Danıştay Kararı 4. Daire 2022/4573 E. 2022/5171 K. 26.09.2022 T.

Danıştay 4. Daire Başkanlığı         2022/4573 E.  ,  2022/5171 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2022/4573
Karar No : 2022/5171

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı
(… Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av….

KARŞI TARAF (DAVACI) : … Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı adına … tarih ve … sayılı işlem ile tanzim edilen 7.390.353,21-TL tutarındaki … tarih ve …,…,… sayılı tahakkuk fişinin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; olayda, tahakkuk işleminin dayanağı teminat istenilmesine ilişkin yazıya karşı mahkemelerinin E:… sayılı dosyasında açılan davada … tarih ve K:… sayılı “iptal” kararı ile davacı şirketten teminat istenilmesine ilişkin işlemin hukuka aykırı olduğuna karar verildiğinden, teminat istenilmesine ilişkin yazının davacıya usulüne uygun tebliğ edilmesine karşın belirtilen süre içerisinde teminat yatırılmadığından bahisle yapılan tahakkuk işleminde de hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; istinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davalı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı mükellef hakkında düzenlenen tahakkukların usul ve yasaya uygun olduğu, aksi yönde verilen kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.

TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
2577 sayılı Kanun’un İdari Dava Türleri ve İdari Yargı Yetkisinin sınırını belirleyen 2. maddesinin 1. fıkrasının (a) ve (b) bentlerinde; idari dava türleri düzenlenmiş, idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan iptal davaları ile idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları olarak tanımlanmış, maddenin 2. fıkrasında ise; idari yargı yetkisinin, idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlı olduğu düzenlemesine yer verilmiştir.
Aynı Kanunun 14. maddesinin 3. fıkrasında da; dilekçelerin, Danıştay daire başkanının görevlendireceği bir tetkik hakimi, idare ve vergi mahkemelerinde ise mahkeme başkanı veya görevlendireceği bir üye tarafından: a) görev ve yetki, b) idari merci tecavüzü, c) ehliyet, d) idari davaya konu olacak kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem olup olmadığı, e) süre aşımı, f) husumet ve g) 3 ve 5. maddelere uygun olup olmadıkları yönlerinden sırasıyla inceleneceği belirtilmiş olup, Kanunun 15. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde ise; Danıştay veya İdare ve vergi mahkemelerince yukarıdaki maddenin 3. fıkrasında yazılı hususlarda kanuna aykırılık görülürse, 14. maddenin 3/c, 3/d ve 3/e bendlerinde yazılı hallerde davanın reddine karar verileceği kurala bağlanmıştır.
Öte yandan, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 378. maddesi ile 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, vergi mahkemesinde dava konusu edilebilecek kesin ve yürütülmesi gerekli olan işlemler; verginin tarh edilmesi veya cezanın kesilmesi, tadilat ve takdir komisyonları kararlarının mükellefe tebliğ edilmiş olması, tevkif yoluyla alınan vergilerde istihkak sahiplerine ödemelerin yapılmış ve ödemeyi yapan tarafından verginin kesilmiş olması, mükelleflerin 213 sayılı Kanun’un 122 ve 124. maddeleri kapsamında yaptıkları müracaatlar üzerine idarece olumsuz işlem tesis edilmiş olması, mükellefler hakkında ihtiyati haciz, ihtiyati tahakkuk işlemlerinin uygulanması, ödeme emri, haciz varakası tebliği şeklinde ortaya çıkmaktadır.
Yukarıda anılan hükümler kapsamında, ilgililer tarafından vergi mahkemesinde dava açabilmesi için verginin tarh edilmesi, cezanın kesilmesi, tadilat ve takdir komisyonları kararlarının tebliğ edilmiş olması, tevkif yoluyla alınan vergilerde istihkak sahiplerine ödeme yapılmış veya ödemeyi yapan tarafından verginin kesilmiş olması, yahut ilgili adına ödeme emri tebliğ edilmesi veya hakkında haciz işlemi tatbik edilmesi gibi ilgilinin hukukunu etkileyen, kesin ve yürütülebilir işlemin hukuk alemine girmesi gerekmektedir.
