Danıştay Kararı 6. Daire 2022/3313 E. 2022/7736 K. 19.09.2022 T.

Danıştay 6. Daire Başkanlığı         2022/3313 E.  ,  2022/7736 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2022/3313
Karar No : 2022/7736

DAVACI : Sınırlı Sorumlu … Yapı Kooperatifi
VEKİLİ : Av. …

DAVALI : … Bakanlığı/ANKARA

DAVANIN KONUSU : Antalya ili, Kaş ilçesi, … Mahallesi, … mevki, … ada, … ve … sayılı parselleri kapsayan alanda, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca 08.02.2022 tarihinde onaylanan ve 15.02.2022 tarihinde askıya çıkarılan Antalya-Burdur-Isparta Planlama Bölgesi 1/100.000 Ölçekli Çevre Düzeni Planı Değişikliğinin iptali istenilmektedir.

DAVACININ İDDİALARI : Kooperatifin uyuşmazlık konusu … ada … ve … sayılı parsellerin maliki olduğu, taşınmazların çevre düzeni planındaki ”tercihli kullanım alanı” fonksiyonunun dava konusu 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı ile ”tarım alanı” olarak değiştirildiği, taşınmazın tarım değil tercihli kullanım alanları içerisinde kaldığı, daha önce yapılan incelemeler neticesinde de taşınmazın tarım arazisi niteliğinde olmadığının tespit edildiği, bu durumun mahkemece mahallinde yapılacak keşif ve bilirkişi incelemesi ile de ortaya çıkacağı, önceki onaylanan çevre düzeni planı ile dava konusu çevre düzeni planı arasında çelişkiler bulunduğu, kazanılmış haklarının ihlal edildiği, dava konusu işlemin sebep ve konu yönünden hukuka aykırı olduğu ve iptaline karar verilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince Tetkik Hakimi …’nin açıklamaları dinlendikten ve dosya incelendikten sonra, 2577 sayılı Kanunun 14. maddesi uyarınca işin gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY:
Antalya ili, Kaş ilçesi, … Mahallesi, … mevki, … ada, … ve … sayılı parselleri kapsayan alanda, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca 08.02.2022 tarihinde onaylanan ve 15.02.2022 tarihinde askıya çıkarılan Antalya-Burdur-Isparta Planlama Bölgesi 1/100.000 Ölçekli Çevre Düzeni Planı Değişikliğinin iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 2. maddesinde “İdari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan iptal davaları” idari dava türleri arasında sayılmıştır.
Aynı Kanunun 14. maddesinde dava dilekçelerinin “ehliyet” hususunda ilk incelemeye tabi tutulacağı, 15. maddesinde ise ehliyetsiz kişi tarafından açılan davanın bu nedenle reddine karar verileceği düzenlenmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
İdarenin eylem ve işlemlerinin yargısal denetime tabi tutulmasını sağlayan iptal davaları, hukuka aykırı idari eylem veya işlemlere muhatap olan kişilerin hukuki korunmasını sağladıkları gibi hukuk devleti ilkesinin bir unsuru olan idarenin hukuka bağlılığının gerçekleştirilmesi amacına da hizmet ederler. İdarenin hukuka uygunluğunu sağlamaları bakımından kural olarak sırf kişilerin hukuki korunması amacıyla açılan hukuk davalarından ayrılan iptal davaları, bu özellikleri nedeniyle kendine özgü ve objektif yönü de olan bir dava türü olarak kabul edilmektedirler.
Hukuka aykırı işlemlerin hukuk aleminden kaldırılmasını sağlayarak bozulan hukuk barışını yeniden temin eden iptal davalarının açılabilmeleri için aranan ehliyet koşulu da bu özellikleri nedeniyle diğer dava türlerinden farklıdır.
İdari yargılama hukukunda, iptal davaları için aranan ehliyet koşulu; objektif dava ehliyeti olarak adlandırılan kişinin dava açma yeteneğinin yanında sübjektif dava ehliyeti olarak adlandırılan dava açacak kişi ile davaya konu edilecek idari işlem arasında bir menfaat bağı bulunmasını da içerecek şekilde anlaşılmaktadır.
Davacı ile dava konusu ettiği işlem arasında bulunması gereken menfaat bağının bulunup bulunmadığı, her bir davada iptal davasının yukarıda açıklanan özellikleri göz önünde bulundurulmak suretiyle yargı mercilerince takdir edilmektedir. Bu değerlendirme yapılırken iptal davasının objektif niteliği nedeniyle dava açma imkanını makul olmayan ölçüde sınırlandıran bir yaklaşımdan kaçınılması gerektiği gibi herkesin makul bir menfaat bağı bulunmaksızın her istediği idari işleme karşı dava açabilmesine imkan tanıyacak ve bu nedenle idarenin işlemlerinde ve işleyişinde istikrarsızlığa neden olacak bir yaklaşımdan da kaçınılması gerekmektedir.
