Danıştay Kararı İdari Dava Daireleri Kurulu 2022/1858 E. 2022/2601 K. 26.09.2022 T.

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2022/1858 E.  ,  2022/2601 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2022/1858
Karar No : 2022/2601

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …

KARŞI TARAF (DAVALI) : … Kurulu
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 24/03/2021 tarih ve E:2017/5766, K:2021/784 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem:Davacının 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile irtibat ve iltisakının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Kurulun … tarih ve … sayılı kararının iptaline ve bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı maddi haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 24/03/2021 tarih ve E:2017/5766, K:2021/784 sayılı kararıyla;
Davalı idarenin usule ilişkin itirazlarının yerinde görülmediği;
“Maddi Olay ve Hukuki Süreç” ile “İlgili Mevzuat”a yer verilmiş; “Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç”, “FETÖ’ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler”, “Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü”, “Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği” başlıkları altında genel; “Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi” başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,
Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
Dairelerinin karar verdiği tarihte UYAP ortamında yapılan inceleme sonucunda davacının, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan … Ağır Ceza Mahkemesinin E:… sayılı dosyasında ceza yargılamasının devam ettiğinin görüldüğü,
Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, davacının örgütün içinde yer aldığına ve 4. derecede olduğuna, lisede örgüte ait dersaneye gittiğine, üniversite sonrasında sınavlara hazırlanırken, mülakat ve staj dönemlerinde örgüte ait evlerde kaldığına ve diğer hususlara yönelik ifadelerin değerlendirilmesi sonucunda, davacının FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varıldığı,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediği,
Dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediğinden davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı maddi haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesine yönelik isteminin de reddi gerektiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, iptali talep edilen işlemin savunması alınmaksızın tesis edildiği, masumiyet karinesinin, adil yargılanma hakkının, hakimlik teminatının, kanunilik, öngörülebilirlik ve kanunların geriye yürümezliği ilkelerinin, mülkiyet hakkının, suçların şahsiliği ilkesinin ve birçok temel hakkının ihlal edildiği, hakkında usulüne uygun bir disiplin soruşturması yapılmadan karar verilmesinin açıkça hukuka aykırı olduğu, dava konusu işlemin kişiselleştirme yapılmaksızın, kolektif, bireyselleştirmeden uzak ve suçun şahsiliği ilkesini açıkça ihlal etmesine rağmen davanın reddine karar verilmiş olduğu, meslekten ihracına dayanak yapılan 667 sayılı KHK’nın Anayasa’ya aykırı olduğu, OHAL döneminde çıkarılan KHK’lar ile, OHAL süresiyle sınırlı ve sadece geçici tedbirlerin alınabileceği, OHAL KHK’ları ile kalıcı ve sürekli etki yapan tedbirlerin alınamayacağı, davacının hakimlik şartlarını kaybetmediği için OHAL kalktıktan sonra mesleğine dönmesi gerektiği, FETÖ ve darbe girişimiyle ilgisinin bulunmadığı, meslekten çıkarılmasını gerektirecek herhangi bir delilin ileri sürülmediği, varsa bu delillerin tarafına gösterilmediği, gerek Anayasa gerekse AİHS’nin 15. maddesi uyarınca uygulanan tedbirin açıkça hukuka aykırı ve ölçüsüz olduğu, davalı idarenin soruşturma yapılması ve savunma alınması gibi usuli işlemlerin uygulanmamasına yönelik savunmasının, ulusal ve uluslararası tüm hukuk normlarına ve etik normlara aykırı olduğu gibi gerçeği de yansıtmadığı, bu savunmaya itibar edilerek verilen kararın da hukuka açıkça aykırı olduğu, 667 sayılı KHK’nın 23/07/2016 tarihinde yürürlüğe girmesi nedeniyle ” iltisak ve irtibat” bağının bu tarihten sonra gerçekleşen filler için aranması gerektiği, geçmişe yönelik değerlendirme yapılmasının AİHS’nin 7. maddesine aykırı olduğu, hakim ve savcılara ilişkin olarak 2802 sayılı Kanun bulunmasına rağmen 667 sayılı KHK ‘ya göre işlem tesis edilmesinin hukuki güvenlik ilkesine aykırı olduğu, Daire tarafından bu hususlar gözetilmeksizin verilen kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, davacının Anayasa’ya aykırılık iddiası ciddi görülmeyerek ve dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması talebi görüşülmeyerek gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan;
“a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması” sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Öte yandan, UYAP kayıtlarının incelenmesinden, Daire kararının “Maddi Olay ve Hukuki Süreç” kısmının “Davacıya İlişkin Süreç” bölümünde sözü edilen ve hükme esas alınmayan, davacının “silahlı terör örgütüne üyelik” suçundan 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki … Bölge Adliye Mahkemesi … Ceza Dairesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının temyiz edildiği ancak Yargıtayca henüz bir karar verilmediği görülmüştür.
667 sayılı KHK uyarınca, hâkimlerin ve savcıların terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti bulunmasa da terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olmaları nedeniyle meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına yönelik işlem tesis edilebilmesi mümkündür. Nitekim dava konusu işlem de davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu gerekçesiyle tesis edilmiştir.
Anayasa Mahkemesi, 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ”kavuşan, bitişen, birleşen”, irtibatlı kavramını ise ”bağlantılı” olarak tanımlamış, bu kavramların hukuki niteliği ve objektif anlamının yargı içtihatlarıyla belirlenebileceğini belirtmiştir. Bu kavramlar ile, kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hâl ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterlidir.
Bu itibarla, ceza muhakemesinde terör örgütüne üye olma suçunun tespitinde delil olarak değerlendirilecek bir kısım fiil ve davranışlar, üstün bir kamu gücü olan yargı yetkisini kullanan hâkim ve savcılar hakkında tesis edilen idari tedbir niteliğindeki işlemlerde terör örgütüne irtibat veya iltisakın sübut bulup bulmadığı yönünden örgüt üyeliğine göre farklı değerlendirilebilecek nitelikte olduğundan, davacının terör örgütü ile iltisak veya irtibatının bulunup bulunmadığına yönelik yargısal denetime ilişkin bu davada, ”silahlı terör örgütüne üye olmak” isnadıyla açılan ve temyizen Yargıtayca incelenmekte olan ceza yargılamasında nihayeten verilecek kararın beklenilmesi gerekmemektedir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 24/03/2021 tarih ve E:2017/5766, K:2021/784 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Kesin olarak, 26/09/2022 tarihinde oybirliği ile karar verildi.