Danıştay 2. Daire Başkanlığı 2022/2287 E. , 2022/4308 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İKİNCİ DAİRE
Esas No : 2022/2287
Karar No : 2022/4308
KARŞILIKLI TEMYİZ İSTEMİNDE BULUNANLAR :
DAVALI : … Genel Müdürlüğü
VEKİLİ : Av. …
DAVACI : …
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … İdare Mahkemesince verilen … günlü, E:…, K:… sayılı kararın, davalı idare tarafından iptale ilişkin kısmının, davacı tarafından ise karar verilmesine yer olmadığı ve yargılama giderleri ile vekalet ücreti kısmının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava Konusu İstem: Komiser yardımcısı olarak görev yapan davacı, 2014 yılı terfi etmez kararının iptali ile bu işlem nedeniyle yoksun kalınan parasal ve özlük haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine hükmedilmesi istemiyle dava açmıştır.
… İdare Mahkemesinin … günlü, E:……, K:… sayılı kararıyla dava konusu işlemin iptaline, işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının davanın açıldığı 11/07/2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine hükmedilmiş; anılan kararın davalı idare tarafından temyiz edilmesi üzerine Danıştay Beşinci Dairesinin 21/02/2019 günlü, E:2016/23546, K:2019/1472 sayılı kararıyla iptale ilişkin kısmının gerekçeli onanmasına, kabule ilişkin kısmının ise bozulmasına hükmedilmiş; davalı idare tarafından karar düzeltme yoluna başvurulması üzerine Danıştay İkinci Dairesinin 14/12/2021 günlü, E:2021/2865, K:2021/4921 sayılı kararıyla karar düzeltme isteminin kısmen reddine, kısmen incelenmeksizin reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti : …İdare Mahkemesince bozma kararına uyularak verilen temyize konu kararla; iptal kararının gerekçesinin, davacının doğrudan terfi ettirilmesi sonucunu doğurmadığı, tespit edilen hususlara göre durumunun yeniden değerlendirilmesine yönelik olduğu ve davacının terfi edip etmeyeceğinin bu değerlendirme sonucunda belirleneceği dikkate alındığında, bu aşamada davacının parasal hak kaybının varlığından söz edilmesi mümkün olmadığından davacının işlem nedeniyle yoksun kalınan parasal haklarına ilişkin istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI :
1- Davalı İdarenin İddiaları: Davalı idare tarafından; dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu ileri sürülerek Mahkeme kararının iptale ilişkin kısmının bozulması istenilmektedir.
2- Davacının İddiaları: Davacı tarafından, dava konusu işlemin hukuka aykırı olduğunun karara bağlanması ve kesinleşmesi nedeniyle parasal haklarına da hükmedilmesi gerektiği, uzayan yargılama nedeniyle zararlarının günden güne arttığı, bu nedenle yoksun kaldığı maaş farklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine hükmedilmesi gerektiği ileri sürülerek Mahkeme kararının bozulması ve parasal ve özlük haklarının iadesi ile yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı idareye yükletilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.
TARAFLARIN CEVABI :
1- Davalı İdarenin Cevabı : Davacının temyiz isteminin reddi gerektiği yolundadır.
2- Davacının Cevabı : Cevap verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Mahkeme kararının, davacının temyiz isteminin kısmen kabulü ile yargılama giderlerinin düzelterek onanması; davalı idarenin karar düzeltme isteminin ise incelenmeksizin reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmüştür.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İkinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosyanın tekemmül ettiği anlaşıldığından, davalı idarenin yürütmenin durdurulması istemi hakkında karar verilmeksizin gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Davacının, Mahkeme kararının esasına yönelik temyiz istemi yönünden;
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Davacının, Mahkeme kararının yargılama gideri ve vekalet ücretine ilişkin kısmına yönelik temyiz istemi yönünden;
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 6545 sayılı Kanun’un 22. maddesiyle değişik “Temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar” başlıklı 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde; temyiz incelemesi sonunda kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa Danıştayın kararı düzelterek onayacağı hükme bağlanmıştır.
