Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2022/5404 E. , 2022/8066 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2022/5404
Karar No : 2022/8066
DAVACI : … Büyükşehir Belediye Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …
DAVALILAR : 1- …
2- … Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …
DAVANIN ÖZETİ : Eskişehir ili, Tepebaşı ilçesi, … Mahallesi, …ada, … parsel sayılı taşınmaza ilişkin olarak Hazine ve Maliye Bakanlığı Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından hazırlanarak 09.07.2021 tarih ve 4262 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararı ile onaylanan ve 10.07.2021 tarih ve 31537 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan yürürlüğe giren 1/25000 ölçekli nazım imar planı değişikliği, 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliği ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliği ile bu imar planlarına yapılan itirazın reddine ilişkin 03.06.2022 tarih ve 31855 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 02.06.2022 tarih ve 5645 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararının iptali istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI : Dava konusu imar planı değişikliklerine yaptıkları itirazların tam olarak karşılanmadığı, imar planı değişiklikleri ile planlanan ”sağlık tesis alanı” ve ”rekreasyon alanının” kaldırılan alanlara eşdeğer nitelikte olmadığı, azaltılan sağlık tesis alanı ile ilgili Sağlık Bakanlığı’nın görüşünün alınmadığı, plan değişikliği ile önerilen gelişme alanlarının getireceği nüfus ve taşıt yoğunluğunun göz önünde bulundurularak ulaşım kademelenmesi yapılması ve hazırlanan her ölçekteki imar planı veya değişikliklerinin ulaşım master planının öngördüğü ulaşım sistemine entegre olacak şekilde düzenlenmesi gerektiği, ancak dava konusu imar planı değişiklikleri ile öngörülen nüfus yoğunluğuna bağlı oluşacak trafik yükünün göz ardı edildiği, ulaşım şemasının bölgenin ulaşım sistemine dolayısıyla kente etkisi irdelenmeden düzenlendiği, dava konusu imar planı değişikliklerinin plan ana kararlarını, sürekliliğini, bütünlüğünü, sosyal ve teknik altyapı dengesini, altyapı ve ulaşım sistemini bozacak nitelikte, kamu yararı gözetilmeden, teknik ve nesnel gerekçelere dayandırılmadan, sadece mülkiyet durumu gözetilerek, alanda nüfus ve yapı yoğunluğunu artıracak şekilde yapıldığı ve şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına, kamu yararına ve mevzuat hükümlerine uygun olmadığından iptali gerektiği ileri sürülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince Tetkik Hakimi …’nin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Dava, Eskişehir ili, Tepebaşı ilçesi, …Mahallesi, …ada, …parsel sayılı taşınmaza ilişkin olarak Hazine ve Maliye Bakanlığı Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından hazırlanarak 09.07.2021 tarih ve 4262 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararı ile onaylanan ve 10.07.2021 tarih ve 31537 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan yürürlüğe giren 1/25000 ölçekli nazım imar planı değişikliği, 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliği ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliği ile bu imar planlarına yapılan itirazın reddine ilişkin 03.06.2022 tarih ve 31855 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 02.06.2022 tarih ve 5645 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararının iptali istemiyle açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasa’nın 40. maddesinin ikinci fıkrasında; Devletin, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorunda olduğu hükme bağlanmış, 125. maddesinin üçüncü fıkrasında da; 40. maddedeki düzenlemenin devamı niteliğinde, “İdari işlemlere karşı açılacak davalarda süre, yazılı bildirim tarihinden başlar.” hükmüne yer verilmiştir.
3194 sayılı İmar Kanunu’nun “Planların Hazırlanması ve Yürürlüğe Konulması” başlıklı 8. maddesinin (b) bendinde: “İmar Planları; Nazım İmar Planı ve Uygulama İmar Planından meydana gelir. Mevcut ise bölge planı ve çevre düzeni plan kararlarına uygunluğu sağlanarak, belediye sınırları içinde kalan yerlerin nazım ve uygulama imar planları ilgili belediyelerce yapılır veya yaptırılır. Planlar, plan değişiklikleri ve plan revizyonları; kayıt altına alınmak ve arşivlenmek üzere Bakanlıkça oluşturulan elektronik ortama yüklenmek ve aynı sistem üzerinden Plan İşlem Numarası almak zorundadır. Planlar, belediye meclisince onaylanarak yürürlüğe girer. Bu planlar onay tarihinden itibaren belediye başkanlığınca tespit edilen ilan yerlerinde ve ilgili idarelerin internet sayfalarında bir ay süreyle eş zamanlı olarak ilan edilir.Bir aylık ilan süresi içinde planlara itiraz edilebilir. Belediye başkanlığınca belediye meclisine gönderilen itirazlar ve planları belediye meclisi onbeş gün içinde inceleyerek kesin karara bağlar.” hükmü yer almaktadır.
