Danıştay Kararı İdari Dava Daireleri Kurulu 2022/358 E. 2022/2609 K. 26.09.2022 T.

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2022/358 E.  ,  2022/2609 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2022/358
Karar No : 2022/2609

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVALI) : … Kurulu
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU: Danıştay Beşinci Dairesinin 26/02/2021 tarih ve E:2016/55473, K:2021/464 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin 3/1. maddesi uyarınca davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararına karşı yaptığı yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Kurulun … tarih ve … sayılı kararının iptali ile bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi, dava konusu kararın dayanağı olan 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin (6749 sayılı Kanun) 3. maddesinin 1. fıkrasının iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulması istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 26/02/2021 tarih ve E:2016/55473, K:2021/464 sayılı kararıyla;
Davalı idarenin usule ilişkin itirazları ile davacının Anayasa’ya aykırılık iddiası yerinde görülmemiş;
“Maddi Olay ve Hukuki Süreç” ile “İlgili Mevzuat”a yer verilmiş; “Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç”, “FETÖ’ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler”, “Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü”, “Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği” başlıkları altında genel; “Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi” başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,
Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
Davacının, ceza yargılaması sonucunda, … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği; anılan karara karşı yapılan istinaf başvurusu üzerine … Bölge Adliye Mahkemesi … Ceza Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla hükmün bozulmasına kesin olarak karar verildiği; bozma kararı üzerine dosyanın … Ağır Ceza Mahkemesinin 2021/12 sayılı esasına kaydedildiği ve Dairelerinin karar verdiği tarih itibarıyla UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu anılan Mahkemece henüz bir karar verilmediğinin görüldüğü;
Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, örgütün içinde yer aldığına, sohbet adı verilen toplantılara katıldığına, 2014 yılı HSK üye seçimlerinde örgütün sözde ”bağımsız” adaylarını destekleyen faaliyetlerde bulunduğuna, İzmir Adliyesinde usulsüz ortam dinlemeleri yaptırdığına, çocuğunu örgüte müzahir okullara gönderdiğine ve diğer hususlara yönelik tanık ifadeleri ile davacının bu ifadelere karşı beyanlarının değerlendirilmesi sonucunda, davacının beyanlarına itibar edilmeyerek FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğunun değerlendirildiği,
Davacının adının geçtiği ByLock yazışmaları yönünden, kararda yer verilen ByLock yazışmalarının davacı hakkındaki yukarıda aktarılan diğer tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde, FETÖ ile iltisak ve irtibatını ortaya koyan bir unsur olduğu sonucuna varıldığı;
Diğer hususlar yönünden; davacının FETÖ/PDY terör örgütünün HSK’da etkin olduğu dönemde yargıda önemli bir temsil makamı olan Cumhuriyet Başsavcısı olarak görevlendirilmesinin yukarıda yer verilen diğer tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde anılan örgütle iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu sonucuna varıldığı belirtilerek,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararlarla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediği; dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediğinden, davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi isteminin de reddi gerektiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, tanık ifadelerini kabul etmediği; disiplin soruşturması yapılmadığı ve savunma hakkı tanınmadığı; başka bir şahsa ait ByLock yazışma içeriğinde adının geçmesinin söz konusu örgütle irtibat ve iltisakını ortaya koymadığı; kaldı ki bu yazışmanın bir kısmının değerlendirildiği ve devamının dikkate alınmadığı; terfilerinin ve unvanlı göreve atanmasının söz konusu örgütle ilgisi bulunmadığı, mesleki başarısı sebebiyle atamasının yapıldığı; meslekten çıkarma hususunda 2802 sayılı Kanun’un uygulanması gerektiği; 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 3. maddesinin Anayasa’ya ve milletlerarası insan hakları sözleşmelerine uygun olmadığı; işlem tesis edilirken dikkate alınan delillerin neler olduğunun tarafına bildirilmediği; emekli olmak istemesine rağmen başvurusu kabul edilmeyerek dava konusu işlemin tesis edildiği; masumiyet karinesinin ihlal edildiği; tanık ifadelerinin gerçeği yansıtmadığı, yoruma dayalı oldukları; bu beyanların işlemin tesis edildiği anda mevcut olmadığı; meslekten çıkarılmasına gerekçe olabilecek hiçbir somut delil ve gerekçe gösterilmediği; zaten böyle bir delil de bulunmadığı; hakkında kesinleşmiş bir mahkeme kararı bulunmadığı halde, subjektif ve soyut değerlendirmelerle, takdir yetkisi keyfi kullanılarak, şahsileştirme ve ayrıntılı inceleme yapılmadan, kollektif bir yaklaşımla işlem tesis edildiği; işleme gerekçe olarak gösterilen kriterlerin hiçbirinin hukuki değerinin ve geçerliliğinin bulunmadığı; ceza soruşturmasının neticesinin beklenilmesi gerektiği; başarılı bir meslek hayatı bulunduğu; örgüt talimatıyla karar verdiğine dair hiçbir delil bulunmadığı; ihraç kararlarına dayanak yapılan kriterlerden hangisine göre hakkında işlem tesis edildiğinin belli olmadığı; anılan örgütle bağının varlığına, bu örgütle ideolojik bağlılık duygusuyla hareket ettiğine dair en ufak bir veri bulunmadığı; Emniyet Genel Müdürlüğünden alındığı belirtilen evrakta aleyhine delil teşkil edebilecek ne gibi hususların bulunduğunun bildirilmediği; somut, nesnel ve geçerli hiçbir delil bulunmadan tesis edilen işlemin hukuka aykırı olduğu belirtilerek, Daire kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra davacının Anayasa’ya aykırılık iddiası ciddi görülmeyerek gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan;
“a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması” sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Öte yandan, UYAP kayıtlarının incelenmesinden, … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile davacının, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 7 yıl 9 ay 22 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, dosyanın istinaf incelemesinin devam ettiği görülmüştür.
667 sayılı KHK uyarınca, hâkimlerin ve savcıların terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti bulunmasa da terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olmaları nedeniyle meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına yönelik işlem tesis edilebilmesi mümkündür. Nitekim dava konusu işlem de davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu gerekçesiyle tesis edilmiştir.
Anayasa Mahkemesi, 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ”kavuşan, bitişen, birleşen”, irtibatlı kavramını ise ”bağlantılı” olarak tanımlamış, bu kavramların hukuki niteliği ve objektif anlamının yargı içtihatlarıyla belirlenebileceğini belirtmiştir. Bu kavramlar ile, kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hâl ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterlidir.
Bu itibarla, ceza muhakemesinde terör örgütüne üye olma suçunun tespitinde delil olarak değerlendirilecek bir kısım fiil ve davranışlar, üstün bir kamu gücü olan yargı yetkisini kullanan hâkim ve savcılar hakkında tesis edilen idari tedbir niteliğindeki işlemlerde terör örgütüne irtibat veya iltisakın sübut bulup bulmadığı yönünden örgüt üyeliğine göre farklı değerlendirilebilecek nitelikte olduğundan, davacının terör örgütü ile iltisak veya irtibatının bulunup bulunmadığına yönelik yargısal denetime ilişkin bu davada, ceza yargılamasında nihayeten verilecek kararın beklenilmesi gerekmemektedir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 26/02/2021 tarih ve E:2016/55473, K:2021/464 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Kesin olarak, 26/09/2022 tarihinde oybirliği ile karar verildi.