Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2014/20907 E. 2014/28731 K. 30.09.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/20907
KARAR NO : 2014/28731
KARAR TARİHİ : 30.09.2014

MAHKEMESİ : İSTANBUL 1. İŞ MAHKEMESİ
TARİHİ : 25/10/2011
NUMARASI : 2006/598-2011/909

DAVA :Davacı, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, temettü alacağı, ikramiye alacağı, hayat sigortası alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davacının tüm, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davalı işverenlikçe gerçekleştirilen feshin haklılığı ile feshin hak düşürücü süre içerisinde gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği uyuşmazlık konusudur.
Davalı şirketin eski çalışanlarından M.. A..’ nun, çalıştığı dönemde amiri konumundaki davacının baskı ve tacizine uğradığı iddiasıyla şirket aleyhine açtığı dava nedeniyle başlatılan ve 01.07.2002 tarihinde tamamlanan tahkikat sonucunda, iddiaların ciddiliği hususunda ulaşılan ve delil durumuna uygun olan kanaata bağlı olarak gerçekleştirilen işveren feshi haklıdır.
Feshi açıklayan 25.07.2002 tarihli noter ihtarnamesine göre fesih 07.07.2002 tarihinde sözlü ve fiili olarak gerçekleştirilmiştir.
Anılan noter ihtarnamesi feshi sağlayan değil açıklayan bir belge mahiyetindedir.
Keza aynı ihtarnamede Temmuz ayındaki çalışmanın yedi gün olmasına bağlı olarak bu kadarlık bir ücretinde davacının maaş hesabına yatırıldığının ayrıca açıklandığı görülmektedir.
İhtarname 25.07.2002 tarihli olmasına rağmen yaklaşık dört yıl sonra 11.07.2006 tarihinde açılan davaya kadar bu konuda sessiz kalındığı gibi açılan davada da eksik ücret ödemesinden bahsedilmemiş bu yönde bir talepte bulunulmamıştır.
Davacı yan dava dilekçesinde fesih tarihini gün belirtmeksizin Temmuz 2002 olarak açıklamış, tanıklarda bu konuda tam tarih vererek beyanda bulunamamıştır.
Bilirkişi, SGK’ya verilen bildirgede çıkışın 25.07.2002 olarak gösterilmiş olmasından hareketle fesih tarihini bu tarih olarak belirlemiş, mahkemede bu tespite uymuştur.
Oysa ki, davalı tarafça noter ihtarnamesinde açıklandığı gibi, fesih fiilen 07.07.2002 tarihinde yapılmış olsa dahi, elden yapılmak istenen feshe ilişkin tebligatın alınmaması üzerine, bu defa gerçekleşmiş olan feshi açıklayan bir noter ihtarnamesi gönderilmesi ve SGK’ya verilen bildirimde ihtarname tarihinin sehven fesih tarihiymiş gibi gösterilmesi hayatın olağan akışına aykırı değildir ve feshin fiilen daha önceden gerçekleştiği gerçeğini değiştirmez. İhtarnamenin durumu açıklayan içeriği, bu içeriğe rağmen ihtarnameye hiçbir cevap verilmemiş olması, davanın ancak dört yıl sonra açılması, dava dilekçesinde fesih tarihinin açıkça yazılmasından imtina edilmesi ve tanıkların fesih tarihini somutlaştıramamaları da bu kanaati destekler mahiyettedir. İşverence gerçekleştirilen feshin haklı olduğu gözetilerek kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin reddi gerekir.
SONUÇ:
Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 30.09.2014 tarihinde oybirliği ile karar verildi.