Danıştay Kararı 9. Daire 2020/1298 E. 2022/4109 K. 20.09.2022 T.

Danıştay 9. Daire Başkanlığı         2020/1298 E.  ,  2022/4109 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DOKUZUNCU DAİRE
Esas No : 2020/1298
Karar No : 2022/4109

TEMYİZ EDENLER : 1-(DAVALI) … Vergi Dairesi Müdürlüğü
VEKİLİ : Av. …

2-(DAVACI) … San ve Tic. Ltd. Şti.
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi …. Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, taraflarca temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Davacı adına, 2016 takvim yılında kanunen gider olarak kabul edilmeyen tutarları gider olarak gösterdiği yolunda düzenlenen vergi inceleme raporuna istinaden re’san tarh edilen 2016 yılı kurumlar vergisi, 2016/Ocak-Mart, Nisan-Haziran, Ekim-Aralık dönemleri geçici vergi ile bu vergiler üzerinden tekerrür hükümleri uygulanmak suretiyle bir kat kesilen vergi ziyaı cezasının kaldırılması istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; davacının, hakkındaki inceleme devam ederken 7143 sayılı Yasa uyarınca 2016 yılına ilişkin kurumlar vergisi yönünden matrah artırımında bulunduğu, artırımda bulunulan matrah üzerinden hesaplanan 18.651,26-TL’nin dava konusu kurumlar vergisi tarhiyatından terkin edildiği, terkin edilen tarhiyata tekabül eden vergi ziyaı cezasının da kaldırıldığı, dolayısıyla anılan kısım yönünden davanın konusuz kaldığı ve esası hakkında karar verilmesine yer olmadığı, terkin sonrasında uyuşmazlığın devam eden vergi ziyaı cezalı 76.269,48-TL kurumlar vergisi ile geçici vergiler kısmı yönünden ise; olayda, giderleştirilen ve indirim konusu yapılan faturaların sahteliği hususunda inceleme elemanı tarafından herhangi bir eleştiri getirilmediği, davacı ile taşeron hizmet satın aldığı firmalar arasındaki ticari ilişkinin gerçekliği hususunda herhangi bir araştırma ve yoklama da yapılmadığı, tespiti yapılan bir takım hususların ticari ve iktisadi icaplara uygun olmadığı iddiasının somut bir dayanağı bulunmadığı, iddia edilen hususların varsayımdan öteye geçmediği, … tarafından faaliyet konusuna ilişkin olarak yapılan ek bildirim ve … Ltd. Şti’ne ait ticaret sicil gazetesi kayıtları nazara alındığında, fatura içerikleri ile hizmet alınan mükelleflerin faaliyet konuları arasında illiyet bulunmadığının söylenemeyeceği, bu hususa ilişkin olarak şüphe üzerine hareket edilemeyeceği, hizmet alışverişine ait faturaların kanunen kabul edilebilir olmadığı iddiasının yerinde olmadığı, tüm bu anlatımların 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 3/B ve 134. maddelerinde belirtilen gerçeklik ilkesi ve ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunu araştırıp tespit etme amacına aykırılık teşkil ettiği anlaşılmış olup, eksik incelemeye dayanılarak bir kısım giderlerin reddedilmesi suretiyle yapılan dava konusu vergi ziyaı cezalı kurumlar vergisi ve geçici vergi tarhiyatında hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen karar verilmesine yer olmadığına, kısmen kabulüne, vergi ziyaı cezalı kurumlar vergisinin terkin edilen 18.651,26-TL ve bu kısma tekabül eden vergi ziyaı cezasının aşan kısmının kaldırılmasına karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti:Davalı idare tarafından, Vergi Mahkemesi kararının, geçici vergi asıllarına ilişkin hüküm fıkrası dışındaki kısımlarına yöneltilen istinaf iddiaları, kararın bu kısmının kaldırılmasını sağlayacak durumda bulunmadığından bu kısım yönünden istinaf başvurusunun reddine, geçici vergi ihbarnamelerinde, mahsup döneminin geçmesi sebebiyle geçici vergi aslının tahakkuk ettirilmeyeceği belirtilmesine karşın tahakkuk ettirilmeyecek geçici verginin de dava konusu edildiği anlaşıldığından, geçici vergi aslı yönünden davanın incelenmeksizin reddine karar verilmesi gerekirken uyuşmazlığın bu kısmının kabulüne ilişkin Mahkeme kararında hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle Vergi Mahkemesi kararının geçici vergi aslına ilişkin hüküm fıkrasına yönelik istinaf başvurusunun kabulüne, Mahkeme kararının bu kısmının kaldırılmasına, geçici vergi aslı yönünden davanın incelenmeksizin reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI:
DAVACININ İDDİALARI:Geçici vergi ihbarnamelerinin yanıltıcı mahiyette düzenlendiği, bu sebeple geçici vergi aslına da dava açıldığı, dava açılmasına sebebiyet verilmediği içinde yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmalarının hukuka aykırı olduğu iddiasıyla kararın aleyhe olan kısmının bozulması istenilmektedir.