İptal davasında sübjektif dava ehliyeti olarak dava konusu edilecek işlem ile ihlal edilen menfaatin kişisel, meşru ve güncel bir menfaat olması gerekmektedir. Menfaatin güncel olmasından anlaşılması gereken, dava konusu edilecek işlem nedeniyle gerçekleşen menfaat ihlalinin geçmişte kalmış ve etkilerini kaybetmiş ya da gelecekte yaşanması muhtemel olan bir menfaat ihlali olmaması; aksine davanın açıldığı tarihte yaşanan ve dava boyunca da devam eden bir menfaat ihlali olması gerekmektedir.
Bakılan uyuşmazlıkta, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden yapılan sorgulamada, uyuşmazlık konusu … parsel sayılı taşınmazın 102, … parsel sayılı taşınmazın ise 74 hissedarının olduğu, bu hissedarlar arasında davacı kooperatifin bulunmadığı görüldüğünden, uyuşmazlığın çözümlenebilmesi için Danıştay Altıncı Dairesi’nin 18.05.2022 tarih ve E:2022/3313 sayılı ilk incelemeye esas ara kararı ile davacı Sınırlı Sorumlu … Yapı Kooperatifinden; uyuşmazlık konusu Antalya ili, Kaş ilçesi, … Mahallesi, … ada, … ve … parsel sayılı taşınmazlar ile ilgili mülkiyet konusuna açıklık getirilmesinin ve anılan taşınmazlar ile mülkiyet ilişkisini ortaya koyan tapu kayıtları ile buna ilişkin diğer tüm bilgi ve belgelerin istenilmesine karar verilmiş, davacı kooperatif vekilinin 02.08.2022 tarihinde UYAP üzerinden gönderdiği ara kararına cevap dilekçesinde; uyuşmazlık konusu taşınmazların hissedarlarının davacı kooperatifin üyeleri olduğunu, üyelerin hissedar oldukları bu taşınmazlar ile ilgili iş ve işlemlerin yürütülmesi için tüm yetkiyi kooperatife verdiğini, hissedarlar adına tüm işlemlerin vekaletname ile yürütüldüğünü belirterek, dilekçe ekinde uyuşmazlık konusu taşınmazların bir kısım hissedarları tarafından bu taşınmazlar ile ilgili bir kısım iş ve işlemlerin yapılması için davacı kooperatife verilen dört adet vekaletname suretini ve 13.03.1978 tarih ve 429 sayılı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi kaydını sunduğu görülmüştür.
13.03.1978 tarih ve 429 sayılı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi’nde yayımlanan kooperatif ana sözleşmesinin incelenmesinde; sözleşmenin 4. maddesinde, kooperatifin merkezinin ”Ankara” olduğu, 5. maddesinde ise amacının; ortakları, sıhhi ve ucuz konut sahibi yapmak olduğu belirtilerek; bu amaçla, a) Arsa ve arazi satın alır, gerekirse bunları parsellere böldürerek ortaklarına konut yaptırır, b) Yapılan konutların mülkiyetini bu ana sözleşmede yazılı esaslara göre ortaklarına aktarır, c) a ve b fıkralarında yazılı hususları sağlamak üzere taşınır-taşınmaz mal edinebiilir, gerekirse borç para alabillir, ç) Ortakların sosyal, kültürel ve ekonomik ihtiyaçlarını karşılamak üzere gerekli tesisleri kurar, bu tesisleri işletir veya kiraya verir.” düzenlemelerine yer verildiği görülmüştür.
Bu durumda, merkezi ”Ankara” olan davacı kooperatifin planlama alanında taşınmazının bulunmadığı, kuruluş amacı doğrultusunda uyuşmazlık konusu taşınmazlar ile arasında daha öncesinde herhangi bir mülkiyet bağı kurulmadığı anlaşıldığından, ”Kaş ilçesinde” ve bir kısım üyelerinin şahsi mülkiyetinde bulunan taşınmazları kapsayan alanda kabul edilen dava konusu çevre düzeni planına ilişkin işlemin doğrudan doğruya yasal ve meşru bir menfaatini ihlal etmediği, bu işlemin iptali istemiyle açtığı davanın ehliyet yönünden reddi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Öte yandan, davacı kooperatif tarafından dava konusu çevre düzeni planına askı süresi içerisinde itiraz edilmesi ve bu itirazın zımnen reddedilmesinin de davacıya dava açma ehliyeti sağlamayacağı tabidir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Antalya ili, Kaş ilçesi, … Mahallesi, … mevki, … ada, … ve … sayılı parselleri kapsayan alanda, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca 08.02.2022 tarihinde onaylanan 1/100.000 Ölçekli Çevre Düzeni Planı Değişikliğinin iptali istemiyle açılan davanın ehliyet yönünden REDDİNE,
2.Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam …-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3.Yürütmenin durdurulması istemi değerlendirilmediğinden bu isteme ait …-TL harcın davacıya iadesine,
4.Davaya davacı yanında müdahil olma istemiyle yatırılan müdahale harçlarının istemde bulunanlara ayrı ayrı iadesine,
5.Davalının savunması alınmadığından Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca vekâlet ücretine hükmedilmemesine,
6.Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
7.2577 sayılı Yasanın 20/A maddesi kapsamında kalan davada, bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 gün içerisinde Danıştay Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere,19/09/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.