DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2021/1792 E. , 2022/2630 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2021/1792
Karar No : 2022/2630
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Kurulu
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 17/03/2021 tarih ve E:2017/5182, K:2021/689 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile irtibat ve iltisakının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararının iptali ile 6749 sayılı Kanun’un 3., 4/2. ve 10. maddelerinin Anayasa’ya aykırı olduğundan bahisle iptali talebiyle Anayasa Mahkemesine başvurulması istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 17/03/2021 tarih ve E:2017/5182, K:2021/689 sayılı kararıyla;
Davalı idarenin usule ilişkin iddiaları ve davacının Anayasa’ya aykırılık iddiası yerinde görülmemiş,
“Maddi Olay ve Hukuki Süreç” ile “İlgili Mevzuat”a yer verilmiş; “Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç”, “FETÖ’ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler”, “Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü”, “Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği” başlıkları altında genel; “Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi” başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,
Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
Davacı hakkında silahlı terör örgütüne üyelik suçundan ceza davası açıldığı ve Dairelerinin karar verdiği tarih itibarıyla … Ağır Ceza Mahkemesinin … sayılı dosyasında yargılamanın devam ettiğinin anlaşıldığı,
ByLock delili yönünden, davacı hakkında düzenlenen “ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanağı”nın incelenmesinden; davacının … ID numarasıyla ve bir kullanıcı adı ve şifre almak suretiyle bu ağa dâhil olduğunun anlaşıldığı,
Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, davacının örgütün içinde yer aldığına, 2014 yılı HSK üye seçimlerinde örgütün sözde ”bağımsız” adaylarını desteklediğine, üniversitede ve staj örgüt evlerinde kaldığına ve diğer hususlara yönelik ifadeler ile davacının bu ifadelere karşı beyanlarının değerlendirilmesi sonucunda, davacının beyanlarına itibar edilmeyerek FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varıldığı,
Diğer deliller yönünden, davalı idare tarafından dava dosyasına sunulan bilgi ve belgelerin incelenmesinden, davacının FETÖ iltisakı nedeniyle 667 sayılı KHK ile kapatılan … (… Birliği) Derneğinde denetim kurulu üyesi olduğunun görüldüğü, davacının FETÖ/PDY terör örgütü bağlantılı dernek üyeliğinin, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olarak değerlendirildiği,
Öte yandan, davacıya FETÖ’nün Hakimler ve Savcılar Kurulunda etkin olduğu dönemde HSYK 1. Dairesinin 12/07/2012 tarih ve 1976 sayılı kararı ile bir yıl süreyle ABD’de yüksek lisans izni verildiğinin görüldüğü, FETÖ’nün Hakimler ve Savcılar Kurulunda etkin olduğu yıllarda yurt dışına gönderilmesine izin verilmesine ilişkin bu tespitin, davacı hakkındaki aktarılan diğer tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde, davacının anılan örgütle iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu sonucuna varıldığı belirtilerek,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile yukarıda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararda özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediği gerkçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, hiçbir araştırma ve inceleme yapılmadan, usulüne uygun disiplin soruşturması yapılmadan ve savunma alınmadan, hakkında hiçbir kişiselleştirme yapılmadan ve işlem tarihinde dosyada bulunmayan bilgi ve belgelerle meslekten çıkarıldığı; ByLock kullanıcısı olmadığı, ByLock kullandığı iddiasına dair delil olarak gösterilen verilerin kendisiyle ilgisinin bulunmadığı ve hatalı tespitler içerdiği, yargı kararı olmaksızın MİT tarafından sadece istihbarat faaliyetleri kapsamında elde edilen bu verilerin hukuka uygun delil olarak kabul edilemeyeceği kaldı ki Türk Ceza Kanunu’nda ByLock programını kurma, indirme ve kullanmanın suç