Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2012/36872 E. 2014/30291 K. 20.10.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/36872
KARAR NO : 2014/30291
KARAR TARİHİ : 20.10.2014

MAHKEMESİ : KAYSERİ 3. İŞ MAHKEMESİ
TARİHİ : 06/11/2012
NUMARASI : 2011/428-2012/551

DAVA :Davacı, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti, Haziran ayı ücreti, Temmuz ayı ücreti, maaş alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteğin reddine karar vermiştir.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I
A)Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin davalı şirkette 04/03/2008 tarihinden itibaren ve belirsiz süreli olarak çalışmaya başladığını, iş akdinin davalı şirketçe 05/07/2011 tarihinde haksız yere feshedildiğini, çalışılan dönem içinde müvekkilinin yasal haklarının kıdem ve ihbar tazminatı, Haziran ayı tam maaşı, Temmuz ayı 5 günlük maaşı ile prim alacağı ve tediye kanunundan doğan haklarının kendisine ödenmediğini, davalı işveren müvekkilinin iş akdini işyerinin zarar ettiğinden bahisle feshetmiş ise de, davalı şirketin kendi içinde yapmış olduğu incelemeler sonucunda şirketin hiçbir dönemde zarar etmediğinin ortaya çıktığını, davalı şirketin % 52 si TSE ye ( devlete ) ait olan davalı T.. S.. M..ve K.. LTD. ŞTİ de sözleşme imzalayarak işe başladığını, belirsiz süreli iş sözleşmesi ile çalıştığını, müvekkilinin tediye kanunu gereği her yıl için 1 maaş tutarında tediye ödemesi alması gerekirken müvekkile böyle bir ödeme yapılmadığını, oysa ilgili kanun gereği “her yıl için birer aylık istihkakları tutarında ilave tediye yapılır” denildiğini, dolayısıyla davacının kanun gereği 12 maaş tutarında tediye ödemesi almasının yasal hakkı olduğunu, davalı şirketin şu anda zararda olması ve şirketin kapatılması yönündeki büyük ihtimal nedeniyle müvekkilinin alacaklarının teminat altına alınabilmesi için davalı şirkete ait bulunan araçlar üzerine tedbir konulmasını ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 3.000,00 TL kıdem, 2.000,00 TL ihbar, 100 TL yıllık izin, 500 TL Haziran ayı, 50 TL Temmuz ayı maaş alacağı, 04/03/2008 tarihinden bu yana 500 TL ilave tediye alacağının faizleriyle birlikte davalıdan tahsili ile yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
B)Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili cevap dilekçesinde ve duruşmalardaki beyanlarında özetle; davayı kabul etmediklerini, davacının iş akdinin geçerli bir nedenle sona erdirildiğini, tedbir talebinin reddini, davacının şirkette çalışmaya başladığı tarihten bu güne kadar şirkette prim ve ikramiye uygulamasının olmadığını, davacının da dava dilekçesinde kabul ettiğini, olmayan bir uygulamadan dolayı prim ve ikramiye talebinde bulunmanın haksız ve yersiz olduğunu savunarak davanın reddini talep etmiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
D)Temyiz:
Kararı, davacı temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu‘nun 297. maddesi uyarınca, mahkeme kararlarının;
a) Hükmü veren mahkeme ile hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin ad ve soyadları ile sicil numaraları, mahkeme çeşitli sıfatlarla görev yapıyorsa hükmün hangi sıfatla verildiğini,
b) Tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adreslerini,
c) Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri,
ç) Hüküm sonucu, yargılama giderleri ile taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının iadesi, varsa kanun yolları ve süresini,
d) Hükmün verildiği tarih ve hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin imzalarını,
e) Gerekçeli kararın yazıldığı tarihi,İçermesi, hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi zorunludur.
Basit yargılama usulüne tabi yargılamalara ilişkin olarak 6100 sayılı HMK.’un “Hüküm” başlıklı 321. maddesinde aynen;
( 1 ) Tahkikatın tamamlanmasından sonra, mahkeme tarafların son beyanlarını alır ve yargılamanın sona erdiğini bildirerek kararını tefhim eder. Taraflara beyanda bulunabilmeleri için ayrıca süre verilmez.
