Danıştay 2. Daire Başkanlığı 2021/9970 E. , 2022/4409 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İKİNCİ DAİRE
Esas No : 2021/9970
Karar No : 2022/4409
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : …
VEKİLİ : I. Hukuk Müşaviri Yrd. V. …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince verilen … günlü, E:…, K:… sayılı kararın, dilekçede yazılı nedenlerle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava Konusu İstem: Dava; … Polis Meslek Yüksek Okulunda 4. Sınıf Emniyet Müdürü olarak görev yapan davacı tarafından, … İl Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğünde sorumlu “Şube Müdür Yardımcısı” olarak görev yaptığı dönemde, ”Şüpheli veya sanığın tanıklıktan çekinebilecek kişilerle arasındaki iletişimi kayda alınamaz. Kayda alma gerçekleştikten sonra bu durumun anlaşılması halinde, alınan kayıtlar derhal yok edilir” şeklinde düzenlenen mevzuat hükmüne aykırı işlem yaptığı gerekçesiyle, Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğü’nün 8/7. maddesi uyarınca meslekten çıkarma cezasıyla tecziyesine ilişkin İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulu’nun … günlü,… sayılı kararının … no’lu olaya ilişkin kısmının iptali istemiyle açılmıştır.
İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti : … İdare Mahkemesinin … günlü, E:…, K:… sayılı kararıyla; emniyet teşkilatında istihdam edilecek personelin gerek bu göreve atanmaları, gerekse atandıkları bu görevi yerine getirirken yürüttükleri hizmetin niteliği itibarıyla diğer devlet memurlarından ayrıldıkları; bu özelliği itibarıyla meslek mensuplarının iş yaşamlarında belli bir disiplin anlayışını ve mesleki özeni taşımalarının esas olduğu, aksine davranışın ise yürürlükteki disiplin tüzüğü hükümlerine göre yaptırıma tabi tutulacağı; disiplin cezası gerektiren haller arasında yer verilen bazı fiillerin aynı zamanda ceza hukuku anlamında da suç teşkil etmesi durumunda, disiplin cezası uygulaması için mutlaka ceza yargılamasında da mahkum olunması veya fiilin bu yargılama sonucunda sübut bulması gerektiği yaklaşımının, disiplin hukukunun amacı ve kendine özgü kurallarıyla bağdaşmadığı; davacının … tarihleri arasında…Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğünde sorumlu Şube Müdür Yardımcısı olarak görev yaptığı, 08/04/2011 tarihinde başlayıp 17/12/2013 tarihinde sona erdirilen … sayıya kayden yürütülen …Terör Örgütü (…) soruşturması kapsamında davacının görev yaptığı dönemde düzenlenen iletişimin tespiti tutanaklarında, hedef şahısların tanıklıktan çekinebilecek kişilerle arasındaki görüşmelerinin tape yapıldığı, (hedef şahısların eşleriyle olan görüşmeleri, çocuklarıyla olan görüşmeleri gibi) bu durumun Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 135/3. maddesi ile Telekomünikasyon Yolu ile Yapılan İletişimin Denetlenmesi, Gizli Soruşturmacı ve Teknik Araçlarla İzleme Tedbirlerinin Uygulanmasına İlişkin Yönetmeliğin 7/4. maddesi hükümlerine aykırılık teşkil ettiği; tape yapan görevlilerin, “iletişimin dinlenmesi kararı alındıktan sonra tanıklıktan çekilebilecek kişlilerin aralarındaki görüşmelerin tape yapılmasının yasal zorunluluk olduğunu, tape yapan görevlilerin bunun gibi durumlarda amirlerini bilgilendirdiklerini, amirlerinin Cumhuriyet Savcısından talimat aldıktan sonra tape yaptıklarını” ifade etmelerine rağmen, Cumhuriyet Savcılığının bu konuda yazılı talimatının dosyada görülmediği, tanıklıktan çekinebilecek kişiler arasındaki görüşmelerin tape yapılmasının mevzuat hükümlerine aykırı olduğu, davacı ve diğer amirlerin ifadeleri ile iletişimin tespiti tutanaklarının defalarca yapılması nedeniyle, davacının konudan haberdar olduğu kanaatine varıldığı; Terörle Mücaadele Şube Müdür Yardımcısı olan davacının, diğer amirlerle birlikte sorumlu olduğu ve anılan fiillerin davacı tarafından işlendiğinin sübuta