YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/335
KARAR NO : 2014/34330
KARAR TARİHİ : 17.11.2014
MAHKEMESİ : AYDIN 1. İŞ MAHKEMESİ
TARİHİ : 20/11/2012
NUMARASI : 2010/245-2012/544
DAVA :Davacı, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, kötüniyet tazminatı, fazla çalışma, yıllık izin ücreti ile resmi tatil ücret alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A)Davacı İsteminin Özeti:
Davacı, dava dilekçesinde, davalıya ait işyerinde 09/01/2007 tarihinden itibaren çalışmaya başladığını, işyerinde fazla çalıştığı, resmi bayram ve tatillerde çalıştığı halde karşılığının ödenmediğini, yıllık izin kullandırılmadığını, maaşlarının eksik ödendiğini, 28/01/2009 tarihinden önce işyerinde çalışmakta iken, davalı işverenin tüm hak ve alacaklarının ödendiğine ilişkin bir belge imzalatmak istediğini, imzalamak istemeyince de işten çıkardığını belirterek fazlaya ilişkin talep hakları saklı kalmak kaydıyla, 205,00 TL ücret alacağı,300,00 TL kıdem tazminatı,300,00 TL ihbar tazminatı, 300,00 TL kötü niyet tazminatı, 200,00 TL fazla çalışma ücreti, 200,00 TL yıllık izin ücreti,100,00 TL resmi tatil ücreti olmak üzere toplam 1600,00 TL’nin faizleri ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, ıslahla taleplerini arttırmıştır.
B)Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili cevap dilekçesini mahkemeye sunarak, açılan davanın yerinde olmadığını, davalının davacı işverene ait işyerinde 11/01/2007 tarihinden 03/02/2008 tarihine kadar çalıştığını, bu süre dışında hizmet sözleşmesi ile çalışmadığını, ayrıca iddia ettiği gibi davacıya bir takım belgeler imzalatılmadığını, işyerinde çalışmakta iken 12-13 Aralık 2008 tarihinde iki gün üst üste mazeretsiz olarak işe gelmediğini, buna dair tutanak tutulduğunu, ayrıca çalıştığı şantiye ve inşaatlardan izinsiz olarak hurda ve demir aldığının tespit edildiğini, bu durumun ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırı olması nedeniyle iş akdinin feshedildiğini, işyerinde fazla çalışma yapılmadığını, yıllık izinlerini de kullandığını belirterek açılan davanın reddini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
D)Temyiz:
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1. Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2. Uyuşmazlık, iş akdinin feshinde kötüniyet tazminatının koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır.
Belirsiz süreli iş sözleşmesinin taraflarca ihbar öneli tanınmak suretiyle ya da ihbar tazminatı ödenerek her zaman feshi mümkün ise de, bu hakkın da her hak gibi Medenî Kanunun 2 nci maddesi uyarınca dürüstlük ve objektif iyiniyet kurallarına uygun biçimde kullanılması gerekir. Aksi takdirde fesih hakkının kötüye kullanılmış olduğundan söz edilir.
Fesih hakkını kötüye kullanan işveren, 4857 sayılı İş Kanununun 17 nci maddesi uyarınca, bildirim sürelerine ait ücretin üç katı tutarında tazminat ödemek zorundadır. Bahsi geçen tazminata uygulamada kötüniyet tazminatı denilmektedir.
Kötüniyet tazminatına hak kazanma koşulları ve tazminat miktarının hesaplanması açısından, 4857 sayılı Yasada önemli değişiklikler öngörülmüştür. Yasanın 17 nci maddesinin altıncı fıkrasının açık hükmü gereğince, iş güvencesi kapsamında olan işçiler yönünden kötüniyet tazminatına hak kazanılması mümkün değildir.
1475 sayılı Yasada, “işçinin sendikaya üye olması, şikâyete başvurması” gibi sebepler ileri sürülerek iş sözleşmesinin sonlandırılması, kötüniyetin varlığı açısından örnekseme biçiminde sayıldığı halde, 4857 sayılı Yasada genel anlamda fesih hakkının kötüye kullanılmasından söz edilmiştir. Maddenin gerekçesinde de belirtildiği üzere, işçinin işvereni şikâyet etmesi, aleyhine dava açması veya tanıklık yapması nedenlerine bağlı fesihlerin kötüniyete dayandığı kabul edilmelidir.
Tazminat miktarının belirlenmesi de Yasa ile açıklığa kavuşturulmuş, “kötüniyet tazminatının” ihbar önellerine ait ücretin üç katı tutarında olacağı belirtilmiş ve ayrıca ihbar tazminatının da ödeneceği hüküm altına alınmıştır.
Yasanın 17 nci maddesinin son fıkrasındaki düzenleme kötüniyet tazminatını da kapsamakta olup, bu tazminatın hesabında da işçiye ücreti dışında sağlanmış para veya para ile ölçülebilir menfaatler dikkate alınmalıdır (Yargıtay 9.HD. 12.6.2008 gün 2007/21422 E, 2008/ 15336 K).
Somut olayda kötüniyet tazminatını gerektiren herhangi bir hukuki olgudan bahsetme olanağı bulunmadığından bu talebin reddi gerekirken kabulü isabetsiz olup hükmün açıklanan nedenle bozulması gerekmiştir.
F)Sonuç:
Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine,17.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.