( 2 ) Kararın tefhimi, mahkemece hükme ilişkin tüm hususların gerekçesi ile birlikte açıklanması ile gerçekleşir. Ancak zorunlu hâllerde, hâkim bu durumun sebebini de tutanağa geçirmek suretiyle, sadece hüküm özetini tutanağa yazdırarak kararı tefhim edebilir. Bu durumda gerekçeli kararın en geç bir ay içinde yazılarak tebliğe çıkartılması gerekir” hükmü düzenlenmiştir.
321. maddedeki “hükme ilişkin tüm hususlar” dan kastedilen HMK.’un 297. maddesindeki unsurlardır. Madde gerekçesinde tefhimin hüküm özetinin yazdırılması olduğu açıklanmıştır.
Bu nedenlerle basit yargılamada da tefhim edilecek hüküm HMK.’nun 297/2. maddesindeki unsurları taşımakla birlikte HMK.’un 321. maddesi uyarınca gerekçeli olmak zorundadır. Ancak Mahkemelerin iş yoğunluğu ve buna bağlı olarak duruşma dosyalarının çokluğu nedeni ile gerekçenin duruşmada yazdırılamaması halinde gerekçeli kararın en geç bir ay içinde yazılarak tebliğe çıkartılması gerekir.
Bu yasal şekil yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksi hal, hükmün infazında zorluklara ve tereddütlere, yargılamanın ve davaların gereksiz yere uzamasına, davanın tarafı bulunan kişi ve kurumların mağduriyetlerine sebebiyet verecek ve kamu düzeni ve barışını olumsuz yönde etkileyecektir ( Hukuk Genel Kurulu – 2007/14-778 E, 2007/611 K, Dairemizin 01.04.2008 gün ve 2007/38353 Esas, 2008/7142 Karar sayılı ilamı ).
Halen yürürlükte olan 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 8 inci maddesine göre, iş mahkemelerince verilen nihai kararlara karşı kanun yoluna başvurma süresi, karar yüze karşı verilmişse nihai kararın taraflara tefhimi, yokluklarında verilmiş ise tebliği tarihinden itibaren sekiz gündür.
Taraflar hükmün tefhiminin HMK.’un 297/2. maddesinde sayılan unsurları taşımaması halinde hak ve borçlarını bilemeyeceklerinden temyiz süresini kaçırmamak, hak kaybına uğramamak için kararı gereksiz yere temyiz etmek zorunda kaldıkları bir gerçektir.
Bu nedenlerle hükmün tefhimi sırasında HMK.’un 297/2. maddesinde belirtildiği üzere “taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekli ve zorunludur.
HMK.’un 298/2 maddesi gereğince sonradan yazılacak gerekçeli kararın tefhim edilen kısa karara aykırı olmaması gerekir. Aksi halde, yargılamanın aleniyeti ilkesi zedelenmiş ve mahkeme kararına güven sarsılmış olacaktır. Asıl olan tefhim edilen kısa karardır. Gerekçeli kararın kısa karara uygun olmaması, çelişki yaratır ve gerekçeli kararın yok hükmünde olduğu anlamına gelir. Belirtmek gerekir ki, kısa karar ile gerekçeli karar çelişkisi, Yargıtay İçtihadı Büyük Genel Kurulu’nun 10.4.1992 gün ve 1991/7 Esas, 1992/4 Kararı gereğince bozma nedenidir.
Somut olayda, hükmün gerekçesinde “Davacı tarafından her ne kadar tediye alacağı talebinde bulunulmuş ise de davalı şirketin 6772 Sayılı yasanın 1. Maddesinde tediye alacağından sermayesinin yarısından fazlası devlete ait olan şirketlerden bahsedildiği, dava konusu dönem itibariyle davalı şirketin % 52 sinin Türk Standartları Enstitüsüne ait olduğu, davacı vekilinin iddia ettiği hisse devrinin 2010 tarihinde yapıldığı, bu kurumun devlet kurumu olduğu, bu itibarla davalı şirketin hissesinin yarıdan fazlasının devlete ait olması nedeniyle davacının tediye alacağından yararlanma hakkının bulunduğu..” belirtilmiş, ancak bu kabule rağmen davanın reddine karar verilmiştir. Mahkemece gerekçede davacının haklı olduğunun açıklanmasına rağmen davanın reddine karar verilmesi gerekçe-hüküm çelişkisi oluşturduğundan kararın bozulması gerekmiştir.
F)Sonuç:
Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, bozma sebebine göre sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 20.10.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.