Danıştay Kararı 6. Daire 2019/2252 E. 2022/7995 K. 22.09.2022 T.

Danıştay 6. Daire Başkanlığı         2019/2252 E.  ,  2022/7995 K.
T.C.

D A N I Ş T A Y

ALTINCI DAİRE

Esas No : 2019/2252

Karar No : 2022/7995

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Büyükşehir Belediye Başkanlığı

VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVACI) : …

VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :

Dava konusu istem: Ankara İli, Yenimahalle İlçesi,… Mahallesi, … ada … parsel sayılı taşınmazın park alanı olan işlevine rekreasyon kullanımı eklenmesine ilişkin Ankara Büyükşehir Belediye Meclisinin … tarih ve…sayılı kararı ile onaylanan 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliği ile aynı belediye meclisinin … tarih ve … sayılı kararı ile onaylanan 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinin ve bu plan değişikliğine yapılan itirazın zımnen reddine ilişkin işlemin iptali istenilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; mahallinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen bilirkişi raporu ile dosyada yer alan bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesinden, dava konusu imar planı değişikliklerinin kamu yararı amacı taşımadığı, teknik veya hukuki bir zorunluluktan kaynaklanmadığı, plan değişikliklerine ait açıklama raporlarının bulunmadığı, Ankara Büyükşehir Belediye Meclisi kararında da değişikliğin gerekçesine dair herhangi bir açıklamaya yer verilmediği, Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinin gösterim tekniklerini düzenleyen 10. ve 26. maddelerinde belirtilen hususlara ve ekindeki standartlara aykırı olduğu, anılan Yönetmelikte park alanı ve rekreasyon alanının ayrı gösterimler olarak tanımlandığı, bu ayrımın imar uygulaması aşamasında yaşanabilecek sorunları önlemek amacıyla bilinçli şekilde yapıldığı, park ve rekreasyon alanlarının her ikisinin de açık yeşil alan olmasına karşılık, yapılaşma biçimlerinin ve kamu eline geçme yöntemlerinin birbirinden farklı olduğu, dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte olan Planlı Alanlar Tip İmar Yönetmeliğinin 14. maddesinin 2. fıkrasının (ab) bendinde park alanının, aynı fıkranın (ac) bendinde rekreasyon alanının birbirlerinden net şekilde ayrı tanımlandığı ve bu kapsamda üzerinde yapılabilecek yapıların da farklılaştırıldığı, düzenleme ortaklık payı kesintisi ile kamuya kazandırılan park alanına, içerisinde çok sayıda fonksiyonun yer alabileceği ve kısmen de olsa E:0.05 oranında yapılaşma hakkı bulunan rekreasyon alanı işlevi eklenmesinin plan ana kararlarının sürekliliğini ve bütünlüğünü bozduğu gibi düzenleme ortaklık payı ile elde edilen alanların başka maksatla kullanılamayacağına dair 3194 sayılı Kanunun 18. maddesine de aykırı olduğu, ticari nitelikte olmayan yapıların az oranda yer alabildiği park alanı ile ticari nitelikli yapıların daha fazla oranda yer alabildiği rekreasyon alanının birleştirilmesinin donatı standardını düşürdüğü, alanın özel mülkiyete geçme olasılığını arttırdığı sonucuna varılmıştır.

Belirtilen gerekçelerle, hukuka aykırı bulunan dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve istinaf dilekçelerinde ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Rekreasyon alanlarının, kamunun kullanımına ayrılmış açık yeşil alanlar olarak tanımlandığı, bilirkişi raporunda belirtilenin aksine özel mülkiyete konu edilmesinin hukuken mümkün olmadığı, taşınmazda fiilen faaliyet gösteren … isimli işletmenin kamu hizmeti sunduğu, kira sözleşmesiyle özel kişiler tarafından işletilmesi mümkün olmakla birlikte, mülkiyet devrinin söz konusu olamayacağı, Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinde park işlevli alanlarda da kısıtlı şekilde TAKS:0.03, hmaks:4.50 metre koşullarında yapılaşmaya imkan verildiği, uyuşmazlık konusu taşınmaz 44.557 m2 büyüklüğünde olup, park işlevinde kalması halinde dahi mevzuat uyarınca 1.336 m2 büyüklüğünde yapı yapılması mümkünken, mevcutta üzerindeki yapının inşaat alanının sadece 480 m2 olduğu, dava konusu plan değişikliğinin kamu yararına uygun olduğu ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …’NUN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:

