değerlendirmesi neticesinde avukatlık ücretinin ödenip ödenmeyeceği ile ücret miktarına dair verilen karar, ilgisine göre Millî Savunma Bakanı veya İçişleri Bakanının onayı ile kesinleşir.” şeklinde iken;
25/06/2019 tarih ve 30812 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan dava konusu Yönetmelik değişikliği ile “Bu Yönetmeliği uygulamak üzere Milli Savunma Bakanlığında; Personel Genel Müdürlüğünün bağlı bulunduğu Bakan Yardımcısının Başkanlığında, Bütçe ve Mali Hizmetler Genel Müdürü, Personel Genel Müdürü, Hukuk Hizmetleri Genel Müdürü ile avukatlık ücreti ödenmesi talebinde bulunan sanık asker kişilerin bağlı bulunduğu Kuvvet Komutanlıklarının Harekât Başkanı ve Personel Başkanlarından oluşan bir Komisyon kurulur.
Komisyonun sekreterya hizmetleri Milli Savunma Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğünce yürütülür.
Komisyonun değerlendirmesi neticesinde avukatlık ücretinin ödenip ödenmeyeceği ile ücret miktarına dair verilen karar Milli Savunma Bakanı onayı ile kesinleşir.” halini almış; böylece, Yönetmeliğin kapsamı dışına çıkarılan İçişleri Bakanlığına bağlı Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığına yönelik düzenlemeler dava konusu madde metninden de çıkarılmak suretiyle Yönetmeliğin tamamında yeknesaklık sağlanmıştır.
Yönetmeliğin 7. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendinde, sanık asker kişi ile avukat arasında yapılan ücret sözleşmesi ve usulüne uygun olarak verilen vekaletname, Komisyon tarafından, sanık asker kişi hakkında karar verilebilmesi için gerekli belgeler arasında sayılmış; 8. maddesinde ise, avukatlık ücretinin tesbitinin, avukatlık sözleşmesinin yapıldığı tarihteki avukatlık asgari ücret tarifesinin esas alınarak yapılacağı, ancak ödenecek miktarın tarifede belirtilen ücretlerin 20 katını geçemeyeceği öngörülmüştür.
Dava Konusu Yönetmeliğin İncelenmesi:
Anayasa’nın 124. maddesinde, Cumhurbaşkanı, bakanlıklar ve kamu tüzelkişilerinin, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, yönetmelikler çıkarabileceği hükmüne yer verilmiştir.
Buna göre, idari teşkilat yapısı içinde yer alan Bakanlıklar ile diğer kamu kurum ve kuruluşları, görev alanlarına ilişkin olarak yönetmelik, yönerge, tebliğ, genelge ve talimat gibi çeşitli adlar altında düzenleme yapabilmektedirler.
Bu düzenlemeler arasında uyulması gereken “normlar hiyerarşisi” kuramına göre, hukuk düzeni, farklı kademede yer alan Anayasa, kanun, yönetmelik ve diğer düzenleyici işlemlerden oluşan birçok normu içermekte ve her norm geçerliliğini bir üst basamakta yer alan normdan almaktadır. Normlar hiyerarşisine göre kanundan sonra gelen yönetmelik, genelge, tebliğ, talimat gibi düzenlemelerin ancak kanunda verilmiş olan hakkın kullanılmasının açıklanması ile ilgili olacağı, bu metinlerde kanun ile verilmiş olan hakkı genişletici veya daraltıcı mahiyette hükümlere yer verilemeyeceği hukukun genel ilkelerindendir.
1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun yukarıda aktarılan hükümlerinin irdelenmesinden; avukatın hukuki bilgi ve tecrübelerini tahsis ettiği avukatlık sözleşmesinin bir vekalet sözleşmesi olduğu, avukatın bu hukuki yardımının karşılığı olan avukatlık (vekalet) ücretinin, avukatlık asgari ücret tarifesi altında, dava veya hükmolunacak şeyin yüzde yirmibeşinin üstünde kararlaştırılamayacağı, dolayısıyla avukatlık (vekalet) sözleşmesinde vekâlet verenin edimini teşkil eden vekâlet ücretinin akdi (sözleşmesel) bir yükümlülük/borç olduğu; yargı yerlerince vekille takip edilen davalarda kanun gereğince hükmolunacak vekâlet ücretinin ise aleyhine hüküm kurulan taraftan alınarak lehine hüküm kurulan tarafa verilecek bir yargılama gideri olduğu, başka bir anlatımla her iki vekalet ücretinin kaynağının ve borçlusunun farklı olduğu anlaşılmaktadır.
211 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanunu’nun 87. maddesinin “Soruşturma usulü ve adli yardım” başlıklı VII numaralı bendinde, silah kullanmak zorunda kalan asker kişiler hakkında, ceza soruşturması veya kovuşturması bulunması halinde, olayın mahiyetine ve kusurun derecesine göre sanığın mensup olduğu Bakanlıkça durumunun uygun görülmesi kaydıyla vekalet verdiği avukatın ücretinin, bu bakanlıkların bütçesine konulacak ödenekten karşılanacağı, avukat tutma ve avukatlık ücretinin ödeme usul ve esaslarının ise, Milli Savunma ve İçişleri bakanlıklarınca bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç ay içinde çıkarılacak yönetmelikle düzenleneceği hükme bağlanmıştır.
