YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/1456
KARAR NO : 2014/13119
KARAR TARİHİ : 17.04.2014
MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 15. İŞ MAHKEMESİ
TARİHİ : 24/10/2013
NUMARASI : 2013/943-2013/638
DAVA :Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalılardan H. Sınai ve Tıbbi Gazlar İstihsal Endüstrisi A.Ş. avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin 01.12.2007-20.12.2011 tarihleri arasında davalı H. Sınai ve Tıbbi Gazlar İstihsal Endüstrisi A.Ş.’de kalite kontrol bölümünde çalıştığını, işyerindeki bütün işçilerin alt işveren işçisi olarak gösterildiğini, asıl işveren alt işveren ilişkisinin muvazaalı olduğunu, davacının davalı H. Sınai ve Tıbbi Gazlar İstihsal Endüstrisi A.Ş. yetkililerinden emir ve talimat aldığını, bunun dışında diğer şirket ile bağlantısının bulunmadığını, davacının fesih bildiriminde belirtilen davalı şirkete ait müşteri bilgileri ve ticari ele geçirdiği iddiasının doğru olmadığını belirterek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini, işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminat ile boşta geçen süre ücret ve diğer haklarının belirlenmesini istemiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı H. A.Ş. vekili; işe iade davasının H. AŞ’ye yöneltilemeyeceğini, H. ile diğer davalı A. Tel arasında 12.03.2003 tarihinde imzalanan sözleşme ile tüplerin dolumu, bakımı vs. işlerinin diğer davalı A. Tel firmasının çalışanları tarafından yapıldığını, davacının A.Tel şirketinin sigortalı çalışanı olduğunu, ücreti dâhil tüm mali ve sosyal haklarının A. Tel şirketi tarafından sağlandığını, H.’ın işverenlik sıfatının bulunmadığını, davacının hiçbir zaman H. işçisi olmadığını. H. şirketinin de A. Tel şirketi dışındaki müteahhitlerden de hizmet aldığını, bu sebepten aralarındaki ilişkinin muvazaalı olduğu iddiasının mesnetsiz olduğunu, davacının yaptığı işle ve göreviyle hiç alakası olmadığı halde diğer davalı A. Tel firması çalışanlarından T.. Ç..’dan H. şirketinin müşterilerinin listesini ve müşteri bilgilerini istediğini, T.. Ç..’ın bu durumu davalı H. yetkililerine bildirdiğini, diğer davalı A.Tel şirketine de haber verdiğini, bunun üzerine diğer davalı A. Tel şirketine durumun ihtaren bildirildiğini davacının davalı işyerinde çalıştırılmamasının, gerektiği takdirde iş akitlerinin feshinin aksi takdirde her türlü yasal yola başvurulacağının ihtar edildiğini beyan etmiştir.
Davalı A.Tel Şti. vekili; diğer davalı H. şirketi ile aralarında imzalanan sözleşme olduğunu, davacının A. Tel çalışanı olduğunu, davalının sözleşmeye dayanan yükümlülükleri arasında sözleşmeye taraf olan şirketin gizlilik politikalarına ve ticari sırlarının korunmasına azami önem gösterme yükümlülüğünün de olduğunu, diğer davalı H. şirketinin sektörde yıllardır lider bir firma olmasının ticari sırrın korunmasının önemini daha da arttırdığını, davacının işi ve göreviyle hiç alakası olmadığı halde T.. Ç.. isimli çalışandan diğer davalı şirketin müşterilerinin listesini ve müşteri bilgilerini istediğini, davacının doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışlarda bulunduğu için iş akdinin feshedildiğini beyan etmiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Davacı davasını iki davalıya yöneltmesine rağmen Mahkemece işe iadeden kimin sorumlu olduğu belirtilmeden feshin geçersizliğine ve davacının işe iadesine karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davalı H. Sınai ve Tıbbi Gazlar İstihsal Endüstrisi A.Ş. vekili temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
Taraflar arasında iş sözleşmesinin feshinin haklı veya geçerli sebebe dayanıp dayanmadığı uyuşmazlık konusu olup, normatif dayanak 4857 sayılı İş Kanunu’nun 18. ve devamı maddeleridir.