olduğuna dair bir düzenlemeye yer verilmediği; aynı şekilde hukuka aykırı biçimde elde edilen, hiçbir somut bilgi içermeyen, gerçek dışı, çelişkili, soyut ve varsayıma dayalı tanık beyanlarının hükme esas alınamayacağı; … Birliği Derneğine üyeliğinin terör örgütü üyeliği ile bağdaştırılmasının hukuken kabul edilebilir olmadığı, bu şekilde barışçıl toplanma özgürlüğünün ihlal edildiği, nitekim söz konusu dernekten kendi özgür iradesi ile istifa ettiğini; aynı şekilde yurt dışına dil eğitimi izninden vazgeçtiği halde gerekçeli Daire kararında yer almasının yurt dışına giden diğer adaylarla kıyaslandığında ayrımcılık hakkının ihlali anlamına geldiği; meslek hayatı boyunca demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal edecek hiçbir eyleminin olmadığı, dosyada böyle bir somut eylemden bahsedilmediği, süreçte 2802 sayılı Kanun’da belirtilen usulün işletilmesi gerektiği; demokratik Anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün ihlal edildiğine dair somut bir delil bulunmadığı; 667 sayılı KHK’nın onaylanmasına dair Kanun’un Anayasa’ya aykırı olduğu; süreçte çekirdek haklara dokunulduğu; orantılılık, ölçülülük, doğal hâkim, öngörülebilir kanun, suç ve cezaların kanuniliği ilkelerinin, adil yargılanma, savunma, özel hayata saygı, eğitim, mülkiyet, örgütlenme, makul sürede yargılanma haklarının, ayrımcılık yasağının ihlal edildiği; anayasal hâkimlik teminatına aykırı işlem tesis edildiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra Anayasa’ya aykırılık iddiası ciddi görülmeyerek gereği görüşüldü,
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan;
“a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması” sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Diğer yandan, UYAP ortamında yapılan incelemede davacının ceza yargılaması sonucunda … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, anılan karara karşı yapılan istinaf başvurusunun … Bölge Adliye Mahkemesi … Ceza Dairesinin E:… sayılı esasına kayıtlı olduğu ve yargılamanın halen devam etmekte olduğu görülmüştür.
667 sayılı KHK uyarınca, hâkimlerin ve savcıların terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti bulunmasa da terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olmaları nedeniyle meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına yönelik işlem tesis edilebilmesi mümkündür. Nitekim dava konusu işlem de davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu gerekçesiyle tesis edilmiştir.
Anayasa Mahkemesi, 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ”kavuşan, bitişen, birleşen”, irtibatlı kavramını ise ”bağlantılı” olarak tanımlamış, bu kavramların hukuki niteliği ve objektif anlamının yargı içtihatlarıyla belirlenebileceğini belirtmiştir. Bu kavramlar ile, kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hâl ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterlidir.
Bu itibarla, ceza muhakemesinde terör örgütüne üye olma suçunun tespitinde delil olarak değerlendirilecek bir kısım fiil ve davranışlar, üstün bir kamu gücü olan yargı yetkisini kullanan hâkim ve savcılar hakkında tesis edilen idari tedbir niteliğindeki işlemlerde terör örgütüne irtibat veya iltisakın sübut bulup bulmadığı yönünden örgüt üyeliğine göre farklı değerlendirilebilecek nitelikte olduğundan, davacının terör örgütü ile iltisak veya irtibatının bulunup bulunmadığına yönelik yargısal denetime ilişkin bu davada, ”silahlı terör örgütüne üye olmak” isnadıyla açılan ve istinaf aşamasında Bölge Adliye Mahkemesince incelenmekte olan ceza yargılamasında nihayeten verilecek kararın beklenilmesi gerekmemektedir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 17/03/2021 tarih ve E:2017/5182, K:2021/689 sayılı kararının ONANMASINA,
3.Adli yardım kararından dolayı ertelenmiş olan temyiz aşamasına ilişkin yargılama giderlerinin, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 339. maddesinin 1. fıkrası uyarınca davacıdan tahsili için Dairesince müzekkere yazılmasına,
4.Kesin olarak, 26/09/2022 tarihinde oybirliği ile karar verildi.