Danıştay Kararı 10. Daire 2019/3940 E. 2022/4045 K. 21.09.2022 T.

Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2019/3940 E.  ,  2022/4045 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2019/3940
Karar No : 2022/4045

KARARIN DÜZELTİLMESİNİ
İSTEYEN (DAVALI) : … Valiliği / …
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACILAR) : … mirasçıları:
1- … 2- …
3- … 4- … 5- … 6- … 7- …
VEKİLLERİ : Av. …

İSTEMİN_KONUSU : Danıştay (Kapatılan) Onbeşinci Dairesi’nin 24/01/2018 tarih ve E:2016/3600, K:2018/611 sayılı kararının; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen 3622 sayılı Kanun ile değişik 54. maddesi uyarınca düzeltilmesi istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Hakkâri ili, Çukurca ilçesi, … köyünde ikamet etmekteyken yaşanan terör olayları nedeniyle köyünü boşaltmak durumunda kalan ve köyün boşaltılması sebebiyle 5233 sayılı Kanun uyarınca yaptığı başvuru sonucu, sulhname imzalanmak suretiyle 2006 yılına kadar oluşan zararları karşılanan müteveffa …’ın mirasçısı olan davacılar tarafından, halen köylerine geri dönemediklerinden bahisle 2006 yılı ve sonrasında oluşan zararlarının (2006, 2007,2008, 2009, 2010, 2011, 2012, 2013 ve 2014 yıllarına ilişkin) 5233 sayılı Kanun kapsamında karşılanması istemiyle yaptıkları başvurunun reddine ilişkin Hakkari Valiliği 3 No’lu Zarar Tespit Komisyonu Başkanlığının … tarih ve … sayılı işleminin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesi’nin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararı ile, 5233 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği 27/07/2004 tarihinden sonra oluştuğu öne sürülen zararlara yönelik olarak Kanun’un 6. maddesinde; zarar görenin veya mirasçılarının veya yetkili temsilcilerinin zarar konusu olayın öğrenilmesinden itibaren altmış gün içinde, her halde olayın meydana gelmesinden itibaren bir yıl içinde zararın gerçekleştiği veya zarar konusu olayın meydana geldiği il valiliğine başvurmaları halinde gerekli işlemlere başlanacağının belirlendiği, bu sürelerden sonra yapılacak başvuruların kabul edilmeyeceğinin hükme bağlandığı, davacıların süregelen zararları yönünden başvuru yaptığı hususu da gözetilerek; idareye başvuru yaptıkları 30/06/2014 tarihinden geriye doğru bir yıllık süreyi aşan (30/06/2013 tarihinden önceki dönemlere ilişkin) kısmı bakımından süresinde yapılmış bir başvuru olduğunun kabulüne imkân bulunmadığından dava konusu işlemde bu kısım yönünden hukuka aykırılık görülmediği, davacıların idareye başvuru yaptıkları 30/06/2014 tarihinden geriye doğru bir yıllık süreye ilişkin kısmına ilişkin olarak ise, Hakkari Valiliği’nin 22/07/2008 tarihli işleminden davacıların köyünün 2008 yılı itibarıyla Köye Dönüş ve Rehabilitasyon Projesi (KDRP) kapsamına alındığı ve proje kapsamında köye dönüş için ödenek ayrıldığının belirtildiği, 30/06/2009 tarih ve 5412 sayılı İçişleri Bakanlığı İller İdaresi Genel Müdürlüğü tarafından KDRP kapsamında olan illere dağıtımı yapılan yazıda; söz konusu projenin 17/08/2005 tarih ve 4117 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ve ilgili Genelgeler doğrultusunda yürütülmeye devam edileceğinin bildirildiği, köyüne geri dönmek isteyen vatandaşlara yönelik konut ve kendi konutlarını yapabilmeleri için malzeme yardımları gibi bireysel yardımların yapıldığı hususları birlikte değerlendirildiğinde; “terör eylemleri” veya “terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler” sonucunda bir yerleşim yerinin tamamen boşalmış/boşaltılmış olma olgusunun dava konusu yer için gerçekleştiği ve bunun karşılığında idarece meydana gelen zararın sulh yolu ile ödendiği, fakat sonrasında