4857 sayılı Kanun’un 18. maddesine göre otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az altı aylık kıdemi olan işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden işveren, işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmak zorundadır.
4857 sayılı Kanun’un 18. maddesi bakımından işçinin davranışlarından kaynaklanan sebepler, işçinin aynı Kanun’un 25/II. maddesinde öngörülen sebepler niteliğinde ve ağırlığında olmayan, işyerinde işin görülmesini önemli ölçüde olumsuz etkileyen, sözleşmeye aykırı davranışlarıdır. İşçinin davranışı ancak işyerinde olumsuzluklara yol açması halinde geçerli sebep olabilir. İşçinin sosyal açıdan olumsuz bir davranışı, toplumsal ve etik açıdan onaylanmayacak bir tutumu işyerinde üretim ve iş ilişkisi sürecine herhangi bir olumsuz etki yapmıyorsa geçerli sebep sayılamaz.
4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin ikinci fıkrasına göre feshin geçerli sebebe dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir. İşçi, feshin başka bir sebebe dayandığını iddia ettiği takdirde, bu iddiasını ispatla yükümlüdür.
Dosya içeriğine göre, davacının 01.12.2007-20.12.2011 tarihleri arasında işyerinde kalite kontrol bölümünde olarak çalıştığı, iş sözleşmesinin işverenin güvenini kötüye kullanmak ve işverenin ticari sırlarını ortaya atmak anlamında doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışlarda bulunduğu gerekçesiyle haklı sebep belirtilerek feshedildiği anlaşılmaktadır.
Somut olayda, işyerinde bilgi işlem bölümünde çalışan bir işçi davacının kendisinden davalı H. Sınai ve Tıbbi Gazlar İstihsal Endüstrisi A.Ş.’nin müşterilerine ait bilgileri vermesini istediğini diğer davalı A. Tel ve Ç. San.ve Tic. Ltd. şirketine yazdığı dilekçe ile bildirmiştir. Bunun üzerine davalı H. Sınai ve Tıbbi Gazlar İstihsal Endüstrisi A.Ş. diğer davalı A. Tel ve Ç. San. Ve Tic. Ltd. şirketine ihtarname göndererek davacının işten çıkartılmasını aksi halde aralarındaki sözleşmenin feshi dahil her türlü kanuni yola başvuracaklarını bildirmiştir. Bunun üzerine davacının iş sözleşmesi davalı A. Tel ve Ç. San. Ve Tic. Ltd. şirketi tarafından haklı sebep belirtilerek feshedilmiştir. Davacı olaya ilişkin savunmasında bu suçlamayı kabul etmediğini bu iddiada bulunanla yüzleşmek istediğini belirtmiştir. Davacının müşteri bilgilerini istediğini bildiren işçi davalı tanığı olarak alınan beyanında da davacının kendisinden müşteri bilgilerini istediğini, bu durumu ilgililere bildirdiğini beyan etmiştir. Hal böyle olunca tüm dosya kapsamı ve davalı tanığının beyanı dikkate alındığında işveren ile davacı arasındaki güven ilişkisinin zedelendiği, işverenin davacıyla çalışma ilişkisini sürdürmesinin beklenemeyeceği, davacının iş sözleşmesinin haklı olmamakla birlikte geçerli sebeple feshedildiği anlaşılmaktadır. Bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerekli iken kabulüne karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
4857 sayılı İş Yasasının 20/3 maddesi uyarınca Dairemizce aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM :
Yukarda açıklanan gerekçe ile;
1. Mahkemenin kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. Davanın REDDİNE,
3. Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4. Davacının yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 1.320 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5. Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.500 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6. Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine,
Kesin olarak 17.04.2014 tarihinde oybirliği ile karar verildi.