YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/28441
KARAR NO : 2014/21219
KARAR TARİHİ : 23.06.2014
MAHKEMESİ : ANKARA 9. İŞ MAHKEMESİ
TARİHİ : 29/05/2012
NUMARASI : 2010/222-2012/375
DAVA :Davacı, icra takibine yapılan itirazın iptali, takibin devamı ile %40 icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteğin reddine karar vermiştir.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı, davalı işyerinde ustabaşı olarak çalıştığını, aylık net 1.950,00 TL ücret aldığını, ancak maaşları ödenmediği için davalı aleyhine icra takibi başlattığını, davalı takibe itiraz ettiği için takibin durduğunu belirterek itirazın iptalini ve davalı aleyhine %40’tan aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı yürütülmesini talep etmiştir.
Davalı ise, davacının vasıfsız işçi olduğunu, asgari ücretle çalıştığını ve davacıya toplamda maaş alacağına karşılık 3.026,87 TL ödeme yapıldığını, bu nedenle hiçbir ücret alacağı kalmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davacının asgari ücretle çalıştığı, yapılan ödemelerin talebi karşıladığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı taraf temyiz etmiştir.
1-Taraflar arasında işçiye ödenen aylık ücretin miktarı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
4857 sayılı İş Kanununda 32 nci maddenin ilk fıkrasında, genel anlamda ücret, bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutar olarak tanımlanmıştır.
Ücret kural olarak dönemsel (periyodik) bir ödemedir. Kanunun kabul ettiği sınırlar içinde tarafların sözleşme ile tespit ettiği belirli ve sabit aralıklı zaman dilimlerine, dönemlere uyularak ödenmelidir. Yukarıda değinilen Yasa maddesinde bu süre en çok bir ay olarak belirtilmiştir.
İş sözleşmesinin tarafları, asgarî ücretin altında kalmamak kaydıyla sözleşme özgürlüğü çerçevesinde ücretin miktarını serbestçe kararlaştırabilirler. İş sözleşmesinde ücretin miktarının açıkça belirtilmemiş olması, taraflar arasında iş sözleşmesinin bulunmadığı anlamına gelmez. Böyle bir durumda dahi ücret, Borçlar Kanunun 323 üncü maddesinin ikinci fıkrasına göre tespit olunmalıdır. İş sözleşmesinde ücretin kararlaştırılmadığı hallerde ücretin miktarı, işçinin kişisel özellikleri, işyerindeki ya da meslekteki kıdemi, meslek unvanı, yapılan işin niteliği, iş sözleşmesinin türü, işyerinin özellikleri, emsal işçilere o işyerinde ya da başka işyerlerinde ödenen ücretler, örf ve adetler göz önünde tutularak belirlenir.
Mahkemece, davacının iddia ettiği ücreti ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, dilenen her iki davacı tanığıda iddiayı doğrulayacak şekilde beyanda bulunmuşlardır. Tanıklardan biri davacının kardeşi olsada, diğer tanığının akrabalık bağı veya davalıyla husumeti bulunmadığı görülmektedir.
Davacının emsal ücret araştırması talebi de karşılanmamıştır.
Davacının işyerinde ustabaşı olarak çalıştığı imzalı belgeler ve tanık beyanlarından anlaşıldığından, mahkemece emsal ücret araştırması yapılarak gerçek ücreti saptanmadan davacının asgari ücretle çalıştığının kabulüyle davanın reddine karar verilmesi hatalıdır.
2-Karar tarihi itibariyle kendisini vekille temsil ettirmeyen davalı yararına vekalet ücreti takdiri de ayrı bir bozma nedenidir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 23.06.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.