çıkartılan KDRP projesi ve bunun uygulamaya konulmasıyla birlikte köye gidiş dönüşün veya giriş çıkışın sağlanmaya çalışıldığı ve mevzuatın öngördüğü “bir yerleşim yerinin güvenlik nedeniyle idarece veya güvenlik kaygısı ile o yerleşim yerinde yaşayan halk tarafından “tamamen” boşaltılmış olması halinin ortadan kalktığı, dolayısıyla davacıların subjektif, terör dışındaki ekonomik ve sosyal sebeplerle, güvenlik kaygısı dışında köye dönmediği sonucuna ulaşılmakla dava konusu işlemin bu kısmında da hukuka aykırılık görülmediği, öte yandan; dava dilekçesinde davacılar tarafından köyün belli tarihler arasında geçici güvenlik bölgesi ilan edildiği, caminin faal olmadığı, yerel ve genel seçimlerde oy kullanılmadığı, köye öğretmen atanmadığı vb. iddiaları ileri sürülmekte ise de; anılan iddiaların köyün terör eylemleri ve terörle mücadele kapsamındaki faaliyetler nedeniyle tümüyle boşaltıldığı ve köye dönülemediği sonucunu doğurmayacağı, başka bir anlatımla, KDRP kapsamına alınan köye ekonomik ve sosyal sebeplerle dönülmemesi neticesinde, anılan kamu hizmetlerinin gerçekleştirilemediğinin kabulünün gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Daire kararının özeti: Davacıların temyiz başvuruları üzerine, Danıştay (Kapatılan) Onbeşinci Dairesi’nce, 5233 sayılı Kanun’un yürürlüğünden önce boşaltılan/boşalan yerleşim yerlerinde yerleşim yerinin halen boş olduğu ve güvenlik kaygısı nedeniyle mal varlığına ulaşılamadığı iddiasıyla 5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan başvurularda; mal varlığına ulaşamadığını ileri süren kişilerin her yıl başvuru yapmasını ve sonucuna göre dava açmasını beklemenin hak arama özgürlüğünü kısıtlayacağı ve yargılamanın mümkün olan süratte ve az masrafla sonuçlandırılması yani usul ekonomisi ilkesine aykırı olacağından bunun yerine başvuru tarihinden geriye doğru bir değerlendirme yapılmasının hakkaniyete daha uygun düşeceği, Hakkari ili, Çukurca ilçesi, … köyünün terör olayları ve terörle mücadele faaliyetleri nedeniyle 1995 yılında tamamen boşaltıldığı, davacının talebi doğrultusunda yapılan inceleme sonucu 2014 yılına kadar tamamen boş kaldığı, 1995 yılında boşalan köye ilişkin, davacının 2006 yılına kadar olan zararlarının karşılandığı, boşalan köylerle ilgili olarak devam eden zararların tazmini istemli açılan davalarda ilgililerin köye ekonomik ve sosyal nedenlerle dönmemeleri halinde zararlarının 5233 sayılı Kanun kapsamında karşılanmayacağının açık olduğu, 1995 yılında terör olayları nedeniyle boşaltılan ve 2008 yılında KDRP kapsamına alınan … köyüne vatandaşların dönmelerine engel bir durumun olmadığı Valilikçe belirtilmekte ise de, anılan yerin, yerleşime uygun duruma getirilmesi amacıyla herhangi bir girişimde bulunulmadığı, bölgenin bu dönem zarfında geçici askeri yasak bölge ilan edildiği, köye keşif için gidilmesinin sakıncalı olduğunun jandarmaca belirtildiği, köyde muhtelif terör olaylarının gerçekleştiği, köye gündüz gidip akşam dönmek için köylünün ilçe jandarma komutanlığından izin istediği, bölgenin patlayıcı madde ve mayınlardan tamamen temizlenmemiş olduğu, dolayısıyla köye dönüş için güvenliğin sağlanamadığı, öte yandan, dosyada davacıların köye dönme iradelerinin olmadığına ilişkin somut bir tespit de bulunmadığı, durum böyle olunca, davacıların yaptıkları başvuru üzerine, 5233 sayılı Kanun uyarınca mükerrer ödemeye sebep olmayacak şekilde, davacının talebi doğrultusunda (2007-2014 yıllarına ilişkin) zararının tespiti ve tazmini gerekirken, talebin reddine ilişkin işlemde ve davanın reddi yolunda verilen kararda hukuki isabet bulunmadığı gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.

