Danıştay Kararı 6. Daire 2022/5107 E. 2022/8036 K. 22.09.2022 T.

Danıştay 6. Daire Başkanlığı         2022/5107 E.  ,  2022/8036 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2022/5107
Karar No : 2022/8036

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Valiliği
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVACILAR) :
1-…
2-…
3-…
4-…
5-…
6-…
7-…
8-…
9-…
10-…
11-…
12-…
13-…
14-…
15-…
16-…
17-…
18-…
19-…
20-…
21-…
22-…
23-…
24-…
25-…
26-…
27-…
28-…
29-…
30-…
31-…
32-…
33-…
34-…
35-…
36-…
37-…
38-…
39-…
40-…
41-…
42-…
43-…
44-…
45-…
46-…
47-…
48-…
49-…
50-…
51-…
52-…
53-…
54-…
55-…
56-…
57-…
58-…
59-…
60-…
61-…
62-…
63-…
64-…
65-…
66-…
67-…
68-…
69-…
70-…
71-…
72-…
73-…
74-…
75-…
76-…
77-…
78-…
79-…
80-…
81-…
82-…
83-…
84-…
85-…
86-…
87-…
88-…
89-…
90-…
91-…
92-…
93-…
94-…
95-…
96-…
97-…
98-…
99-…
100-…
101-…
102-…
103-…
104-…
105-…
106-…
107-…
108-…
109-…
110-…
111-…
112-…
113-…
114-…
115-…
116-…
117-…
118-…
119-…
VEKİLLERİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Ankara İli, Beypazarı İlçesi, … Mahallesi, … Ada, … parsel sayılı taşınmaz üzerinde yapılması planlanan “Beypazarı Biyokütle Enerji Santrali” projesi ile ilgili olarak Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği’nin 17. maddesi uyarınca Ankara Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünce verilen … tarihli ve … sayılı “Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir” kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Temyize konu kararda; … Büyükşehir Belediye Başkanlığınca, Ankara Valiliği İl Çevre ve Şehircilik Müdürlüğüne gönderilen … sayılı görüş yazısında, santral yapılması planlanan alanın “tarım arazisi” olduğunun belirtildiği, Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği’nin EK-5. bölümünün 3. maddesinin (b) bendinde tarım arazilerinin korunması gereken alanlar arasında sayıldığı, tarım arazilerinin amaç dışı kullanılabilecek durumlarının ise, Tarım Arazilerinin Korunması, Kullanılması ve Planlanmasına Dair Yönetmelik’in 12. maddesinde belirtildiği ve kullanım için Tarım ve Orman Bakanlığının veya yetki devriyle Valiliğin bir karar almasının öngörülmesine karşın, dosya kapsamında tarım arazisi olan alan hakkında herhangi bir karar alınmadığı; öte yandan, uyuşmazlık konusu santrale ilişkin 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planı ve 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı teklifinin, planlama alanının yerleşim yerlerine yakınlığı nedeniyle “Yenilenebilir Enerji Kaynaklarına Dayalı Üretim Tesisi Alanı”na uygun olmadığına Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Mekansal Planlama Genel Müdürlüğünce 14/03/2022 tarihinde karar verildiği, bu itibarla proje alanın tarım arazisinde kaldığı ve imar plan teklifinin, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Mekansal Planlama Genel Müdürlüğü tarafından arazi kullanımının uygun olmadığı gerekçesiyle reddedildiği hususları dikkate alındığında; Ankara Valiliğinin dava konusu … tarihli ve … sayılı “Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir” kararında hukuka uyarlılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle hukuka aykırı bulunan dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Uyuşmazlık konusu biyokütle enerji santrali projesinin yapılmasının planlandığı parselin, kuru marjinal tarım arazisi niteliğinde olduğu, Ankara Valilği İl Tarım ve Orman Müdürlüğünce tarım dışı kullanım kararı verildiği, bu hususun, proje tanıtım dosyası Ek.2.15’te yer alan … tarih ve … sayılı Ankara Valiliği İl Tarım ve Orman Müdürlüğünün görüş bildiren yazısından da anlaşılacağı ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Proje alanına yakın mesafede birçok konutun bulunduğu; İdare Mahkemesi kararında hükme esas alınan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Mekansal Planlama Genel Müdürlüğünün … tarih ve … sayılı yazısında proje alanının yerleşim alanına yakın olduğu hususunun açıkça belirtildiği, bu nedenle dava konusu işlemin iptali yolunda verilen İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …’NIN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile mahkeme kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, Üye …’in 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “İvedi yargılama usulü” başlıklı 20/A maddesinin (i) bendi uyarınca Dairemizce keşif ve bilirkişi incelemesinin yaptırılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiği yolundaki usule ilişkin azlık oyuna karşın, Mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesinin yeterli olmaması nedeniyle maddi olay açıklığa kavuşturulmadığından bu aşamada temyiz isteminin esasının görüşülemeyeceği sonucuna varılarak, gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Ankara İli, Beypazarı İlçesi, … Mahallesi, … ada, … parsel sayılı taşınmaz üzerinde yapılması planlanan “Beypazarı Biyokütle Enerji Santrali” projesi ile ilgili olarak Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği’nin 17. maddesi uyarınca Ankara Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünce verilen … tarihli ve … sayılı “Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir” kararı verilmiştir.
