Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2012/30298 E. 2014/22321 K. 30.06.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/30298
KARAR NO : 2014/22321
KARAR TARİHİ : 30.06.2014

MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 5. İŞ MAHKEMESİ (ÜSKÜDAR 1.İŞ)
TARİHİ : 25/06/2012
NUMARASI : 2011/513-2012/714

DAVA :Davacı, aylık olarak kararlaştırılan vekalet ücret ve bu ücretin katma değer vergisinin davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde davalılar avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı davalılar ile aralarında 10.04.2006 tarihinde avukatlık ücret sözleşmesi yapıldığını, Nisan 2006 yılında davalıların tamamının avukatı olarak görev üstlendiğini, görevinin kapsamında avukatlık ücret sözleşmesinde açıklandığı üzere O.. Tekstil Konfeksiyon San ve Tic. Ltd. Şti adına iflas erteleme davası açmak ve o tarihten itibaren başta adı geçen şirket olmak üzere diğer davalıların hukuki işlemlerini ve davalarını takip etmek olduğunu, iflas ertelemesi için tarafına 150.000 TL, sair işlemlerle ilgili olarak ise aylık 10.000 TL nin kararlaştırıldığını sözleşmenin akdinden bu yana 68 ay geçtiğini ve 680.000 TL aylık ücretinin olduğunu iflas erteleme kararı alınmasına ilişkin 150.000 TL de ilave edilince 830.000 TL meblağa ulaştığını bu rakama karşılık kendisine bu zamana kadar 133.000 TL ödendiğini fark bakiye ücretinin 657,000 TL olduğunu buna %18 kdv ilave edildiğinde 775,260 TL olduğunu belirterek vekalet ücreti ve katma değer vergisinin davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalılar vekili, davalılar ile davacı arasında vekalet ilişkisi olduğunu, iş mahkemelerinin görevli olmadığını, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece yapılan yargılama sonunda, davacıya aylık ücret ödenmesinin kararlaştırılması sözleşmeye bir süre konulması ve davacının bu sözleşme gereğince dışarıda başka işlere bakmamış olmaması sebebiyle davalının görevsizlik savunması yerinde görülmediği, davacının alacaklarının ödenmediği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Karar davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
E) Gerekçe:
5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 1. maddesi uyarınca İş Kanununa göre işçi sayılan kimselerle işveren veya işveren vekilleri arasında iş akdinden veya iş Kanununa dayanan her türlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıklarının çözüm yeri iş mahkemeleridir. İş mahkemesinin kural olarak görevli olması için davacının işçi, davalının işveren ve aralarında iş ilişkisi olması gerekir.
Dosya içeriğine göre taraflar arasında yapılan sözleşmenin iş sözleşmesi mi? yoksa vekâlet sözleşmesi mi? olduğu uyuşmazlık konusudur.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 8/1 maddesi uyarınca “İş sözleşmesi, bir tarafın (işçi) bağımlı olarak iş görmeyi, diğer tarafın (işveren) da ücret ödemeyi üstlenmesinden oluşan sözleşmedir. Ücret, iş göreme (emek) ve bağımlılık iş sözleşmesinin belirleyici unsurlarıdır.
İş sözleşmesini diğer iş görme sözleşmeleri olan eser ve vekalet sözleşmelerinden ayırt edici en önemli kıstas bağımlılık ilişkisidir. Her üç sözleşmede iş görme edimini yerine getirenin iş görülen kişiye (işveren-eser sahibi veya temsil edilen) karşı ekonomik bağlılığı vardır. İş sözleşmesini belirleyen kriter hukuki-kişisel bağımlılıktır. Gerçek anlamda hukuki bağımlılık, işçinin işin yürütümüne ve işyerindeki davranışlarına ilişkin talimatlara uyma yükümlülüğünü üstlenmesi ile doğar. İşçi edimini işverenin karar ve talimatları çerçevesinde yerine getirmektedir. İşçinin bu anlamda işverene karşı kişisel bağımlılığı ön plana çıkmaktadır. Bu anlamda işveren ile işçi arasında hiyerarşik bir bağ vardır. İş sözleşmesine dayandığı için hukuki, işçiyi kişisel olarak işveren bağladığı için kişisel bağımlılık sözkonusudur.