KARAR DÜZELTME
TALEP EDENİN_İDDİALARI : Davalı idare tarafından, başvuru tarihinden geriye doğru 1 yılı aşan kısma ilişkin zararın karşılanması talebinin başvuru süresinde olmadığından, başvuru tarihinden geriye doğru 1 yıllık kısma ilişkin zararın karşılanması talebinin ise davacıların köye ekonomik ve sosyal sebepler yüzünden geri dönmediğinden reddinin gerektiği, davacıların önceki yıllara ilişkin zararlarının karşılandığı iddialarıyla kararın düzeltilmesi istenilmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacılar tarafından savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Kararın düzeltilmesi isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesi’nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
Kararın düzeltilmesi dilekçesinde ileri sürülen nedenler, 2577 sayılı Kanun’un Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen 3622 sayılı Kanun ile değişik 54. maddesi hükmüne uygun bulunduğundan, karar düzeltme isteminin kabulü ile Danıştay (Kapatılan) Onbeşinci Dairesi’nin 24/01/2018 tarih ve E:2016/3600, K:2018/611 sayılı kararı kaldırılarak davacıların temyiz istemi yeniden incelendi:

İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Hakkâri ili, Çukurca ilçesi, … köyünde ikamet etmekteyken yaşanan terör olayları nedeniyle köyünü boşaltmak durumunda kalan müteveffa … ‘ın, köyün boşaltılması sebebiyle 5233 sayılı Kanun uyarınca yaptığı başvuru sonucu, sulhname imzalanmak suretiyle 2006 yılına kadar oluşan zararları karşılanmıştır.
Müteveffa … ‘ın mirasçısı olan davacılar tarafından, halen köylerine geri dönemediklerinden bahisle 2006 yılı ve sonrasında oluşan zararlarının (2006, 2007,2008, 2009, 2010, 2011, 2012, 2013 ve 2014 yıllarına ilişkin) 5233 sayılı Kanun kapsamında karşılanması istemiyle yaptıkları başvurunun reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT:
5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun’un 2. maddesinin 2. fıkrasının (d) bendinde, terör dışındaki ekonomik ve sosyal sebeplerle uğranılan zararlar ile güvenlik kaygıları dışında kendi istekleriyle bulundukları yerleri terk edenlerin bu sebeple uğradıkları zararlar, Kanunun kapsamı dışında tutulmuş; aynı Kanun’un “Başvurunun Süresi, Şekli, İncelenmesi ve Sonuçlandırılması” başlıklı 6. maddesinin 1. fıkrasında; “Zarar gören veya mirasçılarının veya yetkili temsilcilerinin zarar konusu olayın öğrenilmesinden itibaren altmış gün içinde, her hâlde olayın meydana gelmesinden itibaren bir yıl içinde zararın gerçekleştiği veya zarar konusu olayın meydana geldiği il valiliğine başvurmaları hâlinde gerekli işlemlere başlanır. Bu sürelerden sonra yapılacak başvurular kabul edilmez. Bu Kanun kapsamındaki yaralanma ve engelli hâle gelme durumlarında, yaralının hastaneye kabulünden hastaneden çıkışına kadar geçen süre, başvuru süresinin hesaplanmasında dikkate alınmaz.” hükmüne yer verilmiş; 7. maddesinde ise, hayvanlara, ağaçlara, ürünlere ve diğer taşınır ve taşınmazlara verilen her türlü zararlar, yaralanma, engelli hale gelme ve ölüm hallerinde uğranılan zararlar ile tedavi ve cenaze giderleri, terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle kişilerin mal varlıklarına ulaşamamalarından kaynaklanan maddi zararların, 5233 sayılı Kanun hükümlerine göre sulh yoluyla idarece tazmin edileceği kurala bağlanmıştır.