erdiği, bu sebeple eylemine uyan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğünün 8/7. maddesi gereğince, meslekten çıkarma cezasıyla tecziye edilmesine ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı; öte yandan davalı idarenin disiplin cezası verme yetkisinin zamanaşımına uğramadığı, davacıya dosya örneğinin verilmemesinin, soruşturmanın tehlikeye düşeceği kanaati ile İstanbul 3. Sulh Ceza Hakimliğinin kısıtlama kararına dayandığı, davacının savunma yapabilmesi için davalı idare tarafından gerekli sürenin verilerek tebligatlarının yapılmış olduğu görüldüğünden, davacının aksi yöndeki beyanına itibar edilmediği gerekçeleriyle davanın reddine hükmedilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi Kararının Özeti: … Bölge İdare Mahkemesi… İdari Dava Dairesinin temyize konu kararıyla; Yozgat İdare Mahkemesince verilen istinafa konu kararın usul ve hukuka uygun olduğu, kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığı belirtilerek davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından; davalı idarece, mevzuatta yazılı olmayan bir suçun ihdas edildiği, Mahkemelerce eksik inceleme yapıldığı; dava konusu işlemlerin tamamının Cumhuriyet Savcısının emriyle ve mahkeme kararıyla gerçekleştirildiği, bu nedenle suça konu olamayacağı; tanıklıktan çekinebilecek kişiler arasındaki görüşmeleri İletişimin Tespiti Tutanağı haline getirmediği, tanıklıktan çekinebileceği iddia olunan kişilerin aynı zamanda dosyanın şüphelisi konumunda bulundukları; savunma hakkının soruşturmanın tüm aşamasında keyfi olarak kısıtlandığı; isnat edilen suçlara ilişkin olarak kovuşturma zamanaşımının dikkate alınmadığı; Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğü uyarınca cezalandırıldığı, bu Tüzüğün dayanağı olan 3201 sayılı Emniyet Teşkilatı Kanunu’nun 83. maddesinin 1. fıkrasının Anayasa Mahkemesinin 13/01/2016 günlü kararıyla iptal edildiği ve iptal kararının (1) yıl sonra yürürlüğe gireceğinin belirlendiği, söz konusu sürenin dolmasına kısa bir süre kala 23/01/2017 günlü Resmi Gazete’de yayımlanan 682 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile konu hakkında düzenleme yapıldığı, konunun olağanüstü hal ve KHK ile ilgisinin bulunmadığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN CEVABI : Temyiz isteminin reddi gerektiği yolundadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmüştür.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İkinci Dairesince; Danıştay Beşinci Dairesi tarafından, Danıştay Başkanlık Kurulunun 18/12/2020 günlü, K:2020/62 sayılı kararının “Ortak Hükümler” kısmının 6. fıkrası uyarınca, ayrıca bir gönderme kararı verilmeksizin Dairemize iletilen dosyada; Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 334. maddesi uyarınca adli yardım talebi … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … günlü, E:… sayılı kararıyla kabul edilmiş olan davacının, aynı Kanun’un 335. maddesinin 3. fıkrasında yer alan “Adli yardım, hükmün kesinleşmesine kadar devam eder.” düzenlemesi gereğince, temyiz aşamasındaki adli yardım talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilerek işin gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. DAVACININ TEMYİZ İSTEMİNİN REDDİNE,
2. … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince verilen … günlü, E:…, K:… sayılı kararının ONANMASINA,
3. Davacının adli yardım istemi kabul edildiğinden, temyiz aşamasındaki yargılama giderlerinin, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 339. maddesinin 1. fıkrası uyarınca davacıdan tahsili için Mahkemesince müzekkere yazılmasına,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanun’un 7035 sayılı Kanun ile değişik 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın Yozgat İdare Mahkemesi’ne gönderilmesine, 21/09/2022 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.