Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2022/1474 E. , 2022/3892 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2022/1474
Karar No : 2022/3892
DAVACI : …
DAVALI : … Başkanlığı / …
DAVANIN_KONUSU : Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme ve Denetleme Kurumu tarafından tesis edilen … tarih ve … sayılı Sigorta Branşları İçin Öngörülen Minimum Sermaye Tutarlarına İlişkin Genelge’nin iptali istenilmiştir.
DAVACININ İDDİALARI:
Davacı tarafından, dava konusu Genelgenin öncelikle Resmi Gazetede yayımlanmaması nedeniyle iptali gerektiği akabinde sigorta şirketi kurmak için istenilen asgari sermaye tutarlarının kanuna aykırı şekilde fazla oranda artırıldığı, düzenlemenin idari istikrarı bozacak nitelikte olması nedeniyle hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Dava konusu işlem ile davacı arasında hukuken korunabilir, somut, güncel ve meşru bir menfaat ilgisinin bulunmaması nedeniyle davanın ehliyet yönünden reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 14. maddesi uyarınca hazırlanan Tetkik Hakiminin raporu ve sözlü açıklamaları dinlenildikten ve 22/03/2022 tarihli ara kararına verilen cevap incelendikten sonra, davacının yürütmenin durdurulması istemi hakkında bir karar verilmeksizin dava dilekçesi 2577 sayılı Kanun’un 14. maddesinin 3. fıkrasının (c) bendi maddesi yönünden incelenerek gereği görüşüldü:
MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :
Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu Başkanlığı tarafından, … tarih ve … sayılı Sigorta Branşları İçin Öngörülen Minimum Sermaye Tutarlarına İlişkin Genelgenin tesis edilmesinin ardından davacı tarafından söz konusu genelgenin iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.
Dairemizin 22/03/2022 tarihli ara kararıyla davacıdan dava konusu düzenlemenin iptalini isteme hususunda menfaatini ortaya koyacak şekilde açıklama yapılması ayrıca varsa bilgi ve belgelerin sunulması istenilmiştir.
Davacı tarafından 20/06/2022 tarihinde verilen cevapta, dava konusu genelge ile her Türk Vatandaşının sigorta şirketi kurmasını haksız şekilde zorlaştırıldığı, taraf ehliyetinin geniş yorumlanması gerektiği belirtilmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:
USUL YÖNÜNDEN:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “İdari dava türleri ve idari yargı yetkisinin sınırı” başlıklı 2. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, iptal davalarının idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılacağı; “Dilekçeler üzerine ilk inceleme” başlıklı 14. maddesinin 3. fıkrasının (c) bendinde, dava dilekçesinin, davacının dava açma ehliyeti olup olmadığı yönünden inceleneceği; “İlk inceleme üzerine verilecek karar” başlıklı 15. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde, davacının, iptali istenen işlem yönünden dava açma ehliyetinin bulunmadığı anlaşıldığında davanın reddine karar verileceği hükümlerine yer verilmiştir.
İptal davaları, idarenin hukuka uygun davranmasını sağlayan en önemli denetim araçlarından olmakla birlikte her idari işleme karşı herkes tarafından iptal davası açılmasının idari işlemlerde istikrarsızlığa neden olmaması ve idarenin işleyişinin bu yüzden olumsuz etkilenmemesi için dava konusu edilecek işlem ile dava açacak kişi arasında belli ölçüler içinde menfaat ilişkisi bulunmasını öngören yasa koyucu, iptal davaları için menfaat ihlalini, subjektif ehliyet koşulu olarak aramaktadır.
İptal davalarındaki subjektif ehliyet koşulunun, doğrudan doğruya hukuk devletinin yapılandırılması ve sürdürülmesine ilişkin bir sorun olması dolayısıyla, idari işlemlerin hukuka uygunluğunun iptal davası yoluyla denetlenmesini engellemeyecek bir biçimde anlaşılması gerekmektedir.
İptal davasının içtihat ve doktrinde belirlenen hukuki nitelikleri göz önüne alındığında, idari işlemlerin; ancak bu idari işlemle meşru, kişisel ve güncel bir menfaat ilgisi kurulabilenler tarafından iptal davasına konu edilebileceği kabul edilmektedir.
Taraf ilişkisinin kurulması için gerekli olan kişisel, meşru ve güncel bir menfaat ilgisinin varlığı, davanın niteliğine ve özelliğine göre idari yargı yerlerince belirlenmekte, davacının idari işlemle ciddi ve makul, maddi ve manevi bir ilişkisinin, hukuken korunması gereken bir menfaat bağının bulunması dava açma ehliyeti için gerekli sayılmaktadır.
Bu bağlamda, davacının sırf Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmasının, sigortacılık alanına ilişkin düzenleme içeren dava konusu düzenleyici işlem ile davacı arasında güncel, kişisel ve meşru bir menfaat ilişkisinin bulunduğunun kabulü anlamına gelmeyeceği, davanın ehliyet yönünden reddi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1- Davanın EHLİYET YÖNÜNDEN REDDİNE,
2- Yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3- Kullanılmayan … TL yürütmenin durdurulması harcı ile artan posta ücretinin isteği halinde davacıya iadesine,
4- Bu kararın tebliğini izleyen günden itibaren 30 (otuz) gün içinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 15/09/2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.