Danıştay Kararı İdari Dava Daireleri Kurulu 2022/1234 E. 2022/2590 K. 22.09.2022 T.

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2022/1234 E.  ,  2022/2590 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2022/1234
Karar No : 2022/2590

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : …

İSTEMİN KONUSU : … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Afganistan uyruklu davacı tarafından, uluslararası koruma talebinin reddine ilişkin Göç İdaresi Genel Müdürlüğünün … tarih ve … sayılı işleminin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla;
Davacının asker olarak görev yapması nedeniyle … tarafından yöneltilecek kötü muamele riski ile karşı karşıya kalabileceği yönündeki iddiaların doğruluğu konusunda herhangi bir araştırma ve inceleme (ilgili ülke büyükelçiliği veya Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliğinden vs.), irdeleme yapılmaksızın ve diğer taraftan ülkesinde güvenli bölgelerin var olup olmadığı hususu da 6458 sayılı Kanun’un 78/4. maddesi gereğince araştırılmadan uluslararası koruma talebinin reddedilmesine yönelik tesis edilen işlemde ulusal ve uluslararası metinler yönünden hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Onuncu Dairesinin karar düzeltme aşamasında verilen 02/12/2020 tarih ve E:2018/2237, K:2020/5640 sayılı kararıyla;
Dosya içerisinde yer alan davacının 24/10/2014 tarihli mülakat formu incelendiğinde; Afganistan’da asker olarak görev yaptığı için … tarafından zarar görmekten korktuğunu, … tarafından askerliği bırakması için iki defa tehdit edildiğini, bu yüzden kaçmaya karar verdiğini ve uluslararası korumaya başvurduğunu, ailesinin Afganistan’da yaşadığını ve aile üyelerinden hiç kimseye … tarafından baskı yapılmadığını, uluslararası koruma talebinde bulunduktan sonra Bulgaristan’a kaçma nedeni olarak, amcasının oğlunun Fransa’daki iş imkanlarının daha iyi olduğunu, yaşam kalitesinin daha yüksek olduğunu söylemesi üzerine Fransa’ya gitmek için kaçtığını beyan ettiği, asker olduğu iddiasını somutlaştırabilecek herhangi bir bilgi ve belge sunmadığı, yasa dışı yollardan ülkeden çıkmak isterken yakalanması üzerine uluslararası koruma başvurusunda bulunduğu, uluslararası koruma başvuru sahibi statüsünde serbest ikametine izin verilmiş olmasına rağmen ikametine izin verilen ili izinsiz terk ettiği ve tekrar ülkemizden düzensiz olarak çıkış yaparken yakalandığı, davacının menşe ülkesinde zulme uğrayacağı iddiasını somutlaştırabilecek herhangi bir bilgi ve belge sunulmadığı gibi ileri sürülen hususların, ırkı, dini, tabiiyeti, belli bir toplumsal gruba mensubiyeti veya siyasi düşüncelerinden dolayı zulme uğrayacağını haklı kılacak sebepler olarak değerlendirilemeyeceği, ayrıca davacının ülkesine dönmemesinin zulüm görme ve baskı korkusundan kaynaklanmadığının anlaşıldığı,
Nitekim, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin Soering/Birleşik Krallık davasında da, başvuranın kötü muameleye maruz kalma konusunda “gerçek bir risk” ile yüz yüze olduğuna dair maddi gerekçeler varsa, iade/sınırdışı eden Devletin sorumluluğundan bahsedilebileceğinin belirtildiği,
Öte yandan, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi 12 Ocak 1991 tarihli A. and K. v. Turkey (Başvuru No.14401/88) kararında başvuranların sınırdışı edilmesi halinde insanlık dışı ya da kötü muamele göreceklerine dair ciddî bir tehdidin bulunmaması gerekçesiyle başvurularını kabul edilemez bulduğu,