Bunun üzerine bakılan dava açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT:
2872 sayılı Çevre Kanunu’nun 10. maddesinde; “Gerçekleştirmeyi plânladıkları faaliyetleri sonucu çevre sorunlarına yol açabilecek kurum, kuruluş ve işletmeler, Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlamakla yükümlüdürler. Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı veya Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili onay, izin, teşvik, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez; proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez…” hükmüne yer verilmiştir.
25/11/2014 tarih ve 29186 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan ve dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte olan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği’nin 4. maddesinde; Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı: Seçme Eleme Kriterlerine Tabi Projeler hakkında yapılan değerlendirmeler dikkate alınarak, projenin çevre üzerindeki muhtemel olumsuz etkilerinin, alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olduğunun belirlenmesi üzerine projenin gerçekleşmesinde çevre açısından sakınca görülmediğini belirten Bakanlık kararı, Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı: Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu hakkında Komisyon tarafından yapılan değerlendirmeler dikkate alınarak, projenin çevre üzerindeki muhtemel olumsuz etkilerinin, alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olduğunun belirlenmesi üzerine projenin gerçekleşmesinde çevre açısından sakınca görülmediğini belirten Bakanlık kararı olarak tanımlanmış, 6. maddesinde; “(1) Bu Yönetmelik kapsamındaki bir projeyi gerçekleştirmeyi planlayan gerçek veya tüzel kişiler; Çevresel Etki Değerlendirmesine tabi projeleri için; ÇED Başvuru Dosyasını, ÇED Raporunu, Seçme Eleme Kriterleri uygulanacak projeler için ise Proje Tanıtım Dosyasını, Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlara hazırlatmak, ilgili makama sunulmasını sağlamak ve proje kapsamında verdikleri taahhütlere uymakla yükümlüdürler. (2) Kamu kurum/kuruluşları, bu Yönetmelik hükümlerinin yerine getirilmesi sürecinde proje sahiplerinin veya Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşların isteyeceği konuya ilişkin her türlü bilgi, doküman ve görüşü vermekle yükümlüdürler. (3) (Değişik:RG-26/5/2017-30077) Bu Yönetmeliğe tabi projeler için “Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu” kararı veya “Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir” kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili teşvik, onay, izin, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez, proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez. Ancak bu durum söz konusu teşvik, onay, izin ve ruhsat süreçlerine başvurulmasına engel teşkil etmez. (4) Bu Yönetmelik hükümlerine göre karar tesis edilmeden önce, projenin gerçekleştirilmesinin mevzuat bakımından uygun olmadığının tespiti halinde, aşamasına bakılmaksızın süreç sonlandırılır.” kuralına, 7. maddesinde; “(1) Bu Yönetmeliğin; a) Ek-1 listesinde yer alan projelere, b) “ÇED Gereklidir” kararı verilen projelere, c) Kapsam dışı değerlendirilen projelere ilişkin kapasite artırımı ve/veya genişletilmesinin planlanması halinde, mevcut proje kapasitesi ve kapasite artışları toplamı ile birlikte projenin yeni kapasitesi ek-1 listesinde belirtilen eşik değer veya üzerinde olan projelere, ÇED Raporu