Danıştay Kararı 10. Daire 2021/6547 E. 2022/3884 K. 15.09.2022 T.

Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2021/6547 E.  ,  2022/3884 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2021/6547
Karar No : 2022/3884

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Bakanlığı / …
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACILAR) : 1- …
2- … 3- …
VEKİLLERİ : Av. …
İSTEMİN_KONUSU : … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacıların yakını olan ve … Müze Müdürlüğü bünyesinde araştırmacı olarak görev yapan … ‘ın işyerinde vurularak öldürülmesi nedeniyle davacılardan eşi … için 50.000,00 TL (miktar artırımı ile 709.142,45 TL), kızı … için 35.000,00 TL (miktar artırımı ile 97.893,47 TL) ile oğlu … için 25.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatı ile her bir davacı için ayrı ayrı 20.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince; Danıştay Onuncu Dairesinin, yürütülen kamu hizmeti sırasında meydana gelen özel ve olağandışı zararın davacılar murisinin kişisel kusurundan doğmamış olması nedeniyle kusursuz sorumluluk ilkesi uyarınca giderilmesi gerektiği yolundaki … tarih ve E:… , K:… sayılı bozma kararına uyularak yapılan yargılama neticesinde, davacıların uğradığı destekten yoksun kalma zararının tespiti için Mahkemelerince yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen ve hükme esas alınabilecek nitelikte görülen 27/05/2021 havale tarihli rapor doğrultusunda, maddi tazminat istemlerinin kabulü ile eş … için 709.142,45 TL, çocuk … için 97.893,47 TL ve çocuk … için 20.537,55 TL olmak üzere toplam 827.573,47 TL maddi tazminatın 105.537,55 TL’lik kısmının dava tarihinden, miktar artırım dilekçesi ile artırılan 722.035,92 TL’lik kısmının ise miktar artırım dilekçesinin mahkeme kaydına girdiği tarihten itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idarece ödenmesine; manevi tazminat istemlerine ilişkin olarak ise, davanın kabulü ile her bir davacı için 20.000,00 TL olmak üzere toplam 60.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idarece ödenmesine karar verilmiştir.

TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI : Davalı idare tarafından; temyize konu kararda hükmedilen tazminat tutarlarının yüksek olduğu, hükme esas alınan bilirkişi raporunun yeterince araştırma yapılmadan ve bilimsel verilerden uzak şekilde hazırlandığı, davacıların tazminat istemlerine konu vefat olayı her ne kadar müze binasında gerçekleşmişse de mağdur ile fail arasında göreve dayalı bir eylemin bulunmadığı, olayın idari bir eylemden değil taraflar arasında geçen özel bir husumetten kaynaklandığı, bu itibarla zarar ile idarenin eylemi arasında nedensellik bağı aramanın dahi gereksiz olduğu, ölüm olayının dava dışı bir şahsın eylemi sonucu oluşması nedeniyle kusursuz sorumluluk ilkesine de gidilemeyeceği ileri sürülmektedir.

KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davacılar tarafından davalı idarenin temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …

DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kısmen kabulü, kısmen reddi ile temyize konu İdare Mahkemesi kararının manevi tazminat istemlerinin kabulüne ilişkin kısmının onanması, maddi tazminat istemlerinin kabulüne ilişkin kısmının ise yeni bir bilirkişi raporu alınarak karar verilmek üzere bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :

MADDİ OLAY :
Davacıların eşi ve babası … , … Müze Müdürlüğü bünyesinde araştırmacı olarak görev yapmakta iken, 27/07/2010 tarihinde müze bahçesinde sabah işe geldiği sırada daha önceden müzede işçi statüsünde görev yapmış ve işine son verilmiş olan … isimli şahsın açtığı ateş sonucunda vurularak vefat etmiştir.
Davacıların, bu olay nedeniyle uğradıklarını ileri sürdükleri zararların tazmini amacıyla 18/10/2010 tarihinde davalı idareye yaptıkları başvuru, zımnen reddedilmiştir.
Bunun üzerine davacılar tarafından, 22/12/2010 tarihinde bakılan dava açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın 125. maddesinde; idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır.
İdare, kural olarak yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
Kusursuz sorumluluk, kamu hizmetinin görülmesi sırasında kişilerin uğradıkları özel ve olağan dışı zararların idarece tazmini esasına dayanmakta olup; kusur sorumluluğuna oranla ikincil derecede bir sorumluluk türüdür. Başka bir anlatımla idare, yürüttüğü hizmetin doğrudan sonucu olan, idari faaliyet ile nedensellik bağı kurulabilen, özel ve olağan dışı zararları kusursuz sorumluluk ilkesi gereği tazminle yükümlüdür. Bu bağlamda, kamu görevlilerinin görevini yaparken, görevi nedeniyle uğramış olduğu zararların da kusursuz sorumluluk ilkesi uyarınca tazmini gerekmektedir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:

A- Temyize Konu İdare Mahkemesi Kararının; Manevi Tazminat İstemlerinin Kabulüne İlişkin Kısmının İncelenmesi:
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Ayrıca, anılan Kanun’un 50. maddesinin 4. fıkrasında, Danıştayın bozma kararına uyulduğu takdirde, bu kararın temyiz incelemesinin bozma kararına uygunlukla sınırlı olarak yapılacağı kuralına yer verilmiştir.
Dosyadaki belgeler ile temyiz dilekçesindeki iddiaların, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesinin 4. fıkrası uyarınca bozma nedenlerine uygunlukla sınırlı olarak incelenmesinden, temyiz istemine konu kararın manevi tazminat istemlerinin kabulüne ilişkin kısmının hukuka ve usule uygun olduğu, kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek yasal bir sebebin bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

B- Temyize Konu İdare Mahkemesi Kararının; Maddi Tazminat İstemlerinin Kabulüne İlişkin Kısmının İncelenmesi:
Dosyanın incelenmesinden; Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığının … tarih ve … sayılı yazısında, davacılar murisinin 5434 sayılı Kanun’un 45. maddesine göre 1. derece vazife malulü olarak kabul edilmek suretiyle davacılara ve müteveffanın babasına 15/08/2010 tarihi itibarıyla vazife malullüğü aylığı bağlandığı, davacılardan … ‘ın 17/06/2011 tarihinde … Anadolu Lisesinden mezun olarak 03/08/2011 tarihinde özel bir dershaneye YGS-LYS hazırlık dersleri almak amacıyla kaydolduğu, … ‘ın ise 2012 Haziran döneminde … Üniversitesi Veterinerlik Fakültesinden mezun olduğu anlaşılmaktadır.