İş sözleşmesinde bağımlılık unsurunun içeriğini; işverenin talimatlarına göre hareket etmek ve iş sürecinin ve sonuçlarının işveren tarafından denetlenmesi oluşturmaktadır. İşin işverene ait işyerinde görülmesi, malzemenin işveren tarafından sağlanması, iş görenin işin görülme tarzı bakımından iş sahibinden talimat alması, işin iş sahibi veya bir yardımcısı tarafından kontrol edilmesi, bir sermaye koymadan ve kendine ait bir organizasyonu olmadan faaliyet göstermesi, ücretin ödenme şekli kişisel bağımlılığın tespitinde dikkate alınacak yardımcı olgulardır. Sayılan bu belirtilerin hiçbiri tek başına kesin bir ölçü teşkil etmez. İşçinin, işverenin belirlediği koşullarda çalışırken, kendi yaratıcı gücünü kullanması, işverenin isteği doğrultusunda işin yapılması için serbest hareket etmesi bu bağımlılık ilişkisini ortadan kaldırmaz.
Yukarda sayılan ölçütler yanında, özellikle bağımsız çalışanı, işçiden ayıran ilk kriter, çalışan kişinin yaptığı işin yönetimi ve gerçek denetiminin kime ait olduğudur. Çalışan kişi işin yürütümünü kendi organize etse de, üzerinde iş sahibinin belirli ölçüde kontrol ve denetimi söz konusuysa, iş sahibine bilgi ve hesap verme yükümlülüğü varsa, doğrudan iş sahibinin otoritesi altında olmasa da bağımlı çalışan olduğu kabul edilebilir. Bu bağlamda çalışanın işini kaybetme riski olmaksızın verilen görevi reddetme hakkına sahip olması (ki bu iş görme borcunun bir ifadesidir) önemli bir olgudur. Böyle bir durumda çalışan kişinin bağımsız çalışan olduğu kabul edilmelidir. Çalışanın münhasıran aynı iş sahibi için çalışması da, yeterli olmasa da aralarında bağımlılık ilişkisi bulunduğuna kanıt oluşturabilir. Dikkate alınabilecek diğer bir ölçütte münhasıran bir iş sahibi için çalışan kişinin, ücreti kendisi tarafından ödenen yardımcı eleman çalıştırıp çalıştırmadığı, işin görülmesinde ondan yaralanıp yararlanmadığıdır. Bu durumun varlığı çalışma ilişkisinin bağımsız olduğunu gösterir.
Dosya içeriğine göre davalılar ile davacı arasında 10.04.2006 tarihinde avukatlık ücret sözleşmesi kararlaştırılmıştır. Sözleşmeye göre davacı avukatın davalı OBA Limited Şirket adına iflas erteleme talebi olan bir dava açacağı ve diğer şahısları ise temsil edip haklarını savunacağı, iflas erteleme davası için 150.000,00 TL, diğer şahısların işlemleri için ise her ay 10.000,00 TL ödeneceği, bu avukatlık ücretinden davalıların birlikte sorumlu olduğu, peşin kararlaştırılan ücret ve gider avansı verilmediği sürece avukatın işe başlamayacağı, avukatın aldığı işi sonuna kadar takip edeceği, gerekirse tevkil yolu ile diğer avukatlara gördürebileceği, davalılarında avukatın yazılı izni alınarak başka avukatlara vekalet verebileceği, bu hallerde Avukatlık Kanunu hükümlerinin uygulanacağı, avukatın aldığı işi neden olmaksızın takip etmemesi veya haklı bir neden olmaksızın istifa etmesi halinde ücret isteyemeyeceği, aldığı ücreti geri vereceği kararlaştırılmıştır.
Sözleşme hükümleri incelendiğinde davacı avukatın davalılara hukuki ve kişisel olarak bağımlı olduğundan sözedilemez. Zira davacı bağımsız olarak kendi işyerinde çalışmaya devam ederken, gerektiğinde aldığı ve yerine getirmeyi istediği vekalet işi için başka avukatlara tevkil vermekte, bu iş için yardımcı eleman çalıştırmaktadır. Aylık ücret öngörülmesi, süre sınırlaması ve avukatın başka işler almaması arada hukuki ve kişisel bağımlılığın olduğu, taraflar arasında iş ilişkisi olduğunu göstermeye yeterli kriterler değildir. Davacının gider avansı ve peşin ücret verilmeden işe başlamaması, tevkil yolu ile avukat çalıştırması ve aldığı işi takip etmemesi veya haksız istifa etmesi halinde aldığı gideri ve ücreti iade etme zorunluluğunun bulunması bağımsız çalıştığının ve arada vekalet ilişkisinin olduğunun açık göstergeleridir. Vekalet ilişkisi nedeni ile uyuşmazlığın, genel mahkemede çözümlenmesi gerekir. Mahkemece görevsizlik kararı verilmesi gerekirken işin esasına girilerek yazılı şekilde hüküm kurulması hatalıdır.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 30.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.