DAVALININ İDDİALARI:… Ltd. Şti. ve … tarafından verilen hizmetin ana unsurlarının herhangi biri ile ilgili en küçük bir ibarenin dahi yer almaması, yani bir faturanın taşıması zorunlu en asgari unsurların dahi bulunmaması sebebiyle sadece fatura içeriği hizmetin değil ilgili faturaların dahi kanunen kabul edilebilir bir belge olarak değerlendirilmesine imkan bulunmadığı, … Ltd. Şti.’nin faaliyet kolları arasında temizlik hizmetleri bulunmasına karşın yükleme ve boru işleme işçiliğiyle ilgili herhangi bir faaliyet kolunda faaliyet göstermediği, Fatih Uslu’nun ise fatura içerikleri ile faaliyet kolu arasındaki illiyet bağında şüphe oluştuğu iddialarıyla kararın aleyhe olan kısmının bozulması istenilmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI: Davalı tarafından savunma verilmemiştir. Davacının savunması ise yasal dayanaktan yoksun olan temyiz isteminin reddi gerektiği yolundadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’İN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY: Davacı adına, 2016 takvim yılında kanunen gider olarak kabul edilmeyen tutarları gider olarak gösterdiği yolunda düzenlenen vergi inceleme raporuna istinaden re’san tarh edilen 2016 yılı kurumlar vergisi, 2016/Ocak-Mart, Nisan-Haziran, Ekim-Aralık dönemleri geçici vergi ile bu vergiler üzerinden tekerrür hükümleri uygulanmak suretiyle bir kat kesilen vergi ziyaı cezasının kaldırılması istemine ilişkindir.
İLGİLİ MEVZUAT VE HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Bölge İdare Mahkemesi kararının, vergi ziyaı cezalı kurumlar vergisi ile geçici vergi üzerinden kesilen vergi ziyaı cezasına ilişkin kısmına yönelik davalı idare tarafından ileri sürülen temyiz nedenleri kararın belirtilen kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının, geçici vergi aslı yönünden davanın incelenmeksizin reddine ilişkin kısmına yönelik davacının temyiz istemine gelince;
193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun mükerrer 120. maddesinin 4. fıkrasında, yapılan incelemeler sonucu, geçmiş dönemlere ait geçici verginin %10’u aşan tutarda eksik beyan edildiğinin tespiti hâlinde, eksik beyan edilen bu kısım için re’sen veya ikmâlen geçici vergi salınacağı, mahsup süresi geçtikten sonra, kesinleşen geçici vergilerin terkin edileceği, ancak gecikme faizi ve ceza tahsil edileceği düzenlenmiştir. Sözü geçen fıkrada, beyandaki noksanlığın bağlandığı %10 oranı, bu nedenle yapılması gereken vergilendirmenin ön koşuludur ve belirtilen oranı aşmayan noksan bildirimlerin, vergilendirme konusu yapılmaması amacıyla öngörülmüştür. Noksan bildirimin %10’u aşması hâlinde, beyan dışı bırakılan tutarın tümünün re’sen veya ikmâlen vergilendirmeye esas alınması, Vergi Usul Kanunu’nun 29 ve 30. maddelerinin gereğidir.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Anayasanın bağlayıcılığı ve üstünlüğü” başlıklı 11. maddesinde, Anayasa hükümlerinin, yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kuralları olduğu; “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36. maddesinde, herkesin, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı ve davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu hükümlerine yer verilmiştir. Anayasa’nın “Temel hak ve hürriyetlerin korunması” başlıklı 40. maddesine, 4709 sayılı Kanun’un 16. maddesiyle eklenen 2. fıkrada ise “Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır.” düzenlemesi yapılmıştır. Bu ek fıkranın gerekçesinde değişikliğin, bireylerin yargı ya da idari makamlar önünde sonuna kadar haklarını arayabilmelerine kolaylık ve imkan sağlanması amacıyla ve son derece dağınık mevzuat karşısında kanun yolu, mercii ve sürelerin belirtilmesinin hak arama, hak ve hürriyetlerin korunması açısından zorunluluk haline gelmesi nedeniyle yapıldığına değinilmiştir.
