Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2012/11913 E. 2014/16089 K. 20.05.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/11913
KARAR NO : 2014/16089
KARAR TARİHİ : 20.05.2014

MAHKEMESİ : BALIKESİR 1. İŞ MAHKEMESİ
TARİHİ : 27/12/2011
NUMARASI : 2006/371-2011/1233

DAVA :Davacı, yıllık izin ücreti ile fazla mesai ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının 1998-2004 tarihleri arasında davalı işyerinde çalıştığını, 17.10.2004 tarihinde emekliye ayrıldığını, emeklilik işlemleri esnasında yıllık ücretli izin haklarının eksik ödendiğini, fazla mesai ücretlerinin ise hiç ödenmediğini iddia ederek yıllık ücretli izin ve fazla çalışma alacaklarının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili; davacının 16.09.1998 tarihinden hizmet akdinin feshedildiği 17.10.2004 tarihine kadar çalıştığını, çalıştığı süre ile ilgili olarak tüm normal ücretlerini, yaptığı fazla mesai karşılığı olan ücretlerini, hafta tatili, genel tatil ve ulusal bayram günlerinde yaptığı çalışmalar ile ilgili ücretlerini, ikramiyelerini, kıdem tazminatını, senelik ücretli izin haklarını ve sosyal yardımlarını aldığını belirtir şekilde 18.10.2004 tarihli ibraname ile ibra eylediğini, davacı işçinin dava konusu yaptığı ve varlığını iddia ettiği alacaklarından dolayı müvekkili şirketin herhangi bir borcu bulunmadığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davalı yasal süresi içerisinde temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1- Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davacı işçinin fazla çalışma yapıp yapmadığı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille yapılabilir. Bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda, işçinin bordroda belirtilenden daha fazla çalışmayı yazılı belge ile kanıtlaması gerekir. İşçiye bordro imzalatılmadığı halde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda, ihtirazi kayıt ileri sürülmemiş olması, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının yazılı delille ispatlanması gerektiği sonucunu doğurmaktadır.
Somut olayda; davacı tanıkları davacı ile aynı birimde çalışmadıklarını, çalışma düzenini bilmediklerini açıkça beyan etmelerine rağmen ispatlanamayan fazla mesai alacağının reddi yerine kabulüne karar verilmesi hatalıdır.
3- Davalı tarafından dosyaya sunulan yıllık izin belgeleri ve imzalar davacıya gösterilerek davacının yıllık izin alacağının olup olmadığının değerlendirilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması hatalıdır.
4- Davacının talep ettiği alacakları için dava ıslah tarihinden itibaren ayrı ayrı talep edilen miktarlar ve faiz türlerine göre hüküm kurulması gerekirken davacının tüm alacaklarına doğrudan dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi hatalıdır.
5- Davacı lehine toplam 1.900 TL’ye hükmedildiği gözetilerek kabul edilen alacak miktarı üzerinden nisbi vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken, nisbi yazıldığı fakat maktu olduğu anlaşılan 1.200 TL vekâlet ücretine hükmedilmesi hatalıdır.
6- Hükmedilen alacakların net ya da brüt olduğunun kararda belirtilmemesinin infazda tereddüde yol açacağının düşünülmemesi de hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 20.05.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.