hazırlanması zorunludur.” kuralına, 15. maddesinde; “(1) Bu Yönetmeliğin; a) Ek-2 listesinde yer alan projeler, b) Kapsam dışı değerlendirilen projelere ilişkin kapasite artırımı ve/veya genişletilmesinin planlanması halinde, mevcut proje kapasitesi ve kapasite artışları toplamı ile birlikte projenin yeni kapasitesi ek-2 listesinde belirtilen projeler, seçme, eleme kriterlerine tabidir.” kuralına, 17. maddesinde ise; “(1) (Değişik:RG-26/5/2017-30077) Bakanlık, Proje Tanıtım Dosyalarını Ek-4’te yer alan kriterler çerçevesinde inceler ve değerlendirir. Bakanlık, bu aşamada gerekli görülmesi halinde Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlardan proje ile ilgili geniş kapsamlı bilgi vermesini, araç gereç sağlamasını, yeterliği kabul edilebilir kuruluşlarca analiz, deney ve ölçümler yapmasını veya yaptırmasını isteyebilir. Bakanlık inceleme değerlendirme sürecinde gerekli görülmesi halinde yetkili kurum/kuruluşlardan görüş isteyebilir. Otuz (30) takvim günü içerisinde görüş bildirmeyen kurum/kuruluşun görüşü olumlu kabul edilir. (Son cümleye yönelik, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 05/07/2018 tarih ve YD İtiraz No:2018/177 sayılı kararıyla yürütmenin durdurulmasına karar verilmiştir.) (2) Bakanlık on beş (15) iş günü içinde inceleme ve değerlendirmelerini tamamlar. Proje hakkında “ÇED Gereklidir” veya “ÇED Gerekli Değildir” kararını beş (5) iş günü içinde verir, kararı Valiliğe, proje sahibine ve Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlara bildirir. Valilik, bu kararı askıda ilan ve internet aracılığıyla halka duyurur. (3) “ÇED Gerekli Değildir” kararı verilen proje için beş (5) yıl içinde mücbir sebep bulunmaksızın yatırıma başlanmaması durumunda “ÇED Gerekli Değildir” kararı geçersiz sayılır. (4) “ÇED Gereklidir” kararı verilen projeler için bir (1) yıl içerisinde Bakanlığa başvuru yapılmaması durumunda karar geçersiz sayılır.” kuralına yer verilmiştir.
5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu’nun 13. maddesinde; “Mutlak tarım arazileri, özel ürün arazileri, dikili tarım arazileri ile sulu tarım arazileri tarımsal üretim amacı dışında kullanılamaz. Ancak, alternatif alan bulunmaması ve Kurulun uygun görmesi şartıyla; a) Savunmaya yönelik stratejik ihtiyaçlar, b) Doğal afet sonrası ortaya çıkan geçici yerleşim yeri ihtiyacı, c) Petrol ve doğal gaz arama ve işletme faaliyetleri, ç) İlgili bakanlık tarafından kamu yararı kararı alınmış madencilik faaliyetleri, d) Bakanlıklarca kamu yararı kararı alınmış plân ve yatırımlar, e) (Ek: 31/1/2007-5578/3 md.) Kamu yararı gözetilerek yol altyapı ve üstyapısı faaliyetlerinde bulunacak yatırımlar, f) (Ek: 26/3/2008-5751/1 md.) Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun talebi üzerine 20/2/2001 tarihli ve 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu uyarınca yenilenebilir enerji kaynak alanlarının kullanımı ile ilgili yatırımları, g) (Ek: 26/3/2008-5751/1 md.) Jeotermal kaynaklı teknolojik sera yatırımları, için bu arazilerin amaç dışı kullanım taleplerine, toprak koruma projelerine uyulması kaydı ile Bakanlık tarafından izin verilebilir. (Ek cümle: 31/1/2007-5578/3 md.) Bakanlık bu yetkisini valiliklere devredebilir. Mutlak tarım arazileri, özel ürün arazileri, dikili tarım arazileri ile sulu tarım arazileri dışında kalan tarım arazileri; toprak koruma projelerine uyulması kaydı ile valilikler tarafından tarım dışı kullanımlara tahsis edilebilir…” hükmü, 