Anılan Kanun maddesinin gerekçesinde ise; temyiz incelemesinde sadece maddi hatalarda değil, aynı zamanda yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen eksiklik ya da yanlışlıklarda da düzelterek onama kararı verilmesinin sağlandığı, uygulamada, vekâlet ücretine, yargılama giderlerine ya da faize hükmedilmesinin unutulması ya da bunların yanlış hesaplanması gibi, kararın asli olmayan unsurlarında görülen bir kısım eksiklik ya da yanlışlıklar nedeniyle bozma kararları verildiği, bunun mahkeme tarafından tekrar karara bağlandığı ve yine bu kararlara karşı yeniden kanun yollarına başvurulabilmesi nedeniyle hem zaman hem de emek kaybına neden olunduğunun görüldüğü, bu suretle esasa etkili olmayan konularda Danıştayın kesin karar vermesi sağlanarak uyuşmazlığın hızla sonuçlandırılmasının amaçlandığı hususlarına yer verilmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun ”Kararlarda bulunacak hususlar” başlığını taşıyan 24. maddesinin (f) bendinde; kararlarda, yargılama giderleri ve hangi tarafa yükletildiğinin belirtileceği, 31. maddesinin göndermede bulunduğu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 323. maddesinde de; davaya göre Kanun uyarınca takdir olunacak vekalet ücretlerinin yargılama giderlerinden olduğu, 326. maddesinin birinci fıkrasında; kanunda yazılı hâller dışında, yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verileceği, 330. maddesinde; davayı kaybeden taraf aleyhine vekalet ücretine hükmedileceği, 331. maddesinin 1. fıkrasında ise; davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hallerde, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerine hükmedileceği kuralına yer verilmiştir.
Bilindiği üzere, yargılama sonucu bir tarafa yargılama giderlerinin yükletilmesinin nedeni, o tarafın, dava açmak ya da dava açılmasına sebebiyet vermek suretiyle karşı tarafın yargılama masrafı yapmasına neden olmasıdır.
Somut olayda, davacının “komiser rütbesine terfi ettirilmemesine ilişkin işlem” hakkında verilen iptal kararı “yeniden değerlendirme yapılması gerektiği” gerekçesiyle onanmış olup, nihayetinde “iptal kararı” bu şekilde kesinleşmiştir. Bu işleme bağlı olan parasal hak talebi ile ilgili olarak verilen nihai kararda ise, “işlem hakkında yeniden yapılacak değerlendirme sonucuna göre bir karar verileceği belirtilerek, bu aşamada davacının parasal hak kaybının varlığından söz edilemeyeceği” gerekçesiyle karar verilmesine yer olmadığı yolunda hüküm kurulmuştur. Ancak, bu “karar verilmesine yer olmadığı kararı” işlemin hukuka uygunluğunu saptayan ya da davacının haksız olduğunu ortaya koyan nitelikte bir hüküm değildir, Diğer bir ifadeyle davanın esası hakkında bir karar verilmemiştir.
Bu itibarla, parasal hak talebinin bağlı olduğu işlem hakkında iptal kararı verildiği ve temyizen incelenen kararda, dava konusu parasal hak talebi hakkında “hukuka aykırılık” yolunda bir tespit yapılmadığı dikkate alındığında, yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılan kısmı ile davalı idare lehine vekalet ücretine hükmedilmesinde hukuki isabet görülmemiştir.
Bu husus, yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan, düzeltilmesi mümkün eksiklik olarak görüldüğünden, İdare Mahkemesince verilen kararın hüküm fıkrasında yer alan “…aşağıda dökümü yapılan …-TL yargılama giderinin haklılık oranına göre takdiren …-TL’sinin davacı üzerinde bırakılmasına kalan …-TL’nin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine; davalı idare tarafından yapılan …-TL posta giderinin …-TL’sinin davalı idare üzerinde bırakılmasına kalan …-TL’nin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 13 üncü maddesinin (j) bendinin parantez içi hükmü uyarınca davalı idarenin harçtan muaf olması nedeniyle temyiz aşamasında alınmayan …-TL temyiz yargılama harcının (…- TL Temyiz Yoluna Başvurma Harcı, …-TL Temyiz Karar Harcı ve …-TL Karar Düzeltme Harcı olmak üzere) haklılık oranına göre takdiren …-TL’sinin davacıdan tahsili için ilgili tahsil dairesine müzekkere yazılmasına,
Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 2.550,00-TL vekalet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, 2.550,00-TL vekalet ücretinin de davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, …..” ibaresinin “…aşağıda dökümü yapılan 232,70-TL yargılama giderinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, davalı idarece yapılan ve posta giderinden ibaret 133,65-TL tutarındaki yargılama giderinin davalı idare üzerinde bırakılmasına; Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 2.550,00-TL vekalet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine …” şeklinde düzeltilerek onanması gerektiği sonucuna varılmıştır.
Davalı idarenin temyiz istemine gelince;
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 46. maddesinde; Danıştay dava daireleri ile idare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarına karşı tebliğ tarihini izleyen otuz gün içinde Danıştayda temyiz yoluna başvurulabileceği, 49. maddesinin 5. fıkrasında ise; kararların kısmen onaylanması ve kısmen bozulması hallerinde kesinleşen kısmın Danıştay kararında belirtileceği kurala bağlanmış olup, temyiz yoluna, aleyhine karar verilen taraflarca başvurulabileceği açıktır.
