Danıştay Kararı 4. Daire 2021/6614 E. 2022/5084 K. 22.09.2022 T.

Danıştay 4. Daire Başkanlığı         2021/6614 E.  ,  2022/5084 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2021/6614
Karar No : 2022/5084

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : …Vergi Dairesi Başkanlığı
(…Vergi Daire Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. …)

KARŞI TARAF (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : …Bölge İdare Mahkemesi …Vergi Dava Dairesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, vergi borçlarının tahsili amacıyla emekli maaş hesabına uygulanan haciz işleminin iptaliyle, tahsil edilen tutarın yasal faiziyle iadesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: …Vergi Mahkemesince verilen …tarih ve E:…, K:…sayılı kararda; dava konusu hacizlere dayanak teşkil eden kamu alacağının, asıl borçlu şirket yönünden tanzim edilen düzeltme fişleri ile terkin edilmesi nedeniyle, hacze konu herhangi bir borcun bulunmadığı gibi davacının emekli maaşına haciz konulmasına ilişkin açık muvafakati olduğu hususunu gösteren herhangi bir belgenin idarece dosyaya ibraz edilemediği ve 5510 sayılı Kanun’un ilgili maddeleri gereği davacının muvafakati bulunmadığı takdirde, emekli maaşına haciz konulmasına olanak bulunmadığından, dava konusu haciz işlemlerinde ve emekli maaşının bulunduğu hesaptan yapılan kesintilerde hukuki isabet görülmediğinden, işlemin iptali ile kesilen miktarların davacıya iadesi gerektiği, faiz istemi yönünden, Vergi Usul Kanunu’nun 112/4 maddesi uyarınca, fazla veya yersiz olarak tahsil edilen tutarların iadesinde, 6183 sayılı Kanun’a göre belirlenen tecil faizi oranında hesaplanan faizin uygulanması gerektiği sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; istinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davalı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, idarece yapılan işlemlerin hukuka uygun olduğu, aksi yöndeki kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.

TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin reddine,
2. Temyize konu …Bölge İdare Mahkemesi …Vergi Dava Dairesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın Vergi Mahkemesine gönderilmesine, 22/09/2022 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

(X) KARŞI OY :
İdari Yargılama hukukunun yerleşik içtihatlarından biri olan “taleple bağlılık ilkesi” uyarınca, idari yargı merciilerinde açılan davalarda mahkemelerin, davacının istemi ile sınırlı inceleme yapabileceği, istemi genişletecek veya daraltacak biçimde karar veremeyeceği açıktır.
Uyuşmazlıkta davacı tarafından, emekli maaş hesabına uygulanan haciz nedeniyle yapılan kesintinin yasal faiziyle birlikte iadesine karar verilmesi istenilmektedir. Dava dilekçelerinde talep edilen yasal faizin kanuni dayanağı gösterilmemekle birlikte bu talepten kanuni faize ilişkin özel düzenleme içeren 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine ilişkin Kanun’un 1. maddesinde düzenlenen “kanuni faiz”in anlaşılması gerekmektedir.
Dava dilekçesinde yasal faiz talebinde bulunulması durumunda yargı yerince taleple bağlı kalınmayarak 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 112. maddesinin (4) numaralı fıkrasında belirtilen tecil faizi oranında hesaplanan faize hükmedilmesi hukuka aykırılık teşkil etmektedir.
Bu nedenle, tahsil edilen tutarın kesinti tarihinden itibaren “taleple bağlılık ilkesi” göz önünde bulundurularak yasal faiziyle birlikte davacıya iadesi gerektiğinden temyiz isteminin kabulü ile kararın buna ilişkin hüküm fıkrasının bozulması gerektiği görüşüyle kararın buna ilişkin kısmına katılmıyoruz.