14. maddesinde; “Tarımsal üretim potansiyeli yüksek, erozyon, kirlenme, amaç dışı veya yanlış kullanımlar gibi çeşitli nedenlerle toprak kaybı ve arazi bozulmalarının hızlı geliştiği ovalar; kurul veya kurulların görüşü alınarak, Cumhurbaşkanı kararı ile büyük ova koruma alanı olarak belirlenir. Büyük ovalardaki koruma ve geliştirme amaçlı tarımsal altyapı projeleri ve arazi kullanım plânları, kurul veya kurulların görüşleri dikkate alınarak, Bakanlık ve valilikler tarafından öncelikle hazırlanır veya hazırlattırılır. Büyük ovalarda bulunan tarım arazileri hiçbir surette amacı dışında kullanılamaz. Ancak alternatif alan bulunmaması, kurul veya kurullarca uygun görüş bildirilmesi şartıyla; a) Tarımsal amaçlı yapılar, b) Bakanlık ve talebin ilgili olduğu Bakanlıkça ortaklaşa kamu yararı kararı alınmış faaliyetler, için tarım dışı kullanımlara Bakanlıkça izin verilebilir…” hükmü yer almaktadır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 31. maddesinin yollamada bulunduğu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Bilirkişiye başvurulmasını gerektiren haller” başlıklı 266. maddesinde; mahkemenin, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar vereceği, hâkimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamayacağı; “Keşif kararı” başlıklı 288. maddesinde; hâkimin, uyuşmazlık konusu hakkında bizzat duyu organları yardımıyla bulunduğu yerde veya mahkemede inceleme yaparak bilgi sahibi olmak amacıyla keşif yapılmasına karar verebileceği, hâkimin gerektiğinde bilirkişi yardımına başvuracağı, keşif kararının, mahkemece, sözlü yargılamaya kadar taraflardan birinin talebi üzerine veya resen alınacağı belirtilmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun ” Kararlarda Bulunacak Hususlar” başlıklı 24. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde, tarafların ve varsa vekillerinin veya temsilcilerinin ad ve soyadlarının yahut unvanlarının ve adreslerinin kararlarda belirtileceği hüküm altına alınmıştır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Çevresel etki değerlendirmesi; gerçekleştirilmesi planlanan projenin, çevreye olabilecek olumlu ya da olumsuz etkilerinin belirlenmesi, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin belirlenerek değerlendirilmesi amacıyla yapıldığından, ÇED sürecinde verilen kararların iptali istemiyle açılacak davalarda, yukarıda belirtilen Yönetmeliğin Ek III. maddesindeki unsurlar yönünden, ÇED kararlarının bir bütün olarak çevresel etkilerinin irdelenmesi gerekmektedir.
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden; Mutlak tarım arazileri, özel ürün arazileri, dikili tarım arazileri ve sulu tarım arazileri ile Büyük Ova koruma alanı ilan edilen alanlardaki tarım arazilerinin amacı dışında kullanılamayacağı, ancak belli şartlar dahilinde tarım dışı amaçla kullanılmasına izin verilebileceği düzenlenmiş olmakla birlikte, gerek 2872 sayılı Çevre Kanunu’nun 10. maddesinde, gerekse ÇED Yönetmeliğinin 6. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, ÇED Olumlu ve ÇED Gerekli Değildir kararı alınmadıkça projeyle ilgili gerekli olan izinlerin verilemeyeceğinin, ancak bu karar alınmaksızın izinle ilgili başvuruların yapılabileceğinin düzenlendiği dikkate alındığında, “ÇED Gerekli Değildir” veya “ÇED Olumlu” kararının verilmesi amacıyla idareye sunulan PTD’de veya ÇED raporunda bu kapsamda alınmış bir izne yer verilmemesinin iptal gerekçesi olarak kabulüne olanak bulunmamaktadır.