İdari işlemler hakkında iptal davası açılabilmesi için öncelikle idari işlemin ilgilinin hukuki menfaatini ihlal etmesi koşulunun varlığı arandığı gibi, kanun yoluna başvurmada da hukuki yarar bulunması gerekmektedir. Başka bir deyişle, kanun yoluna başvuranın, aleyhine kanun yoluna başvurduğu kararın bozulması veya değiştirilmesinde korunmaya değer hukuki menfaatinin bulunması şarttır.
Somut uyuşmazlıkta, davacının terfi ettirilmemesine ilişkin işlemin iptali ile yoksun kaldığı özlük ve parasal hakların yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesi yolunda verilen Mahkeme kararının, iptale ilişkin kısmının Danıştay Beşinci Dairesinin 21/02/2019 günlü, E:2016/23546, K:2019/1472 sayılı kararıyla gerekçeli olarak onanmasına, yoksun kalınan özlük ve parasal hakların davacıya ödenmesine ilişkin kısmının ise bozulmasına karar verildiği, davalı idarenin karar düzeltme isteminin de reddedilmesi nedeniyle kararın iptale ilişkin kısmının kesinleştiği, daha sonra Mahkemece bozma kararına uyularak, özlük ve parasal hakların ödenmesi istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği anlaşılmaktadır.
Davalı idare tarafından dosyaya sunulan temyiz dilekçesinde ise; Mahkeme kararının gerekçeli olarak onanarak kesinleşen iptale ilişkin kısmına yönelik hukuka aykırılık iddialarına yer verilerek bozulması istenilmektedir.
Bu durumda; davalı idarece bozma kararı sonrasında hakkında hüküm kurulmayan ve kesinleşen kısma yönelik iddialarla yapılan temyiz isteminin incelenmesine de yasal olanak bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. DAVALI İDARENİN TEMYİZ İSTEMİNİN İNCELENMEKSİZİN REDDİNE oybirliğiyle,
2. DAVACININ TEMYİZ İSTEMİNİN KISMEN REDDİ ile karar verilmesine yer olmadığı yolunda … İdare Mahkemesince verilen … günlü, E:…, K:… sayılı kararın ONANMASINA oybirliğiyle,
3. DAVACININ TEMYİZ İSTEMİNİN KISMEN KABULÜ ile … İdare Mahkemesince verilen … günlü, E:…, K:… sayılı kararın yargılama gideri ve vekalet ücretine yönelik hüküm fıkrasının yukarıda belirtildiği şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA oyçokluğuyla,
4. Davacı tarafından yapılan temyiz yargılama giderinin yarısının davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, diğer yarısının davacı üzerinde bırakılmasına, davalı idare tarafından yapılan temyiz yargılama giderinin davalı idare üzerinde bırakılmasına,
5. Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
6. 2577 sayılı Kanun’un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren onbeş (15) gün içinde Danıştayda karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 20/09/2022 tarihinde karar verildi.
(X) KARŞI OY :
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 6545 sayılı Kanun’un 22. maddesiyle değişik “Temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar” başlıklı 49. maddesinde; “1. Temyiz incelemesi sonunda Danıştay;
a) Kararı hukuka uygun bulursa onar. Kararın sonucu hukuka uygun olmakla birlikte gösterilen gerekçeyi doğru bulmaz veya eksik bulursa, kararı, gerekçesini değiştirerek onar.
b) Kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa kararı düzelterek onar.” hükmüne yer verilmiştir.
Temyiz incelemesinde; incelemeye tabi karardaki gerekçenin değiştirilmesi veya maddi hata ve yanlışlıkların düzeltilmesi, eksikliklerin tamamlanması mümkün olmakla birlikte, hükmün sonucunu, kapsamını değiştirecek şekilde düzeltme yapılması mümkün bulunmamaktadır.
Temyiz istemine konu Mahkeme kararı sonucunda haksızlığı yolunda bir tespit yapılmayan davacı aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesinde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Bu husus, yukarıda belirtildiği üzere 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “Temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar” başlıklı 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi kapsamında bulunmayıp; kararın bozulmasını gerektiren “hukuka aykırılık” teşkil etmektedir.
Bu sebeple, İdare Mahkemesi kararının bu kısmının, Mahkemece yeniden bir karar verilmek üzere bozulması gerektiği oyuyla, aksi yönde oluşan düzeltilerek onama kararına katılmıyoruz.