Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2009/7803 E. 2010/15853 K. 02.12.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/7803
KARAR NO : 2010/15853
KARAR TARİHİ : 02.12.2010

Mahkemesi :Bakırköy 11.İş Mahkemesi
Tarihi :04.02.2009
No :120-62

Dava; zararlandırıcı sigorta olayı sonucu yaşamını yitiren sigortalının hak sahibi eşine yapılan sosyal sigorta yardımları nedeniyle uğranılan zararın, 506 sayılı Kanunun 10 ve 26. maddeleri gereğince davalı işverenden rücuan alınması istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi . tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1-) Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-) Davalı işveren şirkete ait işyerinde hizmet akdine dayalı olarak çalıştırılan sigortalının, görevlendirilerek işverenin aracını kullandığı sırada direksiyon hakimiyetini kaybedip yol kenarındaki kaldırıma ve ağaçlara çarpması sonucu yaşamını yitirmesiyle iş kazasının gerçekleştiği, iki adet trafik polis memurunca düzenlenen trafik kazası tespit tutanağında sigortalının tam kusurlu olduğunun belirtildiği anlaşılmakta olup, işbu rücu davasına bakan mahkemece kusur incelemesi yaptırılmaksızın, kazalının kusurunun tümünden 506 sayılı Kanunun 10’uncu maddesi hükmü gereğince davalının sorumlu olduğu gerekçesiyle ve sigortalının hak sahibi eşine bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değeri gözetilerek yazılı şekilde karar verilmiştir.
Davanın yasal dayanaklarından birini oluşturan 506 sayılı Kanunun 26’ncı maddesinin birinci fıkrasındaki “sigortalı veya hak sahibi kimselerin işverenden isteyebilecekleri miktarlarla sınırlı olmak üzere” ibareleri, Anayasa Mahkemesi’nin, 21.03.2007 gün ve 26649 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 23.11.2006 tarih ve 2003/10 Esas, 2006/106 Karar numaralı kararı ile iptal edilmiş olup, Anayasa’nın 152 ve 153. maddelerinde öngörülen düzenleme uyarınca, Anayasa Mahkemesi iptal kararlarının Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmesi ile birlikte, elde bulunan ve kesinleşmemiş tüm davalarda uygulanması zorunludur. Diğer taraftan, anılan Kanunun kusursuz sorumluluk ilkesini içeren 10’uncu maddesine dayalı tazmin sorumluluğu durumunda, 26’ncı maddeye ilişkin davalardaki sorumluluğun ilk peşin sermaye değeri ile sınırlandırılması kuralının kıyas yoluyla uygulanması gerekmekte ise de, 10’uncu maddenin öngördüğü sorumluluk durumu 26’ncı maddeye göre farklı ve daha ağır olduğundan, işverenin sorumluluğu, ilgililerin kusur oranı gözetilmeksizin belirlenecek ilk peşin sermaye değeri ve sosyal yardım zammı toplamından Borçlar Kanununun 43 ve 44’üncü maddeleri uyarınca sigortalının kusurunun %50’sinden az olmamak üzere hakkaniyet indirimi yapılarak saptanmalıdır.
Yukarıdaki açıklamalar ışığı altında inceleme konusu dava değerlendirildiğinde; öncelikle, sigortalı ve varsa davalı işveren ile diğer ilgililerin kusur oran ve aidiyetlerinin belirlenmesi için iş güvenliği ve işçi sağlığı konularında uzman kişilerden oluşturulacak bilirkişi kuruluna inceleme yaptırılarak 506 Sayılı Kanunun 26., 4857 sayılı Kanunun 77., İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğünün 2 vd. maddelerine uygun olarak düzenlenmiş rapor alınmalı, daha sonra Anayasa Mahkemesi’nin söz konusu iptal kararı ile ortaya çıkan hukuki durum ve davalı hakkında uygulama koşulu gerçekleşen 506 sayılı Kanunun 10’uncu maddesi gözetilerek, sigortalının eşine bağlanan ölüm gelirinin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değeri ile sosyal yardım zammının, yapılacak hakkaniyet indirimi ile tazminine olanak bulunan kısmı belirlenip Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 74’üncü maddesinde yer alan istemle bağlılık ilkesi de dikkate alındıktan sonra elde edilecek sonucuna göre hüküm kurulmalıdır.
Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, mahkemece eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
S O N U Ç : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının isteği durumunda davalıya geri verilmesine, 02.12.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.