Danıştay 9. Daire Başkanlığı 2020/6122 E. , 2022/3928 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DOKUZUNCU DAİRE
Esas No : 2020/6122
Karar No : 2022/3928
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : …Vergi Dairesi Başkanlığı – …
(…Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Davacı adına tefecilik faaliyetinden elde ettiği geliri kayıt ve beyan dışı bıraktığından bahisle takdir komisyonu kararına dayanılarak 2013/Ocak, Mayıs dönemleri için re’sen tarh edilen katma değer vergisi ve bu vergi üzerinden kesilen bir kat vergi ziyaı cezasının kaldırılması istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: …Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; davalı idarece, takdir komisyonuna sevk tarihinde 213 sayılı Kanunun 30. maddesinde sayılan re’sen takdir nedeni bulunduğunun somut olarak ortaya konulmamasına rağmen, davacının 22/11/2018 tarihinde takdir komisyonuna sevk edildiği, tarh zamanaşımını durdurmak amacıyla takdire sevk edilerek, takdir komisyonu kararı uyarınca herhangi bir inceleme yapılmadan, takdire sevk işleminden sonra düzenlenen vergi inceleme raporu ve vergi tekniği raporunda belirtilen rakamlar üzerinden tarhiyat yapıldığı, dolayısıyla da bulunan matrah farkının takdir komisyonu marifetiyle değil inceleme elemanınca ve vergi inceleme raporu doğrultusunda yapıldığının kabulü gerektiği, bu haliyle takdire sevk işleminin tarh zamanaşımını durdurmasına hukuken olanak bulunmadığı, bir başka ifadeyle 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 114/2 maddesinde yer alan takdir komisyonuna başvurulmasının zamanaşımını durduracağına ilişkin düzenlemenin, dava konusu olayda olduğu gibi idarelere sırf zamanaşımını durdurmak için takdir komisyonuna başvurma yetkisi yetkisi veren bir düzenleme olmadığı, buna göre vergi alacağının doğduğu takvim yılını takip eden yılın başından başlayarak beş yıl içinde ve en geç 31/12/2018 tarihine kadar tarh ve mükellefe tebliğ edilmesi gerekirken, bu süre geçirildikten sonra yapılan ve davacıya tebliğ edilen cezalı tarhiyatta hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu cezalı tarhiyatın kaldırılmasına karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığı gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca davalının istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Takdir komisyonuna sevk işlemi ile tarh zamanaşımı duracağından olayda zamanaşımı bulunmadığı, davacı adına takdir komisyonunca belirlenen matrah üzerinden yapılan cezalı tarhiyatta hukuka aykırılık bulunmadığı iddialarıyla kararın bozulması istenilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY:
Davacı adına tefecilik faaliyetinden elde ettiği geliri kayıt ve beyan dışı bıraktığından bahisle takdir komisyonu kararına dayanılarak 2013/Ocak, Mayıs dönemleri için re’sen tarh edilen katma değer vergisi ve bu vergi üzerinden kesilen bir kat vergi ziyaı cezasının kaldırılması istenilmektedir.
İLGİLİ MEVZUAT:
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun “Re’sen Vergi Tarhı” başlıklı 30. maddesinin 1. fıkrasında; Re’sen vergi tarhı, vergi matrahının tamamen veya kısmen defter, kayıt ve belgelere veya kanuni ölçülere dayanılarak tespitine imkan bulunmayan hallerde, takdir komisyonları tarafından takdir edilen veya vergi incelemesi yapmaya yetkili olanlarca düzenlenmiş vergi inceleme raporlarında belirtilen matrah veya matrah kısmı üzerinden verginin tarh olunmasıdır, şeklinde tanımlanmış, inceleme raporunda bu maddeye göre belirlenen matrah veya matrah farkının, re’sen takdir olunmuş sayılacağı belirtilmiştir.
