Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2014/9321 E. 2014/12228 K. 10.04.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/9321
KARAR NO : 2014/12228
KARAR TARİHİ : 10.04.2014

MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 14. İŞ MAHKEMESİ
TARİHİ : 22/01/2014
NUMARASI : 2013/910-2014/38

DAVA :Davacı, Sendika’nın İstanbul 2 Nolu şube yönetiminin Yasaya uygun oluşturulmaması nedeniyle aldıkları kararların yok hükmünde olduğunun tespiti, öncelik şube yönetimine görevden el çektirilmesi, yeni yönetim kurulu seçilinceye kadar cari işleri yürütmekle görevli olmak üzere Medeni Kanunun ilgili hükümleri gereğince kayyım tayin edilmesi ve seçilecek kayyım tarafından Kanun ve Tüzük hükümleri gereğince en kısa zamanda seçimli genel kurul toplantısının yaptırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde iş bu dosya dava ve birleşen dosya davalı avukatı ile feri müdahil A.. K.. tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili iş bu dosya ve birleşen dosya dava dilekçelerinde özetle; müvekkilinin davalı Sendika’nın … Nolu (Anadolu Yakası) üyesi ve delegesi olduğunu, şube yönetim kurulu başkanın genel merkez yönetim kuruluna seçilmesi üzerine yedek yönetim kurulu üyesinin asil ve üye halini aldığını, şube yönetiminde yeni görev dağılımının teşkilat için uygun olmadığı düşüncesinde olan müvekkili de dahil 99 delegenin (toplam 150 delege) 10/09/2012 tarihli şube gelen evrak defterine kaydedilen dilekçeleri ile seçimli olağanüstü şube genel kurulu toplantısına talep ettiklerini, oysa yapılan başvuruya rağmen şube yönetim kurulunun Sendika Tüzüğü’ndeki 45 günlük süreye karşın olumlu yada olumsuz bir karar almadığını, bu talepler hakkında da yasal sürece uygun bir karar alıp duyuru da yapmadığını, mevcut yönetim kuruluna yedek üye olarak katılan S..A..’ın sendika üyesi olmadığını, sendika üyesi olmayan bir kişi ile oluşturulan bir yönetim kurulunun hukuken teşekkül edemeyeceği ve böyle bir yönetim kurulunun kararlarının yok hükmünde olacağı, mevzuat gereği delegelerin 1/5 oran yeterli iken somut olayda 3/5 oranında bir başvuru olduğunu, mevcut tüzükte 1/5 oranındaki başvuruda aranan gerekçenin 3/5’lik gibi baskın bir çoğunlukla aranamayacağını, bu konuda sendika tüzüğündeki (gerekçeli istem) unsurunun Kanuna aykırı olduğunu, mevcut şube yönetimin kurulunun ilk yönetim kurulu toplantısında aldığı kararın şubede olması gereken defterleri yönetim kurulu başkanının evinde tutulması yönünde olduğunu, bu surette üyelerin dilekçe verme haklarının engellendiğini, yine şube denetim kurulu toplantılarına iştirak edilmediği, şube evrak ve defterlerinin denetim kurulu toplantısında hazır edilmeyerek kurulun faaliyetlerine engel olunduğunu, bu nedenle 12 Ekim 2012 tarihli toplantının 16 Ekim 2012 tarihine ertelendiğini ve bu tarihte de gerekli şube defterleri hazır edilemediği için kurulun görevini yapamadığını, ayrıca kurulun bu durumu tutanak altına aldığını, bu nedenle 30/10/2012 tarihinde bir denetim yapılabildiğini, yönetim kurulunun diğer üç üyenin bilgisi olmadan toplandığını, bu yolla tüzükteki mazereti olmadan üç toplantıya katılmayan üyenin üyeliğinin düşeceği kuralının işletilmeye çalışıldığını, ayrıca diğer üç üyenin yönetim kurulu toplantılarında kendilerinin sözlü veya yazılı dilekçelerinin olduğunu, seçim talep eden üyeler üstünde de baskı yapıldığı iddiası ile ihtiyati tedbir kararıyla şube yönetiminin Yasaya uygun oluşturulmaması nedeniyle aldıkları kararların yok hükmünde olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili cevap dilekçesinde ve yargılamadaki beyanlarında özetle; davada sendika genel merkezinin Ankara’da bulunduğundan bahisle Ankara İş Mahkemesi’nin yetkili olduğunu, şube yönetim kurulu üyesi S.. A..’