3194 sayılı İmar Kanununun “İmar Planlarında Bakanlığın Yetkisi”ni düzenleyen 9. maddesinin 2. fıkrada: “Belediye hudutları ve mücavir alanlar içerisinde bulunan ve özelleştirme programına alınmış kuruluşlara ait arsa ve arazilerin, ilgili kuruluşlardan (Belediye) gerekli görüş alınarak çevre imar bütünlüğünü bozmayacak imar tadilatları ve mevzi imar planlarının ve buna uygun imar durumları; Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca hazırlanarak Özelleştirme Yüksek Kurulunca onaylanmak suretiyle yürürlüğe girer ve ilgili Belediyeler bu arsa ve arazilerin imar fonksiyonlarını 5 yıl değiştiremezler. İlgili belediyeler görüşlerini onbeş gün içinde bildirir.” hükmüne yer verilmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “Dava açma süresi” başlıklı 7. maddesinin birinci fıkrasında, dava açma süresinin, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştay’da ve idare mahkemelerinde altmış gün olduğu; ikinci fıkrasında, bu sürenin, idari uyuşmazlıklarda yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden itibaren başlayacağı; dördüncü fıkrasında, ilanı gereken düzenleyici işlemlerde dava açma süresinin, ilan tarihini izleyen günden itibaren başlayacağı, “Üst Makamlara Başvurma” başlıklı 11. maddesinin dava konusu işlem tarihinde yürürlükte olan halinde ilgililer tarafından idari dava açılmadan önce, idari işlemin kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılmasının üst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapmış olan makamdan, idari dava açma süresi içinde istenebileceği, bu başvurunun işlemeye başlamış olan idari dava açma süresini durduracağı, otuz gün içinde bir cevap verilmezse isteğin reddedilmiş sayılacağı hususu kurala bağlanmıştır.
Anılan maddelerin birlikte değerlendirilmesinden; imar planlarına karşı, 2577 sayılı Kanun’un 11. maddesi kapsamında yapılacak başvurular için, 3194 sayılı Kanun’un 8/b maddesi ile özel bir itiraz süresi getirildiği anlaşılmaktadır. Bu durum karşısında, imar planlarına karşı, bir aylık askı süresi içinde 2577 sayılı Kanun’un 11. maddesi kapsamında başvuruda bulunulması ve bu başvuruya idari dava açma süresinin başlangıç tarihi olan son ilan tarihinden itibaren 30 gün içinde cevap verilmeyerek isteğin reddedilmiş sayılması halinde, bu tarihi takip eden 60 günlük dava açma süresi içinde veya son ilan tarihini izleyen 30 gün içinde cevap verilmek suretiyle isteğin reddedilmesi halinde bu cevap tarihinden itibaren 60 günlük dava açma süresi içinde idari dava açılabileceği sonucuna varılmaktadır. Buna göre, imar planlarına askı süresi içinde bir itirazda bulunulmamış ise davanın, 2577 sayılı Kanun’un 7. maddesi uyarınca imar planının son ilan tarihini izleyen günden itibaren altmış gün içinde açılması gerekir.
Aynı Kanun’un 20/A maddesinde ise Özelleştirme Yüksek Kurulu kararlarına karşı açılacak davaların ivedi yargılama usulüne tabi olduğu, bu usulde dava açma süresinin 30 gün olduğu ve bu usule tabi işlemler bakımından Kanunun 11. maddesi hükümlerinin uygulanmayacağı öngörülmüştür.
09.07.2018 tarih ve 30473 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 85. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi ile 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanunun’un 3. maddesinin birinci fıkrası yürürlükten kaldırılarak Özelleştirme Yüksek Kurulu’nun hukuki varlığına son verilmişse de, aynı Kanun Hükmünde Kararnamenin 85. maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi ile aynı Kanuna eklenen Geçici 29. madde ile bu Kanun Hükmünde Kararnamenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren Özelleştirme Yüksek Kurulunca görülmekte olan işlerin Cumhurbaşkanı veya yetkilendireceği makam tarafından sonuçlandırılacağı öngörülmüştür.
