Danıştay Kararı 4. Daire 2019/3304 E. 2022/4820 K. 20.09.2022 T.

Danıştay 4. Daire Başkanlığı         2019/3304 E.  ,  2022/4820 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2019/3304
Karar No : 2022/4820

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : …Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Kanuni temsilci sıfatıyla davacı adına düzenlenen … sayılı ödeme emirlerinin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: …Vergi Mahkemesince verilen …tarih ve E:…, K:…sayılı kararda; davacının ilgili dönemlerde kanuni temsilcisi olduğu …Taş. Loj. Tem. İnş. Ltd. Şti. adına tahakkuk eden kamu alacaklarının vadesinde ödenmemesi ve yapılan malvarlığı araştırmasında da şirket adına kayıtlı herhangi bir malvarlığına rastlanmadığından bahisle kanuni temsilci sıfatıyla davacıdan tahsili maksadıyla dava konusu ödeme emirlerinin düzenlendiği, söz kamu alacaklarının asıl borçlu şirket adına kesinleştirilmesine ilişkin olarak şirket adına düzenlenen … sayılı ödeme emrinin … tarihinde, … ile … sayılı ödeme emirlerinin 06/11/2017 tarihinde ilanen tebliğ edildiği, ancak ilanen tebliğden önce şirketin bilinen adreslerinde posta yolu ile tebliğ edilemediğinin ortaya konulması bakımından 213 sayılı Kanun’un 102. maddesinde belirtilen kişilerin imzası alınmak suretiyle oluşturulması gereken tutanakların dosyaya ibraz edilmediği görüldüğünden, asıl borçlu şirket adına düzenlenen ödeme emirlerinin tebliğinin hukuka uygunluğunu denetlenme imkanı bulunmamakta olup, anılan kamu alacaklarının asıl borçlu şirket adına usulüne uygun bir şekilde tebliğ edilerek kesinleştirildiği hususu davalı idarece ispat edilemediğinden dava konusu ödeme emirlerinde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; istinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davalı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davanın kabulüne ilişkin kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.

TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Asıl borçlu şirket … Taş. Loj. Tem. İnş. Ltd. Şti.’nin Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi’nde yayımlanan ilan ile ticaret sicili kayıtlarından silindiğinden, söz konusu şirketin tüzel kişiliğinin ortadan kalkmış olması nedeniyle davalı idare tarafından 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 17/9. maddesi uyarınca, tasfiye öncesi dönemlere ilişkin vergi ve cezaların kanuni temsilciler adına ve tasfiye dönemlerine ilişkin vergi ve cezaların ise tasfiye memurları adına tarh edilerek ilgilisine ihbarname ile tebliğ edilmek suretiyle takibe başlanılması gerekmektedir. Tüzel kişiliği bulunmayan/kalmayan asıl amme borçlusu şirket adına tarhiyat yapılıp ödeme emri düzenlenerek, şirket hakkında yapılan takibatın kesinleştiğinden bahisle dava konusu ödeme emri düzenlenmiş ise de, asıl borçlu şirket adına usulüne uygun olarak kesinleşmiş bir amme alacağından bahsetmeye olanak bulunmadığından davacı adına düzenlenen dava konusu ödeme emrinde hukuka uyarlık bulunmadığı, Bölge İdare Mahkemesi kararının bu gerekçe ile onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
Temyiz dilekçesinde kararın, … ve … nolu ödeme emirlerine ilişkin kısmına yönelik iddialar, kararın dayandığı gerekçeler karşısında, yerinde ve kararın bu kısımlarının bozulmasını sağlayacak nitelikte bulunmamıştır.
Kararın … nolu ödeme emrine ilişkin kısmına yönelik temyiz istemine gelince;
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun “Kanuni Temsilcilerin Ödevi” başlıklı 10. maddesinde, tüzel kişilerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları halinde bunlara düşen ödevlerin kanuni temsilcileri tarafından yerine getirileceği, temsilcilerin bu ödevleri yerine getirmemeleri yüzünden tüzel kişiden tamamen veya kısmen alınamayan vergi ve buna bağlı alacakların kanuni ödevlerini yerine getirmeyenlerin varlıklarından alınacağı öngörülmüştür.
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un mükerrer 35. maddesinde, tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacaklarının, kanuni temsilcilerin ve tüzel kişiliği olmayan teşekkülü idare edenlerin şahsi mal varlıklarından bu Kanun hükümlerine göre tahsil edileceği, tüzel kişilerin tasfiye haline girmiş veya tasfiye edilmiş olmalarının, kanuni temsilcilerin tasfiyeye giriş tarihinden önceki zamanlara ait sorumluluklarını kaldırmayacağı hüküm altına alınmıştır.