ın sendika üyesi olduğunu, yedek üye olarak boşalan şube yönetim kurulunda göreve başlamasının hukuki olduğunu, şubede olması gereken defterlerin yönetim kurulu başkanınca evde tutulduğu iddiasının gerçek olmadığını, seçimli olağanüstü genel kurul talepli dilekçelerdeki imzaların adı geçen üyelere ait olup olmadığının belli olmadığını, bu yöndeki dilekçelerin resmi kanalarla müvekkiline ulaştırılmadığını, söz konusu imzalarında ne noter huzurunda ne de sendika yetkililerinin önünde atılmadığını, olağanüstü genel kurul için beşte bir delegenin başlı başına yeterli olmadığını, bunun için ayrıca ciddi ve objektif nedenlerin olması da gerektiğini, salt delege çoğunluğunun aranması halinde yönetimlerin çalışamaz hale geleceğini, sendika tüzüğünün şube genel kurulu başlıklı 36. maddesi uyarınca 1/5’lik oran bulunsa dahi somut bir gerekçeye dayanılması gerektiğini ve somut olayda ise bir gerekçeye dayanılmadığını beyan ederek öncelikle yetkisizlik kararı verilmesini ve ayrıca davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, olağanüstü genel kurul talebinde bulunan delege oranının 99/150 oranında olduğu ve bu oranın 4688 Sayılı Kanun’un 10. maddesinde yer alan 1/5’in çok üstünde olduğu, evrensel demokraside ve sendikal demokrasi de çoğunluğun iktidarının asıl olması, bu ilke ve bu çokluktaki delegenin seçimde olağanüstü genel isteminin demokratik ilkelerle paralel olması sebebiyle hakkında kötüye kullanılması söz konusu olamayacağı, yönetimlerin temsil güçlerini ve meşruiyetlerini kaybettiğini gösteren böyle bir çoğunluğun varlığı hali, demokrasilerde başlı başına makul ve objektif bir neden oluşturacağı ; Şube denetleme kurulunun da seçimde olağanüstü kararının bulunduğu, özellikle dava açıldığı tarih baz alındığında, en son olağan genel kurulun yapılamasından uzun bir süre geçtiği ve bir sonraki olağan genel kurul tarihinin yakın olmadığı, yapılacak olağanüstü genel kurulunun önemli bir maliyete neden olacağı hususunda bir verinin de dosyada yer almadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı iş bu dosya ve birleşen dosya davalı vekili ile fer’i müdahil A.. K.. temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
6356 sayılı Yasanın 12. maddesinin gerekçesinde;
Maddenin dördüncü fıkrasında, genel kurul üye veya delegelerinin beşte birinin yazılı isteği üzerine, yönetim ve denetleme kurulunun gerekli gördüğü hallerde olağanüstü genel kurulun altmış gün içinde yazılı istekteki konuları görüşmek üzere toplanması gerektiği belirtilmiştir. Bununla üye veya delegelerin yazılı taleplerine rağmen genel kurulun toplanma sürecindeki belirsizlik giderilmiştir. Ayrıca üye veya delegelerin yazılı olarak talep ettikleri hususların olağanüstü toplantıda görüşülerek karara bağlanmasının zorunlu olduğu vurgulanmıştır. Uygulamada seçimi kaybeden grubun beşte bir delege imzasını toplayıp hiçbir gerekçe göstermeden olağanüstü genel kurul talebinde bulunması her zaman karşılaşılan bir durumdur. Bu nedenle üye ve delegeler tarafından yapılacak olağanüstü genel kurul isteklerinin “iyi niyet kuralına” uygun haklı veya geçerli bir nedene dayandırılması veya olağanüstü genel kurul isteminin olağan genel kurul ile çözülemeyecek bir sorunu çözmeye yönelik olması aranmıştır.
Davalı sendikanın iki nolu şubesinde olağanüstü genel kurul talebinde bulunan delege oranının 99/150 oranında olduğu ve bu oranın 6356 Sayılı Kanun’un 12. maddesinde yer alan 1/5’in çok üstünde olduğu anlaşılmasına rağmen; şube yönetiminde yeni görev dağılımının teşkilat için uygun olmadığına yönelik soyut gerekçelerin davanın kabulü için yeterli olmaması sebebiyle davanın reddi yerine kabulü hatalıdır.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 10.04.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.