Mevcut yasal durum itibariyle Özelleştirme Yüksek Kurulunca görülmekte olan işler Cumhurbaşkanı veya yetkilendireceği makam tarafından sonuçlandırılacağına göre, Cumhurbaşkanı tarafından bu kapsamda tesis edilen dava konusu imar planlarının onaylanması yolundaki karara karşı açılacak davanın da ivedi usulde görülmesi gerekmektedir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Anayasanın temel hak ve hürriyetlerin korunması başlıklı 40. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan hüküm ile bireylerin yargı ya da idari makamlar önünde sonuna kadar haklarını arayabilmelerine kolaylık ve imkan sağlanmasının amaçlandığı, son derece dağınık mevzuat karşısında kanun yolu, mercii ve sürelerin belirtilmesinin hak arama, hak ve hürriyetlerin korunması açısından zorunluluk haline geldiği maddenin gerekçesinde belirtilmiştir.
İdari işlemden hak ve menfaati etkilenen kişilere, bu işleme karşı başvurulabilecek tüm idari ve yargısal yolların ve merciilerin gösterilmesi mahkemeye erişim hakkının etkin kullanımı dolayısıyla hak arama hürriyetinin sağlanması bakımından önem arz etmektedir.
Bilindiği üzere, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunun 7. maddesinde genel dava açma süresi düzenlenmiş, 11. maddesinde ise dava açmadan önce idari işlemin kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem tesis edilmesinin üst makamdan üst makam yoksa işlemi tesis eden makamdan istenilmesine izin veren idari başvuru yolu öngörülmüş, söz konusu idari başvurunun ise dava açma süresini durduracağı ve kalan sürede dava açabileceği belirtilmiştir.
Ancak nitelikleri gereği bazı idari işlemlere karşı yasalarla özel dava açma süreleri getirilmiş ve söz konusu 11. madde kapsamında yapılacak başvurunun dava açma süresini etkilemeyeceği düzenlenmiştir.
2577 sayılı Kanunun 20/A maddesinde öngörülen ivedi yargılama usulü de bu kapsamda yer almaktadır. Anılan maddede ivedi yargılama usulüne tabi işlemlere karşı dava açma süresinin genel dava açma süresinden farklı olarak 30 (otuz) gün olduğu ve Kanun’un 11. maddesinin uygulanmayacağı hüküm altına alınmıştır.
Dolayısıyla ivedi yargılama usulüne tabi işlemlerin ilgililere bildirilmesi sırasında, söz konusu işleme karşı 30 gün içinde dava açılması gerektiğinin ve dava açmadan önce 11. madde kapsamında yapılacak başvurunun işlemeye başlayan dava açma süresini etkilemeyeceğinin işlemde açıkça belirtilmesi yukarıda aktarıldığı üzere anayasal bir zorunluluktur.
Bu bağlamda, davacıların, kendilerine bir bildirim yapılmadığı sürece, ivedi yargılama usulüne tâbi olan bir işlemi öğrendiklerinde, kaç gün içinde dava açılacağını, anılan Kanun’un 11. maddesi uyarınca idari merciye başvurulup başvurulamayacağını, başvuruya verilen cevap ya da zımni ret işlemi üzerine kalan sürede dava açıp açılamayacağını bilmeleri mümkün değildir
Başka bir ifadeyle, Anayasa’nın 40. maddesi hükmü uyarınca, ivedi yargılama usulüne tabi işlemin iptali istemiyle 30 gün olan özel dava açma süresi içinde dava açılabileceğinin ve anılan usulde 2577 sayılı Kanun’un 11. maddesinin uygulanmayacağı hususunun idari işlemde açıklanması durumunda, idari işlemin tebliğ tarihinden itibaren, anılan özel dava açma süresi içerisinde dava açılması gerektiği kabul edilmelidir.
Nitekim Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulu’nun 15.03.2022 tarih ve E:2021/2, K:2022/1 sayılı kararında; “özel dava açma süresine tâbi bir idarî işlemde, dava açma süresinin gösterilmemiş olması durumunda, vergi mahkemelerinde 30, Danıştay ve idare mahkemelerinde 60 günlük genel dava açma süresinin uygulanması gerektiği; aynı şekilde genel dava açma süresine tâbi bir idarî işlemde dava açma süresi gösterilmemiş olsa da, 30 ve 60 günlük genel dava açma süresinin uygulanması gerektiği” hükme bağlanmıştır.
Uyuşmazlık bu çerçevede ele alındığında, Hazine ve Maliye Bakanlığı Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından hazırlanan ve 09.07.2021 tarih ve 4262 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararı ile onaylanan 1/25000 ölçekli nazım imar planı değişikliği, 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliği ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliği 2577 sayılı Kanunun 20/A maddesi uyarınca ivedi yargılama usulüne tabi olup bu işlemlere karşı 30 gün içerisinde dava açılabileceğinin ve 2577 sayılı Kanunun 11. maddesinin uygulanmayacağının düzenleyici işlem niteliğinde bulunan imar planlarının ilan-askı tutanağında ve her türlü ilan araçlarında Anayasanın 40. maddesi gereğince ilgililere açıkça bildirilmesi gerekmektedir.