Somut olayda da; davacının, geçmişteki hangi fiili veya durumları nedeniyle ülkesine iadesi halinde zulme maruz kalacağı konusunu maddi gerekçelere dayandırmadığı gibi, davalı idare tarafından dosyaya sunulan menşe ülke raporunda, Genel Müdürlüklerince yapılan menşe ülke araştırmasında Afganistan’ın doğu bölgesinde yer alan başkent Kabil’in genel anlamda ülke içi yer değiştirmeye uygun bir yer olduğu, Kabil’in ülkenin en az çatışmanın meydana geldiği ve uluslararası güçlerin en iyi birliklerinin bulunduğu yerlerden ve ülke içinde yer değiştirmenin genel anlamda uygulanabilir bir seçenek olduğu belirtildiğinden, davacının ülkesi içinde dahili kaçış ve yer değiştirme alternatifinin bulunduğunun görüldüğü,
Bu itibarla, uluslararası korumanın amacının başvuru sahibi kişilerin ulusal ve uluslararası mevzuat hükümleri uyarınca belirlenen sebepler dışında ülkede kalmalarına izin verilmesi şeklinde değerlendirilemeyeceği ve anılan statünün amacının zulme uğrama korkusu içinde bulunan ve gerçekten bu riski taşıyan şahısların ülkede belirlenen statü içerisinde kalmalarına izin vermek olduğu hususları göz önünde bulundurulduğunda; davacının uluslararası koruma başvurusunun kabulüne olanak sağlayacak şartların mevcut olmadığı dosyadaki bilgi ve belgelerden anlaşıldığından, davalı idarece davacının talebinin bireysel olarak değerlendirilerek uluslararası koruma için gereken kriterleri taşımadığı gerekçesiyle ulusal mevzuata ve Türkiye’nin taraf olduğu temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalara uygun olarak tesis edilen uluslararası koruma başvurusunun reddine ilişkin işlemin iptali yolundaki İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmediği sonucuna varılarak … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi ısrar kararının özeti: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla;
Davacının menşe ülkesi Afganistan hakkında davalı idarece hazırlanan güncel menşe ülke raporuna istinaden Mahkemelerinin bu dava ile aynı doğrultuda verilen kararlarının istikrar kazandığı gerekçesi eklenmek suretiyle dava konusu işlemin iptali yolundaki ilk kararda ısrar edilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, davacının asker olduğunu iddia etmesine rağmen 24/10/2014 tarihli mülakatında Askerlik Belgesini Afganistan’da bıraktığını iddia ederek belge sunamadığı, sığınma başvurusu kapsamında serbest ikametine izin verilmesine rağmen yaşadışı yollardan Bulgaristan’a çıkış yaparken yakalanan ve mülakatında, Bulgaristan’dan da yaşam kalitesi daha yüksek olan Fransa’ya gideceğini ifade eden davacı hakkında hazırlanan 27/10/2014 tarihli Mülakat Raporunda; Afganistan’da Bağlan şehrinde ismini bilmediği karargahta görev yaptığını beyan eden davacının beyanlarındaki inandırıcılık unsurunun ortadan kalktığının belirtildiği, çelişkili beyanları sıralanarak verdiği bilgilerin doğruluğu konusunda şüpheye yer yerildiği, samimi ve inandırıcı bulunmayan ve maddiyat kaygısıyla hareket eden davacının, yetkilerle işbirliği yapmadığı da göz önüne alındığında şartlarını taşımadığı uluslararası korumaya ülkemizde kalış süresini uzatmaya çalışmak amacıyla başvurduğunun anlaşıldığı ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile … İdare Mahkemesi ısrar kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden davalı idarenin yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Afganistan uyruklu davacı 09/08/2014 tarihinde yasa dışı yollarla Türkiye’ye girmiş, Bulgaristan’a yasa dışı yollarla çıkmak üzere iken yakalanmış, sınır dışı edilmek üzere teslim edildiği Kırklareli Geri Gönderme Merkezinde 14/09/2014 tarihinde uluslararası koruma başvurusunda bulunmuş ve Kırklareli’nde serbest ikametine izin verildikten sonra Bulgaristan’a ikinci kez yasa dışı yollarla çıkmaya çalışırken yakalanmıştır.
