Danıştay Kararı 6. Daire 2022/6126 E. 2022/7808 K. 20.09.2022 T.

Danıştay 6. Daire Başkanlığı         2022/6126 E.  ,  2022/7808 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2022/6126
Karar No : 2022/7808

TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1- … 2-… 3-…
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVALILAR) : 1- … Bakanlığı
VEKİLİ : Hukuk Müşaviri …
2- … Büyükşehir Belediye Başkanlığı
VEKİLİ :Av. …
3- … Belediye Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN ÖZETİ :Kültür ve Turizm Bakanlığı Plan İnceleme ve Değerlendirme Kurulu tarafından 12.10.2021 tarihinde onaylanan, Antalya ili Kemer ilçesi … mahallesi … ada … ve … parsel sayılı taşınmazlara ilişkin Güney Antalya Turizm Alanı 1/25000, 1/5000 ve 1/1000 ölçekli imar planlarının; iptali istemiyle açılan davanın ehliyet yönünden reddi yolundaki … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolunda … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararın, usul ve hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek bozulması istenilmektedir.

SAVUNMALARIN ÖZETİ :
…Bakanlığı ve … Belediye Başkanlığı tarafından:Temyiz edilen kararda bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, usul ve kanuna uygun olan kararın onanması gerektiği savunulmaktadır.
… Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından: Savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …’İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin işin gereği görüşüldü:
Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairelerince verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkündür.
… Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince verilen … tarihli, E:…, K:… sayılı karar ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup bozulmasını gerektirecek bir sebep bulunmadığından, anılan kararın ONANMASINA, davacının yürütmenin durdurulması talebinde bulunurken yatırmış olduğu …-TL harcın iadesine, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine 20/09/2022 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.

KARŞI OY(X) : Dava, Kültür ve Turizm Bakanlığı Plan İnceleme ve Değerlendirme Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile uygun görülen ve … tarihinde onaylanan, Antalya ili, Kemer ilçesi, … Mahallesi … ada … parsel ve … parsel sayılı taşınmazlara ilişkin Güney Antalya Turizm Alanı 1/25000, 1/5000 ve 1/1000 ölçekli imar planlarının iptali istemiyle açılmıştır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 2. maddesinin (a) fıkrasında, idari davaların idari işlemler hakkında yetki, sebep, şekil, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılacağı belirtildikten sonra ilk inceleme konularının belirlendiği 14. maddenin 3/c bendinde dilekçenin ehliyet yönünden inceleneceği, 15. maddenin 1/b bendinde ise bu hususta kanuna aykırılık görülmesi halinde davanın reddedileceği hükme bağlanmıştır.
Yargısal denetim amacıyla her idari işleme karşı herkes tarafından iptal davası açılmasının idari işlemlerde istikrarsızlığa neden olmaması ve idarenin işleyişinin bu yüzden olumsuz etkilenmemesi için, dava konusu edilecek işlem ile dava açacak kişi arasında belli ölçüler içinde menfaat ilişkisi bulunması aranmaktadır. Her olay ve davada, yargı merciine başvurarak dava açan kişinin menfaatinin, iptali istenen işlemle ne ölçüde ihlal edildiğinin takdiri de yargı mercilerine bırakılmıştır. İptal davası açılabilmesi için gerekli olan menfaat ilişkisi kişisel, meşru ve güncel olmalıdır. Başka bir anlatımla, iptal davasında dava ehliyetinin varlığından söz edilebilmesi için, davacıyı etkilemesi, yani davacının kişisel menfaatini ihlal etmesi, işlem ile davacı arasında ciddi ve makul bir ilişkinin bulunması gerekmektedir.
İdari bir karar münhasıran davacıyı etkileyebileceği gibi, uyuşmazlığın niteliğine göre vatandaş veya belde sakini sıfatıyla da iptal davası açılabilmesinin hukuken olanaklı olduğu açıktır. Nitekim çevre ve kültürel değerlerin korunması amacıyla kamu yararını yakından ilgilendiren konularda Danıştay içtihatlarıyla belde sakini olmak dava açmak için yeterli görülmüştür.
Uyuşmazlıkta Mahkemece yapılan değerlendirmede,dava dilekçesine eklenen tapu belgelerinden ve dava dilekçesinde yer alan davacı adreslerinden, davacıların, dava konusu planların kapsadığı Antalya ili, Kemer ilçesi, … mahallesinde veyahut bu bölgenin yakınında kayıtlı taşınmazlarının bulunmadığı ve tamamının Antalya il merkezinde ikamet ettiği dikkate alındığında plan değişikliğinden etkilendiklerinden bahsedilemeyeceği, dolayısıyla dava konusu plan değişiklikleri ile davacılar arasında kişisel, meşru ve güncel bir menfaat ilişkisinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın ehliyet yönünden reddine karar verilmiş, bu kararın istinaf başvurusu üzerine istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
Ancak davacının dava dilekçesindeki iddiaları incelendiğinde; Antalya ilinde mülkiyet sahibi oldukları ve aynı zamanda ikamet ettikleri, planlama alanı ile doğrudan ilişki içinde olup sık sık da günübirlik kullanım gerçekleştirdikleri, dava konusu plan değişikliğinin kamu yararına ve orman ve kıyı mevzuatına aykırı olduğu, planlama bölgesinin kaplumbağaların sınırlı olan yumurtlama alanı içinde yer aldığı, doğayı ve kamu yararını korumakla yükümlü olan her vatandaşın bu davayı açma hakkı ve yükümlülüğü bulunduğu, dava konusu işlemin Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğine aykırı olduğu ve plan açıklama raporlarının ilan edilmediği, plan değişikliğine ilişkin kamu yararı bulunmadığı, plan ile alana getirilen ek nüfusa yönelik yeterli sosyal ve teknik donatı alanı ayrılmadığı, hukuka aykırı olduğu iddia ve itirazlarında bulunarak dava konusu imar planlarının iptalini istediği anlaşılmaktadır.
Söz konusu uyuşmazlığın mahiyeti incelendiğinde, dava konusu taşınmazların imar planı değişikliği ile günübirlik tesis alanından turizm tesis alanına dönüştürüldüğü ve taşınmazlara getirilen kullanım kararı ile bölge halkının kullanımında olan sahil şeridinin yapılaşmaya açılarak oteller tarafından kullanılacağı, bu durumda bölge halkının sahile ve denize olan ulaşımının etkileneceği iddialarıyla bakılan davanın açıldığı, davacılarında Antalya ilinde ikamet ettikleri ve dava konusu planlama bölgesinde sosyo-kültürel faaliyetlerde bulundukları göz önünde tutulduğunda, davacıların iptali istenilen işlemle aralarında meşru, kişisel ve güncel bir menfaat ilişkisinin bulunduğu, dolayısı ile menfaatleri etkilendiğinden bakılan davada ehliyetli oldukları anlaşılmıştır.
Bu durumda davacıların dava açma ehliyeti olduğu sonucuna varıldığından, İdare Mahkemesince, davacılara ilişkin olarak davanın ehliyet yönünden reddi yolunda verilen kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararın bozulması gerektiği oyuyla Dairemiz kararına katılmıyorum.