MADDİ OLAY :

Ankara İli, Yenimahalle İlçesi, … Mahallesi, … ada, … parsel sayılı taşınmaz, fiilen park olarak kullanılmakta ve üzerinde … tarafından işletilen tek katlı, 480 m2 alanlı “… ” isimli bir işletme bulunmaktadır.

Uyuşmazlık konusu taşınmaz 11.09.2012 onay tarihli 1/5000 ölçekli nazım ve 14.02.2013 onay tarihli 1/1000 ölçekli uygulama imar planlarında “park alanı” kullanımında kalmakta iken; Ankara Büyükşehir Belediye Meclisinin … tarih ve … sayılı kararı ile onaylanan 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliği ile aynı belediye meclisinin … tarih ve … sayılı kararı ile onaylanan 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliği ile işlevi “park ve rekreasyon alanına” çevrilmiştir.

Bunun üzerine davacı tarafından; dava konusu plan değişikliklerinin bilimsel, nesnel, teknik gerekçelere dayanmadığı, mevzuatta öngörülen zorunluluktan kaynaklanmadığı, yapılaşmaya kapalı olan park alanına, rekreasyon kullanımı eklenmek suretiyle yapılaşma imkanı getirilerek açık yeşil alan miktarının azaltıldığı, belirli çıkar gruplarına rant sağlama amacıyla yapılan plan değişikliklerinin kamu yararına ve mevzuata aykırı olduğu şeklinde iddialar ileri sürülerek bakılmakta olan dava açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT:

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 2. maddesinde; idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan davalar iptal davası olarak tanımlanmıştır.

İdari işlemlerin hukuka uygunluğunun yargı yoluyla denetimini amaçlayan iptal davasının görüşülebilmesinin ön koşullardan biri dava ehliyetidir. Dava ehliyeti, dava şartıdır. Dava şartı olduğu için karar kesinleşinceye kadar her aşamada taraflarca ileri sürülebileceği gibi mahkeme veya temyiz mercileri tarafından da yargılamanın her aşamasında re’sen değerlendirilmelidir. Davacının, sübjektif dava açma ehliyetinin bulunmaması halinde, idari yargı merci işin esasına girmeksizin, davayı ehliyet yönünden reddeder. Her olay ve davada, idari işlem ile dava açacak kişi arasında öngörülen sübjektif ehliyet koşulu olarak menfaat ihlali kişisel, meşru ve güncel bir menfaat olması ölçütleri ekseninde yargı mercilerince değerlendirilerek takdir edilecektir.

İşlem tarihinde yürürlükte bulunan Planlı Alanlar Tip İmar Yönetmeliğinin 14. maddesinin 2.fıkrasında; “Sosyal ve kültürel altyapı alanları:

a – Yeşil alanlar: Toplumun yararlanması için ayrılan oyun bahçesi, çocuk bahçesi, dinlenme, gezinti, piknik, eğlence ve kıyı alanları toplamıdır. Metropol ölçekteki fuar, botanik ve hayvanat bahçeleri ile bölgesel parklar bu alanlar kapsamındadır.

ab – Parklar: Kentte yaşayanların yeşil bitki örtüsü ile dinlenme ihtiyaçlarına cevap veren alanlardır. İmar planındaki park alanlarının içerisinde park için gerekli başka tesisler gösterilmemişse, ancak büfeler, havuzlar, pergoleler, açık çayhane ve genel heladan başka tesis yapılamaz. Lüzumu halinde açık spor tesisleri yapılır.