Temyize konu İdare Mahkemesi kararında, Danıştay Onuncu Dairesinin 17/05/2016 tarih ve E:2013/3924, K:2016/2732 sayılı bozma kararına uyularak yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen 27/05/2021 havale tarihli bilirkişi raporunda yer alan, davacılar murisinin 48 yaşında emekliliğe hak kazanacak olmakla birlikte normal şartlarda 60 yaşına (yaş haddine) kadar çalışma hakkı bulunduğundan 60 yaşında emekli olması durumunda davacı eşin 709.142,45 TL; davacı çocuk … ‘ın 97.893,47 TL, … ‘ın ise 20.537,55 TL destekten yoksun kalma zararının bulunduğuna ilişkin değerlendirme ve hesaplamalar ile miktar artırım dilekçesi esas alınarak davacıların maddi tazminat istemlerinin kabulüne karar verilmiştir.
Öncelikle; İdare Mahkemesince her ne kadar davacıların maddi tazminat istemleri 09/06/2021 tarihli miktar artırım dilekçesi de dikkate alınarak toplam 827.573,47 TL olarak belirtilmiş ve davanın kabulü yönünde hüküm kurulmuşsa da, dava dilekçesinde davacıların maddi tazminat istemlerinin ayrı ayrı belirtildiği, buna göre davacı … ‘ın 50.000,00 TL, … ‘ın 35.000,00 TL, … ‘ın ise 25.000,00 TL maddi tazminat isteminin bulunduğu, 09/06/2021 tarihli miktar artırım dilekçesinde … ‘ın maddi tazminat isteminin 709.142,45 TL’ye, … ‘ın maddi tazminat isteminin ise 97.893,47 TL’ye artırıldığı, diğer davacı … ‘ın maddi tazminat isteminin ise 20.537,55 TL’ye düşürüldüğü ve toplam maddi tazminat isteminin 827.573,47 TL olarak belirtildiği görülmektedir.
2577 sayılı İdari Yargılama Kanunu’nun 16. maddesinin 4. fıkrası uyarınca, tam yargı davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktarın, süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin nihai karar verilinceye kadar, harcı ödenmek suretiyle bir defaya mahsus olmak üzere artırılabilmesi mümkün olmakla birlikte dava dilekçesinde belirtilen miktarın düşürülmesi mümkün değildir.
Bu itibarla; İdare Mahkemesince davacı … ‘ın maddi tazminat istemi bakımından 09/06/2021 tarihli miktar artırım dilekçesinde belirtilen tutarın değil, dava dilekçesinde belirtilen tutarın esas alınması gerekmektedir.
Öte yandan; İdare Mahkemesince, Dairemizin 03/04/2014 tarih ve E:2013/3712, K:2014/2102 sayılı bozma kararına uyulmuş ve davacıların uğradıklarını ileri sürdükleri maddi zararın tespiti amacıyla dosya üzerinden bilirkişi incelemesi yaptırılmışsa da, bu inceleme sonucunda hazırlanan ve hükme esas alınan 27/05/2021 havale tarihli bilirkişi raporunun; davacılara 5434 sayılı Kanun uyarınca 15/08/2010 tarihinden itibaren bağlanan 1. derece vazife malullüğü aylığının dikkate alınmamış olması, rapor tarihi itibarıyla bilinen döneme ilişkin emsal müze araştırmacısı maaşlarının değil müteveffanın vefat ettiği tarihteki aylık gelirinin asgari ücrete oranı üzerinden hesaplanan aylık tutarının hesaba esas alınması, müteveffa … ‘ın dava dışı anne ve babasının destek paylarının hesaplanmamış olması ve rapor tarihi itibarıyla davacı … ‘ın yüksek öğrenim görüp görmediği belirlenebilir olmasına rağmen bu husus incelenmeden anılan davacının ölüm olayının gerçekleştiği 27/07/2010 tarihinde lise öğrencisi olması nedeniyle yüksek öğrenim gördüğü varsayılarak hesaplama yapılmış olması nedenleriyle hükme esas alınması mümkün değildir.
Buna göre; davacıların uğradıklarını ileri sürdükleri destekten yoksun kalma zararlarının belirlenebilmesi için bilirkişi tarafından aşağıda belirtilen şekilde hesaplama yapılması gerekmektedir.
Aktif dönemde işlemiş dönem zararı, desteğin ölüm tarihinden bilirkişi raporunun düzenlendiği tarihe kadar olan dönemi ifade eder. Bu dönemde, desteğin emsali kamu görevlisinin (müze araştırmacısının) aylar itibariyle aldığı görev aylıkları ile SGK tarafından davacılara bağlanan ve aylar itibariyle ödenen vazife malullüğü aylıkları dikkate alınarak, desteğin görev aylığı üzerinden her bir davacıya ayıracağı destek tutarı ile SGK tarafından her bir davacıya bağlanan vazife malullüğü aylık tutarı arasındaki fark, davacıların destek zararını oluşturmaktadır. Bu dönemdeki zarar kalemlerinin -fiilen gerçekleşmiş olması nedeniyle- peşin sermaye değerinin hesaplanmayacağı da dikkate alınmalıdır.
Aktif dönemde işleyecek dönem zararı, bilirkişi raporunun düzenlendiği tarihten desteğin yasal emeklilik yaşını dolduracağı tarihe kadar olan dönemi ifade eder. Bu dönemde de, desteğin emsali kamu görevlisinin (müze araştırmacısının) aylar itibariyle alabileceği görev aylıkları ile SGK tarafından davacılara bağlanan ve aylar itibariyle ödenecek vazife malullüğü aylıkları dikkate alınarak, desteğin görev aylığı üzerinden her bir davacıya ayıracağı destek tutarı ile SGK tarafından her bir davacıya bağlanan vazife malullüğü aylık tutarı arasındaki fark, davacıların destekten yoksun kalma zararını oluşturmaktadır. Bu dönemdeki zarar kalemlerinin -fiilen gerçekleşmemiş olması nedeniyle- peşin sermaye değerinin (her yıl %10 artırılmak ve %10 iskontoya tabi tutulmak suretiyle 1/kn formülü uygulanarak) dikkate alınması gerekmektedir.