ÇED Gerekli Değildir kararı verildikten sonra yatırımcı tarafından, yürürlükteki yasal ve yönetsel düzenlemeler uyarınca gerekli olan ruhsat, izin, onay ve uygun görüş gibi izinlerin alınması kaydıyla projenin inşaatına başlanılabildiği ve ÇED sürecinin, projeye başlanılmadan önce projenin çevreye olabilecek tüm etkilerinin detaylı olarak araştırıldığı ve yapılacak çalışmalar ile alınacak tedbirlerin uygunluğunun değerlendirildiği bir süreç olduğu dikkate alındığında, yapılması planlanan projenin imar planına uygunluğunun, projenin çevresel etkilerinin değerlendirilmesi aşamasında dikkate alınması gereken bir husus olarak kabul edilemeyeceği sonucuna varılmıştır.
Dosyanın incelenmesinden; Tarım Arazilerinin Korunması, Kullanılması ve Planlanmasına Dair Yönetmelik’in 12. maddesinde belirtildiği ve kullanım için Tarım ve Orman Bakanlığının veya yetki devriyle Valiliğin bir karar almasının öngörülmesine karşın, dosya kapsamında tarım arazisi olan alan hakkında herhangi bir karar alınmadığı; öte yandan, uyuşmazlık konusu taşınmazın “yenilebilir enerji kaynaklarına dayalı üretim tesis alanı (biyokütleye dayalı elektrik üretim alanı” olarak ayrılmasına ilişkin hazırlanan 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planı ve 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı teklifinin, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Mekansal Planlama Genel Müdürlüğünün … tarih ve … sayılı yazısı ile planlama alanının yerleşim alanına yakınlığı nedeniyle yenilebilir enerji kaynaklarına dayalı üretim tesis alanı (biyokütleye dayalı elektrik üretim alanı) olarak verilen arazi kullanım kararının uygun olmadığına karar verildiğinden bahisle, plan teklifinin iade edilmesine karar verildiği; bu itibarla dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verildiği görülmektedir. Ancak, davalı idare tarafından savunma dilekçesi ekinde sunulan ve proje tanıtım dosyası EK.2.15’te yer aldığı belirtilen Ankara Valiliği İl Tarım ve Orman Müdürlüğünün … tarih ve … sayılı, “Tarım dışı amaçla kullanım izinleri” konulu yazısında, uyuşmazlık konusu proje hakkında mevzi imar planı yapılmasına 5403 sayılı Kanun’un 13. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca Valilik tarafından izin verildiğinin belirtildiği; kaldı ki yukarıda yer verilen açıklamalar doğrultusunda bu kapsamda alınmış bir izne proe tanıtım dosyası ekinde yer verilmemesinin de tek başına iptal gerekçesi olarak kabulüne olanak bulunmadığı sonucuna varılmaktadır. Öte yandan; Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Mekansal Planlama Genel Müdürlüğünün … tarih ve … sayılı yazısında, uyuşmazlık konusu projenin yerleşim alanına yakınlığı gerekçesiyle plan teklifinin iade edilmesine karar verildiği ve İdare Mahkemesince de anılan karar gerekçe gösterilmek suretiyle dava konusu işlemin iptaline karar verildiği görülmekte ise de; yukarıda yer verilen açıklamalar doğrultusunda, yapılması planlanan projenin imar planına uygunluğunun, projenin çevresel etkilerinin değerlendirilmesi aşamasında dikkate alınması gereken bir husus olarak kabul edilemeyeceği sonucuna varılmıştır.