ac – Piknik ve eğlence (rekreasyon) alanları: Kentin açık ve yeşil alan ihtiyacı başta olmak üzere, kent içinde ve çevresinde günübirlik kullanıma yönelik ve imar planı kararı ile belirlenmiş; eğlence, dinlenme, piknik ihtiyaçlarının karşılanabileceği lokanta, gazino, kahvehane, çay bahçesi, büfe, otopark gibi kullanımlar ile, tenis, yüzme, mini golf, oto kros gibi her türlü sportif faaliyetlerin yer alabileceği alanlardır. Bu alanda yapılacak yapıların emsali (0.05) i, yüksekliği (6.50) m. yi geçemez.” hükmüne yer verilmiştir.

Davanın açıldığı 26/09/2017 tarihinden önce, 03/07/2017 tarihinde yürürlüğe giren Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinde de benzer düzenlemelerin getirildiği görülmektedir.

Dava tarihinde yürürlükte olan Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinin “Tanımlar” başlıklı 4. maddesinin 1. fıkrasının (vvvv) bendinde; “Yeşil alanlar: Toplumun yararlanması için ayrılan oyun bahçesi, çocuk bahçesi, dinlenme, gezinti, piknik, eğlence, rekreasyon ve rekreaktif alanları toplamını (Metropol ölçekteki fuar, botanik ve hayvan bahçeleri ile bölgesel parklar bu alanlar kapsamındadır.), 19 uncu maddede yer alan işlevleri ve yapılaşma koşullarını içeren yeşil alanlar; 1) Çocuk bahçeleri: Çocukların oyun ve dinlenme ihtiyaçlarını karşılayan, bitki örtüsü ile çocukların oyun için gerekli araç gereçleri, toplamda 6 m2’yi geçmeyen büfe ile süs havuzu, pergola ve genel tuvalet dışında başka tesis yapılamayan alanları, 2) Parklar: Kentte yaşayanların yeşil bitki örtüsü ile dinlenme ihtiyaçları için ayrılan, 19 uncu maddedeki kullanımlara da yer verilebilen alanları, 3) Piknik ve eğlence (rekreasyon) alanları: Kentin açık ve yeşil alan ihtiyacı başta olmak üzere, eğlence, dinlenme, piknik ihtiyaçlarının karşılanabildiği, kent içinde ve çevresinde günübirlik kullanıma yönelik olarak imar planı ile belirlenmiş yerleri, (…) ifade eder.” hükmüne yer verilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun yukarıda aktarılan hükmünde yer alan ve iptal davasının sübjektif ehliyet koşulu olan “menfaat ihlali” doktrin ve içtihatlarda dava konusu işlemle davacı arasında kurulan kişisel, meşru, güncel bir menfaat ilişkisi olarak tanımlanmaktadır. Menfaatin kişisel ve meşru olması için hukuki bir durumdan ortaya çıkması gerekmektedir. Sözü edilen menfaat ilişkisinin varlığı ve sınırları her olayda yargı yerince uyuşmazlığın niteliğine göre belirlenmektedir.

Yargısal denetimin amacı gözetildiğinde, her idari işleme karşı herkes tarafından iptal davası açılmasının idari işlemlerde istikrarsızlığa neden olmaması ve idarenin işleyişinin bu yüzden olumsuz etkilenmemesi adına dava konusu edilecek işlem ile dava açacak kişi arasında belli ölçüler içinde menfaat ilişkisi bulunması zaruridir.

