Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2014/2692 E. 2014/16499 K. 22.05.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/2692
KARAR NO : 2014/16499
KARAR TARİHİ : 22.05.2014

MAHKEMESİ : KOCAELİ 5. İŞ MAHKEMESİ
TARİHİ : 05/12/2013
NUMARASI : 2013/190-2013/543

DAVA :Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili; davacının davalı şirkette 08/07/1999 tarihinden bu yana genel müdür yardımcısı olarak işe başladığını, 16/05/2013 günü hiçbir sebep bildirilmeksizin keyfi olarak işten çıkarıldığını, savunmasının alınmadığını, sadece çalışmış olduğuna dair bir belge verildiğini ve 16/05/2013 tarihli ibraname adlı belge imzalatılarak tazminatları hatalı hesap edilerek ödendiğini, davacının iş yerinin emir ve talimatlarına riayet eden ve genel müdür liyakatına uygun çalışmış bir personel olduğunu, işten çıkarılmanın tamamen keyfi ve kötü niyetli olduğunu belirterek tüm bu nedenlerle yapılan feshin geçersizliğine, davacının işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili: davacının dava dilekçesinde iddia edildiği gibi genel müdür yardımcısı olarak değil, pazarlama müdürü olarak işe başladığını, davacının davalı şirkette son görevinin işletmenin bütününden sorumlu genel müdür yardımcılığı olduğunu, davacının görevi gereği işveren vekili olarak işe iade kapsamı dışında olduğunu belirterek haksız davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece davacının iş güvencesi kapsamında olduğu, iş sözleşmesi feshedilirken kıdem ve ihbar tazminatının ödendiği ancak yazılı fesih bildirimi yapılmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
4857 sayılı İş Kanunu’nun 18. maddesi uyarınca işçinin iş güvencesi hükümlerinden yararlanabilmesi işçinin işletmenin bütününü sevk ve idare eden işveren vekili ve yardımcıları veya işyerinin bütününü sevk ve idare eden ve işçiyi işe alma ve işten çıkarma yetkisi bulunan işveren vekili konumunda bulunmaması gerekir.
İş güvencesinden yararlanamayacak işveren vekilleri herşeyden önce, işletmenin bütününü sevk ve idare eden işveren vekilleri ile yardım­cıları olduğuna göre, işletmenin tümünü yöneten genel müdürler ile yar­dımcıları iş güvencesi hükümlerinden yararlanamayacaktır. Ancak belir­telim ki, işyerinde genel müdür veya genel müdür yardımcısı unvanının kullanılması tek başına iş güvencesi kapsamı dışında bulunma sonucunu doğurmaz. Önemli olan, kendisine temsil yetkisi verilip verilmediği ve işletmenin bütününü yönetip yönetmediğidir; bu hususta görev tanımı ve konumuna bakmak gerekir.
İş güvencesinden yararlanamayacak işveren vekillerinin ikinci gru­bunu, işletmenin değil de işyerinin bütününü yöneten ve işçiyi işe alma ve işten çıkarma yetkisi bulunan işveren vekilleridir. Buna göre, işletmenin bütününü sevk ve idare edenler, başka bir şart aranmaksızın işveren vekili sayılırken; işletmenin değil de işyerinin bütününü sevk ve idare edenlerin 18’nci madde anlamında işveren vekili sayılabilmesi için ilave olarak, işçiyi işe alma ve işten çıkarma yetkisini haiz olması şartı aranır. İşyerinin tümünü sevk ve idare ile işçiyi işe alma ve işten çıkarma yetkisi katlanmış olarak, birlikte aranır. Bu işyeri işletmeye bağlı bir işyeri de olabilir. Dolayısıyla bir banka şubesi müdürü ile fabrika müdürü, işyerini sevk ve idare etmekle beraber, özgür iradesi ile işçi alma ve işten çıkarma yetkisi yoksa İş Kanunu’nun 18’nci maddesi anlamında işveren vekili sayılmaz. İş güvencesinden yararlanır. Aynı şekilde, işe alma ve işten çıkarma yetkisi bulunan insan kaynakları müdürü ile personel müdürü, işyerinin tümünü yönetmediğinden iş güvencesi hükümlerinden yararlanabilecek­tir. Ancak işletmeye bağlı bir işyerinde, bu işyerinin tümünü sevk ve idare eden, ayrıca işe alma ve işten çıkarma yetkisi olan işçi, iş güvencesi hükümlerinden yararlanamaz. Dairemizin uygulaması da bu yöndedir. (26.05.2008 gün ve 2007/35929 Esas, 2008/12484 Karar sayılı ilamımız).
Dosya içeriğine göre somut uyuşmazlıkta davacının doğrudan genel müdüre bağlı genel müdür yardımcısı olarak çalıştığı, sunulan ticaret sicili gazetesine göre davacının şirketi temsil konusunda imza yetkisinin bulunduğu, sunulan görev tanımında da genel müdürün verdiği yetkiler çerçevesinde şirketi üçüncü kişi ve kuruluşlara karşı temsil etmek görevinin bulunduğu, tüm bu deliller değerlendirildiğinde davacının işletmenin bütününü yöneten işveren vekilinin yardımcısı konumunda olduğu, buna göre iş güvencesi kapsamında bulunmadığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirmeyle kabulüne karar verilmesi bozma nedenidir.
4857 sayılı İş Yasasının 20/3 maddesi uyarınca Dairemizce aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM :
Yukarda açıklanan gerekçe ile;
1.Mahkemenin kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. Davanın REDDİNE,
3. Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4.Davacının yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 74.00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5. Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.500 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6. Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine,
Kesin olarak 22.05.2014 tarihinde oybirliği ile karar verildi.