Davacının uluslararası koruma başvurusunun değerlendirilmesi aşamasında davacı ile 24/10/2014 tarihinde yapılan mülakat sonucunda, sunmuş olduğu gerekçeler, Mültecilerin Hukuki Statüsüne İlişkin 1951 tarihli Cenevre Sözleşmesi, 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu ve ilgili genelgeler kapsamında değerlendirilmiş ve Göç İdaresi Genel Müdürlüğünün … tarih ve … sayılı işlemi ile, uluslararası koruma için gereken kriterleri taşımadığı, asıl amacının uluslararası koruma prosedürünü kullanarak ülkemizde kalış süresini uzatmaya çalışmak olduğundan bahisle uluslararası koruma talebinin reddedilmesi üzerine temyizen incelenen dava açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT :
11/04/2013 tarih ve 28615 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’nun 3. maddesinde; “(1) Bu Kanunun uygulanmasında;… d) Başvuru sahibi: Uluslararası koruma talebinde bulunan ve henüz başvurusu hakkında son karar verilmemiş olan kişiyi,…. r) Uluslararası koruma: Mülteci, şartlı mülteci veya ikincil koruma statüsünü,…ifade eder.” hükmü; 62. maddesinde, “(1) Avrupa ülkeleri dışında meydana gelen olaylar sebebiyle; ırkı, dini, tabiiyeti, belli bir toplumsal gruba mensubiyeti veya siyasi düşüncelerinden dolayı zulme uğrayacağından haklı sebeplerle korktuğu için vatandaşı olduğu ülkenin dışında bulunan ve bu ülkenin korumasından yararlanamayan, ya da söz konusu korku nedeniyle yararlanmak istemeyen yabancıya veya bu tür olaylar sonucu önceden yaşadığı ikamet ülkesinin dışında bulunan, oraya dönemeyen veya söz konusu korku nedeniyle dönmek istemeyen vatansız kişiye statü belirleme işlemleri sonrasında şartlı mülteci statüsü verilir. Üçüncü ülkeye yerleştirilinceye kadar, şartlı mültecinin Türkiye’de kalmasına izin verilir.” hükmü; 63. maddesinde, “(1) Mülteci veya şartlı mülteci olarak nitelendirilemeyen; ancak, menşe ülkesine veya ikamet ülkesine geri gönderildiği takdirde; a) Ölüm cezasına mahkûm olacak veya ölüm cezası infaz edilecek, b) İşkenceye, insanlık dışı ya da onur kırıcı ceza veya muameleye maruz kalacak, c) Uluslararası veya ülke genelindeki silahlı çatışma durumlarında, ayrım gözetmeyen şiddet hareketleri nedeniyle şahsına yönelik ciddi tehditle karşılaşacak, olması nedeniyle menşe ülkesinin veya ikamet ülkesinin korumasından yararlanamayan veya söz konusu tehdit nedeniyle yararlanmak istemeyen yabancı ya da vatansız kişiye, statü belirleme işlemleri sonrasında ikincil koruma statüsü verilir.” hükmü; 69. maddesinde, “… (4) Kayıt esnasında; başvuru sahibinin menşe veya ikamet ülkesini terk etme sebepleri, ülkesini terk ettikten sonra başından geçen ve başvuru yapmasına neden olan olaylar, Türkiye’ye giriş şekli, kullandığı yol güzergâhları ve vasıta bilgileri, daha önceden başka bir ülkede uluslararası korumaya başvurmuş veya korumadan yararlanmışsa, bu başvuru veya korumaya ilişkin bilgi ve belgeleri alınır.” hükmü; 75. maddesinde, “(1) Etkin ve adil karar verebilmek amacıyla, başvuru sahibiyle kayıt tarihinden itibaren otuz gün içinde bireysel mülakat yapılır. Mülakatın mahremiyeti dikkate alınarak, kişiye kendisini en iyi şekilde ifade etme imkânı tanınır. Ancak, aile üyelerinin de bulunmasının gerekli görüldüğü durumlarda, kişinin muvafakati alınarak mülakat aile üyeleriyle birlikte yapılabilir. Başvuru sahibinin talebi üzerine, avukatı gözlemci olarak mülakata katılabilir. (2) Başvuru sahibi, yetkililerle iş birliği yapmak ve uluslararası koruma başvurusunu destekleyecek tüm bilgi ve belgeleri sunmakla yükümlüdür. (3) Özel ihtiyaç sahipleriyle yapılacak mülakatlarda, bu kişilerin özel durumları göz önünde bulundurulur. Çocuğun mülakatında psikolog, çocuk gelişimci veya sosyal çalışmacı ya da ebeveyni veya yasal temsilcisi hazır bulunabilir. (4) Mülakatın gerçekleştirilememesi hâlinde, yeni mülakat tarihi belirlenir ve ilgili kişiye tebliğ edilir. Mülakat tarihleri arasında en az on gün bulunur. (5) Gerekli görüldüğünde başvuru sahibiyle ek mülakatlar yapılabilir. (6) Mülakatlar sesli veya görsel olarak kayıt altına alınabilir. Bu durumda mülakat yapılan kişi bilgilendirilir. Her mülakatın sonunda tutanak düzenlenir, bir örneği mülakat yapılan kişiye verilir.” hükmü; 78. maddesinde de “…(4) Başvuru sahibine, zulüm veya ciddi zarar görme tehdidine karşı vatandaşı olduğu ülke veya önceki ikamet ülkesinin belirli bir bölgesinde koruma sağlanabiliyorsa ve başvuru sahibi, ülkenin o bölgesine güvenli bir şekilde seyahat edebilecek ve yerleşebilecek durumdaysa, başvuru sahibinin uluslararası korumaya muhtaç olmadığına karar verilebilir.” hükmü yer almaktadır.
