Danıştay 7. Daire Başkanlığı 2020/2314 E. , 2022/3347 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
YEDİNCİ DAİRE
Esas No : 2020/2314
Karar No : 2022/3347
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Bakanlığı
… Başkanlığı
KARŞI TARAF (DAVACI) : … Sigorta Acenteliği Limited Şirketi
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Sigorta acenteliği faaliyetinde bulunan davacı tarafından, 2007 yılının Ocak ilâ Temmuz dönemleri için ödenen banka ve sigorta muameleleri vergisinin iadesi istemiyle yapılan düzeltme ve şikâyet başvurusunun zımnen reddine dair işlemin iptali ile ödenen verginin kanuni veya ticari faizden yüksek olanı üzerinden hesaplanacak faiziyle birlikte iadesi istemiyle dava açılmıştır.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Bozma kararı üzerine, sigortacılık faaliyetinde bulunanların banka ve sigorta muameleleri vergisinin mükellefi olabilmeleri için sigorta şirketi olmalarının zorunlu bulunduğu, sigorta acentelerinin verginin mükellefi olarak kabul edilemeyeceği, sigorta sözleşmesi yapma ve prim tahsil etme konularında yetkili kılınmalarının da mükellef sayılmalarını gerektirmeyeceği, dolayısıyla mükellefiyette hata nedeniyle dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı, öte yandan; Mahkemelerince verilen ara kararına cevaben gönderilen tebliğ alındısının incelenmesinden, davacı tarafından 2007 yılı için ödenen banka ve sigorta muameleleri vergisinin iadesi istemiyle yapılan başvuruya ilişkin dilekçenin postaya veriliş tarihinin 31/12/2012 olduğu, Merter Vergi Dairesi kayıtlarına ise 11/01/2013 tarihinde girdiğinin anlaşıldığı, buna göre düzeltme başvurusunun zamanaşımı süresi içinde yapıldığı, gerekçesiyle dava konusu işlemin iptali ile ödenen tutarın verginin tahsil tarihinden itibaren hesaplanacak tecil faiziyle birlikte iadesine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Sözleşme yapma ve prim tahsil etme yetkisi bulunan davacının gerçekleştirdiği işlemlerde banka ve sigorta muameleleri vergisinin mükellefi olmasının gerektiği, olayda vergi hatasının bulunmadığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : İstemin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’İN DÜŞÜNCESİ : Dayandığı hukuki ve kanuni nedenlerle gerekçesi yukarıda açıklanmış bulunan mahkeme kararının, dava konusu işlemin iptaline ve fazladan ödenen vergilerin tahsil tarihinden itibaren hesaplanacak tecil faiziyle iadesine ilişkin hüküm fıkrasının, faizin yasal faiz oranına isabet eden kısmı, aynı gerekçe ve nedenlerle hukuka uygun görülmüş olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, sözü geçen hüküm fıkrasının bozulmasını sağlayacak durumda görülmemiştir.
Faizin ödenen vergilerin yasal faizi aşan tecil faizi ile faizin başlangıcına yönelik temyiz istemine gelince; ödenecek tutarın davacıya faiziyle iadesinde faizin başlangıç tarihinin 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanunda yer alan düzenlemeler uyarınca, idareye başvuru tarihi olarak kabulü gerekirken, faizin başlangıcının ödeme tarihi olarak kabulü suretiyle verilen kararın anılan hüküm fıkrasının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Yedinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY:
Sigorta acenteliği faaliyetinde bulunan davacı tarafından, 2007 yılının Ocak ilâ Temmuz dönemleri için ödenen banka ve sigorta muameleleri vergisinin iadesi istemiyle yapılan düzeltme ve şikâyet başvurusunun zımnen reddine dair işlemin iptali ile ödenen verginin kanuni veya ticari faizden yüksek olanı üzerinden hesaplanacak faiziyle birlikte iadesi istemiyle dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
İdareyi, eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü tutan Anayasa’nın 125. maddesinin son fıkrası, yargı yeri kararı uyarınca iadesi gereken bir miktar paranın, idarenin tasarrufunda kalan sürede ilgilisi tarafından tasarruf edilememesinden doğan zararın giderilmesini de kapsamaktadır. Niteliği gereği faiz ancak sözleşme ya da bir yasa hükmüne dayanılarak talep edilebilir. Vergi alacağının kanuna aykırılığından bahisle dava açılması ve bu davanın kabul edilmesi durumunda iadesi gereken tutar yönünden vergi idaresi ile davacı arasındaki ilişki, iadenin yargı kararıyla hüküm altına alınması nedeniyle yönetilen-idare ilişkisi olmaktan çıkarak, bir borç ilişkisine dönüşmüştür. Dolayısıyla, bu ilişkinin borçlusu tarafından alacaklısına, 1. maddesinde Borçlar Kanunu ve Ticaret Kanununa göre faiz ödenmesi gereken hallerde hangi oranda faiz ödeneceğini düzenleyen, 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun hükümlerine göre faiz ödenmesi gerekmektedir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Temyiz istemine konu yapılan kararın, düzeltme ve şikayet başvurusunun zımnen reddine dair işlemin iptaline ilişkin hüküm fıkrası usul ve hukuka uygun olup, davalı idarenin temyiz dilekçesinde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Mahkeme kararının, fazladan ödenen vergilerin tahsil tarihinden itibaren hesaplanacak tecil faiziyle iadesine ilişkin hüküm fıkrasına gelince:
3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine ilişkin Kanunda yer alan düzenlemeler uyarınca, tahsil edilen tutarın, başvuru tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle iadesi gerektiğinden, kararın faize ilişkin hüküm fıkrasının, idareye başvuru tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faize hükmedilmesine ilişkin kısmında hukuka aykırılık; faizin başlangıcı ve türü ile ilgili fazlaya ilişkin kısmında ise hukuka uyarlık bulunmamıştır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin kısmen reddine, kısmen de kabulüne,
2. … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının; düzeltme ve şikayet başvurusunun zımnen reddine dair işlemin iptaline ve faizin idareye başvuru tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiz oranına isabet eden kısmına ilişkin hüküm fıkrasının ONANMASINA,
3. Kararın, faize ilişkin hüküm fıkrasının, yasal faizi aşan tecil faizine isabet eden kısmı ile ödeme tarihiyle idareye başvuru tarihi arasındaki dönem için faize hükmedilmesine ilişkin kısmının BOZULMASINA,
4. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar vermek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
5. 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 13. maddesinin (j) bendi parantez içi hükmü uyarınca alınması gereken harç dahil olmak üzere, yargılama giderlerinin yeniden verilecek kararda karşılanması gerektiğine,
6. 2577 sayılı Kanun’un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen onbeş gün içinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 19/09/2022 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY :
Davalı idare tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, mahkeme kararının, tahsil tarihiyle idareye başvuru tarihi arasındaki dönem için yasal faize hükmedilmesine ilişkin hüküm fıkrasının bozulmasını sağlayacak nitelikte görülmediğinden temyiz isteminin reddi ile kararın anılan hüküm fıkrasının da onanması gerektiği oyu ile Dairemiz kararının bozmaya ilişkin hüküm fıkrasının faizin başlangıcına dair kısmına katılmıyoruz.