Danıştay Kararı 4. Daire 2019/7354 E. 2022/5042 K. 21.09.2022 T.

Danıştay 4. Daire Başkanlığı         2019/7354 E.  ,  2022/5042 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2019/7354
Karar No : 2022/5042

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : …Vergi Dairesi Başkanlığı
(…Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : … Plastik Metal ve Tekstil Sanayi Ticaret Limited Şirketi

İSTEMİN KONUSU : …Bölge İdare Mahkemesi …Vergi Dava Dairesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı şirket adına defter belgelerin incelemeye ibraz edilmemesi üzerine 2011/01, 02, 03, 04, 05, 06 ve 07 dönemlerine ilişkin re’sen tarh edilen üç kat vergi ziyaı cezalı katma değer vergisi ile 2011/08, 09, 10, 11 ve 12 dönemlerine ilişkin olarak tekerrür hükümleri uygulanmak suretiyle re’sen tarh edilen dört buçuk kat vergi ziyaı cezalı katma değer vergisinin kaldırılması istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: …Vergi Mahkemesince verilen …tarih ve E:…, K:…sayılı kararda; dava konusu cezalı tarhiyatların ilişkin olduğu dönem (2011) itibariyle defter ve vesikaları saklama yükümlülüğünün devam ettiği tartışmasız olan davacı tarafından, defter ve belgelerin ibraz edilememe hali, herhangi bir mücbir sebebe dayanmadığından ve herhangi bir zayi belgesi de sunulmadığından, katma değer vergisi indirimlerinin reddi suretiyle yapılan üç kat vergi ziyaı cezalı katma değer vergisi tarhiyatlarında hukuka aykırılık; 2010 yılına ilişkin olarak kanunda öngörülen beş yıllık süreler geçtikten sonra 05/04/2016 tarihinde düzenlenen inceleme raporuna istinaden 2010/12 döneminden sonraki döneme devreden indirilecek katma değer vergisi tutarının değiştirilmesi mümkün olmadığından, aksine hareketle davacı şirketin 2010/12 döneminden sonraki döneme devreden indirilecek katma değer vergisi tutarının sıfır (0,00) TL olarak değiştirilmesi sebebiyle 2011/01 dönemi için yapılan üç kat vergi ziyaı cezalı katma değer vergisi tarhiyatının söz konusu indirilecek katma değer vergisi tutarının değiştirilmesinden kaynaklanan kısmında ve 2011/08, 09, 10, 11 ve 12 dönemlerine ilişkin olarak kesilen vergi ziyaı cezalarının tekerrür hükümleri uygulanarak yüzde elli oranında arttırılan kısımlarında hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabul, kısmen reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; istinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davalı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Yapılan işlemlerin yasaya ve usule uygun olduğu, kararın aleyhe olan kısımlarının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.

TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin reddine,
2. Temyize konu …Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın Vergi Mahkemesine gönderilmesine, 21/09/2022 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

(X) KARŞI OY :
Vergilendirmenin temel öğeleri arasında yer alan zamanaşımı, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 113. maddesinde, süre geçmesi suretiyle vergi alacağının kalkması olarak tanımlanmış; Kanun’un 114. maddesinde de, vergi alacağının doğduğu takvim yılını takip eden yılın başından başlıyarak beş yıl içinde tarh ve mükellefe tebliğ edilmeyen vergilerin zamanaşımına uğrayacağı belirtilmiştir. Bu hüküm gereği vergi alacağının doğduğu dönem, verginin ödenmesi gerektiği dönemdir.
213 sayılı Kanunun 19. maddesinde, vergi alacağının mükellef bakımından vergi borcunu teşkil edeceği; 126. maddesinde ise 114. madde de yazılı zamanaşımı süresine değinildikten sonra bu süre zarfında meydana çıkan vergi hatalarının düzeltileceği kurala bağlanmıştır.
Mezkur düzenlemelerden de görülüceği üzere, tarh ve düzeltme zamanaşımı vergi alacağının doğduğu yılı takip eden yılın başından başlayarak beş (5) yıldır. Ancak, vergi alacağının doğduğu yılda yer alan tüm unsurlarla birlikte, alacağın doğduğu yılın beyannamesinde yer alan ve vergi alacağının miktarını doğrudan etkileyen bir unsur olan “geçmiş yılda kayıtlara alınan sahte ve muhteviyatı itibariyle yanıltıcı olduğu tespitli belge” üzerinden hesaplanarak, indirildikten sonra ilgili (ihtilaflı) yıla devreden verginin de, devredildiği yılın zamanaşımı süresine tabi olması gerekmektedir.
İncelenen dosyada, davacının, 2010 yılından ihtilaflı 2011 yılına devreden katma değer vergisi, ihtilaflı 2011 yılının ödenecek-indirilecek katma değer vergisini doğrudan etkilediği için, bu yıla (2010) ilişkin zamanaşımı süresinin de, aynı yılı takip eden yılbaşından itibaren hesaplanması ve bu tutar ile ilgili olarak lehe ve aleyhe her türlü düzeltmenin de anılan sürede yapılabilmesi hukuka uygun olacaktır.
Bu durumda, ihtilaflı 2011 vergilendirme dönemi için davacı adına yapılan tarhiyatın zamanaşımı süresinin 31/12/2016 tarihinde dolduğu, dava konusu ihbarnamelerin ise 08/12/2016 tarihinde tebliğ edildiği göz önünde bulundurulduğunda, dava konusu cezalı tarhiyatların önceki yıldan devreden katma değer vergisi tutarının azalmasından kaynaklanan kısmınının zamanaşımına uğramadığı anlaşıldığından, temyize konu Vergi Dava Dairesi kararının buna ilişkin kısmında hukuka uyarlık görülmemiştir.
Açıklanan nedenle, Vergi Dava Dairesi kararının dava konusu cezalı tarhiyatların önceki yıldan devreden katma değer vergisi tutarının azalmasından kaynaklanan kısmına dair hüküm fıkrasının bozulması gerektiği görüşüyle kararın buna ilişkin kısmına katılmıyoruz.