29/08/1961 tarih ve 359 sayılı Kanun ile onaylanması uygun bulunan Mültecilerin Hukuki Durumuna Dair Sözleşme ve Mültecilerin Hukuki Statüsüne İlişkin Protokol’ün 1. maddesi uyarınca bu Sözleşme’nin; ırkı, dini, milliyeti, belirli bir toplumsal gruba üyeliği veya siyasi düşünceleri nedeniyle takibata uğrayacağından haklı olarak korktuğu için vatandaşı olduğu ülke dışında bulunan ve vatandaşı olduğu ülkenin himayesinden istifade edemeyen veya korkudan dolayı istifade etmek istemeyen ya da uyruğu yoksa ve önceden ikamet ettiği ülke dışında bulunuyorsa oraya dönmeyen veya korkusundan dolayı dönmek istemeyen her şahsa uygulanacağı kuralı öngörülmüştür.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti, Sözleşme’nin 1. maddesine çekince koyarak, yalnızca Avrupa’dan gelenlere mülteci statüsü tanımakta olup, Avrupa dışından gelenlere ise sığınmacı statüsü tanımaktadır.
Anılan Sözleşme’nin 33. maddesinde de, “1. Hiçbir Taraf Devlet, bir mülteciyi, ırkı, dini, tâbiiyeti, belli bir sosyal gruba mensubiyeti veya siyasi fikirleri dolayısıyla hayatı ya da özgürlüğü tehdit altında olacak ülkelerin sınırlarına, her ne şekilde olursa olsun geri göndermeyecek veya iade etmeyecektir. 2. Bununla beraber, bulunduğu ülkenin güvenliği için tehlikeli sayılması yolunda ciddi sebepler bulunan veya özellikle ciddi bir adi suçtan dolayı kesinleşmiş bir hükümle mahkum olduğu için söz konusu ülkenin halkı açısından bir tehlike oluşturmaya devam eden bir mülteci, işbu hükümden yararlanmayı talep edemez.” hükmüne yer verilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Uluslararası koruma, uluslararası ve ulusal mevzuatta belirtildiği şekilde; ırkı, dini, tabiiyeti, belli bir toplumsal gruba mensubiyeti veya siyasi düşüncesinden dolayı haklı sebeplere bağlı olarak zulme uğrama korkusu içinde bulunan ve vatandaşı olduğu ülkenin korumasından yararlanamayan ya da haklı sebeplere bağlı olarak yararlanmak istemeyen ya da önceden yaşadığı ikamet ülkesinin dışında bulunan ve oraya dönemeyen veya dönmek istemeyen yabancılar ile bu tür olaylar sonucu önceden yaşadığı ikamet ülkesi dışında bulunan, oraya dönemeyen veya söz konusu korkusu nedeniyle dönmek istemeyen vatansız kişilere sağlanan statüdür. Bu statüden yararlanabilmenin ilk koşulu ise meydana gelen olaylar nedeniyle ve söz konusu olaylar sonucunda haklı nedenlere dayanan zulüm korkusudur. Zulüm korkusunun ilgilinin ırkı, dini, tabiiyeti, belli bir toplumsal gruba mensubiyeti veya siyasi düşüncelerine dayanması gerekmektedir. Zulüm kavramı ise ilgilinin yaşamı, özgürlüğü, ayrımcılığa maruz kalmaması vb. gibi kişinin hayatını çekilmez duruma sokan nesnel durumları da olabileceği gibi, kişi yönünden öznel olarak değerlendirilebilecek durumları da kapsar.
Uluslararası koruma başvurusu halinde ortada haklı sebeplere dayanan zulüm korkusunun olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu değerlendirme başvuranın nesnel ve öznel durumları göz önüne alınarak yapılmalıdır. Nesnel unsurlar başvurucunun menşe ülkesindeki koşulların somut olarak ele alınmasını gerektirmekte ve bu unsurlar sonuçta başvurucunun öznel unsurlardaki korkusunun saptanmasında önem arz arz etmektedir. Bu nedenle yapılacak mülakatlarda ilgililerin söz konusu zulüm korkusunu makul bir düzeyde ortaya koyabilmeleri gerekir. Yapılan mülakat sonucunda elde edilen verilerin değerlendirilmesinin yapılması ve kişinin içinde bulunduğu veya yaşadığı korkunun, makul olup olmadığının ve buna bağlı bir risk değerlendirmesinin yapılması gereklidir.