Anılan Kanun maddesi ile silah kullanma yetkisine sahip asker kişilerin, birinci fıkrada sayılan görevler sırasında ve bu görevler dolayısıyla silah kullanmaları nedeniyle meydana gelen olaylar sonucu ceza soruşturması veya kovuşturmasına maruz kalmaları halinde hukukî yardım aldıkları avukatın ücretinin ödenmesinde destek olunması, katkıda bulunulması amaçlanmıştır. Başka bir anlatımla, silah kullanımını gerektiren güvenliğin sağlanması, kaçakçılığın önlenmesi gibi riskli kamu hizmetlerini ifa eden asker kişilerin, kendilerini ağır baskı altında hissetmeleri nedeniyle vazifelerini endişe içerisinde yapmalarını önlemek için bu görevlerinin icrası sırasında suç işledikleri iddiasıyla haklarında soruşturma açılması, ihzar veya tutuklama müzekkeresi çıkarılması, gözaltına alma kararı verilmesi veya kamu davası açılması hallerinde, avukatlık sözleşmesi yaparak hizmet aldıkları avukatın ücretinin Bakanlık bütçesinden ödenmesi öngörülmüş; bu kapsamda olayın mahiyetine ve kusurun derecesine göre asker sanıkların durumunun mensup olduğu Bakanlıkça değerlendirilmesi esası kabul edilmiş, avukat tutma ve avukatlık ücretinin ödeme usul ve esaslarının belirlenmesi konusunda davalı Bakanlık yetkili kılınmıştır.
Anılan yetkiye istinaden yürürlüğe konulan Sanık Asker Kişiler İçin Avukatlık Ücretinin Ödeme Usul ve Esasları Hakkında Yönetmeliğin 1. maddesinde, Yönetmeliğin amacının, sanık durumuna düşen asker kişilerin, vekâlet verdikleri avukatın ücretinin ödenmesi ile ilgili usul ve esasları düzenlemek olduğu; 7. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendinde, sanık asker kişi ile avukat arasında yapılan ücret sözleşmesinin, Komisyon tarafından sanık asker kişi hakkında karar verilebilmesi için gerekli belgeler arasında olduğu belirtilmiş; 6. maddesinin 1. ve 2. fıkralarında, avukatlık ücretinin ödenip ödenmeyeceği ile ücret miktarına dair karar vermek üzere kurulacak Komisyonun oluşumu ve sekreterya hizmetlerini yürütecek birim düzenlenmiş; dava konusu 3. fıkrasında da, “Komisyonun değerlendirmesi neticesinde avukatlık ücretinin ödenip ödenmeyeceği ile ücret miktarına dair verilen karar Milli Savunma Bakanı onayı ile kesinleşir.” kuralına yer verilerek Komisyon kararının onay makamı belirlenmiştir.
Buna göre, davalı Bakanlığa, ödeme usul ve esaslarını yönetmelikle düzenleme yetkisi verilen ve dava konusu Yönetmelikle düzenlenen avukatlık ücretinin, 1136 ve 6098 sayılı Kanunlar uyarınca vekâlet veren ile vekil arasında akdedilen “vekâlet sözleşmesine ilişkin avukatlık ücreti” olduğunda duraksama bulunmamakta olup; davalı Bakanlığın, söz konusu avukatlık ücretinin Bakanlık bütçesinden ödenip ödenmeyeceği ve ödenecek tutarın belirlenmesi hususunda hukuki düzenlemeler yapma yetkisini haiz olduğu açıktır.
Bu açıdan, davalı Bakanlığın, 211 sayılı Kanunla verilen ve dava konusu Yönetmelikle usul ve esasları belirlenen, avukatlık ücretinin hangi hallerde ve ne kadarının kurum bütçesinden karşılanacağını tespit etme yetkisinin, yargılama giderlerinden sayılan vekalet ücretine yönelik olmaması nedeniyle anayasaya aykırı ve yargı yetkisine müdahale teşkil eden bir yönü bulunmadığı gibi; davalı bakanlığın, sanık asker kişi ile avukat arasında imzalanan avukatlık sözleşmesinin tarafı olmadığı ve söz konusu sözleşmeye ilişkin yükümlülüklerin (sanık askerin avukatlık ücretini ödeme borcunun) taraflar açısından devam ettiği dikkate alındığında, taraflar arasındaki sözleşmeyi ortadan kaldırıcı mahiyette ya da sözleşmeye müdahale olarak değerlendirilemeyeceği de açıktır. Başka bir anlatımla, avukatlık sözleşmesinin tarafı olmayan davalı Bakanlığın ödeme, ödememe ya da kısmen ödeme kararı vereceği tutarın, Bakanlık açısından avukatlık ücreti niteliğini haiz olmadığı, yalnızca sanık asker kişiye yapılan bir destek/katkı mahiyetinde olduğu kuşkusuzdur.
Bu itibarla, olayın mahiyetine, kusurun nitelik ve derecesine göre sanık askerin durumunu değerlendirerek Bakanlık bütçesinden yapılacak işlemi tespit eden Komisyon kararını onaylama yetkisini içeren dava konusu düzenlemede hukuka aykırılık görülmemiş olup; aksi yöndeki davacı iddialarına itibar edilmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. DAVANIN REDDİNE,
2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam … TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca … TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
4. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 27/09/2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.