DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2022/1727 E. , 2022/2602 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2022/1727
Karar No : 2022/2602
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Kurulu
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 30/09/2021 tarih ve E:2018/5287, K:2021/2870 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacının 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin … tarih ve … sayılı kararının iptali ile bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal ve özlük haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 30/09/2021 tarih ve E:2018/5287, K:2021/2870 sayılı kararıyla;
Davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde görülmemiş,
“Maddi Olay ve Hukuki Süreç” ile “İlgili Mevzuat”a yer verilmiş; “Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç”, “FETÖ’ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler”, “Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü”, “Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği” başlıkları altında genel; “Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi” başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,
Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
Davacının, ceza yargılaması sonucunda … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği; Dairelerinin karar verdiği tarih itibarıyla UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu anılan mahkumiyet kararının kesinleşmediğinin görüldüğü,
ByLock delili yönünden, davacı hakkında düzenlenen “ByLock Tespit Tutanağı”ndan, davacı tarafından … GSM numarasından, ByLock uygulamasının yüklendiğinin ve 465 defa bylock programına erişim sağladığının anlaşıldığı,
Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, davacının örgütün içinde yer aldığına, örgüt evlerinde kaldığına, örgüt toplantılarına katıldığına, bu toplantıların bazılarına ev sahipliği yaptığı hususları değerlendirilerek FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varıldığı,
Digital materyal yönünden, davacıya ait dijital materyallerde yapılan inceleme sonucu, FETÖ/PDY lideri Fetullah Gülen’e ait video dosyalarının bulunmasının davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu belirtilerek,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediği,
Dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediğinden davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi ve özlük haklarının iadesine karar verilmesine yönelik isteminin de reddi gerektiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, görev yaptığı süre boyunca meslek onur ve saygınlığına yakışmayan hiçbir hal ve tutum içinde olmadığı, mesleki geçmişi ve sicil raporlarının çok iyi olduğu; davacının çalışma alanı dışında özel hayatı ve aile hayatındaki sosyal hayatının kaldığı yer ve kişisel bilgilerinin işleme dayanak yapıldığı, ceza hukukunda suç olarak nitelendirilemeyen hususlardan dolayı ceza niteliğindeki dava konusu işlemin tesis edildiği; tanık beyanlarının hepsinin ihraç kararlarından sonra ortaya çıktığı, aleyhindeki delillerin anılan yapının terör örgütü olarak kabul edildiği tarihten öncesine ait olduğu, işleme dayanak teşkil eden delillerin işlemden sonra oluşturulmuş olmasının hukuken kabul edilemeyeceği; ceza yargılaması neticesinde verilen mahkumiyet kararının da Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamında korunan pek çok hak bakımından ağır ihlaller oluşturduğu hususu dikkate alınmaksızın idari yargıdaki davaya da esas alınmış olmasının bozma nedeni olarak görülmesi gerektiği; dava konusu işlemin disiplin niteliğinde göreve son verme işlemi olduğu, o yüzden disiplin cezasına ilişkin usul ve esasların kendisine uygulanması ve tanınması gerekirken, davalı idarece aksine hareket edildiği; disiplin cezasının Daire tarafından olağanüstü tedbir olarak nitelendirildiği, OHAL sona erdiği için dava konusu işlemin de etkilerinin artık sona ermesi gerektiği; delil olarak gösterilen tanık beyanlarının 26/05/2016 tarihinden öncesine ait olduğu ve tanıkların da itirafçılardan oluştuğu, bu kişilerin beyanlarının hükme esas alınmasının da son derece tartışmalı olduğu; aynı fiillerden dolayı ceza yargılaması sonucunda 6 yıl 9 ay hapis cezası verilmişken meslekten çıkarma cezasının da verildiği, bu durumun AİHS’nin Ek Protokol 4. maddesini ihlal ettiği; AİHS 15. maddesi ile Anayasanın 15. maddesi uyarınca aynı fiillerden dolayı iki kez cezalandırılamayacağı, Daire tarafından bu hususun dikkate alınmadığı için bozulması gerektiği; meslek hayatına süresiz şekilde son verilmesinin özel hayata saygı hakkını ihlal ettiği, dava konusu işlemle eğitimine uygun mesleği yapamayacağı gibi bir daha kamu sektöründe istihdam dahi edilmeyecek olmasının, hakkın özüne dokunan ölçüsüz bir müdahale olduğu; idarenin bylock listesini dava konusu işlemden sonra oluşturduğu, buna ilişkin verilerin ise hukuka aykırı olarak hakim kararı olmadan elde edildiği için yargılamada kullanılamayacağı iddia edilerek Daire kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden davacının yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan;
“a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması” sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Öte yandan, UYAP kayıtlarının incelenmesinden, Daire kararının “Maddi Olay ve Hukuki Süreç” kısmının “Davacıya İlişkin Süreç” bölümünde sözü edilen ve hükme esas alınmayan, davacının “silahlı terör örgütüne üyelik” suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:.., K:… sayılı kararının kesinleşmediği görülmüştür.
667 sayılı KHK uyarınca, hâkimlerin ve savcıların terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti bulunmasa da terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olmaları nedeniyle meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına yönelik işlem tesis edilebilmesi mümkündür. Nitekim dava konusu işlem de davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu gerekçesiyle tesis edilmiştir.
Anayasa Mahkemesi, 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ”kavuşan, bitişen, birleşen”, irtibatlı kavramını ise ”bağlantılı” olarak tanımlamış, bu kavramların hukuki niteliği ve objektif anlamının yargı içtihatlarıyla belirlenebileceğini belirtmiştir. Bu kavramlar ile, kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hâl ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterlidir.
Bu itibarla, ceza muhakemesinde terör örgütüne üye olma suçunun tespitinde delil olarak değerlendirilecek bir kısım fiil ve davranışlar, üstün bir kamu gücü olan yargı yetkisini kullanan hâkim ve savcılar hakkında tesis edilen idari tedbir niteliğindeki işlemlerde terör örgütüne irtibat veya iltisakın sübut bulup bulmadığı yönünden örgüt üyeliğine göre farklı değerlendirilebilecek nitelikte olduğundan, davacının terör örgütü ile iltisak veya irtibatının bulunup bulunmadığına yönelik yargısal denetime ilişkin bu davada, ”silahlı terör örgütüne üye olmak” isnadıyla açılan ceza davasında verilecek nihai kararın beklenmesi gerekmemektedir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 30/09/2021 tarih ve E:2018/5287, K:2021/2870 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Kesin olarak, 26/09/2022 tarihinde oybirliği ile karar verildi.