Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2019/5023 E. , 2022/5012 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2019/5023
Karar No : 2022/5012
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı
(… Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : …
İSTEMİN KONUSU : …Bölge İdare Mahkemesi …Vergi Dava Dairesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Bir dönem ortağı ve kanuni temsilcisi olduğu … Kırtasiye Bilgisayar ve Büro Malzemeleri Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi’nin vergi borçlarının tahsili amacıyla davacının banka hesabına uygulanan haczin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: …Vergi Mahkemesince verilen …tarih ve E:…, K:…sayılı kararda; dava konusu haciz işleminin dayanağı …, …, …, …, …, …, …sayılı ödeme emirleri içeriği amme alacağının, davacının kanuni temsilcisi ve ortağı olduğu şirket adına re’sen yapılan tarh ve ceza kesme işlemlerine dayandığı, ancak davalı idarece sadece …, …, …sayılı ödeme emirleri içeriği 2004/12, 2005/4 ve 2005/2 dönemleri vergi ziyaı cezalı katma değer vergilerine ait ihbarnamelerin ilanen tebliğine ilişkin bilgi ve belgelerin gönderildiği, anılan ihbarnameler ile şirkete tebliğ edilemediğini gösterir tebliğ alındılarının ve …, …, …, …sayılı ödeme emirleri içeriği vergi ve cezalara ilişkin ihbarnameler ve tebliğ alındılarının dosyaya ibraz edilmediği, bu haliyle, davalı idarece amme alacağının varlığı ve dayanaklarının izah edilemediği, bir başka deyişle ortada yasaya uygun olarak kesinleşmiş bir amme alacağı bulunduğunun ortaya konulamadığı, bu durumda, dava konusu haciz işleminin dayanağı …, …, …, …, …, …, …sayılı ödeme emirleri içeriği 2004/6,7, 2004/1-12, 2004/12, 2005/2,4,12 dönemlerine ilişkin vergi borçlarının, doğduğu takvim yılını takip eden 2005 ve 2006 yıllarının başından başlayarak beş yıl içinde yani 31/12/2010 ve 31/12/2011 tarihine kadar tarh ve tebliğ edilmemesi nedeniyle zamanaşımına uğradığı anlaşıldığından, zamanaşımı nedeniyle ortadan kalkan vergi borçlarının davacıdan tahsili amacıyla uygulanan dava konusu haciz işleminde hukuka uyarlık bulunmadığı, davacı adına düzenlenen … sayılı ödeme emrinin ise davacıya usulüne uygun bir şekilde posta yolu ile tebliğ edildiği belirtilmesine karşın, bu ödeme emri içeriği borcun 2004/5 dönemine ilişkin vergi ziyaı cezalı katma değer vergisi olduğu, söz konusu cezalı verginin … tarih ve … sayılı Vergi İnceleme Raporu’na istinaden re’sen tarh edildiği ve 31/12/2009 tarihinde zamanaşımına uğradığı, ayrıca davacının dava dilekçesindeki beyanlarına göre şirkete ait borçların 2011 yılında 6111 sayılı Kanun uyarınca yapılandırılarak ödendiği hususu da göz önüne alındığında, dava konusu haciz işleminin … sayılı ödeme emri içeriği borçlardan kaynaklanan kısmında da hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; istinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davalı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Usulüne uygun şekilde yürütülen takip işlemleri sonucunda asıl borçlu şirketten tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağının tahsili amacıyla davacı adına ödeme emri düzenlenerek tebliğ edilmesini müteakip uygulanan dava konusu haciz işleminde hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.
TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin reddine,
2. Temyize konu …Bölge İdare Mahkemesi …Vergi Dava Dairesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın Vergi Mahkemesine gönderilmesine, 21/09/2022 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY :
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un olay tarihinde yürürlükte bulunan, 55. maddesinde; amme alacağını vadesinde ödemeyenlere 7 gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumunun bir “ödeme emri” ile tebliğ olunacağı ve 58. maddesinde; ödeme emrine karşı böyle bir borcun bulunmadığı veya kısmen ödendiği veya zamanaşımına uğradığı iddialarıyla 7 gün içinde dava açılabileceği öngörülmüş, 62. maddesinde de; borçlunun, mal bildiriminde gösterilen veya tahsil dairesince tespit edilen borçlu veya üçüncü şahıslar elindeki menkul malları ile gayrimenkullerinden, alacak ve haklarından amme alacağına yetecek miktarının tahsil dairesince haczolunacağı hükmüne yer verilmiştir.
Uyuşmazlıkta; her ne kadar, dava konusu haciz işleminin dayanağı ödeme emirleri içeriği amme alacakları için asıl borçlu şirket adına düzenlenen ihbarnamelerin usulüne uygun şekilde tebliğ edildiğinin ortaya konulamadığından bahisle bu alacakların zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de; kamu alacağının tahsili amacıyla adına düzenlenen ödeme emirlerinin usulüne uygun şekilde tebliğ edilmesine karşın, borcunu ödemediği gibi, bu süre içinde ödeme emrinin iptali istemiyle dava da açmayan veya açmış olduğu davası reddedilen kamu borçlusu hakkında alacaklı tahsil dairesince 6183 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak haciz uygulanabileceği, dolayısıyla hacze karşı açılan davalarda, ancak haciz işlemindeki münferit hukuka aykırılıklar ile haciz işleminin sebep unsurunun ödeme emri olması nedeniyle ödeme emrinin tebliğine ilişkin hukuka aykırılıkların incelenebileceği, bu haliyle bakılmakta olan davanın konusunun davacının banka hesabına uygulanan haciz işlemi olduğu dikkate alındığında, Vergi Mahkemesince yapılan değerlendirmenin ancak tarhiyat aşamasında dava açılması halinde irdelenebilecek bir husus olduğu açıktır.
Bu durumda; dava konusu haciz işleminin dayanağı ödeme emirleri içeriği amme alacaklarına ilişkin ihbarnamelerin usulüne uygun şekilde tebliğ edilmediğinden bahisle verilen Vergi Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunu reddeden Vergi Dava Dairesi kararında, hukuki isabet bulunmadığından, temyize konu kararın bozulması gerektiği görüşüyle, Dairemiz kararına katılmıyoruz.