Dava dilekçesi ve eki belgeler ile birlikte … Vergi Mahkemesi’nin E:… esas sayılı dosyasının incelenmesinden, davacının 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 153/A maddesi kapsamında olduğunun tespit edildiğinden bahisle davalı idarece, davacı adına 7.390.353,21-TL tutarında teminat verilmesine ilişkin … tarih ve … sayılı teminat isteme yazısının düzenlendiği, belirlenen teminatın verilmemesi üzerine davalı idarece, teminat olarak istenilen tutarın … tarih ve …,…,… sayılı tahakkuk fişi davacı adına teminat alacağı olarak tahakkuk ettirildiği, anılan tahakkuk fişinin iptali istemiyle de bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun “Teminat Uygulaması” başlıklı 153/A maddesinin 4. fıkrasında; “Birinci fıkrada sayılanlar hariç olmak üzere, 359. maddede yer alan sahte belge düzenleme fiilini işledikleri vergi incelemesine yetkili olanlarca mükellef hakkında yapılan inceleme neticesinde düzenlenen raporla tespit edilenlerden bu durumları kesinleşenlerin, keyfiyetin vergi dairesinin ıttılaına girdiği tarihten itibaren bir ay içinde 6183 sayılı Kanunun 10. maddesinin birinci fıkrasının (1), (2) ve (3) numaralı bentlerinde sayılan nev’iden 75.000 (100.000)Türk Lirasından ve düzenlenmiş olan sahte belgelerde yer alan toplam tutarın % 10’undan az olmamak üzere yazıyla otuz gün içinde teminat göstermesi istenir. Fiil tüzel kişilik veya tüzel kişiliği olmayan teşekkül bünyesinde işlenmişse teminat bunlardan istenir. Verilen sürede şartların yerine getirilmemesi halinde, istenilen teminat tutarı verilen sürenin son günü vade tarihi olarak kabul edilmek suretiyle mükellef adına teminat alacağı olarak tahakkuk ettirilir. Tahakkuk ettirilen teminat alacağı, mükelleften 6183 sayılı Kanun uyarınca gecikme zammı tatbik edilerek takip ve tahsil edilir.” hükmüne yer verilmiştir.
Anılan hükümde, teminat olarak istenilen tutarın; verilen sürede şartların yerine getirilmemesi halinde, verilen sürenin son günü vade tarihi olarak kabul edilmek suretiyle mükellef adına teminat alacağı olarak tahakkuk ettirileceği ve tahakkuk ettirilen bu teminat alacağının, mükelleften 6183 sayılı Kanun uyarınca gecikme zammı tatbik edilerek takip ve tahsil edileceği belirtilmiş olup, bu madde uyarınca tahakkuk ettirilen teminat alacaklarının; kanun gereği, zorunlu olarak tahakkuk ettirildiği ve dolayısıyla bu tahakkuk işlemlerinin idari davaya konu olabilecek kesin ve yürütülmesi zorunlu işlemlerden olmadığı, ancak söz konusu tahakkukların takip ve tahsiline ilişkin olarak 6183 sayılı Kanun kapsamında tesis edilecek işlemlerin -ödeme emri tanzim ve tebliği, haciz işlemi tesis edilmesi gibi işlemlerin- idari davaya konu olabilecek işlemlerden olduğu sonucuna ulaşılmaktadır.
Olayda da, yukarıda yer verilen kanun hükmüne istinaden davalı idarece söz konusu teminat tutarının … tarih ve … sayılı tahakkuk fişi davacı adına teminat alacağı olarak tahakkuk ettirildiği görüldüğünden, kanunen yapılması zorunlu olan bu tahakkuk işleminin idari davaya konu olabilecek kesin ve yürütülmesi zorunlu işlemlerden olmadığı, söz konusu tahakkukun takip ve tahsiline ilişkin olarak da dava açıldığı tarih itibariyle davacı adına 6183 sayılı Kanun kapsamında idari davaya konu olabilecek herhangi bir işlem tesis edilmediği anlaşıldığından, bu haliyle ortada idari davaya konu olabilecek kesin ve yürütülmesi zorunlu bir işlem bulunmadığı ve dolayısıyla bakılan davanın da esasının incelenme olanağı bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Bu nedenle, davanın incelenmeksizin reddine karar verilmesi gerekirken esası incelenerek verilen kabul kararına ilişkin istinaf istemini reddeden Vergi Dava Dairesi kararında hukuka uyarlık bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin kabulüne,
2. Temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın Vergi Dava Dairesine gönderilmesine, 26/09/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.