Davacının menşe ülkesi Avrupa ülkeleri arasında yer almadığından, mülteci sıfatını kazanması mümkün bulunmamaktadır. Öte yandan, şartlı mülteci statüsünün kazanılması için ırkı, dini, tabiiyeti, belli bir toplumsal gruba mensubiyeti veya siyasi düşüncelerinden dolayı zulme uğrayacağından haklı sebeplerle korkma durumunun söz konusu olması, ikincil koruma statüsü elde edebilmek için ise menşe ülkesine gönderilmesi halinde, ölüm cezasına mahkûm olacağı veya ölüm cezasının infaz edileceği, işkenceye, insanlık dışı ya da onur kırıcı ceza veya muameleye maruz kalacağı, uluslararası veya ülke genelindeki silahlı çatışma durumlarında, ayrım gözetmeyen şiddet hareketleri nedeniyle şahsına yönelik ciddi tehditle karşılaşacağı durumunun söz konusu olması gerekmektedir.
Dava dosyasında yer alan davacıya ait 14/09/2014 tarihli başvuru kayıt formu ve 24/10/2014 tarihli mülakat formu incelendiğinde; Afganistan’da asker olarak görev yaptığı için … tarafından zarar görmekten korktuğunu, … tarafından askerliği bırakması için evine gönderilen yazılı kağıt ile iki defa tehdit edildiğini, bu yüzden kaçmaya karar verdiğini ve uluslararası korumaya başvurduğunu, ailesinin Afganistan’da yaşadığını ve aile üyelerinden hiç kimseye … tarafından baskı yapılmadığını, uluslararası koruma talebinde bulunduktan sonra Bulgaristan’a kaçma nedeni olarak, amcasının oğlunun, Fransa’daki iş imkanlarının daha iyi olduğunu, yaşam kalitesinin daha yüksek olduğunu söylemesi üzerine bu imkanlardan yararlanmak amacıyla Fransa’ya gitmek için kaçtığını beyan ettiği, başvuru kayıt formunda belirttiği doğum tarihi, anne ve baba adı bilgileriyle mülakat aşamasında belirttiği bilgilerin birbirinden farklı olduğu, yasa dışı yollardan ülkemizden çıkmak isterken yakalanması üzerine uluslararası koruma başvurusunda bulunduğu, uluslararası koruma başvuru sahibi statüsünde serbest ikametine izin verilmiş olmasına rağmen ikametine izin verilen ili izinsiz terk ettiği ve tekrar ülkemizden düzensiz olarak çıkış yaparken yakalandığı, davacının, asker olduğu ve menşe ülkesinde zulme uğrayacağı iddialarını somutlaştırabilecek herhangi bir bilgi ve belge sunulmadığı anlaşılmaktadır.
Mülakat formunda yer alan beyanlarından, daha iyi bir yaşam sürmek amacıyla Fransa’ya gitmek istediği anlaşılan davacı tarafından ileri sürülen hususların, yukarıda yer alan mevzuat uyarınca ırkı, dini, tabiiyeti, belli bir toplumsal gruba mensubiyeti veya siyasi düşüncelerinden dolayı zulme uğrayacağını haklı kılacak sebepler olarak değerlendirilemeyeceği, ayrıca davacının ülkesine dönmemesinin zulüm görme ve baskı korkusundan kaynaklanmadığı sonucuna varılmaktadır.
Buna göre, davacının uluslararası koruma başvurusunun kabulüne olanak sağlayacak şartların mevcut olmadığı dosyadaki bilgi ve belgelerden anlaşıldığından davalı idare tarafından davacı hakkında, talebinin bireysel olarak değerlendirilerek uluslararası koruma için gereken kriterleri taşımadığı gerekçesiyle ulusal mevzuata ve Türkiye’nin taraf olduğu temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalara uygun olarak verilen uluslararası koruma başvurusunun reddine ilişkin kararda hukuka aykırılık görülmemiştir.
Bu itibarla, dava konusu işlemin iptali yolundaki ısrar kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne;
2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin … İdare Mahkemesinin temyize konu … tarih ve E:…, K:… sayılı ısrar kararının BOZULMASINA,
3.Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … İdare Mahkemesine gönderilmesine,
4. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (onbeş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 22/09/2022 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.

KARŞI OY
X- Temyiz edilen kararla ilgili dosyanın incelenmesinden; …. İdare Mahkemesince verilen ısrar kararının usul ve hukuka uygun bulunduğu, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenlerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı anlaşıldığından, davalı idarenin temyiz isteminin reddi ile … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı ısrar kararının onanması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.