Aynı Kanun’un geçici 1. maddesinde, “Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde ilgili valilik ve kaymakamlıklara başvurmaları hâlinde, 19/7/1987 tarihi ile bu Kanun’un yürürlüğe girdiği tarih arasında işlenen 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 1’inci, 3’üncü ve 4’üncü maddeleri kapsamına giren eylemler veya anılan tarihler arasında terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle zarar gören gerçek kişiler ile özel hukuk tüzel kişilerinin maddî zararları hakkında da bu Kanun hükümleri uygulanır.”; geçici 3. maddesinde, “Bu Kanunun geçici 1’inci maddesi ve bu Kanuna 28/12/2005 tarihli ve 5442 sayılı Kanunla eklenen geçici 1’inci madde gereğince yapılan başvuruların sonuçlandırılma süresi, maddelerde öngörülen sonuçlandırılma süresinin bitiminden itibaren bir yıl uzatılmıştır. Bu sürenin de bitmesi ve başvuruların sonuçlandırılamamış olması halinde, Cumhurbaşkanı bu süreyi her defasında bir yılı aşmamak üzere uzatabilir.”; geçici 4. maddesinde ise, “Bu Kanun’un yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde ilgili valilik ve kaymakamlıklara başvurmaları halinde, 19/7/1987 tarihi ile bu Kanun’un yürürlüğe girdiği tarih arasında işlenen 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 1’inci, 3’üncü ve 4’üncü maddeleri kapsamına giren eylemler veya anılan tarihler arasında terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle zarar gören gerçek kişiler ile özel hukuk tüzel kişilerinin maddî zararları hakkında da bu Kanun hükümleri uygulanır.” kuralı yer almıştır.
5233 sayılı Kanun’un geçici 1. maddesi kapsamında ilgililerin bir yıllık süre içinde müracaat edememeleri nedeniyle uğramış oldukları mağduriyetin giderilmesini ve zararlarının sulh yoluyla karşılanmasını teminen 03/01/2006 tarih ve 26042 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 28/12/2005 tarih ve 5442 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un geçici 1. maddesi, 16/12/2006 tarih ve 26378 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 13/12/2006 tarih ve 5562 sayılı Kanunla 5233 sayılı Kanuna eklenen geçici 3. madde ve 30/05/2007 tarih ve 26537 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 5666 sayılı Kanunla 5233 sayılı Kanuna eklenen geçici 4. maddesiyle, 19/07/1987 tarihinden 5233 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 27/07/2004 tarihi arasındaki dönemde 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 1’inci, 3’üncü ve 4’üncü maddeleri kapsamına giren eylemler veya anılan tarihler arasında terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle zarar gören gerçek kişiler ile özel hukuk tüzel kişilerinin maddî zararlarının, 5233 sayılı Kanun’un hükümlerine göre tazmin edilmesi istemiyle en son 30/05/2008 tarihine kadar idareye başvurmalarına olanak tanınmıştır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Temyiz istemine konu Mahkeme kararının, dava konusu işlemin davacıların devam eden zararları yönünden idareye başvuru yaptıkları 30/06/2014 tarihinden geriye doğru bir yıllık süreyi aşan (30/06/2013 tarihinden önceki) dönemlere ilişkin olarak uğranıldığı iddia edilen zararların karşılanması istemlerinin reddine ilişkin kısmı yönünden davanın reddine ilişkin bölümünün incelenmesi:
