Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2019/5573 E. , 2022/4067 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2019/5573
Karar No : 2022/4067
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Üniversitesi Rektörlüğü
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN_KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının davacı tarafından temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, hatalı ameliyat ve tedavi uygulanması sonucunda maluliyet yaşamasında davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğu iddiasıyla 200.000,00 TL manevi ve 5.000,00 TL maddi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; olayla ilgili düzenlenen bilirkişi raporunda davacıda meydana gelen maluliyetin her türlü özene rağmen oluşabilen herhangi bir tıbbi ihmal veya kusur izafe edilemeyen komplikasyon olduğu belirtildiğinden davalı idareye atfı kabil bir kusur bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI : Davacı tarafından, hükme esas alınan bilirkişi raporuna itiraz etme hakkının ihlal edildiği, bilirkişi raporunun eksik ve hatalı olduğu, adli tıp kurumunun görevli olmayan ihtisas kurulunca düzenlendiği, olayda hizmet kusurunun bulunduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, davacının temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Davacı, guatr-troid hastası olmasından dolayı 2013 yılında Bülent Ecevit Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi, kulak burun boğaz polikliniğine tedavi amacıyla başvurmuş, çeşitli tarihlerde muayene edilmiş, muayeneler neticesinde tiroid bezinde malign (kötü huylu) olma potansiyeli olan bir kitle olduğu değerlendirilmiş ve sonrasında 31/04/2014 tarihinde total tiroidektomi ameliyatı olmuştur.
Ameliyat sonrasında davacının ses tellerinde zedelenme oluşmuş ve ses kısıklığı yaşamış, bu şikayetler üzerine davacıya aynı doktor tarafından ikinci ve üçüncü ameliyatlar yapılmıştır.
Davacı, 25/05/2016 tarihli dilekçe ile yapılan ameliyatlar sonrasında da durumunda düzelme olmadığı, gerçekleştirilen hatalı ameliyat nedeniyle sesini kaybettiği ididasıyla tazminat istemiyle davalı idareye başvurmuş, bu başvurunun … tarih ve … sayılı işlem ile reddedilmesi üzerine, bakılan davayı açmıştır.
Olayda idarenin hizmet kusurunun bulunup bulunmadığının tespiti amacıyla bilirkişiliğine başvurulan Adli Tıp Kurumu … İhtisas Kurulunca hazırlanan … tarih ve … sayılı raporda; “Müşteki …’ın 31/01/2014 tarihinde yapılan total tiroidektomi ameliyatı hakkında tıbbi belgeler incelendiğinde: hastanın daha önceden çarpıntı, sinirlilik, baş ağrısı, hipokalsemi ve obstrüktif uyku apnesi sendromu tedavisi gördüğü endokrinoloji polikliniği kontrolü sonrası KBB polikliniğine sevkedilip ameliyat kararı verildiği, USG ve İİAB sonuçları da dikkate alındığında total tiroidektomi operasyonunun endikasyonunun olduğu, total tiroidektominin doğru bir tedavi seçeneği olduğunun tıbben bilindiği, operasyon sırasında meydana gelen tek taraflı sinir hasarının (rekurren laringeal sinir) her türlü özene rağmen oluşabilen herhangi bir tıbbi ihmal veya kusur izafe edilemeyen komplikasyon olarak değerlendirildiği, ses kısıklığı neticesinde farklı bir kulak burun boğaz uzmanından görüş istendiği de göz önünde bulundurulduğunda komplikasyon yönetiminin tıp kurallarına uygun yapıldığı cihetle hekime atfı kabil kusur bulunmadığı” yolunda görüş bildirilmiştir.
İlk derece Mahkemesince, yukarıda anılan bilirkişi raporu hükme esas alınarak olayda idarenin hizmet kusurunun bulunmadığı kanaatine varılarak davanın reddine karar verilmiştir.
İLGİLİ MEVZUAT VE HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 31. maddesinin atıf yaptığı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu yerine çıkarılan ve 01/10/2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Bilirkişi Raporuna İtiraz” başlıklı 281. maddesinde; “(1) Taraflar, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilirler. (2) Mahkeme, bilirkişi raporundaki eksiklik yahut belirsizliğin tamamlanması veya açıklığa kavuşturulmasını sağlamak için, bilirkişiden, yeni sorular düzenlemek suretiyle ek rapor alabileceği gibi, tayin edeceği duruşmada, sözlü olarak açıklamalarda bulunmasını da kendiliğinden isteyebilir. (3) Mahkeme, gerçeğin ortaya çıkması için gerekli görürse, yeni görevlendireceği bilirkişi aracılığıyla, tekrar inceleme de yaptırabilir. ” hükmüne yer verilmiştir.
Yukarıda yer verilen bu hüküm ile bilirkişi raporunda eksiklik veya belirsizlik arz eden hususların varlığı nedeniyle tarafların tatmin olmamaları halinde, tarafların bu hususları, bilirkişiye tamamlattırılmasını ya da belirsiz olan hususların açıklattırılmasını veya yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırılmasını isteyebilmelerini temin etmek için taraflara, bilirkişi raporunun kendilerine tebliğinden itibaren iki hafta süre içinde bilirkişi raporuna itiraz etme imkanı tanınmıştır.
Dosyanın incelenmesinden; Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunun 04/12/2017 tarihinde davacı ve davalı idareye tebliğ edildiği, davalı idare tarafından kendilerine tebliğ edildiği tarihten itibaren iki hafta içinde 07/12/2017 tarihinde rapora karşı beyanda bulunulduğu; davacı tarafından ise kendilerine tebliğ edildiği tarihten itibaren iki hafta içinde 18/12/2017 tarihinde bilirkişi raporuna itiraz edildiği, ancak Mahkemece davacının bilirkişi raporuna itiraz süresi içinde ve davacının bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinin Mahkemenin kaydına girmeden önce 07/12/2017 tarihinde, davanın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Dava konusu uyuşmazlıkta; İdare Mahkemesince, bilirkişi raporu hükme esas alınmak suretiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, Mahkeme kararının, davacının bilirkişi raporuna itiraz süresi içinde ve bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinin anılan Mahkemenin kaydına girmeden önce verildiği dikkate alındığında, Mahkeme tarafından davacının bilirkişi raporuna itirazları değerlendirilmeksizin, davanın reddi yolunda karar verilmesi ile davacının savunma hakkının kısıtlandığı açıktır.
Bu durumda; Bölge İdare Mahkemesince, bilirkişi raporuna yöneltilen itirazların da değerlendirmek suretiyle yeniden karar verilmesi gerekmektedir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin KABULÜNE,
2. Davanın reddine ilişkin … İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan davacının istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi …. İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 22/09/2022 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.