Danıştay Kararı 7. Daire 2021/443 E. 2022/3373 K. 20.09.2022 T.

Danıştay 7. Daire Başkanlığı         2021/443 E.  ,  2022/3373 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
YEDİNCİ DAİRE
Esas No : 2021/443
Karar No : 2022/3373

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı
(… Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av…

KARŞI TARAF (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Motorlu araç alım satımıyla uğraşan davacı adına, 2013 yılının muhtelif dönemlerinde ikinci el olarak aldığı 82 adet aracın, satıcısı … hakkında düzenlenen vergi inceleme raporunda, bu kişinin kendi adına faturalandırdığı ve hiç kullanılmaksızın sattığı 115 aracın gerçekte sıfır araç olduğunun ve bu nedenle özel tüketim vergisi matrahlarının eksik beyan edildiğinin tespit edildiğinden bahisle resen tarh edilen özel tüketim vergileri ile kesilen vergi ziyaı cezalarının tahsili amacıyla 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanunu’nun 13. maddesinin 3. fıkrasına istinaden müteselsil sorumlu sıfatıyla düzenlenen ödeme emirlerinin iptali istemiyle dava açılmıştır.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: …. Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla, 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi (II) Sayılı Liste Uygulama Genel Tebliği’nin “Müteselsil Sorumlu Nezdinde Verginin Takibi” başlıklı 2.3. Bölümünde, verginin, özel tüketim vergisi mükellefi adına tarh ve tahakkuk ettirilerek öncelikle mükelleften aranacağı, özel tüketim vergisi mükellefi tarafından eksik beyan edilen veya hiç beyan edilmeyen vergi için yapılacak tarhiyat üzerine tahsil edilebilir hale gelen vergi ve gecikme faizi ile ilgili olarak; özel tüketim vergisi mükellefine, bilinen adreslerinde bulunamadığından ödeme emri tebliğ edilememiş olması veya kendisine ödeme emri tebliğ edilen özel tüketim vergisi mükellefinin mal beyanında bulunmamış, vergi dairesince de malı tespit olunamamış ya da beyan edilen veya vergi dairesince tespit olunan malların amme alacağını karşılamayacağının anlaşılmış olması hallerinde özel tüketim vergisi mükellefi dışındaki mükellef (müteselsil sorumlu) nezdinde ödeme emri ile takibe başlanılacağı, müteselsil sorumluluğun, satın alınan taşıta ilişkin hesaplanan özel tüketim vergisi, varsa gecikme faizi ve gecikme zammı ile sınırlı olduğu ve cezaların sorumluluk kapsamı dışında bulunduğu düzenlemesine yer verildiği dosyasının incelenmesinden; davacının 2013 hesap dönemi faaliyetlerinin incelenmesi neticesinde, …’tan 2013 yılında aldığı 82 adet (78 fatura ile) otomobil ile ilgili olarak 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 11. maddesi ile Özel Tüketim Vergisi Kanunu’nun 13. maddesi kapsamında müteselsil olarak sorumlu tutulması gerektiğinden bahisle dava konusu ödeme emirlerinin düzenlendiği, olayda; davacının müteselsil sorumlu olmasını gerektiren şartların oluşup oluşmadığının tespiti amacıyla Mahkemelerinin ara kararları ile asıl mükellef … hakkında tüm takip yollarının tüketildiğini gösteren ihbarname, ödeme emri, tebliğ alındıları, malvarlığı araştırmasına ilişkin bilgi ve belgeler ile borcun asıl özel tüketim vergisi mükellefinden tahsil edilemediğini ortaya koyan gerekli tüm bilgi ve belgelerin istenildiği, idarece gönderilen bilgi ve belgelerden, … adına cezalı tarhiyatlar yapıldığı ve düzenlenen vergi/ceza ihbarnamelerinin tebliğ edildiği, hakkında ödeme emirleri düzenlendiği ancak henüz tebliğ edilmediği, bu durumda asıl mükellef adına, yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri gereğince tüm takip yollarının tüketilmediğinin anlaşıldığı, bu durumda; araç alım-satımına taraf olan davacının müteselsil sorumluluğuna gidilebilmesi için aranan, asıl mükellefi adına tüm takip yollarının tüketilmesi şartı oluşmadığından, davacı adına müteselsil sorumlu sıfatıyla düzenlenen ödeme emirlerinde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle davaya konu işlemlerin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ve davalı idare tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan kararın onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Yedinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Temyiz isteminin reddine,
2. … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının ONANMASINA,
3. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliği ve bir örneğinin de Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 20/09/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.