Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2012/7182 E. 2014/13054 K. 17.04.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/7182
KARAR NO : 2014/13054
KARAR TARİHİ : 17.04.2014

MAHKEMESİ : SARUHANLI ASLİYE HUKUK (İŞ)MAHKEMESİ
TARİHİ : 15/12/2011
NUMARASI : 2010/44-2011/266

DAVA : Davacı, kıdem tazminatı, fazla mesai ücreti, yıllık izin ücreti ile hafta tatili ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde taraflar avukatları tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı emekli olarak işten ayrıldığını iddia ederek kıdem tazminatı ve fazla çalışma, hafta tatili ve yıllık izin ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
B) Davalı Vekilinin Cevabının Özeti:
Davanın reddini talep etmiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan kanıtlar, davacıya ait işyeri ve Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı kayıtları ile bilirkişi raporuna dayanılarak anılan tazminat ve alacakların kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı taraflar temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1- Dosyadaki yazılara, delillerin taktirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre tarafların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Somut olayda; davacı işçinin fazla çalışma ve hafta tatili ücretlerinin kabulüne karar verilmiştir.
Fazla çalışmaların uzun bir süre için hesaplanması ve miktarın yüksek çıkması halinde Yargıtay’ca son yıllarda taktiri indirim yapılması gerektiği istikrarlı uygulama halini almıştır (Yargıtay 9.HD. 11.2.2010 gün 2008/17722 E, 2010/3192 K; Yargıtay, 9.HD. 18.7.2008 gün 2007/25857 E, 2008/20636 K.). Ancak fazla çalışmanın tanık anlatımları yerine yazılı belgelere ve işveren kayıtlarına dayanması durumunda böyle bir indirime gidilmemektedir.
Hafta tatili ve genel tatil çalışmalarına ilişkin alacakların hüküm altına alınmasında da aynı şekilde bu alacakların tanık beyanları ile ispatı halinde taktiri indirim yapılmalıdır.
Dairemizin önceki kararlarında; fazla çalışma, hafta tatili ve genel tatil ücretlerinden yapılan indirim, kabul edilen süreden indirim olmakla, davalı tarafın kendisini avukatla temsil ettirmesi durumunda reddedilen kısım için davalı yararına avukatlık ücretine hükmedilmesi gerektiği kabul edilmekteydi (Yargıtay 9.HD. 11.02.2010 gün 2008/17722 E, 2010/3192 K.). Ancak, işçinin davasını açtığı veya ıslah yoluyla dava konusunu arttırdığı aşamada, mahkemece ne miktarda indirim yapılacağı işçi tarafından bilenemeyeceğinden, Dairemizce 2011 yılı itibarıyla maktu ve nispi vekâlet ücretlerinin yüksek oluşu da dikkate alınarak konunun yeniden ve etraflıca değerlendirilmesine gidilmiş, bu tür indirimden kaynaklanan ret sebebiyle davalı yararına avukatlık ücretine karar verilmesinin adaletsizliğe yol açtığı sonucuna varılmıştır. Özellikle seri davalarda indirim sebebiyle kısmen reddine karar verilen az bir miktar için dahi her bir dosyada zaman zaman işçinin alacak miktarını da aşan maktu avukatlık ücretleri ödetilmesi durumu ortaya çıkmaktadır. Yine daha önceki kararlarımızda, yukarıda değinildiği üzere fazla çalışma alacağından yapılan indirim sebebiyle ret vekâlet ücretine hükmedilmekle birlikte, Borçlar Kanununun 161/son, 325/son, 43 ve 44 üncü maddelerine göre, yine 5953 sayılı Yasada öngörülen yüzde beş fazla ödemelerden yapılan indirim sebebiyle reddine karar verilen miktar için avukatlık ücretine hükmedilmemekteydi. Bu durum uygulamada hakkaniyete aykırı sonuçlara neden olduğundan ve konuyla ilgili olarak Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinde de herhangi bir kurala yer verilmediğinden, Dairemizce eski görüşümüzden dönülmüş ve fazla çalışma, hafta tatili ve genel tatil alacaklarından yapılan indirim nedeniyle reddine karar verilen miktar bakımından, kendisini vekille temsil ettiren davalı yararına avukatlık ücretine hükmedilemeyeceği kabul edilmiştir.
Somut olayda davacının talep ettiği ve tanık beyanları ile ispatlanan fazla çalışma ve hafta tatili alacaklarından taktiri indirim yapılmadan hüküm kurulması hatalıdır.
3- Yaşlılık aylığı almak için işyerinden ayrılma halinde, işçinin bağlı bulunduğu kurum ya da sandığa başvurduğunu ve yaşlılık aylığı bağlandığını belgelemesi şarttır. Bu halde faiz başlangıcı da anılan belgenin işverene verildiği tarihtir. Yaşlılık aylığı bağlandığına ilişkin belge işverene bildirilmemişse, faiz başlangıcı, davanın açıldığı tarihtir. Ayrıca kıdem tazminatı işverenin kıdem tazminatı ödenmesi gerektiği tarihte muaccel olan bir alacak olup, kidem tazminatına faiz yürütülmesi için işverenin ayrıca temerrüde düşürülmesine gerek yoktur.
Bu nedenle hüküm altına alınan kıdem tazminatına, davalı işveren emeklilikten haberdar olduğundan, kıdem tazminatının tamamına fesih tarihi yerine fesih ve ıslah tarihi ayırımı yapılarak faiz yürütülmesi hatalıdır.
4- Faiz başlangıcı diğer işçilik alacaklarında davalı davadan önce temerrüde düşürülmemiş ise dava dilekçesinde istenen miktarlar için dava, ıslah ile artırılan miktarlar için ıslah tarihidir.
Mahkemece bu hususların dikkate alınmadan kıdem tazminatı dışındaki alacakların dava dilekçesi ile talep edilen miktarlara fesih tarihinden itibaren faize hükmedilmesi hatalıdır.
5- Hükmedilen miktarların net mi, yoksa brüt mü olduğunun hükümde belirtilmemesinin infazda tereddüde yol açacağının düşünülmemesi de hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 17.04.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.