Her olay ve davada, yargı merciine başvurarak dava açanın menfaatinin, iptali istenen işlemle ne ölçüde ihlal edildiğinin takdiri de yargı mercilerine bırakılmıştır. Danıştay içtihatlarında; çevre, tarihi ve kültürel değerlerin korunması amacıyla kamu yararını yakından ilgilendiren konulara ilişkin düzenleyici işlemlerin iptali istemiyle açılan davalarda menfaat ilişkisi geniş yorumlanmaktadır. İptal davası açabilmesi için gerekli olan menfaat ilişkisi kişisel, meşru, güncel bir menfaatin bulunması halinde gerçekleşecektir. Başka bir anlatımla, iptal davasına konu olan işlemin davacının menfaatini ihlal ettiğinden söz edilebilmesi için, davacıyı etkilemesi, işlem ile davacı arasında ciddi ve makul bir ilişkinin bulunması gerekmektedir.

UYAP sisteminden yapılan sorgulamada davacının, Ankara ili, Altındağ ilçesinde taşınmaz maliki olduğu ancak dava konusu plan değişikliğine esas taşınmazın içinde bulunduğu Yenimahalle ilçesinde taşınmaz mal varlığının bulunmadığı, ayrıca dava tarihi itibariyle davacının MERNİS adresi ile uyuşmazlık konusu taşınmaz arasında hem araç hem yürüme mesafesi olarak yaklaşık 10 km mesafe bulunduğu, davacı tarafından 20/12/2017 tarihinde sunulan cevaba cevap dilekçesinde, dava konusu park alanının şehir merkezinde olması nedeniyle davacının da söz konusu park alanından yararlanma hakkı bulunduğu, genel düzenleyici işlem nitelindeki imar planlarına ve kamuya ait park alanı kullanımına aykırı şekilde yapılaşma imkanı getiren idari işlemlerin şehirde yaşayan herkesin menfaatini etkilediği, kamuya ait açık yeşil alanlardan yararlanılmasını kısıtlayan tasarruflar kentte yaşayan herkese zarar verdiğinden, kent sakini veya vatandaş sıfatıyla dahi dava açılmasının mümkün olduğu şeklinde ifadelere yer verildiği görüldüğünden, davacının bakılan davayı şehir sakini sıfatıyla açtığı sonucuna ulaşılmıştır.

Her ne kadar, dava konusu işlem kamusal yanı ağır basan işlemlerden olsa da, dava konusu işlem ile davacı arasında meşru, güncel, somut bir menfaat alakasının bulunması gerekmektedir. Aksi durumun kabulü toplum yararına olduğu düşünülen her konuya tüm vatandaşların ve şehir sakinlerinin dava konusu yapabilmesi olasılığını beraberinde getirir ki bu durumun dava açma ehliyetine ilişkin yasal düzenlemenin amacına aykırı olacağı açıktır.

Bu yönüyle, dava konusu işlemin davacının menfaatini etkileyip etkilemediği araştırılırken, davacının şehir sakini bir vatandaş sıfatıyla dava açıp açamayacağı hususu incelenmelidir.

Yukarıda anılan mevzuatta park ve rekreasyon kullanımlarının yeşil alan başlığı altında düzenlendiği görülmektedir. Uyuşmazlıkta ise “park” kullanımında bulunan taşınmazın “park ve rekreasyon” kullanımına alındığı, bu haliyle dava konusu taşınmazın yeşil alan fonksiyonunun devam ettiği, kent ve kent parçasında yaşayanların kullanımına açık umumi hizmet alanlarının kaybına ilişkin olmadığı hususları göz önüne alındığında dava konusu işlemin çevre, tarihi ve kültürel değerlerin korunması gibi kamu yararını yakından ilgilendiren konular arasında yer almadığı, davacının yaşadığı yerin başka bir mahal ve konumda bulunması karşısında, dava konusu işleme karşı kişisel, ciddi ve güncel bir menfaat bağı bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

Bu itibarla, dava konusu işlemin iptali yolunda verilen İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine dair temyize konu Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararında isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU:

Açıklanan nedenlerle;

1. 2577 sayılı Kanunun 49. maddesine uygun bulunan davalının temyiz isteminin kabulüne,

2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin Mahkeme kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,

3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 22/09/2022 tarihinde, kesin olarak, oybirliğiyle karar verildi.