Dava dosyasında bulunan, davalı Hazine ve Maliye Bakanlığı Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından davacı idareye gönderilen 14.07.2021 tarihli ve 12317 sayılı yazıda, dava konusu 1/25000 ölçekli nazım imar planı değişikliği, 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliği ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliklerinin 3194 sayılı İmar Kanununun 8.maddesi gereğince tespit edilen ilan yerlerinde ilan edilmesi, ilan süresi içinde yapılan itirazların ilan tutanağı ile birlikte taraflarına iletilmesi, ayrıca ilan tutanağı içerisinde söz konusu imar planlarına yönelik açılabilecek davaların 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 20/A maddesinde yer alan “İvedi yargılama usulünde dava açma süresi otuz gündür.” hükmüne tabi olduğunun belirtilmesi istenilmiştir. Bu doğrultuda anılan yazı ile davacı idarenin dava konusu planların özel dava açma süresine tabi olduğu yönünde bilgi sahibi olduğu, ancak 11. maddesinin uygulanmayacağı yönünde bir bildirimde bulunulmadığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda bakılan davada, dava açma süresi değerlendirilirken ivedi yargılama usulünde öngörülen 30 günlük özel dava açma süresinin gözetilmesi gerektiği açık olmakla birlikte, 11. madde hükümlerinin uygulanmayacağı yönünde bir bildirimde bulunmadığından, Anayasa’nın 40. maddesi gereğince, davacının dava açma süreleri içerisinde 2577 sayılı Kanunun 11. maddesi uyarınca yaptığı itirazın dava açma süresini durduracağının kabulü gerekmektedir.
Uyuşmazlıkta, dava konusu 1/25000 ve 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliklerinin 04.08.2021 – 02.09.2021 tarihleri, 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinin ise 05.07.2021 – 03.09.2021 tarihleri arasında askıya çıkarıldığı, davacı tarafından askı süreleri içerisinde 26.08.2021 tarihinde planlara itiraz edildiği görüldüğünden, 1/25000 ve 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliklerine yönelik askı tarihinin son günü olan 02.09.2021 tarihini, 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğine yönelik olarak ise askı süresinin son günü olan 03.09.2021 tarihini izleyen 30 günlük süre içerisinde cevap verilmeyerek zımnen reddi üzerine, zımni ret tarihinden itibaren 60 günlük yasal dava açma süresi içerisinde açılması gerekirken, 27.06.2022 tarihinde açılan davanın süre aşımı nedeniyle incelenme olanağı bulunmamaktadır.
Davacının askı süresi içinde yapmış olduğu itirazın, 03.06.2022 tarih ve 31855 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 02.06.2022 tarih ve 5645 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararı ile reddine karar verilmiş ise de yukarıda belirtilen 2577 sayılı Kanunun 11. maddesi uyarınca askı süresinin son gününü izleyen günden itibaren 30 günlük zımnen ret süresi geçtikten sonra idare tarafından verilen cevabın dava açma süresini yeniden canlandırmayacağı açıktır.
Öte yandan, bakılan uyuşmazlıkta; Danıştay Altıncı Dairesi’nin 05.07.2022 tarih ve E:2022/5404 sayılı ilk incelemeye esas ara kararı ile uyuşmazlığın çözümü için gerekli görüldüğünden, davacı Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanlığı ile dava dışı Tepebaşı Belediye Başkanlığı’ndan dava konusu imar planı değişikliklerine ilişkin askı ilan tutanaklarının istenilmesine karar verilmiş olmasına karşın iş bu ara karar ile birlikte dava dilekçesinin sehven davalı idarelere de tebliğe çıkarıldığı görülmüştür.
Bu durumda, her ne kadar davalı idareler tarafından süresinde savunma verilmiş ise de Dairece savunmanın yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde yargı kararı bulunmadan sehven alındığı hususu göz önünde bulundurularak davalı idareler lehine vekalet ücretine hükmedilmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle,
1.Davanın SÜREAŞIMI YÖNÜNDEN REDDİNE,
2.Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam … TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3.Kullanılmayan …-TL yürütmenin durdurulması harcının ve posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
4.2577 sayılı Yasanın 20/A maddesi kapsamında kalan davada, bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 gün içerisinde Danıştay Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 26/09/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.