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın, dava konusu işlemin davacıların devam eden zararları yönünden idareye başvuru yaptıkları 30/06/2014 tarihinden geriye doğru bir yıllık süreyi aşan (30/06/2013 tarihinden önceki) dönemlere ilişkin olarak uğranıldığı iddia edilen zararların karşılanması isteminin reddine ilişkin kısmı yönünden davanın reddine ilişkin bölümü usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Temyiz istemine konu Mahkeme kararının, dava konusu işlemin davacıların idareye başvuru yaptıkları 30/06/2014 tarihinden geriye doğru bir yıllık süreye ilişkin uğranıldığı iddia edilen zararların karşılanması istemlerinin reddine ilişkin kısmı yönünden davanın reddine ilişkin bölümünün incelenmesi:
Dosyanın incelenmesinden; her ne kadar mahkeme kararında Köye Dönüş ve Rehabilitasyon Projesi kapsamına alınan köye ekonomik ve sosyal sebeplerle dönülmemesi neticesinde, anılan kamu hizmetlerinin gerçekleştirilemediğinin kabulünün gerektiği sonucuna ulaşılmakla davacıların bu yöndeki iddialarının da yerinde görülmediği gerekçesiyle dava konusu işlem bu yönüyle de hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilse de; 1994 yılından itibaren uygulanmaya başlanan ve 5233 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesinden sonra da uygulaması hız kazanan Köye Dönüş ve Rehabilitasyon Projesi; Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinde, terör ve güvenlik kaygılarıyla yaşadıkları yerlerden göç etmek zorunda kalan vatandaşlardan gönüllü olarak geri dönmek isteyenlerin geri dönüşlerinin kolaylaştırılması, geri dönülen yerlerde gerekli sosyal ve ekonomik alt yapının tesisi ile sürdürülebilir yaşam koşullarının oluşturulması, geri dönmek istemeyenlerin ise yaşadıkları yerlerde şehir hayatına uyumlarının geliştirilmesi, ekonomik ve sosyal durumlarının iyileştirilmesini amaçlayan bir projedir.
Bu proje kapsamındaki yerleşim yerlerinde, yerleşim yerine dönmek isteyen vatandaşların yaşamasını ve sürdürülebilir kalkınmasını sağlayabilecek şekilde planlama yapılmakta, bu amaçla gerekli olan yol, sağlık ocağı, okul, çeşme, kanalizasyon, elektrik, telefon gibi altyapı hizmetlerinin tamamlanması gibi Devlete bir takım yükümlülükler yüklenmektedir.
-Bu kapsamda, başvuru tarihi itibarıyla halen boş olduğu ve güvenlik kaygısı nedeniyle gidilemediği belirtilen yerleşim yerleriyle igili olarak 5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan tazminat başvurularında öncelikle bu yerlerin Köye Dönüş ve Rehabilitasyon Projesi (KDRP) kapsamında olup olmadığının belirlenmesi gerekmektedir.
-Bu yerler KDRP kapsamına alınmış ise; bu kapsamda idarenin yerleşim yerine yönelik yükümlülüklerini yerine getirip getirmediği, yaşam için yerleşilebilir bir alan oluşturup oluşturmadığı, güvenlik kaygısının asgari düzeye indirilip indirilmediğinin belirlenmesi zararların tazmininin temini açısından önemlidir.
-Tüm bu hususların yanısıra; güvenlik kaygısı nedeniyle ikamet ettiği yerleşim yerini terk etmek zorunda kalan şahsın; söz konusu kaygının ortadan kaldırıldığı, yerleşim yerine dönebilme imkânının sağlandığı durumlarda; mal varlığına ulaşamamadan kaynaklı zararlarının tazmini olanağının ortadan kalktığı hususunda tartışma bulunmamaktadır. Kişinin yerleşim yerine dönme iradesini ortaya koyduğu; ancak bu yönde yetkili organlardan olumsuz bir cevap alındığı durumlarda veya idare yetkililerince herhangi bir cevap verilmeyerek ya da verilen cevabın aksini gösterir şekilde yerleşim yerinde devam ettiği belirtilen olay veya durumların tespiti halinde de terör ve terör faaliyeti nedeniyle güvenlik kaygısının halen devam ettiği ve kişinin söz konusu yerleşim alanında bulunan mal varlığı açısından zararının süregeldiği açıktır.