Pasif dönem zararı, desteğin yasal emeklilik yaşını tamamladığı tarih ile TRH 2010 tablosuna göre belirlenecek muhtemel ömrünün sonuna kadar olan dönemi ifade eder. Bu dönemde, yasal emeklilik yaşını tamamladığı ve yasal emekli olma koşullarına sahip olduğu farz edilen desteğin alacağı emekli aylıkları ile SGK tarafından davacılara bağlanan ve aylar itibariyle ödenecek vazife malullüğü aylıkları dikkate alanarak, desteğin emekli aylığı üzerinden her bir davacıya ayıracağı destek tutarı ile SGK tarafından her bir davacıya bağlanan vazife malullüğü aylık tutarı arasındaki fark, davacıların destek zararını oluşturmaktadır. Bu dönemdeki zarar kalemlerinin -fiilen gerçekleşmemiş olması nedeniyle- peşin sermaye değerlerinin (her yıl %10 artırılmak ve %10 iskontaya tabi tutulmak suretiyle 1/kn formülü uygulanarak) dikkate alınması gerekmektedir.
Öte yandan, davacılara 5434 sayılı Kanun uyarınca bağlanan vazife malullüğü aylığının yanı sıra ilgili kanunlar uyarınca başkaca herhangi bir ödeme yapıldığının tespit edilmesi halinde, bu ödemenin de Borçlar Kanunu’nun 55. maddesi kapsamında değerlendirilerek tazminat hesabının yapılması, yarar olarak değerlendirilmesi halinde rapor tarihindeki güncel değerinin hesaplanarak zarar tutarından indirilmesi gerektiği, kamu kaynağı kullanılmak suretiyle ve ifa amacı taşıyarak yapılan ödemelerin yarar olarak değerlendirilmesi, kamu kaynağı kullanılmadan ifa amacı taşımaksızın sosyal yardım niteliğinde yapılan ödemelerin ise yarar olarak değerlendirilmemesi gerektiği açıktır.
Ayrıca, yerleşik yargı uygulamalarında, destek yaşasaydı evleninceye kadar gelirinden anne ve babanın her birine %25, evlendikten sonra %16, ilk çocuk olduktan sonra %14, ikinci çocuk olduktan sonra %12,5 oranında pay ayıracağı kabul edilmiş olup, UYAP sistemi üzerinden yapılan sorgulamada davacıların desteği … ‘ın anne ve babasının halen sağ oldukları görülmektedir.
Bu nedenle; davacıların desteği … ‘ın yaşasaydı annesi ve babasına TRH 2010 yaşam tablosuna göre belirlenen yaşam ve destek süreleri içerisinde gelirinden yukarıda belirtildiği oranda pay ayıracağı kabul edilerek destek payları yerleşik içtihatlara uygun olarak yeniden hesaplanmalıdır.
Bilirkişice yeniden yapılacak hesaplamada, davacı eşin medeni durumunda herhangi bir değişiklik olup olmadığına göre evlenme şansı oranı ve destek süresi yeniden belirlenmelidir.
Öte yandan; hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacılardan … ‘ın üniversiteye hazırlık amacıyla dershaneye gittiği anlaşıldığından destek süresi 25 yaşına kadar hesaplanmışsa da, anılan davacının 17/06/2011 tarihinde lise öğrenimini tamamlayarak mezun olmakla birlikte, yüksek öğrenimine devam ettiğine ilişkin olarak dosyada herhangi bir bilgi-belge bulunmamaktadır.
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 3. maddesinin 1. fıkrasının 10 numaralı bendinin (b) alt bendinde, genel sağlık sigortalısının bakmakla yükümlü olduğu kişiler arasında; 18 yaşını, lise ve dengi öğrenim veya 3308 sayılı Meslekî Eğitim Kanununda belirtilen aday çıraklık ve çıraklık eğitimi ile işletmelerde meslekî eğitim görmesi halinde 20 yaşını, yüksek öğrenim görmesi halinde 25 yaşını doldurmamış ve evli olmayan çocukları sayılmış olup; İdare Mahkemesince davacı … ‘ın lise eğitiminin ardından yüksek öğrenim görüp görmediği araştırılarak destekten istifade edeceği sürenin belirlenmesi ve bu süre esas alınarak anılan davacının yoksun kaldığı destek tutarının bilirkişi marifetiyle hesaplatılması gerekmektedir.
Bu durumda, temyize konu İdare Mahkemesi kararının davacıların maddi tazminat istemlerinin kabulüne ilişkin kısmında hukuka uyarlık bulunmamakta olup, İdare Mahkemesince, yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda, yeniden yaptırılacak bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenecek rapora göre davacıların maddi tazminat istemi hakkında yeni bir karar verilmesi gerekmektedir.
Bununla birlikte, temyize konu karar davacılar tarafından temyiz edilmemiş olduğundan, yukarıda belirtilen ilkeler çerçevesinde Mahkemece yaptırılacak olan hesaplama neticesinde, davacılar lehine hükmedilecek olan maddi tazminat tutarının, aleyhe bozma ve hüküm verme yasağı gereği, temyize konu karar ile davacılara ödenmesine karar verilen tutarları (… için 709.142,45 TL, … için 97.893,47 TL ve … için 20.537,55 TL) aşamayacağı da açıktır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalı idarenin temyiz isteminin KISMEN KABULÜNE, KISMEN REDDİNE,
2. Davanın kabulüne ilişkin temyize konu … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının manevi tazminat istemlerinin kabulüne ilişkin kısmının 2577 sayılı Kanun’un 50. maddesinin 4. fıkrası uyarınca ONANMASINA, maddi tazminat istemlerinin kabulüne ilişkin kısmının BOZULMASINA,
3. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
4. 2577 sayılı Kanun’un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesi, 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (on beş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 15/09/2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.