Anayasal düzenlemeler ve değinilen gerekçeden Devletin, kurumları vasıtasıyla tesis edilen her türlü işlemlerinde, bu işlemlere karşı başvurulacak yargı yeri veya idari makamlar ile başvuru süresinin gösterilmesinin bir anayasal zorunluluk haline getirildiği anlaşılmaktadır. Anayasanın bağlayıcılığı karşısında, bu zorunluluğa; yasama, yürütme ve yargı organlarının, idare makamlarının ve diğer kamu kurum ve kuruluşlarının uymakla yükümlü oldukları sonucuna ulaşılmaktadır. Bu durum, Anayasa Mahkemesinin 18/10/2003 tarih ve E:2003/67, K:2003/88 sayılı kararında; hukukun üstünlüğünün egemen olduğu ve bireyin insan olarak varlığının korunmasını amaçlayan hukuk devletinde vatandaşların hukuk güvenliğinin sağlanmasının, hukuk devleti ilkesinin yerine getirilmesi zorunlu koşullarından olduğu ve hukukî güvenliğin, statü hukukuna ilişkin düzenlemelerde istikrar, belirlilik ve öngörülebilirlik göz önünde bulundurularak açık ve belirgin hukuk kuralları yürürlüğe koyup uygulayarak sağlanacağı şeklinde ifade edilmiştir.
Yukarıda anılan anayasal ve yasal düzenlemeler uyarınca, idarelerce muhataplarına tebliğ edilecek olan idari işlemlerde, ilgililerden ödenmesi istenilen vergi ve ceza miktarlarının hiçbir tereddüte mahal vermeyecek şekilde açık ve anlaşılabilir nitelikte olması, ayrıca kanun yolu, merci ve sürelerin, söz konusu işlemler üzerinde belirtilmesi gerektiği tabiidir.
Her ne kadar geçici vergiye ilişkin ihbarnamelerde, mahsup dönemi geçmiş geçici vergi aslının Gelir Vergisi Kanunu’nun mükerrer 120. maddesi gereğince tahakkuk ettirilmeyeceği, normal vade tarihinden mahsup tarihine kadar geçen süre için sistemde gecikme faizi hesaplanabilmesi için ihbarnamede zorunlu olarak yer aldığı belirtilse de; söz konusu ihbarnamelerde geçici vergiye yer verilmesi nedeniyle, davacı tarafından, daha sonra hakkında yapılacak işlemler yönünden açık ve anlaşılır olmayan bu kısmın da dava konusu edildiği, belirsizliğe neden olan ve gecikme faizinin hesaplanabilmesi için davalının sisteminden kaynaklanan bu durumun, davacıya yöneltilebilecek bir kusur oluşturmayacağı, dikkate alındığından ve söz konusu verginin mahsup döneminin geçmiş olduğu da anlaşıldığından, geçici vergi aslı yönünden davayı kabul eden Mahkeme kararına karşı yapılan istinaf başvurusunu kabul edip bu kısım yönünden davayı incelenmeksizin reddeden Bölge İdare Mahkemesi kararının bu kısmında isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin kabulüne, davalının temyiz isteminin reddine,
2. … Bölge İdare Mahkemesi …. Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının geçici vergi aslına ilişkin kısmının BOZULMASINA, diğer kısmının ONANMASINA,
3. Bozulan kısım üzerinden yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesine gönderilmesine, 20/09/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.