Uyuşmazlıkta; davacılar tarafından proje konusu biyokütle enerji santralinin derin ve olumsuz çevresel etkilerinin söz konusu olduğu; proje tanıtım dosyasının belirsizlikler ile dolu olduğu, çevresel olumsuz etkilerin azaltılması için yeterli tedbirler içermediği ve bilimsel değerlendirme yapılmasına olanak tanımadığı; faaliyetin etkileri itibarı ile ÇED sürecinin işletilmesinin gerekli olduğu, söz konusu faaliyet ile orman alanlarının zarar göreceği, proje tanıtım dosyasında kümülatif etki değerlendirmesi ile alternatif alan araştırmasının yapılmadığı, tesiste yakılacak hammadde ile projede kullanılması planlanan suyun temini açısından belirsizlikler bulunduğu, projenin flora ve fauna üzerindeki etkilerinin bilimsel kriterlere uygun olarak değerlendirilmediği, projenin yakınlarında yer alan yerleşim alanlarının olumsuz etkilerinin olacağı yolunda iddia ve itirazlarda bulunulduğu dikkate alındığında; bu çerçevede başta yukarıda yer verilen hususlar olmak üzere, proje tanıtım dosyasında yer alan bilgi ve tedbirlerin yeterli olup olmadığına ilişkin değerlendirme, teknik bilgiyi gerektirdiğinden; yaptırılacak keşif ve bilirkişi incelemesi sonrasında düzenlenecek bilirkişi raporu ile söz konusu hususların çelişkiye mahal bırakmayacak şekilde açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.
Bu durumda; faaliyet ve projeye yapılan itirazlar dikkate alınmak suretiyle projenin çevresel etkilerinin belirlenmesi amacıyla, projenin yeri, nitelikleri ve nihai proje tanıtım dosyasını hazırlayan uzmanlar da dikkate alınmak suretiyle aralarında özellikle çevre mühendisi, ziraat mühendisi, kimya mühendisi, orman mühendisi, flora ve fauna uzmanı ile projenin bulunduğu alana ve projeye yapılan itirazlara göre başka dallarda da öğretim üyeleri seçilerek oluşturulacak yeni bir bilirkişi heyetiyle mahallinde yeniden keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılması suretiyle uyuşmazlığın çözümlenmesi gerektiğinden, yukarıda belirtilen gerekçe ile dava konusu işlemin iptali yolunda verilen İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir.
Öte yandan; temyize konu İdare Mahkemesi kararının davacıların tamamının ad ve soyadlarının yer alması gereken kısmında, davacıların “… ve diğer 118 kişi” olarak belirtildiği; bu itibarla, yukarıda belirtilen yasa hükmüne aykırı olarak davacıların tamamının ismi yazılmadan karar verilmesi usul kurallarına aykırı olduğundan; İdare Mahkemesi kararında bu yönüyle de hukuka uyarlık bulunmamaktadır.

Diğer taraftan; Dairemizin pek çok kararında da vurgulandığı üzere, çevreyi ilgilendiren projelerin yapımının planlandığı yörede ikamet etmeyen ya da o yörede taşınmazları bulunmayanların, bu projeler hakkında verilen ÇED kararlarının iptali istemiyle dava açma ehliyetlerinin varlığının kabulünün, bu tür idari işlemlerin ve bu işlemler üzerine yatırım planlayanların sürekli olarak dava tehdidi ile karşı karşıya kalmaları sonucunu doğuracağı ve bu durumun idari istikrar ilkesine aykırılık teşkil edeceği değerlendirildiğinden; İdare Mahkemesince, tüm davacıların, davanın açıldığı tarih itibarıyla dava konusu proje alanı veya proje etki alanında ikamet edip etmediği veya o yörede taşınmazı bulunup bulunmadığı hususunun her bir davacı bakımından ayrı ayrı değerlendirilerek, dava açma tarihi itibarı ile proje alanı veya proje etki alanında ikamet etmeyen ya da belirtilen alanlarda taşınmaz maliki olmayan, dolayısıyla işbu davanın açılmasında kişisel, meşru, güncel bir menfaati bulunmayan davacılar yönünden davanın ehliyet nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği de tabiidir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1.2577 sayılı Kanunun 49. maddesine uygun bulunan davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne,
2.Yukarıda özetlenen gerekçeyle dava konusu işlemin iptaline ilişkin temyize konu … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…., K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 20/A-2-(i) maddesi uyarınca, karar düzeltme yolunun kapalı olduğunun duyurulmasına, 22/09/2022 tarihinde usulde oyçokluğu, esasta oybirliğiyle karar verildi.