Dava dosyasının incelenmesinden; … Taş. Loj. Tem. İnş. Ltd. Şti. adına tahakkuk eden kamu alacaklarının vadesinde ödenmemesi ve yapılan malvarlığı araştırmasında da şirket adına kayıtlı herhangi bir malvarlığına rastlanmadığından bahisle kanuni temsilci sıfatıyla davacıdan tahsili maksadıyla dava konusu ödeme emirlerinin düzenlendiği, davacının, … Taş. Loj. Tem. İnş. Ltd. Şti.’nin kanuni temsilcisi olarak atandığı hususunun … tarih ve … sayılı ticaret sicil gazetesinde yayınlandığı ve 25/02/2015 tarihinde Türk Ticaret Kanunu geçici 7. maddesi uyarınca resen sicilden silinene kadar kanuni temsilcilik görevinin devam ettiği, dava konusu 5 nolu ödeme emri içeriği borçların, asıl borçlu şirket adına düzenlenen … tarih ve … nolu ödeme emrine dayandığı, … sayılı ödeme emrinin ilanen tebliğ edildiği, ancak ilanen tebliğden önce şirketin bilinen adreslerinde posta yolu ile tebliğ edilemediğinin ortaya konulması bakımından 213 sayılı Kanun’un 102. maddesinde belirtilen kişilerin imzası alınmak suretiyle oluşturulması gereken tutanakların dosyaya ibraz edilmediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verildiği anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlıkta, asıl borçlu şirket adına düzenlenen ödeme emrinin usulüne uygun olarak tebliğ edildiğinin ortaya konulamadığından bahisle karar verilmiş ise de, şirketin tüzel kişiliği, ticaret sicil kaydının silindiği 25/02/2015 tarihinde sona erdiğinden, bu tarihten sonra şirket adına tarh ve tahsil işlemleri tesis edilemeyeceği, tesis edilen işlemlerin de hukuki sonuç doğurmayacağı açık olmakla birlikte Vergi Dava Dairesince, kanuni temsilci sıfatıyla davacı adına düzenlenen dava konusu ödeme emirlerinin hukuka uygun olup olmadığının saptanabilmesi için irdelenmesi gereken bir önceki aşamanın ihbarname safhası olacağı, bu kapsamda da vergi borçlarının tüzel kişiliğinin mevcut olduğu dönemlerde şirket adına usulüne uygun olarak tahakkuk edip etmediği incelenerek yeniden bir karar verilmesi gerektiğinden Vergi Dava Dairesi kararında hukuki isabet görülmemiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin kısmen kabul, kısmen reddine,
2. … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, … ve … nolu ödeme emirlerine ilişkin kısmının oybirliğiyle ONANMASINA,
3. Anılan Vergi Dava Dairesi kararının … nolu ödeme emrine ilişkin kısmının Üye …’nin karşı oyu ve oyçokluğuyla BOZULMASINA,
4. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın Vergi Dava Dairesine gönderilmesine, 20/09/2022 tarihinde karar verildi.

(X) KARŞI OY :
Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, temyize konu Vergi Dava Dairesi kararının bozulmasını sağlayacak nitelikte bulunmadığından temyiz isteminin reddi gerektiği görüşüyle Dairemiz kararına katılmıyorum.