Tüm bu açıklamalar ışığında dosya incelenecek olunursa;
2006-2014 yılları arasında … köyünde seçim sandığı kurulu oluşturulmadığı, genel ve yerel seçimlerin yapılmadığı, öğrenci olmadığından dolayı eğitim ve öğretim faaliyetinin yapılmadığı, köyün boş olması nedeniyle caminin kullanılamaz durumda olduğu, köye din görevlisi ataması yapılmadığı, sivil yaşama kapalı olduğundan elektrik hizmeti verilemediği, anılan dönemde köyün tamamen boş olduğu dosyadaki belgelerden anlaşılmaktadır.
Bu bağlamda dosyadaki bilgi ve belgeler incelendiğinde;
Anılan dönemde, … köyünün tamamen boş olduğu tespit edilmekle birlikte, köyün tamamen boş olmasının nedeninin terör olayları ve terörle mücadele nedeniyle yürütülen faaliyetler mi, yoksa köy halkının ekonomik ve sosyal nedenlerle köye dönme iradelerinin olmayışı mı olduğunun belirlenmesi 5233 sayılı Kanun kapsamında zararın tazmini açısından önem arz etmektedir.
Terör ve terörle mücadeleden dolayı köyleri boşalmış olan vatandaşların Zarar Tespit Komisyonlarına halen köylerine dönemedikleri gerekçesiyle başvuruda bulunup tazminat talep ettiklerinin görülmesi üzerine Hakkari Valiliği’nin … tarih ve … sayılı yazısı ile, Merkez ve ilçe köylerine dönmek isteyen vatandaşların dönmesine engel herhangi bir durumun olmadığının köy muhtarlarına tebliğ edilmesinin Çukurca Kaymakamlığından istenildiği, anılan yazının 05/12/2013 tarihinde … Köyü Muhtarına tebliğ edildiği görülmektedir.
Hakkari İl Jandarma Komutanlığının Nisan 2015 tarihli yazısında, 2005-2014 yılları arasında … köyü’nde geçici köy korucusu dahi bulunmadığı belirtilmekte, yazıya ekli olay çizelgesinde 2005 – 2014 yılları arasında (2009 yılından itibaren yoğun olmakla birlikte) operasyon birliğine, üs bölgesine, intikal haldeki birlik ve konvoya taciz ateşi, operasyon birliğine saldırı, çatışma, el yapımı ve uzaktan kumandalı patlayıcı madde kullanımı, operasyon sırasında mayına basma gibi 50’ye yakın terör olayı gerçekleştiği belirtilmektedir.

Çukurca Kaymakamlığı’nın 03/09/2009 tarihli yazısı ile, … köyünün hangi tarihte boşaltıldığı, Zarar Tespit Komisyonunda görevlendirilen kişilerin köye gitmeleri için güvenlik açısından sakınca bulunup bulunmadığı Çukurca İlçe Jandarma Komutanlığından sorulmuş olup, anılan yazıya cevaben, Jandarma Komutanlığı tarafından düzenlenen 30/09/2009 tarihli tutanakta, … köyünün 1995 yılında boşaltıldığı, halen boş olduğu, gidilmesinin sakıncalı olduğunun belirtildiği görülmektedir.
Davacılar tarafından dosyaya sunulan yazıda; 08/10/2013-09/10/2013 tarihlerinde sabah gidip akşam dönmek kaydıyla köylülerin, … köyüne ceviz toplamaya gitmek istediklerinin, uygun görüldüğü takdirde jandarma tarafından bildirilen emniyet tedbirlerine dikkat edileceği, köyün ve çevresinin uzun süredir kullanılmaması nedeniyle teröristlerce patlayıcı tuzaklayıcı madde, mayın gibi malzemeler bırakılmış olabileceğinin köylülerce bilindiği, bu yüzden görülen hiçbir şüpheli maddeye dokunmayacakları, böyle bir malzeme görürlerse yetkili makamlara bilgi verecekleri, 01/10/2013- 31/10/2013 tarihleri arasında …/Işıklı/Gündeş/Köprülü ve Üzümlü bölgelerinde üs bölgeleri tarafından ağır silah atışları yapılacağı konusunda bilgilendirildikleri, güzergâh dışına çıktıkları takdirde oluşacak zararlardan kendilerinin sorumlu olacağını kabul ettikleri, belirtilen mevkiye izin verilen tarihlerde gündüzleri giderek gece kalmadan akşamları dönüş yapacaklarının belirtildiği ve anılan yazının … köylüleri ve Çukurca İlçe Jandarma Komutanlığı görevlilerince imzalandığı görülmektedir.