Anılan Kanunu’nun 113. maddesinde zamanaşımı, süre geçmesi suretiyle vergi alacağının kalkması olarak tanımlanmış ve 114. maddesinin birinci fıkrasında “Vergi alacağının doğduğu takvim yılını takip eden yılın başından başlıyarak beş yıl içinde tarh ve mükellefe tebliğ edilmiyen vergiler zamanaşımına uğrar.” hükmüne yer verilmiş; ikinci fıkrasının, zamanaşımının durma süresinin belirsizliğinin Anayasa’nın 2. maddesinde yer alan hukuk devleti ilkesine aykırı olduğu gerekçesiyle Anayasa Mahkemesinin, 15/10/2009 tarihli ve E:2006/124, K:2009/146 sayılı kararı ile iptal edilmesinden sonra 23/07/2010 tarih ve 6009 sayılı Kanun’un 8. maddesiyle yeniden düzenlenen halinde ise “Şu kadar ki, vergi dairesince matrah takdiri için takdir komisyonuna başvurulması zamanaşımını durdurur. Duran zamanaşımı mezkur komisyon kararının vergi dairesine tevdiini takip eden günden itibaren işlemeye devam eder. Ancak işlemeyen süre her hâl ve takdirde bir yıldan fazla olamaz.” düzenlemelerine yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nda takdir komisyonuna başvurulmasına bağlanan ve Anayasa Mahkemesinin iptal kararından sonra 23/07/2010 tarih ve 6009 sayılı Kanun’un 8. maddesiyle yeniden düzenlenmek suretiyle yürürlük tarihinden sonraki vergilendirme dönemleri için belirlilik ve öngörülebilirlik arz eden hukuki sonuç zamanaşımının durması olduğundan, takdir komisyonuna sevkle tarh zamanaşımının durduğunun kabulü gerekmektedir.
Vergi Mahkemesince, takdire sevk işleminden sonra düzenlenen vergi inceleme raporu ve vergi tekniği raporunda belirtilen rakamlar üzerinden tarhiyat yapıldığı, dolayısıyla bulunan matrah farkının takdir komisyonu marifetiyle değil inceleme elemanınca ve vergi inceleme raporu doğrultusunda yapıldığının kabulü gerektiği, bu haliyle takdire sevk işleminin tarh zamanaşımını durdurmasına hukuken olanak bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ve Bölge İdare Mahkemesince de anılan karara karşı yapılan istinaf başvurusu reddedilmiş ise de; 2013 yılına ilişkin olarak 31/12/2018 tarihinde dolacak olan tarh zamanaşımı süresinin dolmasından önce 22/11/2018 tarihinde yapılan takdire sevk işlemi ile zamanaşımı süresinin durduğu ve duran zamanaşımı süresi içerisinde 24/05/2019 tarihinde düzenlenen vergi tekniği raporu done alınmak suretiyle, 01/07/2019 tarihli takdir komisyonu kararlarıyla matrah takdirinin yapıldığı ve cezalı tarhiyata ilişkin ihbarnamelerin takdir komisyonu karar tarihine göre tarh zamanaşımı süresi içerisinde 16/07/2019 tarihinde tebliğ edildiği görüldüğünden olayda tarh zamanaşımının bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Ayrıca; inceleme devam ederken mükellefin takdir komisyonuna sevk edilmesinde ve takdir komisyonuna sevk tarihinden sonra düzenlenen vergi tekniği raporundaki verilerin, takdir komisyonunca, done olarak kullanılmasında bir engel bulunmamaktadır. Ancak olayda, davalı idarece, takdir komisyonuna sevk tarihi itibarıyla takdire sevk nedeninin somut olarak ortaya koyulamadığı, bu sebeple, mükellef hakkında takdire sevk nedeninin bulunmadığı anlaşıldığından yapılan cezalı tarhiyatta hukuka uyarlık bulunmamıştır.
Bu durumda, yukarıda belirtilen gerekçeyle davayı kabul eden Vergi Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunu reddeden Bölge İdare Mahkemesi kararında sonucu itibarıyla isabetsizlik bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Davalının temyiz isteminin reddine,
2…. Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçeyle ONANMASINA,
3.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın … Vergi Mahkemesine gönderilmesine, 15/09/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.