Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2014/23639 E. 2014/36547 K. 02.12.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/23639
KARAR NO : 2014/36547
KARAR TARİHİ : 02.12.2014

MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 8. İŞ MAHKEMESİ
TARİHİ : 06/05/2014
NUMARASI : 2013/665-2014/239

DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine, işe iadesine ve yasal sonuçlarına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği reddetmiştir.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

İş sözleşmesinin geçerli neden olmadan davalı işveren tarafından feshedildiğini belirten davacı işçi, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı işveren, davacının ikale sözleşmesi ile iş sözleşmesinin sona erdirildiğini, ayrıca genel müdüre bağlı pazarlama müdürü olarak çalıştığını, işveren vekili olarak çalıştığından işe iade kapsamında olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece davacıya fesih bildiriminin 2013/Ağustos ayında yapılmış olup bir aylık hak düşürücü süre geçtikten sonra dava açıldığından davanın reddine karar verilmiştir.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 20. maddesi uyarınca iş sözleşmesinin geçerli neden olmadan feshedildiğini ileri süren işçinin, fesih bildiriminin tebliği tarihinden itibaren bir ay içerisinde feshin geçersizliği ve işe iade istemi ile dava açması gerekir. Bu süre hak düşürücü süre olup, resen dikkate alınması gerekir.
İşveren fesih bildiriminde bulunmuş, ancak bunu tebliğ etmemiş olmasına rağmen, örneğin, işçi, işvereni şikâyet ederek, fesih bildiriminin yapıldığı tarihi kesin olarak belirleyecek bir işlem yapmışsa, artık bu tarihin esas alınması uygun olacaktır. Bu anlamda işverenin fesih bildiriminin tebliğden imtina edildiği tutanakların tutulduğu tarih, tutanak düzenleyicilerinin doğrulaması halinde tebliğ tarihi sayılacaktır. Eylemli fesih halinde dava açma süresi, eylemli feshin yapıldığı tarihten itibaren işler. Fesih bildirimine karşı idari itiraz yolu öngören personel yönetmeliği ya da sözleşme hükümleri, dava açma süresini kesmeyeceği gibi, işçinin bu süre içinde hastalığı nedeni ile rapor alması da bu süreyi durdurmayacaktır. Dairemizin kararlılık kazanan uygulaması bu yöndedir. (15.09.2008 gün ve 2008/1860 Esas, 2008/23531 Karar sayılı ilamımız).
İş sözleşmesinin önel verilerek feshi halinde, dava açma süresi önelin sona ereceği tarihte değil, işverenin fesih bildirimini tebliğ ettiği tarihten başlar.
Mahkemece davacıya fesih bildiriminin 2013/Ağustos ayında yapıldığının davacı tanık beyanı ile sabit olduğu belirtilerek dava tarihi itibariyle bir aylık hak düşürücü süre geçtikten sonra dava açıldığı belirtilerek dava süreden reddedilmiştir. Yukarıda belirtildiği üzere fesih bildiriminin işçiye tebliğ edildiğini veya tebliğ edilmek istendiğinden işçi tarafından bunun ispat külfeti işverene aittir. Davalı işverenin iş sözleşmesinin fesih bildiriminin 2013/Ağustos ayı içinde işçiye yapıldığına ilişkin bir iddiası veya buna ilişkin
bir bilgi ve belgesi bulunmamaktadır. Bunun aksine davalı işveren iş sözleşmesinin 31.10.2013 tarihinde ikale ile sona erdirildiğine ilişkin savunma yapmıştır. Taraflar arasındaki iş sözleşmesi 31.10.2013 tarihinde feshedilmiş olup bu tarihten önce işçiye fesih bildiriminde bulunulmadığından mahkemenin davayı bir aylık hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığı yönündeki red kararı hatalıdır.
Davalı tarafça iş sözlşemesinin ikale sözleşmesi ile sona erdirildiği savunulmuş ise de ikale talebinin işverenden geldiği ve işçiye kıdem ve ihbar tazminatı dışında makul bir menfaat sağlanmamıştır. Kaldıki işçi ikale sözleşmesini imzalarken ihtirazi kayıt koymuştur. Davalı tarafından iş sözleşmesinin ikale sona erdirildiği yönündeki savunması yerinde değildir.
Yine davalı taraf davacının üst düzey yönetici olduğundan iş güvencesi hükümlerinden yararlanamayacağını savunmuş ise de dosya içeriğine göre davacının pazarlama müdürü olarak genel müdüre bağlı şekilde çalıştığı sabittir. Ancak dosya içindeki bilgi ve belgelere göre davacı işletmenin bütününü yöneten ve işçiyi işe alma ve işten çıkarma yetkisine sahip bir işveren vekili konumunda değildir. Davacı iş güvencesi kapsamında kalmakta olup işverence yapılan fesih geçersizdir.
4857 sayılı İş Yasasının 20/3 maddesi uyarınca Dairemizce aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarda açıklanan gerekçe ile;
1. Mahkemenin kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. Feshin GEÇERSİZLİĞİNE ve davacının İŞE İADESİNE,
3. Davacının yasal süre içinde başvurusuna rağmen davalı işverence süresi içinde işe başlatılmaması halinde ödenmesi gereken tazminat miktarının davacının kıdemi, fesih nedeni dikkate alınarak takdiren davacının 5 aylık brüt ücreti tutarında BELİRLENMESİNE,
4. Davacı işçinin işe iadesi için işverene süresi içinde müracaatı halinde hak kazanılacak olan ve kararın kesinleşmesine kadar en çok 4 aya kadar ücret ve diğer haklarının davalıdan tahsilinin GEREKTİĞİNE,
5. Peşin alınan 24,30 TL karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 0,90 TL karar ve ilam harcının davalıdan alınmasına,
6. Davacının yapmış olduğu 428.35 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davalının yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
7. Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.500- TL ücreti vekaletin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8. Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde ilgilisine iadesine,
Kesin olarak 02.12.2014 gününde oybirliği ile karar verildi.