Yukarıda yapılan açıklamalardan; Hakkari ili, Çukurca ilçesi, … köyünün terör olayları ve terörle mücadele faaliyetleri nedeniyle 1995 yılında tamamen boşaltıldığı, davacıların talebi doğrultusunda yapılan inceleme sonucu 2014 yılına kadar tamamen boş kaldığı anlaşılmaktadır. 1995 yılında boşalan köye ilişkin, davacının 2006 yılına kadar olan zararları karşılanmıştır. Boşalan köylerle ilgili olarak devam eden zararların tazmini istemli açılan davalarda ilgililerin köye ekonomik ve sosyal nedenlerle dönmemeleri halinde zararlarının 5233 sayılı Kanun kapsamında karşılanmayacağı açıktır. 1995 yılında terör olayları nedeniyle boşaltılan ve 2008 yılında KDRP kapsamına alındığı anlaşılan … Köyü’ne vatandaşların dönmelerine engel bir durumun olmadığı Valilikçe belirtilmekte ise de, anılan yerin, yerleşime uygun duruma getirilmesi amacıyla herhangi bir girişimde bulunulmadığı, bölgenin bu dönem zarfında geçici askeri yasak bölge ilan edildiği, köyde muhtelif terör olaylarının gerçekleştiği, köye gündüz gidip akşam dönmek için köylünün ilçe jandarma komutanlığından izin istediği, bölgenin patlayıcı madde ve mayınlardan tamamen temizlenmemiş olduğu, dolayısıyla köye dönüş için güvenliğin sağlanamadığı dosya kapsamından anlaşılmaktadır.
Öte yandan, dosyada davacıların köye dönme iradelerinin olmadığına ilişkin somut bir tespit de bulunmamaktadır.
Durum böyle olunca, davacıların yaptıkları başvuru üzerine, 5233 sayılı Kanun uyarınca mükerrer ödemeye sebep olmayacak şekilde, başvuru tarihinden geriye doğru bir yıllık süre olan 30/06/2014-30/06/2013 tarihleri arasındaki zararlarının tespiti ve tazmini gerekirken, talebin reddine ilişkin işlemde ve davanın reddi yolunda verilen kararın bu kısmında hukuki isabet bulunmamaktadır.
Bu durumda, uyuşmazlığın, davacıların devam eden zararları yönünden idareye başvuru yaptıkları 30/06/2014 tarihinden geriye doğru bir yıllık süreyi aşan (30/06/2013 tarihinden önceki dönemlere ilişkin) kısmı bakımından mahkeme kararında hukuka aykırılık bulunmadığı, dava konusu işlemin davacıların idareye başvuru yaptıkları 30/06/2014 tarihinden geriye doğru bir yıllık süreye ilişkin kısmı yönünden ise köyün boş olma durumunun devam ettiği ve idare tarafından köye dönüş için güvenliğin sağlanamadığı anlaşıldığından talebin reddine ilişkin işlemde ve mahkeme kararında hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacıların temyiz istemlerinin KISMEN KABULÜNE, KISMEN REDDİNE,
2. Davanın reddine ilişkin … İdare Mahkemesi’nin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının; dava konusu işlemin, davacıların devam eden zararları yönünden idareye başvuru yaptıkları 30/06/2014 tarihinden geriye doğru bir yıllık süreyi aşan (30/06/2013 tarihinden önceki) dönemlere ilişkin isteminin reddine yönelik kısmı bakımından ONANMASINA, dava konusu işlemin, davacıların idareye başvuru yaptıkları 30/06/2014 tarihinden geriye doğru bir yıllık süreye ilişkin isteminin reddine yönelik kısmı bakımından BOZULMASINA,
3. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine, 21/09/2022 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.